Haber Merkezi

18/05/15

Kudüs Müslümanlar için ne zaman "kutsal" oldu?

 

Seçim arifesine girdiğimiz bu günlerde Kudüs tekrar miting meydanlarında.

Selahattin Demirtaş bir örnek vermek için "Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır" deyince olanlar oldu. Gün geçmiyor ki Başbakan Ahmet Davutoğlu bu lafı tekrar etmesin.

 

Davutoğlu Demirtaşın "Mescidi Aksa'nın Müslümanlar için ne anlama geldiğini bilmediğini iddia ediyor. Peki kendisi Mescidi Aksanın tarihçesini biliyormu? Sorsak Mescidi Aksa'nın Müslümanlar için ne ifade ettiğini anlatabilir mi?

Daniel Pipes'tan tercüme ettiğimiz kaleme aldığı bu yazı dizisi tarihte İslamiyetle Kudüsün ilişkisini inceliyor. Tarihten kanıtlarla vardığı sonuç çok ilginç:

İslamın Kudüse ilgisi dini değil tamamen siyasi

Bu bölümde Mescidi Aksa'nın ne zaman ve hangi amaçla yapıldığını inceliyoruz

Daniel Pipes'ın yazdığı, ikinci kısmını sunduğumuz yedi parçalık yazı serisinin diğer bölümleri:

 

1- Tarihte İslam ve Kudüs; Hz. Muhammed zamanında Kudüs

2 - Kudüs ne zaman kutsal oldu? Emeviler zamanında Kudüs

3 - Abbasiler zamanında kudüs

4 - Eyyubiler ve Haçlılar zamanında Kudüs

5 - Memlük ve Osmanlılar idaresinde Kudüs

6 - İngiliz ve Ürdün idaresinde Kudüs

  The Middle East Quarterly

II. Emeviler

Birinci bölümde Emeviler dönemine kadar Kudüste derme çatma bir camiden başka bir İslami eser olmadığını anlatmıştık.

Müslümanların Kudüse ilgisi Şam merkezli Emeviler (661 – 750) zamanında yeniden arttı. Abdullah ibn Zübeyr Mekkede Emevilere 680 yılında baş kaldırdı ve isyanını 692 deki ölümüne kadar sürdü. Onunla savaşan Emeviler Suriyedeki hegemonyalarını Arabistan’a da yaymak istediler. Halifeliği hileyle kendi üzerlerine alan Emeviler başkentleri Şam’ı ön plana çıkartmaya çalıştılar, fakat  Kudüsü yüceltmek için inanılmaz çaba gösterdiler. Amaçları, kendi meşruiyet iddialarını kuvvetlendirmek için ellerinde olan Kudüsü Mekke ile aynı konuma getirmekti. İlk Emevi sultanı Muaviye, Halifeliğini ilan etmek için Kudüs’ü seçti. Kendisinden sonra gelenler de bu şehre önem verdiler. Yollar, bir saray, camiler inşa ettiler. Büyük bir olasılıkla Emeviler burayı başşehirleri yapmak niyetindeydiler. Emevilerin niyeti Kudüs’ün kutsallığına İslami bir görüntü vermek ve başşehir olarak seçtiği yeri kuvvetlendirmekti. Bu amaca hizmet için 691 yılında Yahudilerin yıkılmış tapınağının tam üzerine günümüzde Ömer camii diye de bilinen, Müslümanlığın ilk önemli yapısı olan Kubbetüs Sahra camiini yaptılar.  Bu görkemli bina sadece İslamın ilk kutsal  mabedi değil, aynı zamanda günümüzde de yapıldığı güne benzeyen tek islami yapıdır

Emevilerin bundan sonra yaptıkları hem kurnaz hem karmaşık bir girişim. Bunun iyi anlaşılması için Kur’an ı kerimden İsra(17:1) suresine bir göz atmak lazım:

 

سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ﴿١﴾ 

 

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. 

Bu sure 621 de ilk vahiy edildiğinde, Mekke’de “Mescid-i Haram” diye bir yer vardı. Buna karşılık, “en uzaktaki cami” anlamına gelen “Mescid-i Aksa” belirli bir yeri göstermiyordu ve sadece bir ifadeydi. Bazı müminler burayı cennet olarak kabul ederler.

Eğer “Mescid-i Aksa” cidden yeryüzünde bir nokta idiyse, Filistinde olması ihtimali çok düşük:

·         Rum Suresinde Filistin “yakın bir yer” (adna al-ard) olarak geçiyor. "En uzak cami" "yakın bir yerde" mi?

·         Filistin daha Müslümanlar tarafından işgal edilmemişti ve orada tek bir cami yoktu

·         “En uzak cami” dünyevi bir yer ise, Arabistan içinde bir yerde olması daha akla yatkın: Medine veya hz. Muhammedin 620 de ziyaret ettiği Ji’rana olabilir.

·         Müslümanların Kudüs hakkında en eski yazılı evrakları, bu şehrin Müslümanların eline geçtiği 638 den sonra Halife Ömer’in ziyareti sırasındadır. Bu yazıların hiçbirinde Moriah tepesi (Haremi Şerif, Tapınak dağı) İsra suresideki “en uzaktaki cami” olarak belirtilmiyor.

·         691 yılında tamamlanan Kubbetüs Sahra camiindeki 240 metrelik mozaik Kur’an ayetlerinde İsra suresi ve Hz. Muhammedin yolculuğu yer almıyor. Bu da, o tarihte Kudüs ile “en uzaktaki cami” nin aynı yer olduğu en azından bu tarihe kadar kabul edilmemiş. Aslında “en uzaktaki cami”nin Kudüs Kubbetüs Sahra olduğunu öne süren ilk belgeler 11 ci yüzyıldan.

·         Hz Muhammedin yakın bir akrabası olan Muhammed Bin al Hanefiye (638 – 700) peygamberin Kudüse ayak bastığını şiddetle reddediyor: Emevileri kastederek “Bu lanetli Suriyeliler Allah’ın ayağını Kudüs’teki taşa bastığını iddia ediyorlar. Fakat oraya sadece bir kişi ayak basmıştır o da Hz. İbrahimdir” diyor.

Emeviler 715 yılında hakimiyetlerine daha da itibar kazandırmak için çok kurnaz bir yola başvurdular: Haremi Şerife ikinci bir cami daha inşa edip adına   “uzaktaki cami” anlamına gelen Mescid-i El Aksa adını verdiler. Böylece Emeviler Kudüs tarihi saptırarak, ve geriye dönük olarak Hz. Muhammedin hayatına bağladılar.

Kudüs’ün Mescidi Aksa ile bağdaştırılması, Müslümanların Kur’anda geçen olayların nerede geçtiğini bağdaştırma yatkınlıklarına da uyuyor. “Kur’an herhangi bir olaydan bahsettiğinde, bir yerde, birisinin, her nasılsa o olayın nerede geçtiğini bildiği hissini vermek için hikayeler yaratılır”

Mantığa tamamen aykırı olmasına rağmen (Kur’anda bahsedilen bir olayın geçtiği cami nasıl Kur’andan neredeyse yüz yıl sonra inşa edilir?) Filistinli tarihçi A.L. Tibawi ye göre “Mescidi Aksanın inşası Kur’anda bahsi geçen mecazi bir olaya gerçeklik kazandırdı. Sadece bununla kalmadı, Kudüs’ün Kur’andan çok sonra İslamiyette merkezi bir yer kazanmasını sağladı. Diğer değişiklikler de yapıldı: Bazı Kur’an surelerinin tefsiri değiştirilerek Kudüs’e atıflarda bulundukları söylendi. Kudüs, Mahşerin olacağı yer olarak gösterildi. Emeviler Romalıların şehre verdiği “Aelia Capitolina” veya Arapça İliya adını değiştirerek daha dindar, İbrani tarzında isimler verdiler: Al-Quds, veya Türkçeye geçtiği gibi Kudüs İbranice Kodeş yani kutsal kelimesinden gelir. Şehre verilen diğer bir isim de Bayt al Makdis – tapınak.

Bazı kimselerce neredeyse “Siyonist” olarak adlandırılan atılımlarla (Siyon = Kudüs, Siyonist Kudüse bağlı) Kudüs’ün erdemlerini yazanlara maddi destekler sağladılar. Bu devirde,  Hz. Muhammedin bazıları Kudüsü Mekke kadar kutsal gösteren hadisleri, ve Kudüse olumlu eylemleri de birdenbire ortaya çıktı. Hatta haccı Mekke yerine Kudüse çevirme girişimleri oldu.

Tarihçiler Emevilerin Kudüse bir İslami kimlik kazandırma girişimlerinin nedeninin tamamen kendi çıkarlarını ilerletmek olduğunda hemfikirler. Iraklı tarihçi Abdülaziz Duri bu nedenlerin politik nedenler olduğunu düşünüyor. Diğer bir tarihçi Hasson da aynı fikirde: Kudüsü ululaştırmak ve kusallaştırmak için girişilen Kubbetüs Sahranın imarı, Emeviler tarafından Haram ı Şerifte başlatılan dini ayinler ve bu tepenin İslam için kutsal olduğu geleneğinin yayılmasının tek nedeni politik.

Bugün İslamın Kudüsü kutsal görmesinin nedenlerinin çoğunluğu Emevilerin politik çıkarlar elde etmek istemeleri.

Nitekim 750 de Emevilerin iktidardan düşmeleri ve Abbasilerle birlikte Halifeliğin Bağdad’a geçmesiyle Kudüs’ün saltanat devri de sona erdi ve şehir 350 sene kadar karanlıklara gömüldü.

Bütün bunları okuduktan sonra, Davutoğluna sormak isterdim "Kudüs Müslümanlar için ne ifade ediyor"?"

3. Bölüm: Abbasiler zamanında Kudüs

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi