Haber Merkezi

05/06/12

MAVİ MARMARA İDDİANAMESİNDE UNUTULANLAR

 

 

 

 

 

 

« Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkinin üçüncü taraflara yönelik olmayan taktik nitelikli bir ilişki olduğunun vurgulanmasına rağmen, bu ilişkinin gittikçe yaygınlık ve derinlik kazanması Türkiye ile bölgedeki Arap ülkeleri arasında ciddi bir güven probleminin doğmasına yol açmıştır. »

 

« Ortadoğu Barış Süreci de bu çerçevede sadece bir Arap-İsrail anlaşmazlığı olarak görülmemeli ve Türkiye'nin bölgesel politikasının içinde yeni bir anlam kazanmalıdır. (…) Gerek Ortadoğu'nun yeniden yapılanması gerekse Türkiye-İsrail ilişkilerinin bu yapılanma içindeki yeri yeniden değerlendirme gerektiren unsurlar barındırmaktadır. »

 

Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik (1)

 

 

 

 

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Mavi Marmara olayıyla ilgili olarak İsrailli 4 generale dava açmış. Basına yansıdığı kadarıyla, iddianamede sağır sultanın bile bilmesine rağmen göz ardı edilen bazı gerçekleri, radikal dincilerin eylemlerinin giderek arttığı bu günlerde tekrar hatırlatmakta yarar vardır.

 

 

MAVİ MARMARA’NIN NİYETİ  « GAZZE’YE YARDIM » DEĞİLDİ 

 

Her hafta  İsrail’den Gazze'ye tonlarca mal geçmektedir.  Gazze’ye yardım göndermek isteyen tüm ülkeler, mallar kontrola tabi tutulduktan sonra, hiçbir engel olmadan yardımlarını yapabilmektedirler. İsrail ambargosunun amacı Gazze’ye yardımı önlemek değil, Hamas ve Hizbullah gibi terörist grupların silah kaçakçılığını engellemektir. Eğer Mavi Marmara olayının müsebbilerinin niyeti yardım olsaydı, bunu resmi yollardan rahatlıkla gerçekleştirebilirlerdi. İsrail önceden filoyu durduracağını ilan etmişti. 31 Mayıs 2010 günü, filonun diğer 5 gemisi olaysız şekilde teftiş için İsrail'in Ashdod Limanına götürüldü fakat Mavi Marmara gemisi İsrail ordusunun tüm uyarı çağrılarına kulak asmamayı tercih etti.  Maksat, sonuçları ne olursa olsun, olay çıkarmaktı.

 

 

ULVİ AMAÇ AÇIK AÇIK BELİRTİLMİŞTİ

 

İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın, « Gazze'den Kudüs'e Zafer Günleri » etkinliklerinde (Ocak 2010) Filistin’e Özgürlük Konvoyu ile ilgili konuşmasında söyledikleri (2) :

 

« Bizim hedefimiz Gazze’ye girmek değil. Biz zaten Gazze’deyiz. Zaten orada şubemiz var. İstediğimiz yardımı gönderiyoruz. Biz, yerin altından da gireriz. Üstünden de gireriz. Böyle bir sorunumuz yok. »

 

 

« Allah, bir gün Filistin’in tümünü kurtarmayı nasip etsin. Ve öyle bir gün gelsin ki Siyonist işgalci İsrail, tamamen ortadan kalksın. İnsanlık için en önemli problem, bu devletin kendisidir. Allah, bunu bizlerin eliyle nasip etsin. »

 


« Kudüs'te buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyorum. »

 

 

İDDİANAME, « GAZZE’YE YARDIM» ’IN  ŞEHADETLE, KUDÜSLE, CİHATLA İLİŞKİSİNİ SORGULAMIYOR

 

Birçok Mavi Marmara yolcusu cihat ve şehadet yanlısı ateşli konuşmalar yapan  Müslüman Kardeşler Örgütü üyesiydi. Bunların bazıları bu yolculukta şehadete hazır olduklarını duyurmuştu ve hatta vasiyetlerini yazanlar bile olmuştu. (3) Zaten İHH Başkanı Bülent Yıldırım da olaydan evvel, Mart 2010’da, "İstanbul'dan Kudüs'e Dayanışma Günleri" etkinliklerinde yaptığı konuşmada, gemiye binenlerin vurulmayı göze aldıklarını söylemiş ve « Biz, vurulsak da bizim lehimizedir » demişti :

 

