Haber Merkezi

07/11/11

İRAN DOSYASI'NDA FİNAL ZAMANI MI?

 

İRAN DOSYASI’NDA FİNAL ZAMANI MI?

 

 

DENİZ TANSİ

 

            Kasım ayına girdiğimizden beri, İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili konularda, önemli gelişmeler yaşanıyor. Öncelikle 2 Kasım tarihini bir anımsayalım. Adı geçen tarihte, Britanya genelkurmay başkanı Sir David Richards’ın İsrail’i “gizlice ziyaret ettiği” ortaya çıktı. Jerusalem Post’un Britanya basınının önemli gazetesi Guardian’dan alıntı yaptığı haberinde, Britanya’nın ABD’nin İran’daki “nükleer hedefleri” vurma olasılığı çerçevesinde “pozisyon” aldığını değerlendirildi. Buna göre, Britanya ABD’ye destek vermek için Tomahawk füzeleriyle donanımlı gemi ve denizaltılarını bölgeye sevketme planları yapmaya başladı. İsrail genelkurmay başkanı Benny Gantz’ın “resmi davetlisi” olarak İsrail’e gelen Sir Richards’ın, söz konusu ziyareti “önceden haber vermeden” yapması ise, Jerusalem Post’a adını vermeyen bir yetkilinin yaptığı açıklamada, Britanya genelkurmayının daha önce gerçekleştirdiği “benzer ziyaretler”de de uygulandığı çerçevesinde yorumlandı. (JPost.Com Staff and Yaakov Lappin, “UK speeding up planning for potential Iran attack”,   The Jerusalem Post, November 2, 2011,   http://www.jpost.com/DiplomacyAndPolitics/Article.aspx?ID=244160&R=R1&utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter)    

            4 Kasım’da ise İsrail’de “ılımlı politikacı” olmasıyla bilinen İsrail cumhurbaşkanı Şimon Peres’in “İran için zaman tükeniyor” demesi ve İran için geri sayım mekanizmasının başladığı mealindeki yorumları, kuşkuları daha da arttırdı. ( AA, “İran için zaman tükeniyor”, Hürriyet, 4 Kasım 2011, http://www.hurriyet.com.tr/planet/19171804.asp )

            Financial Times ise, Reuters’den aktardığı enformasyonlarda, İran’ın “nükleer silah” çalışmaları konusundaki hassasiyetin, BM gözlemcilerinin “uydu fotoğrafları” çerçevesindeki teknik analizlerinden kaynaklandığını ortaya koydu. İddialara göre, 7 Kasım’da başlayan haftada, BM’ye sunulacak raporda, BM Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), topladığı uydu fotoğraflarda, nükleer silahlar için kullanılacak yüksek patlayıcıların testinin, geniş bir çelik konteynerin içinde gerçekleştirildiğini tesbit etti. Tahran’a yakın bir yerleşim yeri olan Parçin’de, iddiaya neden olan faaliyetlerin yürütüldüğü, UAEK yetkilileri tarafından belirtilirken, aynı yetkililer, UAEK’in, İran’ın bilgisayar ortamında nükleer silah modellemesi yaptığını  raporda ortaya koyacağını ifade ediyor. İran dışişleri bakanı Ali Ekber Salihi ise son iddiaların politik ve temelsiz olduğunu söyledi. Financial Times, nükleer bir eksper’e dayandırdığı değerlendirmede, Tahran’ın güneydoğusunda olan Parçin askeri kompleksinin, 2004’ten beri nükleer silahlar için araştırma, test etme ve üretim yeri olduğunun, uydudan çekilen fotoğraflardan anlaşılabileceğine yer veriyor.  Gazete, “sıcak çatışma”dan ziyade, İran’a yönelik “yeni yaptırımlar” olaslığına işaret ediyor. (James Blitz and agencies, “Iran has nuclear explosive testing facility”, Financial Times, November 6, 2011,    http://www.ft.com/intl/cms/s/0/d981ce22-07ba-11e1-b658-00144feabdc0.html#axzz1cxUNIXyU )   

            Bu arada Haaretz, İsrail ve ABD’nin tarihlerindeki en büyük ve en dikkat çekici ortak askeri tatbikatı yapacağını, bizzat ABD’nin askeri-politik ilişkilerden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı Andrew Shapiro’nun açıklaması üzerinden duyurdu. Her ne kadar Shapiro, söz konusu tatbikatta İsrail’in “kent savaşı” ve “kontr-terörizm” deneyimlerinden yararlanılacağı  üzerinde durduysa da, Shapiro’nun, Obama yönetimine İsrail’le ilgili olumsuz politikaları üzerine geliştirilen eleştirilere karşın, ikili ilişkilerin önceki zamanlardan “daha geniş, daha derin ve daha yoğun” olacağını belirtmesi ve İsrail’e yıllık 3 milyar $’lık ABD desteğinin süreceğini vurgulaması, bölgede İran konusunda en duyarlı ülke olan İsrail açısından stratejik bir anlam taşımaktadır.

(Natasha Mozgovaya, “Israel, US to embark on largest join exercise in allies’ history”, Haaretz, November 5, 2011, http://www.haaretz.com/news/diplomacy-defense/israel-u-s-to-embark-on-largest-joint-exercise-in-allies-history-1.393878 )

Obama’nın 2012’de seçime gireceği anımsanırsa, İsrail’e yönelik siyasetine yine de ihtiyatlı bakmak gerekir.  

            Bu arada, Tahran’a 30 km. mesafede olduğu kaydedilen Parçin askeri kompleksinin uydu fotoğrafları Haaretz tarafından  yayınlandı. (Yossi Melman, “An inside look at the base where Iran is developing nuclear weapons”, Haaretz, November 6, 2011,    http://www.haaretz.com/print-edition/news/an-inside-look-at-the-base-where-iran-is-developing-nuclear-weapons-1.393920 )  

           

 

            Peki tüm bunlar ne anlama geliyor? İran devlet başkanı Ahmedinejad, İran’a karşı bir kampanyanın ve savaş hazırlığının başladığını belirtirken, sürece ne ölçüde hakim olduğu çok tartışmalıdır.   Zira, İran’da Şah döneminde, ABD’nin öncülüğünde 1970’li yılların başından beri süren “nükleer teknoloji çalışmaları”, İslam Cumhuriyeti’nde Rusya’nın desteğiyle  geliştirilmiştir. Ve mollalar için bir devlet politikasıdır.

            9 Haziran 2010’da BM Güvenlik Konseyi’nde İran’ın “uranyum zenginleştirme programı”nda, NPT’ye rağmen ve BM ile sürdürdüğü müzakerelere aykırı faaliyetleri karşısında, “yeni yaptırım” kararları alınmıştı. O dönem BM Güvenlik Konseyi “geçici üyesi” olarak, Mayıs 2010’da İran ve Brezilya’yla birlikte yayınlanan “Tahran deklarasyonu” çerçevesinde yaptırımlara “hayır” oyu kullanan Türkiye, “nükleer bir İran” olasılığına karşı, “NATO füze kalkanı radarları”na ev sahipliği yapacağı için İran tarafından tehdit edilmektedir.

            Sürecin içinde, El Arabiya’nın İsrail’in, ülkenin orta kesimlerindeki Palmaçim üssünde , “balistik füze denemesi” yaptığı savı dikkat çekti. Hürriyet, İsrail’in “nükleer başlıklara sahip olan” Eriha füzelerinin olduğunu iddia etti.  Aynı haberin içeriğinde, İsrail’in Jericho füzelerini denediği ve bu füzelerin İran’a ulaşabildiği görüşüne yer verildi. (Hürriyet, “İsrail balistik füze denemesi yaptı”, 2 Kasım 2011, http://www.hurriyet.com.tr/planet/19149406.asp )

