Haber Merkezi

14/01/12

Stratejik Saflaşma ve Doğu Akdeniz’de Enerji Güvenliği

 

Perspectives Papers on Current Affairs

Perspectives 159

9 Ocak  2012

Stratejik Saflaşma ve Doğu Akdeniz’de Enerji Güvenliği

 

Dr. Alexander Murinson

 

ÖZET : Ankara ile ilişkilerin 2010 yılında soğumasından sonra, İsrail Akdeniz bölgesinde alternatif müttefikler arayışında Yunanistan ve Kıbrıs ile yakınlaştı. Doğu Akdeniz bölgesinin bu üç Müslüman olmayan ülkesi arasındaki ekonomik ve stratejik ortaklık tüm tarafları ortak çıkar paydasında buluşturdu. Tarafları buluşturan en öncelikli stratejik konu ise enerji güvenliğine duydukları gereksinimdi. İsrail ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Sahalarında yakın zamanda keşfedilen büyük miktardaki doğal gaz rezervi Türkiye’nin Avrupa’nın enerji dağıtım noktası olma yönündeki iddiasına maydan  okur durumda. Türkiye, tehditkar bir söylemi bensimsemenin yanı sıra donanmasını da  Kıbrıs ve İsrail’in araştırma çalışmalarına karşı caydırma ve taciz etme amacı ile kullanmaktadır.  Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail, Türkiye’nin bu husumetini kontrol altına almak için  stratejik işbirliklerini artırmalıdır.

 

 

Giriş

Doğu Akdeniz , gittikçe büyüyen bir jeopolitik yapısal değişimin odağında. Mısır devlet başkanı Mübarek gibi  batı yanlısı liderlerin devre dışı kalması ile cesaretlenen Türkiye bugün kendini imparatoluğun dağılmasından önce selefi Osmanlıların hükum sürdükleri bölgenin yeniden canlandırılmış efendisi olarak tasavvur etmektedir. Ağırlıklı olarak Sünni unsurlardan oluşan bu bölgesel blok, Mısır, Ürdün ve Mağrip ülkelerini kapsıyor. Suriye’deki Alevi rejimin yıkılması yaklaştıkça, Suriye ve Lübnan’ın bu Türkiye’den ilham alan  bu bloğa katılmaları olasıdır.

 

Türkiye’de iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi,  dış siyasetini yeniden düzenlerken  Kemal Atatürk’ün ideali ve ülkenin kuruluş prensibi olan batılı medeniyetlerin bir parçası olma çizgisinden uzaklaşmıştır. Bunun yerine komşu Arap ülkeleri ve Hamas gibi terör örgütleri ile stratejik bağlar kurulmaktadır. İsrail ile diplomatik ilişkilerin seviyesinin resmen düşürülmesi için Türkiye’ye gerekçe sağlayan 2010’daki Mavi Marmara olayı, bölgenin iki gücü arasındaki stratejik anlaşmanın dramatik çöküşünün nedeni olmaktan ziyade varolan kötü niyetin katıksız bir belirtisi olmuştur.

 

Türkiyenin bu hırsı AKP lideri ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılından bugüne  dış politika konusunda baş danışmanı olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun resmen ilan ettiği  “Stratejik Derinlik” kavramının mantıksal bir uzantısıdır. Bu vizyonda  ticaret yolları ve deniz kaynakları da dahil olmak üzere Türkiye’nin Akdeniz’deki hakimiyeti temel bir rol oynamaktadır.

 

 

Doğal Gaz : İsrail İçin Gitgide Kritikleşen bir Enerji Kaynağı

 

Türkiye’nin İslami kimliği konusundaki coşkulu gösterişi özellikle Arap Baharı bağlamında İsrail ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklığın dondurulmasını hızlandırdı. Bunun sonucu olarak İsrail aktif olarak bölgede yeni müttefikler arayışına girdi ve Kıbrıs ve Yunanistan ile yakınlaştı.

