Haber Merkezi

11/09/11

Sıfır sorun binlece dert - ikinci baskı

 

 

Türkiyenin düşmansız olduğu bir seneden az bir zamanda yazdığım bu sütunda "Sıfır Sorun" adlı kurgu bilim teorisinin mucitlerinin inanılır bir cevap vereceklerini umduğum birkaç soru sormuştum.

 

"Türkiye neden milyarlar harcayarak aralarında fırkateynler korvetler ve denizaltılar olan, hatta "sekiz helikopterlik bir plaformlu, sahil gözetleme sistemleri satın alarak donanmasını güçlendiriyor? Hangi deniz komşumuz Türkiyeye bir tehdit temsil ediyor?...(Milli Güvenlik) tehdit raporuna göre hiçbiri. Öyleyse, bu bolkese donanma masraflarını nasıl açıklayabilirsiniz?

 

Türkiyenin etrafında düşmanları olmadığına göre...yeni nesil tanklar, hava savunma sistemleri ve helikopter platformuna neden ihtiyacı var?  Hangi hükümet ihtiyacı olmadığını düşündüğü malzemeye milyarlarca dolar  harcar?"

 

Başka türlü sormak gerekirse, komşularıyla-sıfır-sorun doktrinie göre hareket eden bir ülkenin her sene yeni savunma sistemlerine neden beş milyar dolar harcadığını merak ediyordum. Görünüşe göre bu doktrinin yaratıcısı hem benden hem de herkesten daha iyi biliyormuş.

 

Her zaman ekdinden son derece emin Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlı, sanki dünyanın en dengesiz bölgesi 2000 senedir onun gelip barış yapmasını beklyormuşçasına  iddialı komşularla-sıfır-sorun poliitikasyla işbaşı yaptı. Mucize eseri olarak ta, bu fikre aralarında şimdi soğuk savaşta olanlardan bazıları, ve hatta Aristonun saf torunları dahil milyonlarca alıcı buldu.

 

Dünyanın yarısını birkaç kere katetti, hasım devlet adamlarıyla el sıkıştı, ödül üzerine ödül kazandı, hep gülümseyerek, barış adlı en güel meyvanın ümidiyle binlerce resme poz verdi.

 

Suriyeyle bir ittifak yaptı, İranı nükleer hırsından vaz geçirebileceğini zannetti, Egedeki anlaşmazlıkarı bitirip Kıbrısın nihayet birleşeceğini zannetti. Ermenistanla bir milat kabul edilecek bir anlaşma yapabileceğini düşündü. Başka? "Osmanlının geri dönüşü Kudüsü tekrar bir Arap şehri yapacak, ve hepimiz sevinçle Filistin devletinin başşehri Kudüste El Aksada namaz kılacağız"

 

İki sene ağır çalışmadan sonra Profesör Davutoğlu ne yazık ki İsrail ile bir soğuk savaşa girmeyi başardı. Sanal dünyada bu soğuk savaş hakiki bir savaşa dönüşmüş bile. Türk hacker'lerinin 350 İsrailli web sitesine saldırdığı bildiriliyor.

 

Durum sakin gözükse de, Müslüman kardeşlerimiz ve arkadaşlarımız Suriye ve İran ile durum pek sakin değil. Beşir Esad'ın herhalde en son görmek isteyeceği adam Davutoğlu. Tahran nükleer programına sun hız devam ediyor, ve "sıfır sorunlu komşusu" Türkiye gelecekte İrandan gelebilecek bir misil saldırısına karşı NATO radar sistemini ülkeye yerleştirmeyi kabul ediyor. Şüphesiz Davutoğlunun arkadaşı ve kardeşi olan, İran parlamentosunun Milli Güvenlik ve dışişleri komisyonu başkanı Alaeddin Borucerdi, pek kardeşçe olmayan "Müslüman ülkeler NATO nun çıkarlarına hizmet etmemeliler" lafları ediyor.

 

Ege ve Akdenizde de durum daha parlak değil. İsraili cezalandırmak için Türkiye askeri varlığını arttırmayı taahhüt etti, ve doğu Akdenizde Kıbrıs İsrail ortak doğalgaz aramaları çalışmalarına karşı uyardı. AB bakanı Egemen Bağış ta, tehditkar bir duruşla "Donanma bunun içindir" dediğinde, Atina da bu sözleri bir tehdit olarak algıladı.

 

Yunan Dışişleri sözcüsü Gregory Delavekuras, Bağış!ın sözlerini tehditkar olarak niteledi, ve "bu davranış Türkiyenin ilan ettiği sıfır sorun politikasına ters düşüyor" dedi.

 

Biz Türklerin kendimizi "bir millet iki devlet" olarak gördüğümüz ülke bile Türk kardeşlerinden rahatsız olmuşa benziyor. Wikileaks Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i Amerikan diplomatlarına ülkesinin Türkiyenin yeni Osmanlılık ve İslamcılığına karşı durabileceğini ümit ettiğini söylediğini yazıyor. Yani Davutoğlu bir kez daha imkansız gibi görüneni başarmış: Kan davası kadar düşman komşular olan Azerbaycan ve Ermenistanın ikisi de Türkiyeye mesafeli duruyorlar (İsrail, İran ve Suriye gibi)

 

Anlaşılıyor ki "barış denizi"ne böyle varılmıyor. Fakat bu dramatik finiş neden? Herhalde bu sorunun bir düzine cevabı vardır, fakat Wikileaks'ten sözü açmışken okurların dikkatini bu soruya en gerçekçi cevabı veren, Amerikan elçisinin diğer bir kriptosuna çekmek istiyorum: "Rolls Roys emelleri fakat Rover olanakları olan Türkiye, söz sahibi olmak için "hile" yaparak kendine Silajdzic, Meşal veya Ahmedinejat gibi bir mazlum bulması gerekiyor".

 


 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Tammy
09/02/12 05:00
uğurböceği; Çok teşekkür edreim :) Sorunuzu not aldım, ilk fırsatta ilgileneceğimden emin olabilirsiniz ;)Cevapla

Haber Merkezi