« …O kadar çok başvuran var ki gemiyle gitmek isteyen İnsanlar, yolumuzu kesiyor. Yalvarıyor. Biz, insanlara sizi alamayız demeye utanıyoruz. Bunlar biliyorlar belki de orada her şeyle karşılaşacaklar. Bu gemiye binen herkes canıyla, kanıyla ve malıyla biniyor…. İsrail ne yapabilir? Bizi vurmaya mı kalkabilir? Zaten gemiye binenler, bunu göze almışlar. Biz, karar verdik. Biz, başarıyı karar verdiğimiz anda elde ettik. Biz, vurulsak da bizim lehimizedir. Bekletilsek de bizim lehimizedir. İçeriye girsek de bizim lehimizedir. » (4)

 

Haziran 2011’de Gazze’ye ikinci bir deniz filosu göndermeye hazırlanan IHH Başkanı Yıldırım,  bu eylemleri intifada olarak nitelendirmiş ve bunların Mescid-i Aksa yürüyüşü tamamlana kadar devam edeceğini açıklayarak asıl amacı tekrar belirtmişti (5).

 

 

MEŞRU BİR AMBARGOYU DELMEK İSTEYEN YASADIŞI EYLEMİ DURDURMAK İDDİANAMEDE SUÇA DÖNÜŞMÜŞ

 

İsrail karşıtlığını her fırsatta belli eden Birleşmiş Milletler’in bile meşru ilan ettiği ambargoyu delmek için, bir grup terörist ölümüne savaşa çıkacak, gemiye inen askerlere saldıracak ve askerler kendilerini korumayacak ! Bu cihatçılar, metal sopalarla, baltalarla, bıçaklarla « organize şekilde ve şiddetle » saldırırken, askerler onlara çiçek mi sunacaktı ?  Bu nasıl bir mantıktır ?

 

 

SİLAHLI BIÇAKLI « BARIŞ AKTİVİSTLERİ » (elder of ziyon sitesi)

 

 

  

 

 


   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Bu barış melekleri ellerinde demirlerle kimleri bekliyorlar ?

 

 

İDDİANAMEDE YERSİZ VE ÇİRKİN TARİH DERSİ

 

Gazetelerde çıkan haberlere göre iddianamede bonus olarak bir de tarih dersi varmış…  Burada tarihteki Türk-Yahudi ilişkileri anlatılmakta, Nazi döneminde Türk diplomatlarının Türk pasaportları sağlayarak Musevileri tren yolu ile Türkiye'ye getirip binlerce Museviyi soykırımdan kurtardığı, 190 bilim adamının Holokost’tan kaçarak Türkiye’ye geldiği, 1492'de İspanyol Engizisyon Mahkemesi tarafından sınır dışı edilen 200’den fazla Museviye Osmanlı'nın sahip çıktığı, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ticaret ve saray içinde hekim, banker, diplomat gibi çeşitli devlet görevlerinde yer almaya başlayan Musevilerin, sanayide de geniş bir şekilde söz sahibi oldukları vurgulanmakta ve halen Türkiye'de bu soydan gelen binlerce Musevi vatandaşın bulunduğu hatırlatılmaktaymış... Ve böyle bakıldığında İsrail'in bugünkü varlığını Türkiye Cumhuriyeti'ne borçlu olduğu iddia ediliyormuş !

 

Ayrıca, iddianame Türk kamuoyunun büyük üzüntüsünü bakın neye bağlıyormuş :

 

 “Avrupa'da engizisyonlar ve uygarlık tarihinin en karanlık, trajik dönemlerinden olan Holokost yaşanırken, Musevilerin soykırımdan kurtarıldıkları gibi, yalnızca yaşam hakkı değil, bu hakkın üstünde de çeşitli ekonomik, sosyal, yönetsel ve kültürel haklar tanındığı kaydedilen iddianamede, bu çerçevede olaya bakıldığında gemi filosuna yapılan saldırının Türk kamuoyunda derin bir yara açtığı ve üzüntüye neden olduğu vurgulandı.

 

İddianamede, şu ifadelere yer verildi: ''Bir insanlık suçu olan Antisemitizmin yeşermediği bu topraklarda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşlarına karşı gerçekleştirilen silahlı müdahalenin, tarihi, sosyal, insani ve hukuki açıdan kabul edilmesi mümkün değildir.” (6)

 

 

Bu iddianame sayesinde İsrail'in bugünkü varlığını Türkiye Cumhuriyeti'ne borçlu olduğunu, yani Türkiye’nin Siyonist bir devlet olduğunu öğrenmek sevindirici olsa da, tarihte yaşananların bu tür bir evrakta yer alması gülünç, yersiz ve tehlikelidir.

 

Birincisi, iddianameye göre “Antisemitizmin yeşermediği bu topraklar”, bazılarının sınırsız çabaları sonucunda, artık maalesef bu konuda “yemyeşil” olma yolundadır.

 

İkincisi, Yahudiler Türklerin yaptıklarını gayet iyi bilmekte ve yıllardır şükranlarını her fırsatta, Türk olmanın gururuyla belirtmektedirler. Bu şekilde “yapılan iyiliği” surata kakma ayıbı eskiden kibar Türk zihniyetinde hiç kabul görmezdi. Son yıllarda ise sık sık tekrarlanıyor. Bu da, yeni görgü kurallarından biri olsa gerek.

 

Üçüncüsü, Türk Yahudilerine verildiği iddia edilen haklar (ticaret ve saray içinde hekim, banker, diplomat gibi çeşitli devlet görevlerinde yer almak, sanayide de geniş bir şekilde söz sahibi olmak) herhalde güzel gözleri için verilmedi. Yahudilerin de bu ülkeye bazı katkıları olmuştur. Ayrıca, Türk kamuoyunda filo olayının derin bir yara açması normaldir. Sonuçta 9 kişi hayatını kaybetmiştir. Fakat Türklerin hissettiği üzüntüyü, zamanında Yahudilere sağlandığı iddia edilen bu tarihi, sosyal vs. gibi haklarla bağdaştırmak hem sapla samanı karıştırmaktır, hem de “borçlu misafir” olarak addedilen ve üstelik Mavi Marmara ile hiç bir ilgisi olmayan Yahudileri düpedüz nankörlükle suçlamaktır.

 

Dördüncüsü, ve en kötüsü, Mavi Marmara olayı esnasında İsrail’de görevde olan hükümet ile hem genel olarak tüm Yahudileri hem de özelde Türk Yahudilerini karıştırmak ırkçılıktır.

 

 

İddianame haberine yapılan bazı okuyucu yorumları (Türk pasaportu ile soykırımdan kurtulan Musevilerin iddianame sayesinde hakkettiği sözler) :

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İDDİANAME SONRASINDAKİ TEHLİKELİ GELİŞMELER

 

 

Kanal7'de Erhan Çelik'in sunduğu İskele Sancak programında, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Mavi Marmara'ya saldıran İsrail askerleri arasında Türkiye vatandaşlarının da bulunduğunu söylemiş. Yıldırım ayrıca, Mavi Marmara'ya çıkan İsrail askerlerinden birisinin Taksim'de diğerinin ise İzmir'de görüldüklerini tespit ettiklerini açıklamış. (7)

 

Bu “habere” bir okuyucunun yorumu (8):

 

 

 

 

 

Ve Yeni Şafak gazetesinden Kürşat Bumin’in Bülent Yıldırım’ın bu açıklamalarıyla ilgili makalesinden bir alıntı (9):

 

« Açıklamanın barındırdığı muhtemel tehlikeli gelişmeleri seziyorsunuzdur muhakkak... Demek ki Mavi Marmara'ya inip ateş açarak 9 aktivisti öldüren İsrail askerleri arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye'de (İzmir'den niçin söz edildiği ayrı bir konu) ikamet eden bazı Musevi vatandaşlarımız da bulunuyor... "Arkadaşlarımız bu askerleri gördü" gibi ciddiyetten uzak bir delilden hareketle ülkenin askere çağırılma yaşı tutan Musevi vatandaşlarını zor durumda bırakmak önemli bir insani yardım kuruluşuna yakışıyor mu?

 

Gelişmeye ilişkin şu açıklama da dikkat çekici:

"Yıldırım'ın iddiaları savcılık kaynakları tarafından da teyit edildi. (...) Edinilen bilgilere göre saldırıyı gerçekleştiren Türkiyeli İsrail askerlerinin bilgileri öğrenilirse, İsrail'in askerlerinin kimlik bilgilerini vermemesi nedeniyle dosyası ayrılan ve halen soruşturması devam eden iddianamede bunların isimleri yer alacak."

 

Bana göre bu gelişme de "endişe verici" nitelikte. "Taksim'de arkadaşların gördüğü" Türkiyeli İsrail askerlerinin teşhisi hangi yöntem kullanılarak yapılacak acaba? Bunun tek bir yolu olduğunu benim gibi siz de biliyorsunuz; "Getirin askerlik çağındaki Türkiyeli Musevilerin fotoğraflarını, bakalım arkadaşlar teşhis edebilecek mi?" yönteminden başkanı mümkün mü? »

 

 

31 MAYIS ETKİNLİKLERİ

Yahudi nefretçileri Mavi Marmara’nın yıldönümünde IHH öncülüğünde bazı etkinlikler ve Taksim’de ‘Kudüs’ün kurtuluşu için yürüyoruz’ sloganıyla bir yürüyüş düzenlediler. Halbuki Mavi Marmara filosunun resmi amacı « Gazze’ye yardım » olarak belirtilmişti…

Sözde Gazze’ye yardım götürme amaçlı Mavi Marmara gemisinde ölenlerin anılması ile « Kudüs’ün kurtuluşu» için yürümenin ilgisi nedir ? 

 


« Mavi Marmara gemisindeki yapılan programda İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, İsrail'le diplomatik ilişkilerin Mavi Marmara saldırısı öncesine dönmesi için İsrail'in Mavi Marmara mağdurlarının ailelerinden özür dilemesi, tazminat ödemesi ve Filistin üzerindeki ambargonun kaldırılması halinde de mücadelelerinin devam edeceğini Müslümanlar Kudüs'te özgürce namaz kılana kadar bu yolda ilerleyeceklerinin sözünü verdi.

Yıldırım, ''Kudüs'ün dünya barışı için barışı sevenlerin elinde olması lazım, siyonizmin Kudüs'ten ellerini çekmesi gerektiğini'' belirtti. »

Programa katılan gazeteci Hakan Albayrak Mavi Marmara’nın amacını İttihad-i İslam olarak açıkladı :

 

« Mavi Marmara'nın İttihad-i İslam için yola çıktığını hatırlatan Albayrak, yaşanan olayın Türklerle Araplar arasındaki psikolojik duvarı yıktığını belirtti. Mavi Marmara baskınının önemini vurgulayan Albayrak, 100 sene sonra geriye bakıldığında İHH, tarihin sayfalarına adını altın harflerle yazdırmış olacak ifadesini kullandı. » (10)


Albayrak haklıdır. Her ne kadar bu dostluk pek sağlam olmasa da, Mavi Marmara, Arap halklarının bir bölümünü Türklere yaklaştırmış olabilir. Ama bir doğru daha vardır : Mavi Marmara komplosu, bölgesel güç olma umuduyla İsrail ile Türkiye’nin arasını bozmaya karar verenlerin başarısıdır. Gazze’ye yardım veya Filistinli kardeşlere destek söylemleri birer safsatadan ibarettir. Aslında bu plan ne yeni bir buluştur, ne de bir Türk icadıdır. Ortadoğu liderleri yıllardır bu « davayı » İslamlaştırarak, emellerine uygun şekilde kullanıyorlar. Mavi Marmara etkinliklerinde, Gazzeye yardım’dan, ölenlerin anılmasından « Kudüs »’e doğru kayan vurgunun sebebi de konuyu kutsallaştırarak kışkırtmayı daha etkili kılmaktır.

 

 


 

 

 

 

CİHATÇILAR ÖLENLER İÇİN ÜZGÜN MÜ ?

 


« BİZLER VERDİĞİMİZ HER ŞEHİD İÇİN SEVİNİYORUZ


Mavi Marmara'da şehidlerin kanlarının dökülmesiyle Filistin'in ve Kudüs'ün özgürlüğü için bir adım atılmış olduğunu ifade eden 1948'de işgal edilen Filistin topraklarında faaliyet gösteren İslami Hareket'in lideri Şeyh Raid Salah, "Şehirlerin kanları Siyonistleri boğacaktır. Siyonist terör devleti İsrail'in yok olacağı günler yakındır. Mavi Marmara'da dökülen şehitlerin kanları tarih boyunca Müslümanlar için meşale olacaktır. Onları şehit eden katiller ise tarihin çöplüğünde yok olup gidecekler. Ahirette de cehennemin dibini boylayacaklar. Kudüs'ün kaderi İstanbul'dan, Gazze'nin kaderi Ankara'dan ayrı değildir. Filistinli annenin acısı Türkiyeli annelerin acısı aynıdır. Bizler verdiğimiz her şehid için seviniyoruz. Kudüs özgür olana kadar şehitler vermeye zindanları doldurmaya devam edeceğiz. Gazze, Filistin, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadelemiz devam edecek." şeklinde konuştu. » (11)


MAVİ MARMARA İDDİANAMESİ ASIL MÜSEBBİLERİ HUKUKUN ÜSTÜNDE Mİ TUTUYOR ?