            Libya krizinde inisiyatif alan Fransa, UAEK’in raporunun yayınlanması arefesinde, dışişleri bakanı Alain Juppe aracılığıyla, “İran saldırırsa İsrail’in yanında yer alırız” çıkışını yaptı. ( AA,  “İran saldırırsa İsrail’in yanında yer alırız”, Milliyet, 6 Kasım 2011, http://dunya.milliyet.com.tr/-iran-saldirirsa-israil-in-yaninda-yer-aliriz-/dunya/dunyadetay/06.11.2011/1460032/default.htm )

            Yalnız Fransa’nın “işaret verici” tutumu, Britanya ile birlikte değerlendirilmelidir. Britanya genelkurmay başkanı Sir David Richard’ın “önceden duyurulmayan İsrail ziyareti” ve Fransız dışişleri bakanı Alain Juppe’nin “açıktan İsrail tarafında yer alacağı” açıklaması, ABD’nin İsrail’le tarihindeki en büyük askeri tatbikatı yapacak olması, İsrail’in İtalya ile birlikte gerçekleştirdiği “hava tatbikatı”, İran’a  yönelik bir Batı operasyonunun İsrail üzerinden gerçekleştirileceği algısını yaratmaktadır.

            Öte yandan ABD’de bazı çevreler, İsrail’in, İran’a yönelik raporu gerekçe göstererek, ABD’ye danışmadan başlatacağı bir askeri opsiyonun, bölgede “felaket” yaratacağı kaygısını dillendirmektedirler.

            Ne var ki ABD, Irak’tan Aralık 2011’de çekildikten sonra doğacak boşluğun İran tarafından doldurulacağı endişesiyle, zaten Basra Körfezi’ndeki donanmasını güçlendirmekte, bu bağlamda Kuveyt’le “deniz üssü” anlaşmaları yapmaya çalışmakta ve   Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ,Umman ile mevcut askeri bağlarını güçlendirme gayret etmektedir. (VOA Amerika’nın Sesi, “ABD Körfez’de askeri varlığını güçlendiriyor”, 30 Ekim 2011,  http://www.voanews.com/turkish/news/ABD-Korfezde-Askeri-Varln-Guclendiriyor-132880923.html?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter )

             Suriye’de devam eden siyasal çalkantı, İran’ın en önemli müttefikini “kaybetme” riskini ortaya koyarken, artık bizzat İran, Parçin’deki nükleer silah çalışmaları yürüttüğünü iddia eden UAEK raporuyla, Batı menşeli bir askeri operasyonun hedefi olmak durumundadır.

            Libya konusunda önce NATO operasyonu olasılığını eleştiren sonra da destek veren Türkiye’deki siyasal iktidarın, İsrail’le gerginlik politikası bilinmekle birlikte, NATO füze kalkanı çerçevesinde, “İran’ın hedefi” olmak gibi bir durumda olması, çelişkileri ortaya koymakta, asıl önemli olan, Türkiye İran karşıtı bir harekete hiç katılmasa da, İran’ın bölgede zarar vermek isteyeceği bir Batılı hedef  durumuna gelme riskiyle karşı karşıyadır.

            Sırf  Suriye’de Esad karşıtı tutumu ve rejim muhaliflerini barındırdığı savı bile, İslam Cumhuriyeti tarafından kullanılabilir.

            İsrail, İran’la bilfiil bir savaş hazırlığındadır. Zaten Hizbullah ve Hamas aracılığıyla İran, İsrail’le “vekaleten bir savaş” yürütüyorsa da, artık Hamas’ı yeni Mısır’a kaptırma durumundadır.

            Bölgede İran dosyası, belki de beklenmeyen “hızlı bir final”e doğru sürüklenmektedir.      

           

 

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Aziz " dede "
07/11/11 18:46
Mangalınızı ve pişireceğiniz etleri, çay kahve için de tüp Gazını veeee çekirdeklerinizi alın ve ailenizle birlikte bir tepede " ÇÜMBÜŞÜ" seyredin. Hayatta kalırsanız Torunlarınıza anlatırsınız.Einstein ne demişti: 3.cü Dünya Savaşı nasıl olur bilmem ama 4.cüsü TAŞ ve SOPALARLA olacak.

Haber Merkezi