Haber Merkezi

30/09/14

Türkiyenin antisemitizmle savaşı

 

Kaynak: Meforum

 

Burak Bekdil

 

Eylül başında ABD Başkanı Obama Nato zirvesinin yapıldığı Gallerde Cumhurbaşkanı Erdoğanla görüştü. BU görüşmenin ardından Beyaz Saray sözcüsü “İŞİD e karşı yapılan mücadele, Irak ve Suriyedeki şiddet ve yabancı savaşçıların bölgeye giriş çıkışlarını durdurmaya yönelik önlemler alma konularında fikir alış verişi yaptılar” dedi. ABD başkanının İŞİD’e komşu durumundaki bir ülke başkanıyla bunları konuşmasından daha normal ne olabilirdi ki?

Normal olmayan, liderlerin İŞİD – NATO ile ilgili olmayan diğer bir konuyu da konuşmuş olmaları. Beyaz saray sözcüsü “Başkan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hoşgörülü ve çoğulcu bir toplum yaratmanın ve antisemitizmle mücadelenin önemi konusunu konuştular” dedi.

Herhalde Beyaz Saray Amerikan Yahudilerine bir mesaj vererek Obama’nın nihayet Türkiyede tavan yapan antisemitizm konusunda erdoğana sert bir çıkış yaptığını söylemek istiyordu. Buna cevap olarak Erdoğan “Ne antisemitizmi? Türkiyede böyle birşey yoktur” demesine Obama da “teşekkürler sayın başkan beni rahatlattınız” da demiş olabilir.

Başkan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hoşgörülü ve çoğulcu bir toplum yaratmanın ve antisemitizmle mücadelenin önemi konusunu konuştukları gün, İstanbulun merkezinde bir dükkan bir İsrail tankının resminin altına “Yahudi köpekler giremez” yazararak vitrinine astı. Doğrusu pek yaratıcı değil. Bu ilan 2009 daki diğer bir “Yahudiler ve ermeniler giremez köpekler girebilir” ilanından ilham almış. Tabiki bunkar nefret suçları kapsamına girmedi. Türkiyede sadece Müslüman Türklere karşı yapılanlar nefret suçu kapsamına girer.

 

Başkan Obama ve Erdoğanın “Antisemitizm belasına karşı mücadele”yi konuşmalarından birkaç gün sonra, İslamcı bir köşe yazarı Türkiyenin yok olan Yahudi cemaatine İsrailin Gazze operasyonunda yıkılan ve zarar gören binaların yapım masraflarını ödemeleri için, 1942 de azınlıklara konan varlık vergisi gibi bir vergi konulmasını önerdi.

Yeni Akit köşe yazarı Faruk Köse, İsrail’e bir şekilde katkı sağlayıp da ülkemizde iş yapan, ticari-sınai vb. ortaklıklar kuran, ülkemiz üzerinden ticari bağlantılara giren, bir şekilde Türkiye’ye temas eden yerli-yabancı bütün yahudilere ve onların ortaklarına, oluşturulacak “Gazze fonu”na katkı için “özel vergi” ödemeleri zorunlu kılınsın” diyor. “Ödemeyenden zorla alınsın, alınamıyorsa ülkemiz üzerinden yaptıkları bağlantıları ve işleri engellensin. Onlarla ortaklık kuranlar da buna dahil edilsin.”

“Faruk Köse zırdelinin biridir zaten” deyip sıyrılmak kolay olurdu, fakat Erdoğanın bu yazının yazıldığı Yeni Akit yazı politikasını, herhalde Faruk Kösenin de yazılarını ne kadar beğendiğinin bir ölçüsü olarak, bu gazetenin  Erdoğanın özel uçağında daimi bir yeri olduğunu belirtelim.

 

Yeni Akitten bir gazeteci, Erdoğanın Galler’e yaptığı seyahatte özel uçağında ona refakat etti. Hani Erdoğanın Obamayla “Antisemitizm belasına karşı mücadele”yi görüşmeye götüren özel uçak. Acaba Obama bunu biliyor muydu? Bilinmez. Fakat haberi olsaydı herhalde Errdoğana, Gazzenin tekrar inşası için Türk Yahudilerini vergilendirmeyi teklif eden birinin artık onore edilmemesinin  Antisemitizm belasıyla mücadeleye  iyi bir başlangıç olacağını söylerdi.

Antisemitizm belasına mücadelenin konuştuğu zamana denk gelen başka bir olay da yaşandı: Türkiye Radyo Televizyon Üst Kurulu RTÜK, özel bir kanala “Piyanist” filmini gösterdiği için ceza verdi. 2002 de Roman Polanski tarafından çevrilen Piyanist, Polonyalı bir Yahudi kompozitör piyanist olan Wladyslaw Szpilman’ın Holokost’taki yaşam hikayesini anlatıyor.

 

RTÜK bu kararını “filmin çierdiği şiddet olaylarının çocukların psikolojik ve zihinsel gelişmesine aksi tesir yapabileceği” gerekçesiyle almış.

Muhalefet milletvekili CHP den Ali Öztünç’e göre bu karar gülünç. Haksız da değil. Piyanist RTÜK tarafından ceza verilmeden veya uyarılmadanTürk kanallarında daha önce birçok kere gösterilmiş bir film. Bu filmdeki sahneler tekrar çekiğlmedi ve 2002 dekinin aynı. Peki filim aynıysa bu sefer ceza gerektiren değişikliğin nedeni ne? Film aynı fakat Türkiye değişti.

Birbirlerinden bağımsız gibi görünen bu olaylara toptan baktığınızda Türkiyenin, Obama’nın “Antisemitizm belasıyla mücadele” öağrısına nasıl cevap verdiğini görüyorsunuz. Erdoğan da herhalde arka planda gülümsüyor.

 

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi