Haber Merkezi

26/04/11

AYIP OLAN PAPAĞANLIK: APARTHEID

 

BİLMEMEK AYIP DEĞİL, AYIP OLAN PAPAĞANLIK: APARTHEID

 

 ALEGRESSE  DELAİL

 

Medyalarda sık sık İsrail ve Apartheid kelimelerini yanyana görüyoruz. Mutlaka İsrail’in de tüm insana saygılı devletler gibi, mükemmellik yolunda atması gereken daha birçok adımlar vardır, fakat demokrasi, eşitlik, düşünce özgürlüğü, insan hakları, bağımsız yargı gibi değerlerin en üst düzeylerde tutulduğu bir devleti,  sürekli kendisini yok etmeye kararlı devletlerin ve terörist örgütlerin tehdidi ve saldırıları altında olması nedeniyle aldığı tedbirler yüzünden ırkçı olarak etiketleme densizliği kabul edilemez bir yalandır.

 

 

 

Güney Afrika’da savaş veya güvenlik problemlerinin hiç olmadığı, zencilerin devleti yok etmek gibi bir amaç gütmediği bir dönemde, sadece derileri siyah olduğu için korkunç bir ayrımcılık rejimi kuranlarla, her gün şehirlerine bomba yağdıran, vatandaşlarını uykuda doğrayan ve dua ederken öldüren azılı katillerle savaş halinde olan İsrail hükümetini karşılaştırmak (üstelik hem Arap ülkelerinde yaşayan Filistinlilerin vahim durumunu hem de Hamas’ın kendi öz halkını canlı kalkan olarak kullanmasını göz ardı ederek ), entellektüel sahtekârlıktır. Aksine, bu şartlar altında, İsrail’in nasıl bu kadar insancıl ve etik davranabildiğine şaşmak gerekir.

 

 

 

Genelde İsrail karşıtı aktivistlerin ve antisemit radikal dincilerin propaganda aracı olarak kullandıkları bu benzetmeye Türkiye’de  devletin en üst kademesi tarafından, İsrail ve apartheid kelimelerinin aynı cümlede kullanılmasıyla çağırışım yapılınca konuyla ilgili biraz bilgilendirme yapmanın elzem olduğunu düşündük :

 

 

 

“Bu bağlamda İsrail, Arapların öfke ve düşmanlık deniziyle

 

 çevrelenmiş bir apartheid adası olarak algılanmayı kaldıramaz.”

 

 


Abdullah Gül, The Revolution’s Missing Peace, The New York Times, 20.4.2011 (1) 

 

 

 

Burada amacımız, İsrail’e demokrasi dersi verenlere önce kendi kapılarının önünü süpürmelerini söylemek değil. Tabi ki ayrımcılık, demokrasi ve insan hakları konusunda bazı rahatsız edici sorular sorabilirdik ve herkesin ulaşabileceği rakkamlarla ülkeler arasında detaylı bir karşılaştırma yapıp ders verenleri utandırabilirdik. Örneğin Türkiye’de gayrimüslim milletvekili sayısı kaçtır ? Orduda, kamusal alanda, yüksek yargıda kaç tane üst düzey gayrimüslim görevdedir ? Veya tutuklu gazeteci, basılan yayın organları, engellenen internet siteleri, faili meçhul cinayetler, hapishanelerde veya gözaltında ölümler vs. sayılarını da karşılaştırabilirdik. Fakat niyetimiz bu değil. Sadece Apartheid’ın ne demek olduğunu anlatıp, okurların endüstriyel ırkçılığa maruz kalmış bir halk için bu şekilde yaftalanmanın ne kadar üzücü olduğunu anlamalarını ve İsrail hakkında bilinçli olarak karar vermelerini amaçlıyoruz.

 

 


 
Apartheid nedir ?

 

 

Apartheid (Afrika dilinde "ayrılık" anlamına gelmektedir), Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 1948 - 1994 yılları arasında, Ulusal Parti hükümeti tarafından uygulanan ırkçı ayrımcılık sistemidir. (2) İnsanların derilerinin renklerine göre sınıflandırıldığı bu resmi sistemde, ülke nüfusunun %13'ünü oluşturan beyaz azınlık tüm güçleri elinde toplamış, zenciler ikinci sınıf vatandaş konumuna sokulmuş, vatandaşlık hakları sınırlandırılmış ve devletin verdiği sosyal, sağlık, eğitim gibi hizmetlerden daha az yararlanmaları sağlanmıştır.

