Haber Merkezi

04/02/12

GAZ'I ALAN UCUYOR

GAZ'I ALAN UÇUYOR

 

Kitabı Türkçe’ye çevrilen bir yazar, Paul Auster, tutuklu gazeteci sayısının çokluğu sebebiyle Türkiye’ye gitmem diyor.   Gazeteci   Nagehan Alçı’nın secerecilik damarı kabarıyor , Auster’in Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimden etkilendiğini söyleyip hemen yazarın Yahudi kimliğini ortaya atıyor : "Yahudi olmasının bu eleştirilerde önemli payı var diye düşünüyorum"  !

 

Bizler, hayırdır inşallah, kel alaka, Türkiye’yi bu konuda eleştiren o kadar örgüt var diye düşünüp, Nagehan hanımın bu garip, tamamiyle konu dışı ve ırkçı bağlantısını anlamaya çalışırken, ortaya gene damdan düşme yeni bir bomba atılıyor.  

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin koca Başbakanı Auster’e, ‘Gelsen ne olur, gelmesen ne olur?, diye çıkışarak Nagehan Hanımla aynı istikamette fakat ondan daha « ustaca » bir cevap veriyor :

 

"Bu yazar en son 2010'da İsrail'e gitmiş. Güya İsrail demokrat, laik, insan hak ve hürriyetlerinin sınırsız olduğu bir ülke. Sen ne cahil bir adamsın. İsrail tam bir din devleti. Gazze'de bombalar yağdıran bunlar değil mi?"

 

Paul Auster, Kopenhag Üniversitesi’nden kendisine verilen onursal üyeliği almak için Danimarka’ya, saygın Prince of Asturias ödülünü almak için İspanya’ya, Liege Üniversitesinden fahri doktorluk ünvanını almak için Belçika’ya, Metropolis ödülü için Kanada’ya, lâyık görüldüğü pek çok değerli ödülü almak için Fransa’ya ... gitti. Auster’in sayısız seyahatlerini sıralamaya gerek yok sanırız.

 

Eğer Sayın Başbakan fikir özgürlüğü ile seyahatler arasında bize anlatamadığı bir ilişki kurduysa, tüm bu seyahatler içinde başka bir ülkeyi seçebilirdi. Mesela Auster’in   üniversiteyi bitirdikten sonra 4 yıl yaşadığı « Fransa’yı » seçebilirdi…

 

Türkiye’de basın özgürlüğü konusu ile bu kadar ülke gezen Auster’in « İsrail » seyahatinin « alakası » nedir ?   Buradaki ustalık, yazarın seceresine diniyle değil de ziyaret ettiği ülkelerden birini seçme yoluyla dokundurma sanatıdır. Bilindiği üzere, kişinin dinine laf etmek nefret suçu kapsamına girer, ve her ne kadar Türkiye’de Yahudilere karşı bu suçu işlemek serbest olsa da, yetkililerin « yasak kelimeyi » kullanmaları yurtdışında imaj zedelenmesine yol açar. Örneğin, pek çok antisemit, önlem alarak, « Kahrolsun Yahudiler » diyeceğine, « Kahrolsun İsrail »   demeyi yeğler ve İsrail halkıyla hiçbir sorunu olmadığını, sadece uzaylılar tarafından seçilen İsrail hükümetine karşı olduklarını eklemeyi de ihmal etmezler.  

 

Başbakanın verdiği cevabın yazarın eleştirisiyle hiçbir mantıksal bağlantısı olmaması hiç mühim değildir, maksat, sapla samanı karıştırmak pahasına da olsa, İsrail’i sövmek için her fırsatı değerlendirmektir.

 

Peki Paul Auster Başbakan’a ne cevap vermiş ?

 

"Başbakan İsrail’le ilgili ne düşünürse düşünsün, gerçek şu ki orada düşünce özgürlüğü var ve ne yazarlar ne de gazeteciler hapiste. (…) Bütün ülkeler kusurludur ve sayısız problemle sarılmıştır sayın Başbakan. Bu ülkelere sizin Türkiyeniz ve benim Amerikam da dahildir. Ama benim bu konuda değişmez görüşüm şudur: Ülkelerimizdeki, bütün ülkelerdeki yaşam şartlarını iyileştirmek için hapis korkusu ve sansür olmadan konuşma ve yayınlama özgürlüğü, bütün kadınlar ve bütün erkekler için kutsal bir haktır."

