Haber Merkezi

01/05/11

Türk Basını Hükümetin Çifte Standart Uygulaması Hakkında ne Düşünüyor?

 

 

KADRİ  GÜRSEL


İkinci Gazze  Filosu Suriye’ye de uğrasın, 28.4.2011, Milliyet, Kadri Gursel (1)

 

 

 « Arap Baharı’nın, Gazze halkının İsrail ablukasından kaynaklanan acılarını unutturmasına izin verilmemelidir.

 

 


Ama AKP hükümeti, Suriye’deki aile dostu diktatör kendi halkının üzerine ateş yağdırıp yüzlercesini katlederken kibarca mırıldanmak dışında henüz bir şey yapmıyorsa...

 

 


Böyle bir zamanda sadece Gazze’ye sefer tertiplemek, Arap diktatörlerin halklarına yaşattığı trajedileri Türkiye’nin pek de umursamadığı gibi bir imaj yansıtabilir dünyaya... Ya da Türkiye’nin sadece İsrail tarafından zulmedilen Arapların çektiği acılarla ilgilendiği gibi bir izlenim doğabilir.
Hükümetimiz IHH’ye her zamanki gibi bazı tavsiyelerde bulunmalıdır.

 

 


Ancak bu kez şunu demelidir:

 

 


“Gazze’ye gidin; hem de seçimi beklemeden. Ama oraya giderken önce Suriye’nin Lazkiye, Tartus ve Banyas gibi liman kentlerine de bir uğramayı deneyin.”

 


O zaman biz de Akdeniz’e açılarak aldığınız bütün oylar size helal olsun deriz. »

 


 BURAK BEKDİL


- The death of one man vs. the death of millions, 28.4.2011, Hürriyet Daily, Burak Bekdil –Tercüme (2)

 

 

« Joseph Stalin’e atfedilen ünlü özdeyiş der ki: “Bir insanın ölümü trajedidir, milyonların ölümü istatistiktir."

 

 


(...)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun kendilerinin ve dış politikalarının insanların refahına ne kadar hassasiyet gösterdiklerini, insanların ölümlerine, bilhassa şiddetle gelen ölümlere ne kadar üzüldüklerini, “ insanoğlunun” nasıl iç ve dış politikalarının merkezinde yer aldığını, mağdurlar ve katiller kim olursa olsun, trajik hayat kaybının onları ne kadar kaygılandırdığını ve prensip olarak her zaman ve yüksek sesle tüm cinayetlere karşı duracaklarını kaç defa söylediklerini hatırlamıyorum.

 

 

 

Fakat Sayın Erdoğan ve Davutoğlu, insanlık hakkındaki bu güzel konuşmaları insanlar öldürülünce değil, bazı insanlar bazı başka insanlar tarafından öldürüldüğü zaman yaptılar.

 

 

 

İzninizle yaklaşık bir yıl önce bu sütunda yazdığım makaleden bir alıntı yapacağım: "Müslüman-Türk düşüncesi, Müslümanlar Müslümanları öldürürse, bilinçsiz olarak (ve ne yazık ki) bunu hoş görüyor,  Hıristiyanlar Müslümanları öldürdüğü  zaman dünyayı alt üst etmiyor, akılcı davranıp görmezden geliyor; ancak Yahudiler Müslüman öldürünce, dünyayı alt üst etmek üzere programlanmış.  (‘Neden Türkler için Filistin 'ikinci bir Kıbrıstır’? Daily News, 3 Haziran 2010)

 

 

 

Sadece Libya’da, tahmini ölü sayısı 1000 ve 10.000 arasında. Suriye Insan Hakları örgütü ülkede demokrasi yanlısı protestolar nedeniyle altı hafta içinde en az 453 sivilin isimlerini kaydettiğini söyledi. Bir de, Mısır, Tunus, Yemen ve Bahreyn de var.

 

 

 

Tüm bunlar demektir ki 10,000'den fazla Müslüman hayatını kaybetti ve bunun birkaç katı insan fiziksel ve ruhsal zarara uğradı. Ayrıca buna kurbanların ailelerini ve arkadaşlarını eklersek, Müslüman zayiat sayısının  – ölü, yaralı veya travmalı – rahatlıkla 100,000'in üzerinde olması tahmin edilebilir. Failler? Müslümanlar ...