 

 

 
Apartheid rejiminde Güney Afikalılar dört ırk sınıfına ayrıldı: Beyazlar, renkliler, asyalılar ve siyahlar. Her ırkın yaşam alanı ayrı olup, milyonlarca zenci şehirlerden uzak, « township » denilen bölgelere dolduruldu. Bu bölgelere bir tür özerklik verilerek orada oturanların Güney Afrika vatandaşlıkları iptal edildi.

 

 

Beyazların diğer ırklarla "yasadışı ilişkilere girmeleri”, "ahlaksız veya uygunsuz hareketlerde bulunmaları” ve evlenmeleri yasaklandı.

 

 


Beyaz olmayanların seçme ve merkezi yönetime seçilme hakları yoktu. Çıkarılan ayırımcı eğitim yasalarıyla, siyahların işçi olarak çalışmaya yetecek olanın ötesinde eğitim almaları engellendi. Siyah halk, beyaz azınlığın hizmetinde elmas ve altın madenlerinde, çiftliklerde ve ev işlerinde ucuz işgücü olarak kullanılıp sefalete mahküm edilerek sömürüldü.

 


 

 


Ayrımcılık, ulaşım vasıtalarından sinemalara, okullardan parklara, plajlardan umumi tuvaletlere, demiryolu istasyonlarından tüm kamu binalarına ve hastanelere kadar yaşamın her alanına uygulanıp Apartheid polisi tarafından sıkı kontrole tabi tutularak siyah çoğunluğun hayatı zehir edilip haysiyeti ayaklar altına alındı. « Sadece beyazlar için » tabelaları park bankları dahil her tarafa asıldı.

 

 

 


  

 

 

  
 
  
 

Siyahların otobüsleri için siyah otobüs durakları, beyazlar için beyaz otobüs durakları yapıldı. Trenler, ambulanslar, halk plajları, halka açık yüzme havuzları, köprüler, araba park etme yerleri ve mezarlıklar ırklara göre ayrıldı. Beyazların mahallelerindeki sinema, tiyatro, otel ve lokantalar zencilere yasaklandı.

 

  


 


 

 

 

 

Halk isyanları başladığında  binlerce zenci öldürüldü, hapsedildi, işkencelere maruz edildi. Yargısız tutuklamalar çoğaldı. (Apartheid sonrasında Nelson Mandela tarafından kurulan ve insan hakları ihlallerini inceleyen Güney Afrika Hakikat ve Uzlaşma Komisyonunun raporuna göre (3), 1960 ile 1994 yılları arasında 70'000 kişi yargısız tutuklandı.)  1980'lerde Botha hükümeti siyasi suçluları korkunç vahşetlerle cezalandırdı. Yılda ortalama  40.000 kişi kırbaçlanmaya tabi tutuldu. Vatana ihanetten suçlu bulunanlar idam edildi.

 

 

 

 

 


İsrail’de Apartheid var mı ?

 


14 Mayıs 1948 tarihli İsrail Devletinin Kuruluş Bildirgesinde de belirtildiği üzere, bu ülkede  din, ırk ya da cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm halkın sosyal ve siyasal hakları tam eşitlik ilkesi dahilinde teminat altına alınmış olup, din, vicdan, dil, eğitim ve kültür özgürlüğü devlet güvencesi altındadır.

 

 


İsrail’in iki resmi dili vardır : İbranice ve Arapça.
İsrail Öğrenci Hakları Hukuku, mezhep nedeni ile, öğrencilerin ayrımcılığa tabi tutulmalarını, ayrı eğitim programları okumalarını veya aynı eğitim kurumunda ayrı sınıflarda okumalarını, bir eğitim kurumuna kabul edilmelerini veya oradan atılmalarını yasaklar. (4)

 

 

 

İsrail'de Arap nüfusun eğitim ve okuryazarlık düzeyi muhtemelen tüm Arap ülkelerinden daha yüksektir. İsrailli Arapların okur-yazarlık oranı % 95 tir. Yaklaşık 1000 eğitim kurumunda 300.000 den fazla Arap öğrenci okumaktadır. İsrail üniversiteleri ve teknik kurumları Arap talebelere açıktır. İsrail'in Arap basını bölgenin en bağımsız basınıdır. 20'den fazla Arapça dergi basılır, her gün yayın yapan Arapça televizyon ve radyo programları vardır. (5)

 

 

 


   

 

Bir Arap ve bir Yahudi çocuk Wadi Ara Bölgesinde Kafar Qara’da, Yahudi-Arap anaokulunda birlikte oturuyorlar. 120 Arap ve 80 Yahudi öğrenci anaokulundan altıncı sınıfa kadar bu okulda okuyorlar. Dersler Yahudi ve Arap öğretmenler tarafından hem İbranice hem Arapça yapılmakta. (6)

 

 

 


İsrailde Araplar ve Yahudiler aynı parlamentoda seçme ve seçilme hakkına sahiptirler, aynı bağımsız yargıya başvururlar, aynı hastanelerde tedavi edilirler, aynı plajlarda denize girerler ve aynı marketlerden alışveriş yaparlar.

 

 

 


    
                       

 

 

Arap vatandaşların diğerlerinden tek farkı askerlik mecburiyetlerinin olmamasıdır. İsrail hükümeti bu muafiyeti onlara sadakat ve vicdan çatışmasına maruz kalmamaları için vermiştir.  Vatani görevlerini yapmak isteyenler gönüllü olarak hizmet verebilirler. Ulusal Hizmet yapmak isteyen Arap gönüllülerin sayısı son beş yılda altı kat artarak 2010 senesi itibarıyla 1473 olmuştur.

Arap dünyasının aksine, İsrail’deki Arap kadınlar erkeklerle aynı haklara sahiptirler. Herkes gibi onların da oy kullanma ve kamu görevlerine seçilme hakları vardır.

                                       

 

 

           
                       Yaffo’da hanımlar için teknik kapasiteleri geliştirme kursu

 


Yahudiler gibi, Araplar da istedikleri mesleği seçip kamusal alan dahil her kesimde görev alabilirler.

 


Bunlara birkaç örnek verelim :

 


Araplar ilk İsrail parlamentosundan beri milletvekili olarak hizmet vermişlerdir. İlk Arap Knesset üyeleri Democratic List of Nazareth partisinden Amin-Salim Jarjora and Seif el-Din el-Zoubi ve Maki partisinden Tawfik Toubi olmuştur.

 

 

Knesset’in ilk Müslüman Bakanı Raleb Majadele’dir. (İşçi Partisi)

 

 

       Raleb  Majadele                                                 Seif el-Din el-Zoubi

İsmail Khaldi (7), İsrail Devletinin Dış İşlerinde görevli ilk üst düzey Müslüman bedevi diplomatıdır. Haziran 2006’da San Francisco'da konsolos vekili olarak hizmete başlamış, 2009’da  Avigdor Lieberman’ın danışmanlığına atanmıştır. İsmail Khaldi  Tel Aviv Üniversitesi Siyasal Bilimler fakültesinden yüksek lisans derecesine sahiptir. İsrail Savunma Bakanlığında, İsrail Polisinde, İsrail Bakanlığı ve İsrail Savunma Kuvvetleri'nde görev yapmıştır.

 

                                 
İsmail  Khaldi şöyle yazmıştır:

 


“Bu kadar çok kültürel farklılığı barındıran ve Ortadoğu'nun  tek gerçek demokrasisinde yaşayan birçok Dürzi, Bahai, bedevi, Hıristiyan ve Müslüman gibi ben de gurur duyan bir İsrailliyim. Amerika gibi, İsrail toplumu da mükemmellikten uzaktır ama dürüst olalım. Hangi kıstası seçerseniz seçin -  eğitim fırsatı, ekonomik kalkınma, kadın ve eşcinsel hakları, konuşma özgürlüğü, temsil edilme özgürlüğü - İsrail'in azınlıkları Ortadoğu'daki tüm diğer ülkelerden daha iyidirler.”

 


                              


Oscar Ebu Razeq, İçişleri Bakanlığının Genel Müdürü olarak atanarak ilk üst düzey yetkili Arap vatandaşlarındandır. Ariel Şaron'un ilk kabinesinde Arap bakan Salah Tarif görev almıştır. Salim Joubran Yargıtay üyeliğine yükselmiştir. Eski Tümgeneral Yosef Mihslav, Ekvador elçiliği yapmış olan Reda Mansour,  ve Şubat 2007’de İsrail’e vekaleten Cumhurbaşkanlığı yapan eski Knesset Sözcü yardımcısı Majalli Wahabi Dürzidirler. 

