Haber Merkezi

21/08/14

Türkiye Hamas ilişkileri

 

                  Başbakan Erdoğan'dan önemli açıklamalar

 

Kaynak : Haaretz

Zvi Barel

Recep Tayyip Erdoğanın Gazze operasyonu sırasında İsraile ettiği iftiralara İsrail dışişleri bakanı Lieberman  “Goebbels’in yolundan yürüyor” deyip sonra susmayı tercih etmişti. İsrailin bu ilk salvodan sonra susmasını sebebi, Erdoğana karşı  söyleyenecek her lafın 10 Ağustos seçimlerinde Erdoğana daha çok oy kazandırabileceğiydi. Erdoğanın İsrail politikasının seçim zaferinde ne kadar rol oynadığı bilinmez, fakat Türkiyenin Ortadoğu politikasındaki fiyaskonun büyüklüğü bir ölçekse, herhalde pek rol oynamamıştır.

İsrail ikinci salvoyu geçtiğimiz Pazartesi günü attı: Shin Bet (Şabak) İç güvenlik teşkilatı, terör eylemleri ve Filistin Yönetimini devirme planları yapan 93 Hamas mensubunu tutukladı. Şabak bu şebekenin elebaşısı ve finansörünün Saleh Aruri olduğunu açıkladı. Aruri Batı Şeriyada Hamasın askeri kolu İzzeedin el Kassam’ı kuranlardan. 2010’da İsrailden Suriye’ye sınır dışı edilmiş, ve Hamas Suriyeyi terkedince Türkiyeye geçmiş.

Uzun seneler İsrail’de hapiste kalan ve Gilad Şalit'in serbest bırakılma  pazarlıklarında Hamas adına görüşmelere katılan Aruri,  herhalde Türkiyenin misafirperverliğinin tadını çıkartıyor.  Türk yetkililere göre, Aruri Hamas politik büro şefiyle Erdoğan arasındaki aracı rolünde. Ve Arap ülkeleri liderleri de Türkiyeyi ziyaret ettiklerinde bağışlarını arttırmaları maksadıyla görüşmeler düzenliyor.

İsrail Aruri’nin Hamas için nasıl faaliyetlerde olduğunun  senelerdir farkında. Fakat Türkiye ile olan zaten gergin havayı daha germemek için, sınırdışı edilmesi veya İstanbulda oturmamasına için herhangi bir girişimde bulunmadı. Bu konuyu birkaç kez Amerikalılarla konuştular, fakat Amerikalılar, satışı bu hafta kesinleşen 145 orta menzilli roketin satışını tehlikeye düşürmemek için Erdoğan hükümetini kızdırmak istemediler. Normal bir durumda – örneğin İran olsaydı, sadece bu son olay bu ülkeyi Amerikada “terörü destekleyen ülkeler” sınıfına sokardı.

Şabak’in yeni edindiği bilgiler ve  Hamas'ın Türk hükümetiyle yakın ilişkileri, İsraile Amerikanın bir NATO üyesi olan Türkiyeye baskı yapmasına önayak olur mu? Batılı diplomatlar, Hamas terör şebekesinin tutuklanmasını hemen yayınlamanın ardında politik amaçlar vardır diyorlar. Fakat Türkiye Hamas ilişkilerinin terör bağlamında ortaya konulması Avrupa veya ABD nin Türkiye ile ilişkisini değiştirir mi? Yetkililer Amerikanın Iraktaki savaşın gitgide içine girdiğinden ve Suriyedeki askeri operasyonları için Türkiyeye muhtaç olduğundan, Aruri’nin terör ilişkileriyle dünya kamuoyunun dikkatini çekeceği şüpheli.

Aruri, Türkiyeyle Hamas arasında 2008 Dökme Kurşun operasyonu sırasında gelişen ilişkinin sadece bir halkası:  Türkiye Dökme Kurşuna kadar Hamas ile ilişkilerinde İsraili bilgilendirecek kadar hassas davranırken, 2008 bir dönüm noktası oldu.

Operasyondan bir gün önce Olmert Erdoğanın evinde şeref konuğuydu ve Erdoğan Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapıyor, Olmert ve Beşir Esadın kendi aracılığyla konuşmasını sağlıyordu. Aynı zamanda İsrail ordusu Gaze sınırında birikim yapıyordu ve saldırıya geçmek üzereydiler.

O toplantıda buluna bir yetkiliye göre, Erdoğan Olmert’e kendisine Haması İsraile saldırmaktan vaz geçirmek için zaman talebinde bulundu. Olmert te bunu düşüneceğini ve fazla gecikmeden cevap vereceğini söyledi. Aynı yetkiliye göre Olmert İsraile döndükten sonra Erdoğan onu aramış, fakat zamanın başbakanı Olmert Erdoğana cevap vermemiş. Erdoğanın bu konudaki kararını etkilemesini istemediği açıkça görülmüş. Hemen arkasından Dökme Kurşun operasyonu başlamış ve Erdoğanda kantarın topuz kaçmış.

Aylar sonra 2009 Davos ekonomik forumunda Erdoğan kendisini daha fazla tutamıyarak, Peresle beraber katıldığı canlı televizyon programında mikrofonunu atarak salonu terketmişti.

Türk yetkililer, Erdoğanın bu olaylardan sonra Hamas ile işbirliğini arttırmayı ve İsrailin canını acıtmaya karar verdiğini söylüyorlar. Fakat Erdoğanı kızdıran sadece Olmert değildi. Türkiye İsrail ile Filistin arasındaki diplomatik girişimlere de davet edilmemişti. Arabulucu olmayı düşündüğü halde bu rol, Erdoğanla arası kötüden de kötü olan Mısır başkanı Mübarek’e verilimişti.

Erdoğan, Dışişleri bakanı Davutoğlu tarafından geliştilien “komşularla sıfır sorun” politikasını benimsedi. Suriyede Esadla çok yakınlaştı, İranla ilişkileri geliştirdi. Fakat bu ülkeler de onu Filistin konusunda desteklemediler. Sonuç olarak, İrana benzer bir politika yürütmeye başladı: Diplomasiyle etkili olamıyorsan, örgütler vasıtasıyla etkili olmayı dene.

Dökme Kurşun operasyonu ve Davos gösterisinden bir sene sonra, Mavi Marmara olayı patladı. Türkiyeden maddi yardım almamış olsa bile, bu girişim Gazze ablukasını kırmayı amaç edinmiş olan Türk hükümetinden her türlü desteği gördü. Olada hayatını kaybeden dokuz Türk vatandaşı Erdoğanı Gazze kahramanı yaptı. Netanyahu’nun üç sene sonra – veya üç sene geciken – özürü ve İsrailin tazminat vermeyi kabul etmesi, Türkiyenin ablukayı diplomatik yollardan kaldırma talebi karşısında yeterli olmadı.

Suriyedeki yaptıkları katliamlar nedeniyel Hamas 2012 de Suriye hükümetiyle ilişkisini keserek Suriyeden çıkmak zorunda kaldı. Örgütün büyük mali sorunları vardı. Suriyeden kopmak aynı zamanda her sene Hamas’a yüzlerce milyon dolarlık yardım eden İran’dan da kopmaktı. O sene Mısırda Müslüman Kardeşler iktidardaydı, fakat İhvanla iyi ilişkiler, veher nekadar aynı ideolojide olsa bile, ideoloji maddi yardım yerine geçmiyordu, çünkü Mısır’ın kasası boştu.

Diplomasi yerine örgütlerler etkili olmayı tercih eden diğer bir ülke Katar Hamsın yardımına koştu:  Fahiş miktarlarda yardımlar yaparak gerek Gazzenin altyapsını, gerekse Hamas hükümetini kuvvetlendirdi. Kasım 2012de Katar emiri Hamad al Tani Gazzeye krallara layık bir ziyaret yaparak 400 milyon dolar yardım vaadetti. Onu karşılayanlar arasında Türkiyeden özel olarak bu ziyaret için gelen Salah Aruri de vardı.

Türkiye, daha ufak bir yardımla yetindi: 2012 ve 2013 te Türkiye Hamasın senelik bir milyar dolarlılk bütçesi yanında mütevazi bir 300 milyon dolar yardım etti. 2103 sonunda Türkiyeden akan paranın musluğu birden kapandı. Halid Meşal, Hamasın maliyecisiyle Türkiyeyi ziyaret etti. Bu ziyaret sonucu Meşal o zamana kadar ödenmemiş tüm yardımları, ve ek yardımlar sözü aldı.

Türkiye, yardımlarını devamı olarak Gazzeyi eski haline döndürmek için gereken fonun bir kısmını karşılamayı, ve bu fonla bir hastane ve diğer inşaatlar yapmayı kabul ediyor.  Sorun, yatırımları kontrol eden Hamas değil, Erdoğandan pek haz etmeyen Filistin Yönetimi başkanı Mahmut Abbas olacak.

Erdoğan da Abbası – Sisi kadar değilse bile – pek sevmiyor. Fakat gerek Mısır başkanı Sisi, gerekse Abbas, Erdoğanı sadece Türkiye Cumhurbaşkanı ve Müslüman Kardeşlerle ilişkileri olan bir İslami hareket temsilcisi olarak değil, aynı zamanda Hamasla ilişkisinin Arap diplomasisinin ahenkli bir şekilde yürümesinin engeli olarak görüyorlar.

Türkiye Mısırda resmen kötü adam ilan edildi. Bu ülkedeki durumu Katar’ınkine benziyor. Sisi ile bir ittifağa giren Abbas ise, Mısırdan değişik bir politika izleyip gerek Mısır gerekse Suudi Arabistanla ters düşmek istemiyor.

Sonuç olarak, İsrail Hamas ateşkes görüşmelerinde bile Türkiye dışarıda kaldı. Eğer Hamas ve İsrail uzun süreli bir ateşkes anlaşması yapar, İsrail Filistin Yönetimiyle Gazzenin yeniden inşası konusunda anlaşırlarsa, Türkiye gerek finansör gerekse sivil altyapı çalışmalarında rol oynayabilecek. Fakat bunları yapacak tek ülke olmayacak. Etkili olabilmek için Mısırın işbirliği, aynı zamanda Arap ve Avrupa ülkeleriyle de rekabete girmesi gerekecek. Gazzeyi inşa etmeyi ne Araplar ne de Avrupa Erdoğana teslim etmez.

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
ALi
22/08/14 03:44
Bugün Türkiyede ve Türkiye halki arasinda yahudi ,musevi,ve israil düsmanligi en kolay oy toplama yolu bütün siyasi partiler arasinda..akp si,chp si, birak kürt partisinde bile israile küfür var her gün..Türkiyedeki israil düsmanligi gazzedeki filistinlilerden bile cok daha yüksek orandadir,,rte ve cetesi akp birine küfür ederlerken bile dinlleme kayitlarinda bile var yahudi pici diyor rte savas sartlari olsa Türkiyedeki son kalan musevileride gazlan bile degil odun atesi ile yakar bu cete...

Haber Merkezi