Haber Merkezi

20/09/14

Tarih bir tekerrürden mi ibaret?

Filistinin zaferleri hezimetten beter

 

Tabletmag yazarı Edwin Luttwak'ın Hamas'ın davranışını tarihte Arafatın davranışlarıyla karşılaştırdığı bu analizin birinci bölümünü sunuyoruz

 

Hamasın bugün yaptığı Arafatın bir zamanlarki taktiği: Halkını yozlaşmış idealleri uğruna kurban etmek.

 

Kaynak: Tabletmag

 

Edward N. Luttwak

 

Gazzede ateşkes ilan edilir edilmez Hamas liderleri saklandıkları deliklerden çıkıp 2014 yılındaki 50 günlük savaşta, aynı 2008 ve 2012 deki savaşlarda olduğu gibi İsraile karşı büyük bir zafer kazandıklarını ilan ettiler. Hep resimlerini gördüğümüz siyahlar giymiş maskeli korkutucu zalim görünüşlü teröristler iyi eğitimli İsrail askerlerine karşı hiçbir varlık gösteremediler.

 

                           

 

Hamasın roketleri de etkili olmadı. Fakat,  bodrum katı kumanda merkezi olan Al Şifa hastanesinde ölüleri ve tanınmayacak hale gelen cesetlerin fotograflarının bilhassa çekilmesini isteyen Hamas bu sayede dünyanın sempatisini kazandı. Kimse onları savaşı başlatmaktan, hatta kendi attıkları ve kısa düşen roketlerin neden olduğu çocuk ve yetişkin ölümlerinden de suçlamadı. Avrupa ve ABD Haması kınadı ama İsrailin tepkisinin “orantısız”– yani savaşta İsrailliden çok daha fazla Filistinli öldüğünü – olduğunu da ekledi.

Geçmişte olduğu gibi, savaşın sonuçları dikkate alınmazsa bu savaşta da Filistin büyük bir zafer kazandı. 2014 teki Gazze savaşının gelecekteki önemini kestirmek güç. Fakat bu savaşı geçmiş benzer Filistin zaferleri ile karşılaştırırsak çok şey öğrenebiliriz.

Filistinin en büyük zaferlerinden biri, 13 Kasım 1974 te Yaser Arafatın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yapmaya davet edilmesiydi. Bu davet Arafatı Filistinlilerin seçilmemiş lideri ve ileride kurulacak devletin yöneticisi konumuna getirdi.

     

 

Yaptığı konuşmada Arafat dünyaya kurulacak Filistin devletinin bütün İsraili içereceğini ilan etti. Yani sadece 1967 savaşının sonuçlarını değil, 1948 de de olanları düzeltmek gerekiyordu. Sık sık alkışlarla kesilen bu konuşmada Arafat İsraili emperyalizm sömürgecilik saldırganlık ve ırkçılıkla suçladı. Bu daveti yapan zamanın BM Genel Sekreteri Kurt Waltheim ve bu girişimi başlatan Cezayire de teşekkürlerini sundu.

 

Aslında hem Arafat hem Waldheim orada olmayabilirlerdi. Waldheim II Dünya savaşında Savaş suçlusu olarak yargılanıp idam edilen Alman General Alexadr Löhl’ün emrinde bir subaydı. Diplomatik kariyer yapıp BM Genel sekreteri olacağına o da savaş suçlarından yargılanabilirdi (tabiki partizanların ve Yahudilerin öldürüldüğünden haberi olmamış!).

                              

 

Arafat ise, altı sene öncesine kadar adı duyulmamış bir teröristken, 21 Mart 1968 de Karame savaşında İsraile karşı kazandığı bir “zafer” ona şan ve şöhret getirmişti.

Karame savaşından bir sene önce İsrail 1967 savaşında Mısır Ürdün ve Suriye ordularını 6 günde feci bir hezimete uğratmıştı. Karame savaşı ise basında “İsrailin yenilmezlik efsanesinin çöküşü” olarak lanse edildi. BBC bu savaşı ballandıra ballandıra anlattı.  bahsetmekten bıkmadı. Arafatın El Fetih örgütüne yağmur gibi para ve gönüllü yağdı. Arap devletleri kendisine diplomatik destek sağladılar ve nihayet 6 sene sonra Arafat New York’taki konuşmasını yapabildi.