 

    
     Oscar Ebu Razeq                             Salah Tarif                             Salim Joubran

 

 
    
                 Yosef Mihslav                     Reda Mansour                          Majalli Wahabi

 

İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav’ı cinsel taciz suçuyla 7 sene hapse mahkum eden ve üç yargıçtan oluşan panelin başkanı George Kara Hristiyan Araptır.

 

                                                         


                                                 
                                                                       George Kara

 

 

Apartheid değil aşırı özgürlük  

 

 


İsrail hükümetinin en sert muhalifleri parlamentodaki Arap üyelerdir. Bunların arasında açık şekilde İsrail devletine karşı söylem ve eylemlerde bulunanlar vardır. Örneğin Ahmed Tibi katıldığı Fatah Kongresinde, yerleşim merkezlerindeki Yahudileri temizlenmesi gereken « kanser hücrelerine » benzetmiş, Massoud Ghanaim adlı milletvekili ise Hamasın tanınması ve  İsrail’i de içeren bir halifelik kurulması çağrısı yapmıştır. Hanin Zoabi Mavi Marmara’ya binip Gazze ambargosunu kırmaya gitmiş, Azmi Bişara ise izin almadan Lübnan’a ve Suriye’ye seyahat edip Hizbullah’ı ziyaret ettikten sonra, Orient-le-jour gazetesinde Hizbullah’ı terörist bir örgüt olarak görmediğini söylemiştir.(8) İşte başka ülkelerde vatan haini muamelesi görecek olanları bile parlamentoya sokan İsrail demokrasisi budur.

 

 

 

2009 yılında, İsrailli Arap gazeteci Khaled Abu Toameh, Durban Değerlendirme Konferansında Müslüman bir kitleye şunları söyledi:  "İsrail yaşamak için harika bir yer ve orada olmaktan mutluyuz. İsrail özgür ve açık bir ülkedir. Bana seçim hakkı verilseydi, Kahire, Gazze, Ramallah veya Amman’da birinci sınıf bir vatandaş olarak yaşamaktansa, İsrail’de ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamayı tercih ederdim."

 

 

 

Aynı konferansta Khaled Abu Toameh, İsraili bir "apartheid devleti " olarak nitelendiren İsrail'in parlamentosunun (Knesset) Arap üyelerini eleştirdi: “Bir de buraya gelip İsrail’in ırkçı bir devlet olduğunu mu söylüyorlar? Afedersiniz ama bu ne ikiyüzlülüktür? O zaman Knesset'te ne arıyorsun? Eğer bir apartheid sisteminde yaşıyorsan bir Arap olarak sana nasıl seçimlere katılma izni verildi?” (9)

 

 


Bu arada, neredeyse Arap devletlerinin tümünde gerçek apartheid rejimini görmek mümkündür. Fakat siz hiç Suriye’de Esat’ın demir pençesinde yaşayan Kürtler için, Mısır’da öldürülen Kıptiler için, Cezayir’de ikinci sınıf vatandaş olarak yaşayan Kabiliyeliler, tüm Ortadoğu’da göçe zorlanan Hristiyanlar, Lübnan’da işyeri açma veya doktor olma hakkı verilmeyen Filistinliler, ya da Sudan’da öldürülen yüzbinler için « Apartheid » kurbanı dendiğini duydunuz mu ?

 

 


Niçin her gün Afrika’dan (bazen yürüyerek) gelen zenci mülteciler Mısır sınırından kaçak olarak İsrail’e girip iltica hakkı istiyorlar ? Apartheid’dan korkmuyorlar mı ?

 

 


Niçin Batı Şeria ve Gazze halkı Palestinian Center for Policy and Survey Research tarafından 2002’de yapılan (10) ankette "Filistin otoritesinde demokrasi ve insan hakları durumunu nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna;

 

 


 % 19.1 iyi, % 28.4 yeterli, % 50.5 kötü cevabı verirken,aynı soru İsrail demokrasisi ve insan hakları hakkında sorulunca,% 65.5  iyi, % 11.9 yeterli, ve sadece % 17 kötü demiştir?

 


Bir Filistin devleti kurulursa, niçin 1000 Araptan sadece dörtte biri İsrail’den “Filistin’e” gideceğini söylemiştir? (11)


Araplar neden illa da bir Apartheid ülkesinde yaşamak isterler?

