Haber Merkezi

06/10/12

İMPARATORLUĞUN DÖNÜŞÜ - HAY EYTAN COHEN YANAROCAK

 

İMPARATORLUĞUN DÖNÜŞÜ

 

 

YAZAR:

HAY EYTAN COHEN YANAROCAK

12 Eylül, Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan 1980 askeri darbesinin yıl dönümüydü. Türkiye'de sağcı ve solcu gruplar arasında çıkan olaylar ve anarşiden ötürü Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Demirel hükümetine karşı bir darbe yaparak hükümeti devirdi.

Bölünmüş olan Türk toplumunu yeniden birleştirmek için darbe liderleri geleneksel Kemalizm'e karşıt olan "Türk-İslam Sentezi" adı verilen yeni bir ideolojiyi özümsediler. Bu idelojiye göre Türklük İslam olmaksızın boş bir kimlik haline gelirken İslam dayanıklılığını tarihi Türk kahramanlarına borçludur. Sonuçta bu yeni siyaseti vurgulamak için tarih kitapları başta olmak üzere tüm eğitim sistemi yeniden yapılandırıldı.

Bugün darbenin etkisi Türk kültür ve siyasetinde hala etkin. Türkler bugün hala 1982 anayasası ile yaşarken Yeni-Osmanlıcılık ise kültürel bir olgu olarak ortaya çıktı. 


1915 Çanakkale Savaşı Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kesişim noktası olarak açığa çıktı. Bu savaş sayesinde Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Osmanlı Ordusu, Britanyalıları ve Anzakları yenilgiye uğrattı. Türk-İslam ideologları Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti'ni işte bu savaşla evlendirdiler. Bir taraftan Atatürk'ün savaş kahramanlıkları anlatılırken diğer taraftan cumhuriyetin kurucusunun "Osmanlı subayı" olduğu vurgulandı. Bundan ötürü insanlar cumhuriyeti imparatorluğun bir devamı olarak algılamaya başladılar. Dolayısıyla Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun ardıl devleti haline geldi.

1983 yılında Generallerin gönüllü olarak gücü demokratik bir şekilde seçilmiş olan hükümete bırakmasına rağmen Türk-İslam Sentezi devam eden hükümetlerin de siyaseti olarak özümsendi.


Türk-İslam Sentezi'nin etkileri 1999 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun 700. Yılında su yüzüne çıktı. Dünya çapında konser, defile, tarih sempozyumları gibi  kültürel etkinlikler ve kutlamalar için Kültür Bakanlığı yüklü miktarda bir bütçe ayırdı.

Türk Tarih Kurumu'nun eski başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu bu kutlamaların Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı geçmişiyle barıştığının bir simgesi olduğunu söylemişti. Bu süre zarfında Osmanlı tarihini içerek kitaplar en çok satanlar listelerinde kitapçılarda yer almaya başladılar. Bir başka önemli entellektüel katkı da 12 ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Ansiklopedi'sinin yayınlanmasıydı.


Nisan 2001 yılında günümüz Türk Dış Politikasının tohumları ekilmişti. 2009 yılından beri Dışişleri Bakanlığı görevini sürdüren Ahmet Davutoğlu Stratejik Derinlik adlı kitabını yayınladı. Bu kitapta Davutoğlu, Türkiye'nin Osmanlı mirasını kullanarak gerek bölgede gerekse de dünya çapında anahtar bir aktör olabileceğini savundu. Aralık 2010'da The Washington Post'a verdiği bir röportajda Davutoğlu Yeni-Osmanlıcı hırslarını tüm çıplaklığı ile sergiledi.

Yeni-Osmanlıcılık Türk-İslam Sentezi'nin içinden çıkmış yeni bir ideoloji olarak Türkiye'nin, Osmanlı İmparatorluğunun egemen olduğu coğrafyadaki ülkelerle olan ilişkilerinin ve nüfuzunun sıkılaştırılmasına dayanıyor.

Davutoğlu röportajında Osmanlı İmparatorluğu'nun bugün yaklaşık sayıları 45 kadar olan devlet üzerinde egemenlik kurduğunu bundan dolayı da Britanya Milletler Topluluğu gibi Osmanlı Milletler Topluluğu kurulabileceğini, Türkiye'nin imparatorluğun doğal ve meşru ardıl devleti olarak bu topluluğun başı olacağının sinyalini verdi.