 

Küresel bağlamda enerji güvenliğinin artan önemi, yeni şekillenen güç dengesinin kritik konularından birisini oluşturmaktadır. Soğuk Savaşın bitiminden bu yana Türkiye kendisini Avrupa ve İsrail için vazgeçilmez bir enerji dağıtım noktası olarak konumlandırmıştır. İsrail ve Kıbrıs’ın ortaklaşa yürüttükleri  doğal gaz sondajı Erdoğan hükümetinin hasmane tavrıyla karşılaşmıştır. Sözkonusu doğal gaz sahaları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin deniz sahanlığı içinde yer almakta ancak Kıbrıs’ın buradaki mülkiyeti konusunda Türkiye’nn şiddetli bir itirazı bulunmaktadır.

 

İsrail için ise doğal gaz elektrik üretiminde gittikçe önem kazanan bir yakıttır. 2004 yılında hiç bağımlı değilken bugün İsrail elektrik üretiminin %36’sını gaz ile sağlamaktadır. 2020 yılında bu oranın %70 e çıkacağı tahmin edilmekte, bu nedenle Mısır’dan yapılan ithalat İsrail’de konutlarda ve sanayide kullanım için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Geçtiğimiz 6 ay içinde önemli kesintilere maruz kalsa da Mısır İsrail’in önemli doğal gaz tedarikçilerinden biri olmaya devam etmektedir. Mısır ve İsrail’in enerji ticaretine devam etmeleri için ekonomik ve enerji güvenliği ile ilgili zorlayıcı nedenler mevcuttur. Ancak uzun vadede İsrail kendi yerel kaynaklarını geliştirmeli ve bu güvenilmez tedarik kaynağından uzaklaşmalıdır.  Sonuç büyük olçüde İsrail-Mısır ilişkilerinin geniş anlamdaki rotasından etkilenecektir. Fiyat artışı ile bazı eleştirileri yatıştırmak mümkün olsa da İsrail’e doğal gaz satışına yönelik Mısır’daki halk muhalefetinin zayıflaması mümkün gözükmemektedir. 

 

2008 den bu yana Mısır Sina yarımadasının kuzeyindeki El Ariş ile İsrail limanı Aşkelon arasıdaki 100 kilometrelik bir deniz altı boru hattı ile İsrail’e doğal gaz tedarik etmektedir. Bu boru hattı Mısır gazını Ürdün, Suriye ve Lübnan’a ulaştıran   Arap Gaz Hattı (AGP) nin bir arteridir. Boru hattı, geçtiğimiz 6 ay içinde beş defa Sina’da militanların saldırısına uğramış ve İsrail’deki enerji fiyatlarının hızla artmasına sebep olmuştur.

 

Boru hattındaki patlamalardan önce Mısır’ın ihracatı, İsrail’in doğal gaz tüketiminin %40 ına denk gelmekteydi. 2010 yılında Mısırlı Doğu Akdeniz Gaz Şirketi (EMG) İsrail’in devlet kuruluşu olan İsrail Elektrik Şirketi’ne 2,5 milyar metreküp gaz sağlamıştı. Aynı yıl içinde İsrail’in iç tüketimi 5,2 milyar metreküp seviyesinde gerçekleşmiş, aradaki fark İsrail’in 2013 yılında tükeneceği tahmin edilen Mari-B açık deniz alanından sağlanmıştı.

 

Geçtiğimiz yıllarda İsrail ve Kıbrıs kendi deniz sahanlıklarında bağımsız kaynaklar arama çalışmalarına hız vermişlerdir. 2010 Aralık ayında iki ülke Münhasır Ekononik Sahalarının sınırlarını belirleyen bir anlaşma imzamışlardır. Sınır hatlarının belirlenmesi İsrail’in petrol ve denizaltı gaz yatakları üzerindeki haklarının korunması açısından önemlidir. Son 3 yıl içinde İsrail   184 ve 453 milyar metreküplük rezervler içeren Tamar ve Leviathan sahalarında keşiflerde bulunmuştur. 2013 yılından sonra İsrail bu yeni bulunan doğal gaz sahalarındaki üretime bel bağlayacaktır.

 

İsrail ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Sahalarındaki  sondaj ve işletme 2009 yılından bu yana  Amerikalı petrol ve gaz şirketi Noble Energy tarafından yürütülmektedir. Kıbrıs’ın ulusal enerji şirketi olan Kıbrıs Enerji Düzenleme Kurumu’nun ve İsrailli Delek Drilling LP, Avner Oil Exploration LLP şirketlerinin Amerikan Noble şirketinde hissseleri vardır.  Oil and Investor dergisinin Mayıs 2011 sayısında İsrail Münhasır Ekonomik Sahası’ndaki Leviathan gaz yataklarının geçtiğimiz yıl keşfedilen en büyük rezerv olduğu belirtilmiştir.  Noble Energy ayrıca Kıbrıs kıyı şeridi yakınındaki Blok 12 de, 280 milyar metreküplük bir başka rezerv daha keşfetmiştir.

 

 

Türkiye ve Lübnan’ın İsrail’in gaz keşiflerine itirazları

 

Eylül 2011’de Başbakan Erdoğan, “Türkiye’nin gerekli adımları atarak” “İsrail’in doğu Akdeniz’deki doğal kaynakları tek taraflı olarak işletmesinin engelleneceğini” beyan etti. Eylül ayının ortasında Türkiye, Türk hükümeti tarafından Kıbrıs Cumhuriyetinin karasularında doğal gaz araştırması yapmak üzere Norveç’ten kiralanan gemiyi “korumak” üzere bölgeye üç savaş gemisi gönderdi.  Türkiye’nin baskısı ile Lefkoşa Hükümeti, gelecekteki gaz sahalarını kuzeydeki komşusu ile paylaşmayı kabul etti.  23 Kasım’da Türkiye Enerji Bakanı Taner Yıldız, İsrail ve Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sondajarının yasa dışı olduğunu iddia ederek İsrail ile Kıbrıs arasında anlaşmaya varılan Münhasır Ekonomik Saha sınırlarının sorgulanması çağrısında bulundu. Bakan Yıldız, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de dahil olmak üzere tüm tarafların yer alacağı bir anlaşma imzalanmasını talep ederek, kaynakların eşit olarak paylaşılması gerektiğini savundu.

 

Lübnan da İsrail’in Münhasır Ekonomik Sahasında yeni bulunan gaz rezervlerine karşı hasmane tavır takındı. Beyrut, resmi olarak savaş halinde olan iki ülke arasındaki deniz sınırının tespiti konusunda Birleşmiş Milletlere başvuru girişiminde bulundu. Lübnanlı yetkililer doğal gaz rezervlerinin en azından bir kısmının Lübnan’ın Münhasır Ekonomik Sahasında yeraldığını iddia ederken İsrail tarafı ise aksini düşünüyor. İsrail’in resmi açıklamasına göre, “Lübnan tarafından Birleşmiş Milletler’e sunulan sınır, İsrail’in önerdiğinin çok daha güneyinden geçiyor. Önerilen sınır ayrıca Lübnan’ın Kıbrıs ile 2007 yılında vardığı anlaşmaya da aykırı”

 

21 Aralık 2011 günü Türk savaş gemileri İsrail’in Leviathan ve Kıbrıs’ın Blok 12 bölgelerinin sınırına top ateşi açtı. Bu iki sondaj alanı, bu iki küçük Akdeniz devletinin enerji güvenliği açısından hayati önem taşıyan doğal gaz rezervleri ihtiva ediyor.

 

 

 

Kıbrıs ve İsrail’in cevapları

 

Türkiye’nin bu son hasmane eylemleri Kıbrıs Cumburbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın tepkisine yol açtı. Hristofyas, Türkiye’nin bu davranışından vazgeçmesi gerektiğini belirterek, savaş gemilerinden açılan ateşin durdurulması çağrısında bulundu. 23 Aralıktaki açıklamasında Hristofyas, “Türkiye’nin  savaş gemisi diplomasisini terkederek, bölgenin polisi rolünden vazgeçmemesi durumunda bunun tüm bölge veya  en başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere Türk halkı açısından  iyi olmayan sonuçları olacağını” söyledi.