 

Ne kadar efendice, kibar bir uslupla konuşmuş.

İyi ki de böyle yapmış.

Ya o da sinirlenip « Sen Libya’ya ödülünü almaya gittin » deseydi ?

Veya « Davos’a gitsen ne olur, gitmesen ne olur » deseydi ?

 

***

 

Her defasında olduğu gibi, gene yetkililerden aldıkları yüzle gaza gelenlerden biri, ne dindar, ne de görünürde bir İsrail aşığı olmayan ve «benim dinim demokrasidir» (1) diyen Auster hakkında, kızının çıplak fotoğrafının bir dergiye kapak olduğunu yazarken (2), «  Paul Auster’i ulusalcı faşolar mı kandırdı? » diye başlık atan bir diğeri, « … Auster Yahudi asıllı bir Amerikalıdır. Auster’in Türkiye öfkesi, İsrail hassasiyetinden de kaynaklanmış olabilir » (3) demiş. Bir başkası da bakın neler yazıyor :

 

« Hükümeti " yurtdışından vurma " çabası yeni değil. Operasyon uzun süredir devam ediyor. Paul Auster sadece son halka. Devamı da gelecektir.

Tek ekip onlar değil, başkaları da var elbette ama operasyonun merkezinde " İsrail lobisi " bulunuyor. Kemalistler, Ergenekon dostları, kimi sermayedarlar bu lobi ile işbirliği yapıyor.
Yazarlar ve akademisyenler işte bu şebeke üzerinden konuşturuluyor. Yazara önce birkaç saptırılmış bilgi veriyorlar. Sonra da bunun üzerine yorum yapmasını istiyorlar. Emir-komutayla değil elbette, tatlı tatlı okşayarak!


Türkiye'de olup bitenleri bilmeyen Batılı yazar da... Yüz gazetecinin hapiste olduğunu öğrendiği an dehşete düşüyor... Çünkü Batı'da gazeteci maskesi takarak, yardım ve yataklık edilecek darbe tezgâhları ya da şiddet örgütleri olmadığından... Türkiye'deki gazetecilerin, haber ve yorumları yüzünden içeri düştüğünü sanıyor.


Tabii bunları söylerken yazarın " iyi niyetli " olduğunu varsayıyoruz. Dönen dolaplar anlatılırsa, fikrini değiştireceğini sanıyoruz.

Halbuki yazar, ağa düşmüş bir saftirik değil, şebekenin paydaşı aslında... Mesela Paul Auster, böyle laflar etmeye dünden hazır.

İnternetteki Wikipedia özgeçmişinde yer alan üç fotoğraftan birinde Şimon Peres ile el sıkışıyor. Hemen yanında Salman Ruşdi var. Ne ekip ama! » (4)

 

***

 

Tabii bunlar daha başlangıç…

Sosyal sitelerdeki mesajları   ve bazı okuyucu yorumlarını   hic sormayin daha iyi.

Böyle büyük bir başarıya ne diyelim, tebrikler !

 

***

 

Seçici secerecilik

 

Fransa’da "soykırımı inkar" tasarısını şiddetle eleştiren iki ünlü ve saygın kişi var. Bu kişilerin adlarına Türk gazetelerindeki soykırım kanunuyla ilgili makalelerde sık sık rastlıyoruz. Bunlar, Fransa eski Anayasa Mahkemesi Başkanı , Fransa’da ölüm cezasını kaldıran eski Adalet Bakanı, Galatasaray Üniversitesi’nin, kuruluşundan bu yana sadece beş kez verdiği Fahri Doktor   unvanlarından altıncısını verdiği ünlü hukukçu Profesör Robert Badinter   ve Fransa’nın önde gelen tarihçilerinden Pierre Nora .