 

 

Zenci talebeler Apartheid benzetmesini kırıcı buluyorlar (12)

 

 


Geleneksel olarak zencilerin gittiği birçok Amerikan üniversitesinin Vanguard Leadership Group (başarılı öğrenciler için liderlik geliştirme grubu) üyesi olan Afrikalı-Amerikalı öğrenci liderleri, Filistin’de Adalet için (Students for Justice in Palestine- SJP) adlı talebe örgütüne bir açık mektup yazdılar ve bunu birçok okul gazetesinde tam sayfa halinde yayınladılar. Mektupta “apartheid” kelimesinin ülke genelinde üniversite kampüslerinde İsrail Apartheid Haftası etkinliklerinde kullanılmasından rahatsız olduklarını belirten zenci talebeler şunları yazdı:

 

 


Kuruluşunuzun İsrail'e karşı kampanyası bu ülkenin politikaları hakkında yanlış bilgiler vermekte, medyada önyargıya teşvik etmekte ve İsrail-Filistin sorununun çözülmesini  geciktirerek tehlikeye yaratmaktadır. Apartheid kartı 20. yüzyılın ırkçı Güney Afrika rejimi ile ilişkili görüntüleri hatırlatmak için kullandığınız hesaplı bir girişimdir ve İsraillilerin insan hakları sicili ile  Güney Afrika rejiminin nasıl bir tezat oluşturduğunu bilenler için son derece çok uygunsuzdur.

 

 

 

Mektupta ayrıca, Güney Afrikalı siyahların çoğunlukta oldukları bir ülkede hiçbir hakları olmadığını belirten grup, SJP’nin bu gayri meşru benzetme ile talebeleri bilgilendirmek yerine hile ile yönlendirmeyi seçtiğini yazarak, şöyle devam etti:

 

 

 

“Bu nedenle sizden derhal İsrail’e bir apartheid toplumu olarak atıfta bulunmayı durdurmanızı, ve İsrail'de Arap azınlığın oy hakkı ve hükümette temsil hakkı dahil tam vatandaşlık haklarına sahip olduğunu kabul etmenizi istiyoruz. İsrail parlamentosunda 14 arap milletvekilinin olduğunu, İsrail kabinesinin bir Arap üyesi olduğunu, İsrail Yüksek Mahkemesinde arap yargıcın bulunduğunu ve Arapların İsrail şirketlerinde, üniversitelerinde ve İsrail'in kültürel yaşamının içinde olduklarını kabul etmelisiniz."

 

 

 

"Ahlak, adalet, Ortadoğu'da barış ve uzlaşma umudumuz bizleri, kelimeleri kasıtlı olarak yanlış kullanmayı ve İsrail’i bilerek yanlış sıfatlandırmayı bir an önce durdurmanızı sizden talep etmeye zorlamaktadır. Bu talebimize uyarak söylem düzeyinin yükseltilmesi yönünde sorumlu ve uygun bir ilk adım atmış olacaksınız."

 

 


 

 

KAYNAKLAR

1-http://www.nytimes.com/2011/04/21/opinion/21gul.html?_r=1&ref=contributors
2-http://en.wikipedia.org/wiki/Apartheid
3-http://www.justice.gov.za/trc/report/finalreport/victims_main_vol7.pdf
4-http://en.wikipedia.org/wiki/Human_rights_in_israel
5-http://www.factsandlogic.org/ad_08.html
6-http://news.xinhuanet.com/english/2008-11/25/content_10410417.htm
7-http://en.wikipedia.org/wiki/Arab_citizens_of_Israel
8-http://www.canadafreepress.com/index.php/article/9300
9-http://en.wikipedia.org/wiki/Khaled_Abu_Toameh
10-http://www.canadafreepress.com/index.php/article/9300
11-http://www.jpost.com/NationalNews/Article.aspx?id=203350
12-http://www.jpost.com/International/Article.aspx?id=215811


