Haber Merkezi

06/10/11

ERDOĞAN'IN DÜŞMANLIĞI

HAARETZ gazetesı, 5.10.2011

Erdoğan’ın düşmanlığı

Yazanlar :   Şaul Kamhi ve Eli Karmon

Tercüme : SELİM AMADO

Türkiyenin iç ve dış politikalarını anlamak için , Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliğini anlamak çok önemlidir. Ankaradaki ABD Büyükelçiliğine ait ‘’Wikileaks’’ belgeleri Erdoğan’ın kişiliğiyle ilgili bır dizi değerlendirmeler ve analizler ortaya koyuyorlar.

Erdoğan’da ikna yeteneği olan, karizmatik bir kişilik mevcut.  Türk halkının önemli kesimlerinde bulunan ortak değerlere başvurarak onlara tesir edebilmekte ve de  gösterdiği yolu izlemeğe layık bir lider görüntüsü yaratmakta son derece ustalığı  var. Aynı zamanda dünyanın değişik ülkelerindeki politık liderleri de tesir altında bırakma yetenekleri gayet iyi.

Türkiye başbakanı pragmatik bir yaklaşıma  sahip: partisinin İslamcı ajenda’sını fazla vurgulamama yoluyla aşırı İslam’dan uzak olduğunu belirtmek amacında.  Pragmatizm’i , Türkiye’nin öneminden dolayı Amerika Birleşik Devletleri’ne olan yaklaşımıyla da dile gelmekte. Fakat diğer yandan  pek Amerikan yanlısı olarak tanınmaktan da çekiniyor.

Erdoğan hem öğünmekten hoşlanan  hem de gururlu, kendisini tüm Müslüman dünyası üzerinde tesiri olan bir lider olarak görüyor. Türkiyeyi ileriye götürmesi için Allahın kendisini tayin ettiği inancından kaynaklanan yüksek bir ihtirasa sahip. İnatçı ve kolay taviz verme eğiliminde olmayan,  otorite sahibi ve  etrafında kendisine tesir edebilecek danışmanlardan oluşan bir çevre yaratmaktan çekinen bir lider.

Belgeler kendisini uzun vadeli planları olan bir lider olarak tanımlamakta. Bu amaçla ülkedeki değişik mekanizmaları kontrol altına alabilmek ve duruma daha etkili şekilde hakim olabilmek üzere : sisteme yüksek öğretim dünyasından olanları ( İslami oryantasyonu olan mini-profesörler) dahil ederek hükumetin bu müesseseleri daha yakından denetleyebilmesini sağlamak, politik tayinler yaparak onlar aracılığıyla taraftarlarını bankalar, sigorta şirketleri gibi  ağırlıklı ekonomik kurumlara dahil etmek, hükumetin adalet sistemi üzerindeki kontrolünü çoğaltma amacıyla taraftarlarını hakim ve savcı gibi görevlere tayin etmek, belediyelere İslami ajendayı yerleştirmek ( belediyelere bağlı yerlerde alkol tüketimini yasaklama, sadece kadınlara mahsus park yerleri ayırma, halkın hizmetinde olan vapurlarda dua yerleri yapılmasını şart koşma gibi).

İsrail ile Türkiye ilişkilerinin bozulması tamamen Erdoğan’ın eseri. Kaynaklardan biri Türkiye Başbakanında köklü dini yaklaşımdan kaynaklanan  derin İsrail karşıtı hisler olduğunu iddia ediyor. Amerikan şahsiyetlerin Türk hükumeti içinde ve dışındaki çevrelerde  yaptıkları temaslardan Erdoğan’ın İsrail’den bariz şekilde nefret ettiği görüşü ortaya çıkmakta.

Erdoğan’ın , İsrail Gazze ablukasını kaldırmaz ise Türk-İsrail ilişkilerinin düzelemiyeceği yönündeki tehditleri, aslında onun Hamas’ı kuvvetlendirmeğe gayret ettiğini gösteriyor. Türkiye’nin Palmer raporunu – İsrail’in uyguladığı ablukayı yasal ilan ettiği için -  geçersiz olduğunu iddia etmiş olması , Erdoğan’ın inatçılığını , politik bir yenilgiyi kabul edemeyeceğini , İsrail aleyhinde ilan ettiği haçlı seferi mevzuunda  Birleşmiş Milletler ile ile karşı karşıya gelmeğe hazır olduğunu gösteriyor.

Bundan iki hafta önce yaptığı ve epey ilgi uyandıran ‘’ArapBaharı’’ ülkelerine ( Mısır, Tunus, Libya) yaptığı ziyaretlerde Erdoğan bazı hatalı girişimlerde bulundu. Mısır hükumetine tazyik yaparak Gazze’yi ziyaret etmesine imkan vermelerini istedi. Orada yeni bir ‘’Sultan’’ olarak karşılanacağını ümit etti, fakat Mısır askeri yönetimi bu dileğini geri çevirdi. Ona, Tahrir meydanında nutuk verme imkanını da tanımadı. Kahire Opera binasında yaptığı kışkırtıcı konuşma da Mısır televizyonunda canlı olarak yayınlanmadı. Tunus ziyaretinde Erdoğan, İsyancı Kürt örgütü PKK ile mücadele etmek için İran’la işbirliği yapmanın  ‘’ gayet iyi ‘’ olduğunu,  iki ülkenin birlikte  kuzey Irak’taki Kürt kelelerine  operasyon düzenleyebileceklerini bildirdi. Buna tepki olarak İran’ın Ankara Büyükelçisi bir bildiri yayınlayarak bu şekilde ortaklaşa bir operasyona gidilmesinin bahis mevzuu olmadığını bildirdi.

Kıbrıslı bir gazeteci son günlerde Erdoğan’ın bölgede istikrarı koruyan sıfatından bölgede istikrarın düşmanı haline dönüştüğünü yazdı. Ve de gerçekten, Erdoğan’ın ‘’komşularla sıfır problem’’ politikası,    ‘’ her yöne düşmanlık’’ stratejisi denebilecek bir hale dönüştü: Aynı zamanda İsrail, Suriye, İran, Kıbrıs, Yunanistan, bir ölçüde de Irak ve Ermenistan ‘a karşı.

 

Dr. Kamhi, Tel Hay Yüksek Okulunda Psikoloji bölümü başkanıdır. Dr.Karmon da Herzliya Disiplnilerarası Merkezinde Teröre karşı politika, ve  Teröre karşı Politika  enstitülerinde araştırma görevlisidir.

 

Tercüme : S.A

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
ali
17/06/12 14:10
http://www.bugun.com.tr/foto-galeri/170029-page-3-israil-i-tarihten-silecek-irk-galerisi.aspx yukarıdaki link abd'nin himayesinde yaşayan fetullah gülen e ait gazetenin internet sayfasından alınmıştır, TSK'da abd yanlısı generallerin neden abd karşıtı gibi gösterilerek tutuklandığını, akp nin ısrarla suriyeye asker sokma isteğinin yorumunu size bırakıyorum. haritaya bakın, israil ile turkiye arasında kim var. ABD'ye yazıklar olsun. kendi elleriyle turk-israil dostluğunu yok etti.

Haber Merkezi