 

The Meir Amit Intelligence and Terrorism Information Center’ın 8.6.2010 tarihli raporuna göre, İHH görevlileri de dahil olmak üzere yolcular, Türk hükümetinin filo hazırlıklarına dahil olduğunu belirtmişler ve yolcuların ifadeleri, filonun amacının bilhassa provokasyona ve İsrail ile şiddetli bir çatışmaya odaklandığı değerlendirmesini güçlendirir mahiyetteymiş. (12)

 

Birinci filoyu sivil toplum kuruluşlarına karışmamak için, demokrasi adına engellemediklerini söyleyip, ikinci filoyu daha az demokratik olmayı göze alarak engelleyebilenler hiç mi suçlu değil? Olacakları gayet iyi bildikleri halde, Türk vatandaşlarını azılı teröristler eşliğinde ölüme gönderenler ellerini kollarını sallayarak dolaşmaya devam mı edecekler ? Kendini hukukun üstünde zanneden irade bir gün hesap verecek mi ?

 

 

 

TÜRKİYE’DE GERÇEKLERİ GÖRENLER VAR :

 

 

Sabah gazetesinde « Mavi Marmara şehitleri anılıyor » haberine yazılan bir okuyucu yorumu (13) :

 

 

 

 

 

 

Alegresse Delail

 

 

1-http://www.altinicizdiklerim.com/ozetler/StratejikDerinlik.pdf

2-http://www.israhaber.com/turkiye/%5C/%5C/yildirim-siyonist-isgalci-bizim-elimizle-ortadan-kalksin-7990-haberyazdir.html 11.1.2010

3-http://www.memri.org/report/en/0/0/0/0/0/0/4265.htm

4-http://www.terrorism-info.org.il/en/article/18032    31-03-2010

5-http://www.gazetegercek.com/haziranda-yola-cikacak-gazze-gemisi-icin-500-bin-kisi-basvurdu.html

6-http://www.kanalahaber.com/iste-mavi-marmara-iddianamesi-haberi-100547.htm

7-http://www.haber7.com/guncel/haber/883907-mavi-marmaraya-turk-vatandas-askerler-de-saldirdi

8-http://www.haber7.com/yorum/oku/883907 

9-http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=29.05.2012&y=KursatBumin

10-http://www.timeturk.com/tr/2012/05/31/israil-istedigi-gibi-at-kosturamayack.html 31.5.2012

11-http://www.haberyurdum.com/mavi-marmara-yoluna-devam-ediyor-122818n/   31.5.2012

12-http://www.terrorism-info.org.il/en/article/18098

13-http://www.sabah.com.tr/YorumOku/1b98e345-baff-4a1a-88a9-31ac0205a2bf/1   31.5