 

Aralığın üçüncü haftasında Washington’u ziyaret eden Kıbrıs Dışişleri bakanı Erato Kozakou-Marcoullis, Türkiye’nin provokasyonları konusundaki endişelerini Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a iletti. Kozakou-Marcoullis, Washington’dan doğal gaz sondajlarına devam etme ve Türkiye’nin tacizlerini dikkate almama konusunda cesaretlendirilmiş olarak ayrıldı.

 

Woodrow Wilson International Center for Scholars’da yaptığı bir konuşmada Kozakou-Marcoullis, Türkiye’yi “bölgenin kabadayısı” olarak adlandırarak, “bir zamanlar komşuları ile sıfır sorun politikası güden Türk Dışişleri bakanının bugün sadece sorunlardan oluşan bir politikayı izlediğini” söyledi. Kozakou-Marcoullis “İsrail ile gerilimin, Ankara’nın başkalarını gayrımeşrulaştırarak kendini meşrulaştırma çabasının sadece başlangıcı olduğunu” sözlerine ekledi.

 

Türk savaş gemilerinin İsrail’in doğal gaz tesisleri yakınındaki gösterisi hakkında İsrail Enerji Bakanı Uzi Landau,  “İsrail’in doğal gaz platformları kurmaya devam edeceğini ve bunları savunacağını” beyan etti. Bundan daha önemli olarak İsrailli yetkililer sondaj platformlarının güvenliğinin gece görüş sistemi, radar, ve çok namlulu roketatarlar ile donatılmış insansız deniz araçları ile sağlanacağını belirttiler.

 

Bazı İsrailli askeri kaynaklara göre Elbit’in Türk Hava Kuvvetlerine yüksek teknolojili gözetleme sistemi satışının 22 Aralık’taki iptali, zamanlama açısından Türkiye’ye İsrail’in doğal gaz sahaları çevresindeki tacizine son vermesi konusunda bir uyarı niteliğinde.

 

 

Sonuç

 

Türkiye’nin  son zamanlardaki uluslararası tutumu, neo emperyal sendrom ile güdülenen yönetiminin ülkeyi tehlikeli sulara doğru çektiğinin açık bir belirtisi durumunda. Enerji kaynakları konusundaki anlaşmazlık, zaten gergin olan Türk-İsrail ilişkilerini daha da kötüleştirebilir.

 

Enerji kaynakları konusunda küresel rekabetin arttığı göz önüne alındığında İsrail, kendi Münhasır Ekonomik Sahası içinde yeni doğal gaz sahalarını geliştirmeyi hızlandırmak zorunda. İsrail Avrupa’ya ve son olarak açıklandığı üzere yeni stratejik ortağı Hindistan’a doğal gaz ihraç etme planlarının bir gereği olarak, doğal gaz ve deniz tesislerinin yasallığını ve güvenliğini ispat etmek durumunda. Bu nedenle, İsrail, kendi Münhasır Ekonomik Sahası konusundaki nüfuzunu diğer ülkeler nezdinde korumaya yönelik bir diplomatik kampanya izlemeli. Bunun ötesinde kaynaklarına erişimini korumak açısndan Münhasır Ekonomik Sahası içindeki askeri varlığını da artırmalı. Nihayet, enerji güvenliğini  sağlamak ve Avrupa’ya enerji ihracatına yönelik boru hatları inşa edebilmek için de Doğu Akdeniz’deki Kıbrıs ve Yunanistan gibi dost devletlerle de işbirliğini geliştirmeli.

 

School of Oriental and African Studies, University of London’dan Doktora derecesine sahip olan  Alexander Murinson, bağımsız bir araştırmacı ve  Turkey's Entente with Israel and Azerbaijan: State Identity and Security in the Middle East and Caucasus adlı kitabın yazarıdır.

 

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
NİHAT
02/01/14 19:14
YAZINIZI ŞÖYLE BİR OKUDUM. KISACA ŞÖYLEMİ DEMEK İSTİYORSUNUZ İSRAİL'İN ÇIKARLARI İÇİN ERDOĞAN GİTMELİDİR Mİ DİYORSUNUZ

Haber Merkezi