Cumhuriyet – İmparatorluk barışının bir başka örneği ise son Osmanlı veliahtı Ertuğrul Osmanoğlu'nun cenazesi sırasında hükümetin verdiği tepkiyle gerçekleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin verdiği izinle Osmanoğlu büyükbabası olan Padişah II.Abdülhamit'in türbesinde valiler, bakanlar ve cumhurbaşkanı özel temsilcisi huzurunda defnedildi.

Türk-İslam Sentezi ile Yeni Osmanlıcılık'ın sosyolojik etkileri ise Türkiye'nin en ünlü televizyon dizilerinde açıkça görülüyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın 46 yıllık hükümranlığı ile daha sonra Sultan olacak olan Hürrem arasındaki aşkın konu alındığı dizi Osmanlı İmparatorluğu'nu dünya süpergücü olarak taçlandırıyor. Dizide Avrupalı elçiler Padişah huzurunda aşağılanırken Avrupalı devletler Osmanlı'nın gücü karşısında el pençe divan duruyor.

Muhteşem Yüzyıl hedef kitlesine birçok gizli mesaj da içeriyor. Buna örnek olarak "tek güçlü ve adil lider" portresinin avantajı vurgulanıyor. Bu vurgu Erdoğan'ın başkanlık hırslarını çağrıştırıyor olabilir. Süleyman'ın isyan eden yeniçerilerin başlarını vurdurması hala devam eden Ergenekon davalarında askerlerin tutuklanarak cezaevinde tutulmasıyla paralellik kurulmak isteniyor olabilir.

Dizi tam anlamıyla bir reyting canavarı, Türkiye'nin yanında 17 değişik ülkenin ulusal televizyonlarında da gösterimde. Buna rağmen harem ve cinsel içerikli sahneler yüzünden Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) 70,000'den fazla şikayet mektubu aldı. Bu şikayetlerden en önemlisi Başbakan Erdoğan'ınkiydi.  Erdoğan diziyi tarihi kişiliklere karşı saygısız davrandığı için şiddetle kınadı.

Ancak yine aynı Erdoğan Muhteşem Yüzyıl'ın reyting gücünü kullanmayı ihmal etmedi. Erdoğan Fransa Devlet Başkanı Sarkozy'i Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısını onayladığı için yine Kanuni Sultan Süleyman'ın mektubunu okuyarak eleştirdi. Mektup 1525 yılında Süleyman tarafından savaşmakta olan Fransa Kralı François'e yazılmıştı. François mektubunda Osmanlı'dan askeri yardım istemiş Süleyman'ın kendisine yazdığı mektupta ise Osmanlı'nın Fransa'ya karşı gücü ve dostluğu vurgulanmıştı. Aynı mektubun sadece birkaç hafta önce Muhteşem Yüzyıl dizisinde okunması dikkat edilmesi gereken bir unsur.


Dizinin başarısı toplumun her kesiminde kapitalist bir Osmanlı domino etkisi yarattı. Örneğin, Marshall Boya Firması Türk tüketicilerinin dikkatini "Marshall Osmanlı Renkleri" ile celp etmeye çalışırken Bingo Temizlik firması "Saray serisini" çıkardı. Dahası Kanuni Sultan Süleyman Türkiye'nin önde gelen televizyon yayın şirketi Digiturk'ün reklamlarında görünmeye başladı.

Has Halı belki de bu sürecin en başarılı firması oldu. Yeni Osmanlı görüşü sayesinde Has Halı Türkiye Cumhurbaşkanlığı konutu olan Çankaya Köşküne girmeyi başardı. Osmanlıcılık bunun yanında motorsiklet sektörüne dahi girdi. En çağdaş ve en iddialı post-modern Osmanlı kapitalist icatları arasında Kanuni Motorsikletleri bulunuyor.

 

Yüksek talep nedeniyle Türk medyası yeni Osmanlı projelerini hayata geçiriyor. Öne çıkan bir örnek ise Fatih Sultan Mehmet'in 15. Yüzyılda İstanbul'u ele geçirmesini anlatan ve Türk sinemasında bir başyapıt haline gelen Fetih 1453 bulunuyor. Film Osmanlı'nın bir "cihan imparatorluğuna" nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Bir başka yapıt ise Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam yapımda 1718-1730 arasındaki Lale Devri konu alınırken Türkiye'de iyi tanınan Türkan Şoray ve Tolga Karel gibi sinema oyuncuları da yer alıyor.