 

Türk medyasından bu kişilerle ilgili bazı alıntılar :

 

- Huffington Post için kaleme aldığı makalesinde, Robert Badinter bakın ne yazmış :

« Kendilerini tarihçilerin ve yargıçların yerine koyup bir asır önce Anadolu’da bir soykırım yaşanıp yaşanmadığını belirlemek Fransız vekillere kalmamıştır… "Bu açıdan Fransa parlamentosunun hiçbir yetkisi yoktur ve kendisini evrensel bir yargıç olarak atayamaz. Türkler, özellikle Ortadoğu’da büyük bir rol oynayan büyük bir halk. Tarihleriyle gurur duyuyorlar. Türk yetkililere diğer Avrupa devletlerinin yaptığı gibi tarihlerini gözden geçirmeleri çağrısı yapabiliriz. Ancak dostumuz olan Türk devletini Osmanlı atalarının yerine kınamak ve bu kınamayı yasalaştırmak acıları azaltmaktan çok artırır. Türkiye anayasası, meclise başka ülkelerin tarihiyle ilgili kararlar alma yetkisi veriyorsa, kendimizi eski kolonilerde özellikle de Cezayir’de işlenen insanlık suçlarıyla ilgili suçlanmaya hazırlayalım." (5)

 

-   « Fransa'da Türkiye'nin önemli dostlarının bulunduğuna dikkati çeken [Emekli Büyükelçi] Sanberk, "Birincisi Dışişleri Bakanı Alain Juppe var. O önemli birisi. Yine tarihçi Pierre Nora , o da çok önemli bir kişi" diye konuştu. Sanberk, Türkiye'nin dostları arasında en önemlisinin Anayasa Komisyonu Başkanı Robert Badinter'in olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu adam en iyi hukukçulardan biri olarak kabul ediliyor. Adalet Bakanlığı yapmış çok saygın bir kişi. Açıkça söyledi, dedik ki 'Bu yasa çıkarsa Anayasa'ya aykırı bir karar çıkmış olur' dedi. Şimdi tabi bu böyle söyleyince etkisi fazla oluyor ." » (6)

 

- « Tarihe Özgürlük Derneği başkanı Pierre Nora , Fransa “Tarihe ilişkin yasa sporu yapıyor” ve bunu “İnsan Hakları adına yapmasının daha da trajik olduğunu” belirtiyor. » (7)

 

- « Fransa’nın bu konuda Ermeni yasası için çaba gösterdiğine dikkat çeken fransız tarihçi Pierre Nora ,  ‘Amaç seçim ve politik faydalanma , Sarkozy ,bu sekilde ,Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olmasını engellemek istiyor’ dedi. (…) ‘Fransa’nın bu yasa tasarını kabul etmesi durumunda  o zaman Amerikalı’ların Kızıldereli’lere, Çinli’lerin Tibet’lilere yaptıklarına da karşı çıkması gerekir ‘dedi. »(8)

 

- «  Robert Badinter , “Fransız Parlamentosu, kendisini dünya tarihi mahkemesi olarak tesis ederek, hiçbir Fransız’ın kurban veya cellat olarak yer almamasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu makamlarınca bir asır önce soykırımı işlediklerini ilan edebilir mi? Fransız Parlamentosu, Anayasa’dan tarih yapmak için yetki almadı. Bu görev, tarihçilere ve sadece tarihçilere aittir ” sözlerini kullandı. » (9)

 

Şimdi bu yasayı iptal ettirmek için Fransız senatörler Anayasa Konseyine başvurdular. Bu habere Başbakan Erdoğan, «  Fransa'daki siyasetçilere yakışan buydu » demiş ve şükranlarını ifade etmiş.

 

  « Anayasa Mahkemesi 30 gün içinde yasayı ya değiştirecek ya da tamamen iptal edecek. Paris kulislerinde Anaysa Mahkemesi’nin kararı kesinlikle geri çevireceği konuşuluyor. Ülkenin en ünlü anayasa hukukçusu Robert Badinter’in yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu savunması buna kanıt olarak gösteriliyor.

(…) anayasa konusundaki açıklamaları ülkede tartışmasız kabul edilen Badinter ’in tezindeki en can alıcı nokta Fransa meclisinin 2001 yılında Ermeni soykırımını tanıdığı yasayla ilgili... Badinter ’e göre son çıkarılan yasa, 2001 yasasıyla birlikte incelenecek ve büyük ihtimalle her ikisi de iptal edilecek. » (10)

 

***

 

Badinter de Badinter…

Nora da Nora…

Biri Süper tarihçi, diğeri Ünlü hukukçu.

İkisi de yere göğe sığdırılamıyor.

İkisi de Yahudi

Peki ya secerecilik tellalarına ne oldu ?

TIK.

Yahudi olmayan Sarkozy’yi bile Yahudi yapanların dilleri tutuldu.

Çıt yok.

Aslında doğrusu da budur.

Tarih ve hukuk adına çaba sarfeden bu kişiler için, ‘şu Yahudiler sağolsun, belki uğraşları sayesinde bu yasa iptal olacak’ demelerini hiç kimse beklemiyor zaten.

 

Ama bir saniye için durumu ters çevirip, bu iki kişinin soykırım yasasını desteklediklerini düşünün.

 

Nefret çığırtkanları, bu iki kalleş Siyonist’i, ve onlarla beraber İsrail’i, meşhur lobileri, lobilerin boyunduruğundaki uluslararası medyayı, tüm Yahudileri ve sülalelerini yerden yere vurmazlar mıydı ?

 

 

Alegresse Delail

 

 

Not : Vatan gazetesindeki makalesine (11)   aşağıdaki notu düşen Sayın Okay Gönensin’e içten teşekkürlerimizi sunarız :

 

« Paul Auster’ın davranışını “Yahudiliğine” bağlamak en basitinden ırkçılıktır. Belki “rating” yapar, alkış bile alır; ama “kin ve nefret söylemi”nin en ucuz örneklerinden birisidir. Bu örnek de medyamızın kara listesine eklenmiştir. »

 

 

 

1- http://www.milliyet.com.tr/2007/02/21/guncel/axgun02.html Milliyet, Yasemın Çongar röportajı, 21 Şubat 2007

2- http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/bekirhazar/2012/02/03/paul-bana-mektup-yazdi  

  Bekir Hazar

3- http://www.stargazete.com/yazar/mehmet-ocaktan/paul-auster-i-ulusalci-fasolar-mi-kandirdi-haber-420490.htm   Mehmet Ocaktan mailto:mocaktan@stargazete.com

4- http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/akoz/2012/02/03/paul-auster-olayi

Emre Aköz

5- http://www.bagimsizhaberajansi.com/haberler/badinter:-fransiz-vekillere-kalmamistir

6- http://yenisafak.com.tr/Politika/?t=24.01.2012&i=363624

7- http://www.ulusalbakis.com/tarihci-pierre-nora-ile-patrick-deveciyan-cekismesi.html/

8- http://www.icakiroglu.gen.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=458:fransa-akademisi-ueyesi-ve-tarihci-pierre-nora-ermeni-yasas-icin--amac-secim-ve-politik-faydalanma-sarkozy-bu-sekilde-tuerkiyenin-avrupa-birliine-aday-olmasn-engellemek-istiyor-dedi&catid=35:haberler&Itemid=55

http://www.liberation.fr/monde/01012379101-il-s-agit-d-eloigner-la-perspective-d-une-candidature-de-la-turquie-a-l-europe

9- http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=1075661

10- http://dunya.milliyet.com.tr/fransa-yla-dostluk-11-bilgenin-elinde/dunya/dunyadetay/01.02.2012/1496385/default.htm

11- http://haber.gazetevatan.com/Haber/428382/1/Gundem

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
yusuf
12/05/12 12:28
Bu yazar en son 2010'da İsrail'e gitmiş. Güya İsrail demokrat, laik, insan hak ve hürriyetlerinin sınırsız olduğu bir ülke. Sen ne cahil bir adamsın. İsrail tam bir din devleti. Gazze'de bombalar yağdıran bunlar değil mi?" sayın başbakanamını söylediğinde bir yanlış varmı?auster denen adam yahudi sermayesi sayesinde biryere gelmiş birisi.neticede yahudiler basında çok büyük pay sahibi onuda biryerlere getirmişler.yıl 1940 lar..almanyada yahudi bir sanatçı bir eser ürettiğinde yahudi eleştirmenler yere göğe sığdıramamzmış ama bir alman sanatçının eseri mükemmelde olsa bin türlü eleştri getirirlermiş.
Alon
27/02/12 23:53
aşağıdaki arkadaş korkudan birde altına kaçırırmış......
Hüsnü
23/02/12 12:39
Yahudi denildimi Korkarim..
MUSA YAHYAOGLU
18/02/12 13:08
Adamin yahudiliginden sana ne Husnu aga ,Senin dinine imanina karisan varmi,
Hüsnü
14/02/12 12:27
Yani Yahudi degilmi???

Haber Merkezi