Arafatın Karame savaşını zafer diye ilan edebilmesinin tek nedeni, bu savaşta 28 İsrailli askeri ölmesiydi. Bunun, Ürdün tanklarının beklenmedik bir şekilde ateş açmasından meydana geldiği de pek önemli değildi. Savaşta Arafatın askeri disiplin, eğitim ve savaş için gereken dayanma gücü olmayan adamlarından 150 si esir düştü bir o kadarı da öldü. Arafat’ın da askeri bir kabiliyeti veya dehası olmadığı görüldü. Bu savaşta 80Ürdün askeri de. Ürdün bu olayı dünyaya olduğu gibi açıkladı fakat 1968 de Arap ülkeleri İsraile karşı bir zafere o kadar susamışlardı ki, acı gerçekleri görmek yerine hayal dünyasında yaşamayı tercih ettiler.

Tabiki gerçek olaylar o 13 Kasım 1974 günü Arafatın BM e gelmesini gölgelemedi. Bu ziyaret  ilerideki daha büyük başarıların da bir habercisiydi: 10 Kasım 1975 te BM Genel Kurulu Arafatın bir sene önceki iddialarını destekleyerek 72 kabul, 35 red, 32 çekimser oyla 3379 no lu “Siyonizm Irkçılık ve ayrımcılıktır” kararını kabul etti.  72 kabul oyunun arasında her oylamada ABD ye karşı oy veren sözde bloksuz ülkeler, Sovyet bloku, Müslüman ülkeler ve her fırsatta İsraili kınayan (2014 Ağustosunda elçisini geri çeken) Brezilya da vardı.

Arada Arafat bir zafer daha kazanmıştı. İleride kurulacak bir Filistin devletinin başkanı olacağının haberini veren BM 3237 no lu kararla Arafat tarafından kontrol edilen FKÖ ‘yü BM Genel Kuruluna gözlemci statüsünde kabul etti.

O tarihlerde İsrail bir sene önce biten savaşın acı savaşın yaralarını sarmakla meşguldü. Fakat Arafatın diplomatik zaferleri hem moral bozucu hemde binlerce zayiata ve 2.7 milyonluk ülkenin maddi kaynaklarının çoğuna malolan bu savaşın sonuçlarından daha kötü sonuçlar doğurabilecek cinstendi.

Arafatın, ileride tüm İsraili içine alan bir  Filistin devletinin ne kadar demokratik olacağının sembolü belindeki tabancayla 13 Kasım 1974 te yaptığı, ve BM üye devletlerinin en büyükleri dahil (Çin, Hindistan, Sovyetler Birliği) büyük çoğunluğunun alkışlarıyla kesilen konuşmasından sonra geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda pek çok tahmin yürütülebilirdi.

Fakat hiç kimse 40 sene sonra Arafatın bu büyük zaferlerinin tarihin ancak unutulmuş önemsiz dipnotları arasında olacağını düşünemezdi. 1974 teki zayıf, yanlız ve yoksul İsrailinin ise  Yahudi nüfusunu iki katına çıkaracağını, ileri bir ekonomi ve muazzam bir güce erişeceğini de kimse tahmin edemezdi.

Son 40 sene içinde birçok olay yaşandı. Filistinliler bu 40 seneyi boşa harcadılar. İsrailliler ise genellikle fırsatları iyi kullandılar. Fakat tarih sevenler için Arafatın başarısızlığının temel nedenini kolayca görürler: Karamede kendi yarattığı “üstün savaşçı” efsanesine, ve kendi söylediği yalanlara inandı. Çok başarılı olduğu diplomaside ısrarcı olmak yerine, ne kendisi nede adamlarının yetenek ve kapasitelerinin olmadığı silahlı mücadeleye devam etmek için Güney Lübnanda düzenli bir FKÖ ordusu kurma yoluna gitti. Sovyetler birliği de bu orduyu tanklar, hafif ve ağır silahlar ve mayınlarla donattı.

BU girişimin sonucu olarak ta, BM deki büyük zaferinden 8 sene sonra Arafat etrafı İsrail ordusu tarafından çevrilmiş Batı Beyrutta bir bodrum katında saklanmak zorunda kaldı. Kendi askeri dehasından ve ordusundan o kadar emindi ki, Hayfaya saldıramayacaklarını bilse bile en azından Arap dünyası ve diğerlerinin sempatisini kazanacak bir direnç gösterebileceğini düşünüyordu. FKÖ lüler Sovyetler birliğinde askeri eğitim gördüler, birçoğu da subay okuluna gönderildiler (Sovyet öğretmenler gönderilenlerin çoğuna “subay vasıfları yoktur” demişler). Fakat İsrail kuvvetleri 6 Haziran 1982 de Lübnana girdiklerinde Arafatın ordusu o kadar çabuk buharlaştı ki Arafat zar zor Betı Beyruta kaçabildi. İsrail de burayı abluka altına alınca Arafat bunu Stalingrad savaşına benzetmekten kaçınmadı.

 

Adamları savaşmak yerine çoktan teslim olmayı tercih ettiler, ve Arafat Tunusa sürgüne gitmek şartıyla esir düşmekten İsrailin rızasıyla kurtuldu.

Arafatın tekrar önemli bir Filistinli lider konumunu alması 10 sene sürdü, ve 1993 te Oslo anlaşmasıyla Filistin Yönetimi lideri seçildi. Fakat aynı hatayı tekrarlayarak diplomasi yerine silahlı çatışmayı tercih etti. 2000 de Camp David de kendisine yapılan barış tekliflerini reddetti. Ortadoğuda bozguna uğramamış tek Arap generali olduğuna, yani hala kendi yalanlarına inanarak intifada’nın İsraili bozguna uğratacağına karar verdi. Sonuç, Filistin halkını daha çok acı çekmesi.

(devamı var)

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Yehuda Beit - Halachmi
11/10/14 14:28
ISIMSIZ'E........ DUSMANLARIMIZIN DEDIGIN GIBI HER ZAMAN BOYLE " ZAFERLER" KAZANMALARINI DILERIM. ANLIYANA.......
isimsiz
02/10/14 10:36
sayfa sahibi,20014 gazze savaşında açık açık hezimete uğradığınızı kabullenmek yerine türlü palavralar söylüyosun,sanki israil savaş kazanmış gibi konuşuyosun,karada bozğuna uğrayıp apar topar geri çekildiniz,daha fazla zayiyat vermemek için mecburen ateşkesi kabul ettiniz,hamas her istediğini aldı,zafer filistinlilerindir,zorunuza gitsede acılar gerçektir,israilin gücü ancak sivillere yeter,karşısında kararlı bir ordu görünce kaçacak delik arar...
webmaster
24/09/14 16:36
fahribaba nefret içeren yorumunuz silinmiştir
Yehuda Beit - Halachmi
20/09/14 19:11
Bugunde Filistinli liderler Aynen Arafat'in yapmis oldugu riyakarlik dolu politikalarla dunyayi kandirma yolunda devam ediyor. Dis basinda ve yabanci diplomat ve devlet adamlariyla yaptiklari gorusmelerde barisi baltaliyanlarin Israel oldugunu soylerler,boylece sempati ve desteklerini kazanirlar evde ise Israel'e karsi teror eylemleri tasarlamaktan geri kalmayip cemaatlerini Israel'e karsi nefretle kiskirtip Israel vatandaslarina karsi vahsi kopekler gibi saldirtmayi bilirler. Tabi olarak bu numaralarin hepsini cok iyi bildigimiz icin Filistinli terorist yoneticilerinin baris hakkinda anlattiklari masallari yutmayiz. ISRAEL'i bu cevirdikleri oyunlarla tongaya dusureceklerini zannediyorlarsa aldaniyorlar ve kendi cemaatlerini kandirmis olup ISRAEL ILE BARIS ICINDE YASAYABILECEK (ISRAEL YERINE DEGIL) ISRAEL'IN YANINDA KURULABILECEK BIR FILISTIN DEVLETININ KURULMASINI KENDI ELLERIYLE BALTALIYORLAR.MAALESEF 66 YILDIR AYNI YANLIS YOLDA GIDIYORLAR, BARIS BASKA BIR ULUSUN DEVLETINI YIKMA DEGILDIR. BUNA ASLA VARAMIYACAKLARI ICIN DEDIGIM GIBI FILISTIN DEVLETININ KURULMAMASININ SEBEBI ONLARDIR.

Haber Merkezi