Alegresse Delail

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Hasan Hüseyin
21/04/12 12:53
Bana lütfen bilge biri bu IRKCILIK in ne oldugunu..Herkesin anlayabilecegi bir dille anlatabilirmi?Sinirlenmeden barişçil bir biçimde..
myname
03/07/11 15:58
ayak takımı dediğin takım senin sülalenin anlayamayacağı kadar bilim adamları yetiştirmiştir...sen halen o kültür ile yoğrulduğunun farkında bile değilsin...ne kadar acı değil mi???
my name e
30/06/11 18:08
Ayak Takımı kalkmış bize kültür ögrtecek..Senin 7 ceddini biliriz biz..(moderator ya bunuda silme yada onunkinide sil,böyle oyun olmaz..)
myname
26/06/11 21:10
ne islamı ne yahudiliği bilmiyorsun.öte yandan zenci yahudi ile çinli yahudi ile beyaz yahudiyi bilmediğin gibi dünyadan bi haber olduğun anlaşılıyor.böyle zır cahil insanların burada yazı yazması ne hazin...
IRKCILIKMI
25/06/11 18:21
IRKımız bozulmasın diye yabancilarla evlenmeyi yasaklayan Yahudi Şeriatı degilmi?Bu Irk cılık olmuyormu?
myname
23/05/11 06:48
tabi ki apartheid yok türkiye de.rumlar uçtu bir kaç yüz aile var.ermeniler ise bu yoldalar.yahudiler ise gittikçe uçuyorlar.hal böyle olunca 1950 lerde istanbul nüfusunun yarısı olan gayrimüslüm den bugünlerde gayri istanbullulara dönüşmüştür.yok canım mübadele dediğin şey apherdeit ile yakından uzaktan ilişkisi yoktur!
Alon
14/05/11 21:56
Apartheid !!!! 7 milyonluk israil nüfusunun 1.5 milyonu arap...Hani atıyorsun da biraz destekli at...Sana bir soru...TBMM de kaç tane gayrimüslim milletvekili var ? İsrail meclisinde kaç tane arap milletvekili var ?Siz eşitlik dersi verenler !!! Nedir bu Türkiye de ki ruhban okulu tartışması ? Ne o , izin mi vermiyorsunuz ?? Hani eşittik ya:-)))) Bak ..israil deki arabın camisi var...hemde her mahallesinde...Apartheid konusunda laf söyleyecek en son sizlersiniz...
Webmaster
14/05/11 21:46
Yorumunuzda küfür, saldırı, hakarent ve ırkçılık yok. Neden yayınlanmasın ki? Geçen hafta İsrail İstatistik bürosunun yayınladığı rakkamlara göre İsrailin nüfüsu 7.7 Milyon. Bunun %75 i Yahudi, %20 si ise Arap. Araplar 1960 ta %10, 1980 de ise toplam nüfüsun %15 ini teşkil ediyorlardı. Doğruları bilirsek doğru konuşabiliriz. Saygılar.
apartheid
14/05/11 17:23
israil'de tabii ki apartheid yok. Çünkü israilde filistinli yok. çünkü binlerce filistinli kanatlanıp havaya uçuyor. israilde neden apartheid olsun ki? eşitlikten bahsediyorsanız hadi bu mesajımı yayınlayın...
Adınız
11/05/11 19:54
Daha bugün Batı Şeria da bir yerdeydim...İnşaat işi yapan bir filistinli arap ile yüzyüze konuşma fırsatım oldu...Yaptığımız dialoga uzun uzun girmeyeceğim...Adamın sadece bir cümlesi herşeyi ortaya koyuyor...Dediği şuydu ; Hiçbir aklı başında Filistinli , ne bir arap ülkesinde yaşamak ister ne de yeni kurulacak olan filistin devletinde..Biz medeniyeti israil de öğrendik...
myname
07/05/11 06:38
fahişenin fahişe olmayanı fahişelikle suçlaması ne kadar doğruysa apartheid sözcüğünün israil e karşı kullanılması o kadar doğrudur.
aziz " dede "
27/04/11 14:57
Araplar - bilhassa İsrail Vatandaşı ooanlar ve Batı Şeria Filistindeki Halk - genelde - REFAH içinde olup bu Statükonun değişmesini arzulamazlar. Gazze Şeridinkeki Halk da eğer başlarında bu Hamas belasını atsalar onlar da Refaha kavuşacaklarını çok iyi biliyorlar. Apartheid bir fasafiso olup, bilhassa BATI Basın/Tv leri tarafından sıkça kullanılmakta ve hakikatleri bilmelerine rağmen " arpa" nereden gelirse oraya hizmet etmektedirler. Düşünmek lazım - mademki " apartheid" diye bas bas bağırıyorlar demekki Mali güçlerile onlar daha fazla Hasbara yapabiliyorlar. Buna da paranın gücü deniyor. Meşhur PEW, gerek İasraideki ve Batı Şeriadaki Araplarla bir anket düzenleyip, hallerinden memnun olup olmadıkları ve apartheid denen nesneden rahatsız olup olmadıkları NET şekilde meydana çıkar.

Haber Merkezi