 

 

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sonunda - utangaç bir şekilde - , " Suriye’de can kaybından dolayı üzüntü duyuyoruz”, ve “ reformlar hızlandırılmalıdır” dediğini okuduğumda üzüldüm. Cumhurbaşkanlığının beyanatı Sayın Erdoğan’ın defalarca tekrarladığı – ama muhtemelen fazla önemsemediği – reform çağrılarının devamıdır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan şüphesiz ölümlere üzülüyorlar, ama neden katillere, örneğin  Dökme Kurşun Operasyonu sırasında yaptıkları gibi, kılıç çekmiyorlar?

 

 

 

2008 sonlarında ve 2009 başlarında Gazze Şeridi'ne İsrail askeri saldırısında 1500 Filistinli öldürüldü ve bu haklı olarak Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını öfkelendirdi. Fakat soru şu: Neden başbakan bunun birkaç misli insan öldüğünde aynı şekilde öfkeli değil? Gayrimüslimler tarafından 1500 Müslümanın öldürülmesi sözlü bir savaş sebebi, bir trajedi olurken, acaba Müslümanlar tarafından 10.000 Müslümanın öldürülmesi sadece istatistik mi oluyor? Sanırım insan yaşamının kaybı konusunda, Stalin’in vecizesinden Stalinist söyleme doğru "uzun bir yol" katettik. »

 

 

 

 

MUSTAFA AKYOL


- Müslüman Müslümanı öldürünce, 27.4.2011, Star, Mustafa Akyol (3)

 

 

 


 
« Kaddafi’nin kiralık askerleri, isyan bölgelerini bombalayarak binlerce muhalifi öldürdü. Aynı filmin devamı, şu günlerde Suriye’de oynuyor. Esad rejiminin güvenlik güçleri, muhalif göstericilere ateş açıyor. Ölü sayısının beş yüzü bulduğu söyleniyor.

 

 


Ama nedense İsrail’in devlet terörü karşısında gösterdiğimiz tepkiyi Kaddafi’nin veya Esad’ın devlet terörü karşısında göstermiyoruz. Medyadaki reaksiyonun dozu düşük. Sokaklara dökülen pek kimse yok. Email gruplarından hararetli mesajlar gelmiyor. (…)

 

 


Bir başka deyişle, Müslüman olmayanların (özellikle de İsrail ve Batı’nın) Müslümanları öldürmesi, bizi çok öfkelendiriyor. Buna mukabil, Müslümanların Müslümanları öldürmesi o kadar büyük bir sorun olmuyor. (…)

 

 

 

Peki neden böyle bir çifte standart var Müslüman kamuoyunda?

 

 


Sanırım sorunun bir cevabı, her Müslümanı pir-ü pak zanneden ve peşinen temize çıkaran yaygın önkabul. “Müslüman Müslümanı öldürmez,” “Müslüman soykırım yapmaz” gibi sık duyduğumuz sözler, bu önkabulün ifadeleri.»

 

 

 

 

METE ÇUBUKÇU

- Ankara kara kara düşünüyor, 26.4.2011 NTV, Mete Çubukçu (4)

 

 

 

« Suriye’nin de içinde bulunduğu baskıcı Arap rejimleri yıllardır Filistin meselesini kendi halkları üzerinde baskı unsuru olarak kullanmışlardır. Hakkını vermek gerekirse eğilip bükülmeden bu meseleyi kendine dert eden Suriye için de aynı şey geçerli. “Ülke işgal altındayken reform yapılmaz” argümanı miadını doldurdu. Suriye dahil hiçbir rejim Filistin meselesini bahane ederek açılımlara karşı duramaz. Üstelik Arap halklarının bu meseleyi rejimlerinden daha iyi savunacakları biliniyor. Mısır’da İsrail ile yapılan anlaşmaların yeniden gözden geçirmek için talepler yükseliyor. İsrail işgali demokratikleşme önünde bir bahane olmaktan çıkıyor. Hatta daha özgür bir Suriye İsrail ile daha iyi başa çıkabilir. (…)

 

 


Ve Türkiye. Komşularla sıfır sorun politikasının en önemli ayağı Suriye’ydi. Ortak bakanlar kurulu toplantıları, ortak ekonomik yatırım planı, vizelerin kalktığı bir dönem yaşanıyor. Türkiye’nin yeni dış politikasının uygulama alanı ve örnek işbirliği ülkesi Suriye . Bu nedenle Türkiye bir yandan pozisyon almakta zorlanıyor, işi temennilerle geçiştirmeye çalışıyor diğer yandan CIA başkanını Ankara’da misafir ederek muhtemel senaryolar üzerinde çalışıyor. Omaba-Erdoğan görüşüyor ABD ambargoyu gündeme alıyor.

 

 


Suriye’de rejim sallanıyor. Türkiye’nin sıfır sorun politikasını haklarla mı rejimlerle mi yürüteceği Suriye ile daha netleşecek gibi.

 

 

 

Tabii ki Filistin deyince ayağa kalkan alanları dolduran binler Suriye ve Libyada olanlar karşısında suskunlar. Konu Suriye, Libya olunca sanki hükümetin çizgisinden dışarı çıkmıyor gibiler. Yani zulme uğrayanları da kategorik olarak ayırıyorlar; hatta Müslümanları da. Bu anlaşılır bir durum değil.

 

 


Kısaca, bugünlerde Şam kadar Ankara’ da kara kara düşünüyor. »

 

 

 

SEMİH İDİZ


- AKP, Libya ve Suriye konusunda neden duyarsız?, 25.4.2011Milliyet, Semih İdiz (5)

 

 

 

« Kaddafi’ye bağlı güçler haftalardır kadın, çocuk, yaşlı demeden Libya’nın Misrata kentine misket bombası dahil her türlü mühimmatı yağdırıyorlar. Suriye’de Beşar el Esad’ın keskin nişancıları ve askerleri Şam, Deraa ve İzraa gibi kentlerde göstericilere ve öldürülen göstericilerin cenazelerine katılanlara ateş açıp çok sayıda insanı yok ediyorlar.

 

 


Bu olaylardan dünyaya sızan görüntüler ise Sırpların zamanında Bosnalılara karşı yaptıklarını hiç aratmıyor. Söz konusu kentlerdeki insanların çaresizliği ise, İsrail’in Gazze’ye karşı gerçekleştirdiği orantısız misilleme operasyonlarına maruz kalan masum insanların çaresizliğinden daha az değil.

 

 

 

Ancak gelin görün ki, Kadri Gürsel’in yerinde ifadesiyle “İsrail’i şamar oğlanına çevirmenin şehvetine kapılmış olan” AKP iktidarından bu vahşet görüntüleri karşısında çıt yok. Hiç kimse kalkıp Kaddafi’ye veya Esad’a, “Siz çoluk çocuğu, korumasız sivilleri öldürmeyi iyi bilirsiniz” demiyor. Bu arada Ankara’dan ara sıra çıkan ve eleştirel gibi görünen bazı açıklamaların tonu ise son derece cılız kalıyor. Gazze için İsrail elçiliği önüne tekbirli protestocularını yığan AKP yanlısı örgütler de nedense Libya ve Suriye elçilikleri önünde aynısını yapmıyorlar.

 

 

 

Bundan, Filistin’de İsrail bombaları ve kurşunlarıyla öldürülen masum siviller ile Libya ve Suriye’de ve tabii ki Yemen’de öldürülen masum sivillerin değerinin AKP ve doğal destekçileri için aynı olmadığı anlaşılıyor. Bu çelişkili görüntü karşısında insanın “AKP bariz bir ideolojik tercih sergiliyor” kanaatine varması da, haliyle, zor olmuyor. Bu arada Başbakan Erdoğan’ın Sudan konusundaki “Müslümanlar soykırım yapmaz” sözü de akıllardan henüz çıkmış değil tabii ki.(…)

 

 


Bu durumda, “insaniyet” adına konuştuklarını söyleyenler açısından masum insanların Filistin’de, İsrail’de, Libya’da, Suriye’de veya Yemen’de öldürülüyor olması fark etmemeli. İlkenin “bölünmezliği” bir yana, siyasi tutarlılık da bunu gerektiriyor. »

 

 

 


YORUM :

Filistinliler oy avında kullanılan birer « yem »’den ibaret mi ? Yoksa AKP iliklerine kadar antisemit bir parti mi ? Ya da ikisi mi ?

 

 

1-http://dunya.milliyet.com.tr/ikinci-gazze-filosu-suriye-ye-de-ugrasin/dunya/dunyayazardetay/28.04.2011/1383268/default.htm
2-http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=the-death-of-one-man-vs.-the-death-of-millions-2011-04-28
3-http://www.tumkoseyazilari.com/yazar/mustafa-akyol/27-04-2011-musluman-muslumani-oldurunce.html 27.4.2011
4-http://www.ntvmsnbc.com/id/25206947/
5-http://www.milliyet.com.tr/akp-libya-ve-suriye-konusunda-neden-duyarsiz-/semih-idiz/siyaset/yazardetay/25.04.2011/1381889/default.htm

 


 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi