Haber Merkezi

28/08/14

İlişkileri zehirleyen başbakan

 

Alon Liel

Kaynak: i24

Ahmet Davutoğlunu bundan tam on sene önce tanıdım. Istanbuılda yapılan bir Avrupa parlamentosu toplantısına başkanlık yapıyordu. Davutoğlu toplantıda kibardi,  sıcakti, ve tam Gazzeden gelmiş bir Filistin temsilcisi gibi davraniyordu. Toplantı sonunda el sıkıştık, bana kartını verdi ve temasta olmaya söz verdik.

Birkaç gün sonra arkadaş olamıyacağımızı anladım.

Türk arkadaşlarım bana Davutoğlu’nun Yeruşalayimi ziyaret edeceğini söylediler.  Bana ziyaretini bildirmediği için tabiki kızmaya hakkım yoktu, fakat  ilgimi çekti ve araştırdım. Dışişleri bakanlığına telefon ettim, onların da bu ziyaretten haberleri yoktu. Tel Avivdeki Türk elçiliği bile Davutoğlunun Yeruşalayimi ziyaret ettiğini bilmiyordu. Nihayet Türk dostlarım bana Davutoğlunun Hacca giderken El Aksa’da dua etmek için Yeruşalayime geldiğini bildirdiler.

O günlerde iki ülke arasındaki ilişkiler hala yolundaydı, ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüksek bir görevlisinin Yeruşalayime gelip İsrailli meslekdaşlarıyla bir  araya gelmemesi hayret vericiydi. Son on senede Türk İsrail ilişkilerinde yaşanan feci olayların yanında bu hikaye tabiki önemsiz, fakat zamanında endişe verici bir gelişmeydi.

Bildiğimiz gibi en kötü senaryo gerçekleşti. İsrail ile Türkiye ilişkileri 90 lı senelerin yakın ilişkilerinden iz bırakmıyacak şekilde koptular.  Tanıştığımızdan beri geçen bu on yılda, İsrail Türk ilişkilerini bozmak için hazırlanan ve sıcak servis yapılan zehiri hazırlayanın Erdoğan değil Davutoğlu olduğunu düşündüm. Konya menşeli (Anadolunun dindar başşehri, ve Davutoğlunun şehri) bu zehir,  Ankara ve İstanbuldaki politik çevrelerde daha önce tanımadığımız bir zehirdi.

Konyadan gelen bu zehri sadece Necmettin Erbakan, o da  1970 lerde islami parti başkanı ve Konya milletekili olduğu yıllarda yaydı. Erbakan zamanında antisemitizmini açık olarak Milli Gazetede ifşa eden yegane Türk politikacısıydı. 1980 askeri darbesinde Erbakan Türk politikasından geçici olarak ayrıldı ve bundan sonraki 20 sene içerisinde zehirli politikası pek duyulmadı. Türk politikasına bu zehiri tekrar taşıyan Davutoğludur.

Davutoğlunun 2003 te sahneye çıkmasından önce de arada bir Erdoğanın Filistin yanlısı fikirleri duyulurdu fakat bunlar daha İsraile karşı bariz nefret, ve yeni politik stratejinin gerektirdiği antisemit söylevler değildi.

Devlet politika sahnesine çıkmadan Erdoğan İstanbul belediye başkanıydı ve Yahudi cemaatıyla sıkı ilişkiler içindeydi. Cemaate karşı davranışında nefretin aksine, çok iyi ilişkiler içindeydi. Cemaat yetkilileri onu o kadar takdir ederlerdi ki, onlardan şahsen birkaç kere “Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa biz güvencede oluruz” lafını duydum. Fakat Konyada hiçbir zaman büyük bir Yahudi cemaatı oluşmadı. Bu şehrin radikal İslamın merkezi olduğunu, İsrail ve Yahudilere  sempatisi olmadığını da biliyoruz.  Bu bakımdan Davutoğlu sadece büyüdüğü şehri temsil etmiyor,  Türkiyenin Orta doğudaki tüm sorunlarının kaynağının İsrail ile olan bağlantısı olduğu doktrininide ortaya koyup savunuyor. Tamamen temelsiz olan bu tez, Erdoğan tarafından Davutoğlunun başlangıçta yapamadığı kadar coşkuyla benimsendi.

Davutoğlunun AKP başkanı ve başbakan olması İsrail Türkiye ilişkilerinin harabelerine bile büyük darbe. İsrailin tüm sorunların  kaynağı olduğu üzerine kurduğu dış politikası, Türkiyeyi Orta Doğuda epey zayıflattı. Zaten Davutoğlu başarılarından dolayı değil, Erdoğana sadakatinden seçildi.

Tek ümit Davutoğlunun bu taviz vermez karakteri on ay sonra yapılacak olan genel seçimlere bile kalmadan (7 Haziran 2015) azline neden olur. Bu gerçekleşmezse parti başkanı olarak gireceği seçimlerde AKP nin ilk defa başarısız olmasını ümit etmek lazım.

Alon Liel, Türkiyede ticari ataşe, Atlanta konsülü ve Güney Afrika elçisi görevlerine bulundu. Ehud Barak döneminde Dışişleri bakanlığı müsteşarlığı yaptı. Türkiye üzerine pek çok kitabın yazarıdır.

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
canilecanan
13/09/14 02:00
Bu düşüncelerin sahibi olan kişi sanırım ya Konya'nın Türkiye toprakları içinde olduğunu bilmiyor ya da onun kafasındaki Türkiye aslında başka bir Türkiye. Bir grup insanın toplum üzerinde baskıcı ve egemen olduğu, zorba bir yönetim biçimi ile yakın ilişkileri "Türkiye ile dostluk" olarak değerlendirmiş... / Yazar olayların tarihlerini not düşmediği, sadece "yaklaşık on sene önce" diyerek başladığı için tarih sıralamasını kestiremiyoruz. Davutoğlu'nun İsrailli meslekdaşlarını haberdar etmeden Kudüs'ü ziyaret etmesindeki inceliği gören bir kişi, acaba Danny Ayalon'un başrollerde olduğu koltuk mevzusu hakkında ne düşünüyordur? "Kudüs'te Mescid i Aksa'da namaz kılmak" denince zıplayan insanlar "Konya'dan gelen zehir"den bahsediyor. Ahmet Davutoğlu'nun hayalci yapısı ve kodları malum. Rahmetli Erbakan hakkında da onlarca eleştiri yapılabilir, ama sapla samanı karıştırmadan.. Zerre kadar bu toprakları ve insanları anlamaya çalışmadan yapılan veya yapıldığı sanılan her eleştiri, aslında gerçek eleştirilerin de İslami kesim ve toplum tarafından savsaklanmasına sebep oluyor.

Haber Merkezi