En çok ses getirecek proje ise henüz görücüye çıkmadı. Kurtlar Vadisi'nin yönetmeni Osman Sınav Karakeçili adında yeni "tarihi Kurtlar Vadisi'nin" çekimleriyle meşgul. Sınav medyaya verdiği demeçte Karakeçili'nin II.Abdülhamit devrini işleyeceği, Siyonist Hareketi Lideri Theodor Herzl'in de aralarında bulunduğu ve 1915 Ermeni olaylarının da olduğu uluslararası olayın işleneceği bir yapıt olacağını duyurdu.

Mimari de kesinlikle bu Osmanlı furyasından bağımsız kalamazdı. İstanbul Ataşehir'de inşa edlien Mimar Sinan Camii – katedral boyutundaki Osmanlı sultanlarının inşa ettirdiği selatin cami tarzında inşa edildi. Caminin açılış töreninde Erdoğan İstanbul'un anadolu yakasında daha fazla selatin camilerine ihtiyaç duyulduğunu belirterek kendisini selatin camiinin inşa emrini veren bir sultana benzetti. 

Buna ek olarak Ankara'da Sultan Yıldırım Beyazıt'ın (Hükümranlık: 1389-1403) adını taşıyan bir üniversitenin inşaatı sürüyor. Tüm kampüsün Osmanlı mimarisinde inşa edildiği belirtiliyor.

Oteller de Osmanlı trendini takip ediyor. Öne çıkan en bariz iki örnek Antalya'daki WOW Topkapı Palace Otel (Kuruluş:1999) ile İstanbul'daki Les Ottomans Otel (Kuruluş: 2006). Oteller gerek yabancı gerekse de yerli turistlere gerçek bir Osmanlı tecrübesi yaşatıyor.

Türkiye'den bahsederken evrenin en önemli oyunu olan futboldan bahsetmeden olmaz. 2002 yılında Fenerbahçe-Panathinaikos futbol maçında Türkiye'nin ezeli tarihi rakibi Yunanistan karşısında gerçek bir Osmanlı tepkisi yaşandı. Maç sırasında Türk taraftarlar üzerinde Fatih Sultan Mehmet'i atının üzerinde İstanbul'un yanında duran resmini gösteren ve üzerinde "1453'ten beri İstanbul" sloganı taşıyan büyük bir pankart açarak Yunan taraftarları kızdırdı.

Bir başka kayda değer gelişme ise de İrlanda Devlet Başkanı Mary McAleese'nin 2010 yılındaki Türkiye ziyareti idi. McAleese ziyaretinde Sultan Abdülmecit'in İrlanda'daki 1847 yılında yaşanan büyük kıtlık sırasında Drogheda limanına yolladığı yardımı asla unutmadıklarını söyledi. McAleese bu yardımdan ötürü Drogheda United Futbol Kulübü'nün armasında Türk ay-yıldızının olduğunu belirtti. – Bu açıklama Osmanlı furyasının Türkiye sınırları dışına taştığının da aynı zamanda bir göstergesi.

Bugün Türkiye'nin daha batı ve demokratik veya daha doğu ve otokratik olmaya başladığına dair tartışmalar sürüyor. Karşımıza yeni bir var olan bir gerçek olarak ortaya çıkan ise Osmanlı İmparatorluğu'nun ruhunun modern Türkiye'nin vücudu içinde yeniden yaşama dönmesidir. Zaman modern Türkiye'nin bu çok büyük hırsları sırtlayıp sırtlayamayacağını gösterecektir.



Hay Eytan Cohen Yanarocak, Tel-Aviv Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika

Bilimleri Yüksek Tarih Okulunda doktora adayıdır. Kendisi Moşe Dayan

Ortadoğu ve Afrika Bilimleri Merkezi'nde araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Bu makalenin aslı "The Empire Strikes Back" adı altında Jerusalem Post Gazetesi'nde 5 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

 

http://www.jpost.com/Opinion/Op-EdContributors/Article.aspx?id=286618

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi