Haber Merkezi

17/07/11

HEP BİR FİLİSTİNLİ ARKADAŞIM OLSUN İSTEMİŞTİM

 

Bir İsrailli ve 3 Filistinli Antalya'da  bir diskoteğe girerler. Bu bir fıkranın başlangıcı değil, aksine  NİR (ŞOKO)COHEN'in daima hayal ettiği arkadaşlığın başlangıcı. Sizi hesapta kazıklamak istediklerinde eninde sonunda onlarla kardeş çocukları olduğunuzu hatırlayıveriyorsunuz.

 

Kaynak: YNET

Savaş ve istismar ile ilgili iyimser bir hikaye....

 צילום: ניר שוקו כהן

YAZAN : NİR (ŞOKO) COHEN
Tercüme : RAFAEL SADİ

 

Ben Ahmeti bir taraftan tutmaya çalışırken  "Relax Habibi"  ( Sakinleş   dostum) diyorum. Korumalar  bizlere karşı  fena ateşlenmiş durumdalar, bir taraftan da onları sakinleştirmeye çalışıyorum. Ama Ahmed  sakin değil ve neredeyse artık onu zaptedemiyeceğim . Ve artık meselenin  sadece para olmadığını anlamaya başlıyorum. Meesele artık Milli Gurur . '' Şoko kızları al ve otel'e  gidin''  diyor Ahmet. '' Ben burayı hallederim''  .

 

Fakat  Bat-Yamda büyümüş olan biri olarak arkadaşımı  karmaşanın içinde mi  bırakacaktım?  Olamazdı böyle bir şey. Antalyadaki bir  gece klubündeki  izbanduttan kıçıma bir  Türk bıçak darbesi  yeme  pahasına bile olsa bile onu bırakamazdım.  ''Seni bırakıp gitmek mi? Saçmalama" dedim "istediklerini ödeyelim ve gidelim ''. "Hayır olamaz"  dedi, ve tekrar  karmaşanın  içine döndü.

 

Ahmetle Portobello otelinin (her şey dahil- Antalya ) büyük salonlarından birinde bir kongrede dört gün önce tanışmıştık. Kırk küsür  gazeteci , yarısı Filistinli  diğer  yarısı  ise  İsrailli. Başka bir gazetecinin seyahatini iptali  üzerine bu   kongreye   oldukça  tesadufi olarak katılmıştım.Telefon çalınca ve bu geziye katılma isteğim  sorulunca, hemen evet dedim:  Hep Filistinli bir arkadaşım olsun isterdim. Avrupa Birliğinin finansmanı ile yapılan bu kongrenin  hayatımdaki bu eksiği tamamlayacağını düşünmüştüm.

 

Gürcü arkadaşım var , İspanyol da , Kosta Rikalı çok iyi iki arkadaşım  var. Bir tane de Arjantin de var. Rus  arkadaş gerçekten sorun değil ( İsrail'de  çok  var) Bir zamanlar ise  kibuts'ta Danimarkalı bir kız arkadaşım bile olmuştu. Ancak kalbimin  derinliklerinde  daima biliyordum ki  eksik olan Filistinli bir arkadaştı. Gerçek  bir Filistinliden söz ediyorum, Orijinal. İsrail'deki ve arabanızı yarı fiyatına  tamir eden Umm El Fahem'li  sevimli oto tamircisi değil, Yaffo'daki humusçudaki  en iyi MİSABAHA  yapan da değil ( Çevirmen  not'u : İsrail'in en iyi Hummus  lokantası Yaffo'da Ali Karavan ve Abu Hasandır –baba ve oğul) Hatta  Soroka  hastahanesinde babamın apandesit ameliyatını yapan doktor Refik  bile değil aradığım Filistinli arkadaş.

 

Gerçek bir Filistinli arkadaş arıyordum. Batı Şeria'dan . Hani öyle ki kendisine ulaşabilmek için ordunun kontrol noktasını ve en az iki yerleşimi geçmeliyim. Öyle bir  arkadaş ki bana ilk ağızdan Ramallah ve Bet-Lehem'deki hayatı anlatabilsin , beni Cenin'deki en iyi diskoteğe götürebilsin ve Nablus Üniversitesinde bana bir tur attırabilsin.

 

Havuz Başında  Barış Yapmak daha kolay

 

 

Avluda 6 kişiydik , Ahmet , Abed ve Naima  (Ramallah'lı  gazeteciler) ,Liat ve Maayan  bir de ben (İsrailli  gazeteciler) . Kafiledeki daha yaşlı  gazeteciler  daha erken otele döndüler. Diskotek yarı yarıya  doluydu, aslında Yad Harutzım deki Cuma akşamları  jandarmaların güvenliği sağladığı  yerlere benziyordu. Meydan çevresinde  7 adet büyük bar vardı , sahnede 3 adet dansöz/striptizci popoplarını  sallayarak  dans ediyorlardı. Enseleri olmayan onlarca  koruma  etrafı  çevreliyordu.  DJ de  Müjde ile Eminem arasında şarkılar çalıyordu.

 

 

 Kongre odası ve İsrailli gazeteciler ile Filistinli Gazeteciler....

 

Bizden başka  bütün müşteriler  eski Sovyet Cumhuriyetlerinden gelen turistlerdi. Anlaşılan İsraillilerin boykotundan sonra  Turistlerin çoğu bu ülkelerden gelmekteydi. Biz de üç günlük yorgunluk ve  toplantılar, konferanslardan Filistin devleti'nin Eylül ayında  ilanı ve barış için Arap  teşebbüsü, Eylül ayı öncesi Gazetecinin konumu gibi konularda kafa patlatılan düşünce gruplarından bıkarak  az bir şey kurtlarımızı dökmek için gelmiştik. Kısaca herkes  sadece dans etmek istiyordu.

 

Ve böylece biralar  Bakardi ile  karıştı , Bakardiler votka ile , votka  uzo ile karıştı , ve  sonuçta  sevinçli bir hava oluştu.  Nihayetinde hepimiz  yaklaşık aynı yaşlardaki insanlardık , hepimiz laik ve hepimiz  gençtik , gazeteciydik ve iki değişik taraftan aynı anlaşmazlığı inceliyorduk. Birlikte geçirdiğimiz  4 günün  sonunda  hem İsrailli ve Filistinli gazeteciler için , havuz başında karpuz ve  elma  tadındaki nargileyle barış yapmak toplantı odalarında barış yapmaktan çok daha kolaydı.

 

 


 

Antalya  Yat Limanı

 

Olaydan 2 gün önce Antalya  pazarında  gezi:

Satıcı ( İngilizce ) : İtaly? Spanish?
Ben : İsrailli
Satıcı ( İbranice ) :İsrael ! Hayfa'dan ? Tel-Aviv'den ?
Ben : Tel-Aviv
Satıcı: İsrailliler nerede , neden Antalya'ya  gelmiyorlar ? İş yok burada.
Ben : Karmaşa var. Biliyorsun Erdoğan ve Bibi arkadaş değiller.
Satıcı: Hepsi palavra (Bulşit)  Türkler ve İsrailliler en iyi dostturlar ,Politika ticarete pek iyi değil  , Otel'e  tatil'e mi geldiniz?
Ben : Tam olarak değil.
Satıcı: Peki ne?
Ben : İsrailli ve Filistinli gazeteciler ile  bir  kongreye geldik.
Satıcı: Gazze'den mi?
Ben: Gazze'den mi , hayır Gazze'den gelemiyorlar.
Satıcı: Niçin  geldiniz PEACE  yapmaya mı?
Ben : Tam olarak değil  ,Eylül ayını konuşmak için geldik.
Satıcı: Ve sizin Bibi  ne diyor?
Ben : Bibi? Onda  Eylül  ayı yok , direkt EKİM  ayına
Jgeçiyor
Satıcı: Gülüyor ,İsrail'deki arkadaşlarına söyle gelsinler. Türkler İsraillileri seviyorlar.Biz Marmara değiliz.Biz   dostuz.

  

Bana bulaşma ben Filistinliyim.

 

Sabaha  karşı saat 3.30 da , 4 saat danstan sonra, Maayan , Liat ve ben otel'e gitme zamanı geldiğine karar verdik. Sabah erkenden uçağımız vardı.Bara hesap kapatmaya gidince üzerimize kara bulutlar çöktü. Gözlerimiz karardı.  Her bir  içkiye  20 Euro yazdıkları  (geçirdikleri)  yetmezmiş gibi hesaba her birimiz için giriş parası olarak 20'şer Euro daha  yazmışlar. Ayrıca da geldiğimiz  taksiyi de hesaba eklemişler. Halbuki taksi parasını biz  inerken ödemiştik ve onlarla ilgisi yoktu. Bir turist tuzağına düştüğümüzü  anladık. Çok karışık olmayan, apaçık bir soygundu, ama genelde gayet iyi işleyen bir tuzak.

 

Barda  oturup hayal eseri hesabı  anlamaya ve bozuk ingilizceli bar müdüründen izahat almaya çalışıyorduk. Koca gövdeli ve sempatik olmayan biriydi. Abed ve Ahmed bana yanaştılar. Sorunumuzu uzaktan kestirip yardıma gelmişlerdi. Kendilerineyanımızdaki antipatiğin bizleri sanki Ben-Gurion havaalanındaki taksiye binen İsviçreli turistmişiz  gibi  kazıklamaya çalıştığını anlattım.

 

Ahmet  bar görevlisine  yanaşarak bizlere girişin ücretsiz olduğu taahhüd edilerek girdiğimizi izah etti. Taksi parasını gelirken biz ödemiştik. Ahmet, buraya gelmemizi kendisi teklif ettiği ve daha önce gelip kontrol ettiği için başımızın dertte olmasına bilhassa sıkılıyordu.  Ancak  antipatik Türk  barmen de talebinde inatçıydı.  Ses tonları yükselmeye başlamıştı. Tam bu sırada Ahmed  bana  oldukça büyük bir sürpriz gibi gelen en önemli kozunu, Filistinliliğini kullanmaya başladı. Eninde sonunda aynen bizim gibi. Amcaoğullarımız da aptal yerine konmaya gelemiyorlar. Hele 3  Bakardi,  Uzo ve 60 senelik İşgal'den sonra.

 

Ahmet  tekrar Türk barmene dönerek kendisinin Filistinli olduğunu ve kimseye kendisini ve arkadaşlarını kazıklamaya müsaade etmeyeceğini söyledi .İngilizce: "Don't Fuck with me I'm a  Palestinian !!!....". Bir saniyede etrafımız izbandut gibi 7 Türk korumayla çevrildi. Durum daha vahim  bir hal almasın diye Ahmeti sakinleştirmeye çalışmam nafileydi eştirmeye çalışıyorum ki.  Bana dönerek '' Şoko anla şunu. Hiçbir  Filistinli  hele  hele Antalya'daki bir  diskotekten kazıklanarak çıkamaz''  dedi.

 

Sonra olaylar şöyle gelişti: Barmen Ahmete bakarak hiç tereddüt etmeden '' Sen bir kere Filistinli değilsin  İsraillisin '' dedi. O anda Ahmed'in gözlerinde  şimşekler çaktığını gördüm. Arkasında  duruyor olmama rağmen bu onun  duymak istediği en son laf olduğunu düşündüm.Klüp içinde karşılıklı itişmeler başladı, yumruklar uçuşmaya başladığında  ise ben Ahmetin üzerine atlayarak kendisini  çıkışa doğru çekmeye çalıştım. "Relax Habibi"  deyip  kendisini sakinleştirmeye bakıyordum.

 

Kaçabilirlerdi . Ama kaçmadılar.

 

20 dakika kadar sonra kulüp müdürünün odasındaydık. Abed , Ahmed ben , barmen (antipatik Türk) ve  üzerimize  tehdidkar bakışlar  gönderen 12  koruma. Kulüp müdürü karşımızda Baba filminden Don Corleone pozunda  oturuyor ve olup biteni anlamaya çalışıyordu. Her  kafadan bir ses çıkıyordu: Bir taraftan bar müdürü ve Türkler , diğer  taraftan ise  Ahmed , Abed ve ben.

Bu safhada  arkadaşlar bu  durumda odada bir İsraillinin olması  durumun  sadece daha kötüye gitmesine  neden olabilir dediler ve benim odadan çıkmamı istediler.  Açık kapının başında dışarıda durdum. Hala Gazze,  Türk Gemi  Filoları , Uçak Filosu ve  TÜRK-İSRAİL-FİLİSTİN Üçgeninin bir  dakika sonra bu odada patlayacağını tahmin edememiştim..

 

Ahmed ve Abed  hüviyetlerini çıkartıp İsrailli olmayıp Filistinli olduklarını, bunun aksini iddia eden kulüp müdürüne kanıtlıyorlardı. Kulüp müdürü  "Peki"  dedi "madem ki siz Filistilisiniz  ne  demeye bu İsrailliler ile birliktesiniz?" Cevabı beklemeden bağıra bağıra amcasının bir  sene önce  Gazze yolundaki Mavi Marmarada öldüğünü anlattı, ve Filistinlilerin özellikle  Antalya'da  İsrailliler ile  gezmelerinin  ayıp ve saygısızlık olduğunu da ekledi.

 

İşin sonunda hesap konusunda yumuşadı. Otele  geri dönerken Ahmet ve Abede ve hayali gibi duran bu  duruma baktım , İki  Filistinliden neden bir İsrailli ile dolaştığının  hesabı soruluyordu. Onlar  ise bizlerden kolaylıkla kurtulabilirlerdi, ancak bunu yapmadılar .

 

Aslında  bu gezinin bittiğine  gerçekten  üzüldüm.

 

Sabah saat beş'te odalarımıza çekildik.  Galiba  bu son görüşmemizdi: Bizim uçağımız  sabah erken saate ve Filistinlilerin uçağı öğlen vakti Amman'a .  Sarılarak ve kucaklaşarak ayrıldık.  Ahmed  ve Abed beni Ramallah'a   davet ettiler  ve şehrin  oldukça verimli olan gece hayatını yazmamı istediler. Sevindim ve geleceğime  söz  verdim.Bu  hafta değilse gelecek hafta dedim. Ağustos  ayında Ramazan olduğunu hatırlattılar ve  bu ayın  eglenceler acısından en doğru  zaman olmadığını izah ettiler.Belki Eylül'de buluşacağız.


 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Gojim
20/04/12 10:54
Bende hep Yahudi bir dostum olsun istemiştim..Arkadaşim oldu ama dostum olamadi..

Haber Merkezi