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
tyler
09/05/14 11:14
keşke ölseniz.. terörist israil!
t
16/11/12 20:55
Birde bu cihatcılar adamlar şehit olmuş niye bu kadar tepki gösteriyorlar.Şehadet müslümanlıkta en büyük mertebe.Direk cennete gidiyorsun yani sevinmeleri gerekiyor.İtikatlarında bir eksiklik var herhalde
tuncay
16/11/12 20:52
Bazı yorumcuları anlamak gerçekten güç.Onların kulakları var duymaz.Onların gözleri var görmezler,çünkü kalp gözleri bağlanmış.Bir gemi düşünün mersin limanına pkk yandaşlarına yardım amacıyla.Türk devletini bilgisi dışında israilden türkiyeye doğru hareket etse acaba türk deniz kuvvetleri böyle bir guruba çiçekmi verirdi.
fil
10/11/12 19:17
Merhaba fotoğraflara dikkatle baktım fakat aktivitislerin elinde sizin ifadenizle demir sopa var. Yani kendilerine müdahale eden taraf ise askeri kuvvet ve elbette eşit durumda değiller. Yani eylemcilerin elinde silah veya bomba gibi tehlikeli madde yok. bu durumda güçlerin eşitsizliği var. Bunun dışında olay doğru ya da yanlıştı kısmını tartışmak bile istemiyorum. kendi yayınladığınız fotoğrafa baktığımızda bile zaten güçlerin eşitsizliği ve bu insanların askeri güçlere silahla müdahale edecek durumda olmadıklarını zaten siz kendiniz gösteriyorsunuz... Benim ülkemde eylemcilere direk ateşli silahlarla müdahale edilmiyor çünkü.
ilan
29/06/12 12:21
BU soru çoktan cevaplandırıldı. Sizin gibi bir öğretim üyesinin haberi olmamasına şaşırdım. Çok merak ediyorsanız Birleşmiş Milletler Palmer raporunu okuyun. http://www.hasturktv.com/israilde_gundem/2654.htm Daha da derin bir araştırma yapmak istiyorsanız San Remo deniz çatışmaları hukukunu inceleyin - http://www.icrc.org/eng/resources/documents/misc/57jmst.htm . Haa İngilizcem yok mu dediniz? O zaman bu siteyi biraz araştırın...ama bence hepsi boş siz zaten hak hukuk gözetmeden kararınızı vermişsiniz bile.
NKU Öğretim üyesi
28/06/12 23:31
Bende Binnur Mermerci gibi merak ediyorum İsrail devleti Uluslararası sularda hangi hak ve hukuka dayanarak Türk gemisini basıyor?
Jakob
06/06/12 15:54
Binnur Mermerci, Sanırım kafa üstü düşüp malulen emekli olmuşsun en verimli çağında...
Emekli Hakim BINNUR MERMERCİ
06/06/12 05:30
***** Sn Mermerci hakaret ve Hitleri övme gibi ırkçılık içeren yorumlarınız yayınlanmaz. Yorumlarınızın yayınlanmasını istiyorsanız bu tip yazılardan kaçının. Bu yorunuzdaki hakaretleri silip bir kereye mahsus yayınlıyorum - Webmaster ***** Sitenize yazdiklarim neden yainlanmiyor , Bu Sitede olan herkese soruyorum isail *********(International Waters Lines )Beynelmilel sularda hangi Cüreetle hangi hak ve Hukuka dayanarak Türk bandıralı sivil bir yardım gemisini durdurma ve arama gücüne sahiplenmiştir? Bu ******* siyonist sürülerini oraya hangi güc göndermiştir Akdenizin ortasında korsanvari bir harekatla gemidekilere baskın düzenleniyor Maasum 9 Türk Vatandaşımız katlediliyor yetmezmiş gibi Gemi Cebren aştüt limanına götürülüp Mahkeme önüne çıkartılıyor . Bu kaatii surette kabul edilemez bir gasptır ,Aslında Türkiye Cumhuriyeti Behel maal isail denen bu ****** savaş acmlı idi 2 yada 3 saatlik bir Operasyon sonucu Allahın izni ile bu Cete çökertilip tüm israil baştan başa hükümetimiz tarafından işgal edilerek orada yaşiyan ve kendini israilli sayan halkı da afrika gibi bir kıtaya surmesi gerekirdi, Kutsal Küüüudüs özgürleştirilip gercek sahipleri olan Filistin Ulusuna verilmeliydi ki bu çok yakın bir tarihte gercekleşecektir ,israil denen bu ******** derhal yargı önüne çıkartılmalı ve Hukuki Prosedürler hazırlandıktan sonra gerekli cezalar verilmelidir Mavi Marmara Davasına bakan Hakimler kurulundan Hakim Rukiye Çelik Hanım efendi ile sohpet anında bana bu siyonist kaatilere verilen cezayı nasıl buldugumu sordu kendisine ben bu davaya bakmıs olsaydım 146 maddeyi uygular derhal bunları gözümü kırpmadan sallandırırdım , şimdi Istanbul Bakırköy Savcılığında bunları Turkiyeye getirmek için bir ekip oluşturuldu Allahın izni ile Eylül de çalışmalarına başlıyacak bu ekibin görevi Uluslar arası Mahkemede suclu damgası yedikten sonra onları israil den alıp Türkiyeye getirmek ve burada Adil Yüce Türk Adaletine yakışır bir şekilde yargılıyarak en şiddetli cezaya çarptırmaktır ben Ulkemizde Hukukun üstünlügüne inanıyor vede güveniyorum Evet Adalet yerini bulacak hak tecelli edecektir duyurulur.
Adınız
05/06/12 23:53
başbakanın dediği gibi ölen ailelerin yakınları hariç bu gibi insanlar nekrofil dirler.
Alon
05/06/12 23:22
bu işte bir yanlışlık var..bunların elindeki demir değil, kamış kamış..Lüfere çıkmışlar, yem arıyorlar.

Haber Merkezi