Haber Merkezi

30/09/14

Netanyahu: Militan İslam her tarafta aynı

 

Başbakan Netanyahu Birleşmiş Mİlletler Genel Konseyinin24 – 30 Eylül arası yapılan 69 uncu yılı oturumu çerçevesinde konuştu.

Salona alkışlarla giren Netanyahunun tamamen dolu olmayan bir salonda yaptığı konuşması birkaç kez alkışlarla kesildi. Netanyahu konuşmasında İŞİD, Hamas, İran ve bölgede barışın sağlanmasına değindi.

Beklenenin aksine Netanyahu ne birkaç gün önce İsraile çok ağır saldırılarda bulunan Filistin Yönetimi Mahmut Abbas’a nede konuşmasında birkaş ke İsraile değinen TC Cumhurbaşkanı Erdoğanın iddialarına uzunca cevap vermedi. İsrail TV sindeki yorumcular bunun, bu iki konuşmacının çok ilgi toplamadığı için, Netanyahu’nun onlara sert cevap vermediği düşüncesindeler.

Konuşmanın tercümesini sunuyoruz. Netanyahunu konuşmasını bu linkten izleyebilirsiniz

Değerli delegeler. Buraya Yeruşalayimden halkım adına konuşmak için geldim. Karşılaştığımız tehlikeler ve fırsatlardan bahsetmeye geldim. Bu kürsüden ülkeme, ve onu koruyan cesur askerlere atılan iftiraları gözler önüne sermeye geldim.

Militan İslam her tarafta aynı

Bayanlar baylar, İsrail halkı barış istiyor. Fakat istediğimiz, dünyanın istediği barış tehlikede. Nereye bakarsak bakalım Militan İslam ilerliyor. Tehlike militan değil. Tehlike İslam değil. Militan İslam. Genellikle ilk kurbanları diğer müslümanlardırlar fakat kimseye merhamet etmezler: Hıristiyanlar, Yezidiler, Kürtler, Yahudiler bütün inanç veya etnik grupları tehdid ederler. Ve dünyada her tarafta süratle ilerliyor.  Amerikalılar “tüm politikalar yereldir” derler.

Militan İslam için politika küresel. Çünkü gayeleri dünyaya hükmetmek.  Bu sözlerim kimine abartılı olarak görünebilir çünkü tehdit hala yöresel. Aynen başlangıçta vücudun belirli bir yerinde olan kanser gibi. Fakat tedavi edilmezse kanser yayılır.  Dünyanın barışını ve güvenliğini korumamız için çok geç kalmadan bu kanseri kesip atmamız lazımdır. Gene hafta buradaki temsilcilerin çoğu hakkıyla İŞİD ile mücadele çağrısı yapan ABD Cumhurbaşkanını alkışladılar. Fakat birkaç hafta önce, İŞİD’e karşı mücadeleyi destekleyen bu ülkeler İsrailin Hamasla mücadelesine karşı çıktılar.  Herhalde Hamas ve İŞİD in aynı zehirli ağacın dalları olduğunu anlamıyorlar.  İŞİD ve Hamas’ın şu anda ellerinde bulunan topraklardan çok daha fazlasında uygulamak istedikleri fanatik bir ideolojileri var.  İŞİD’in kendini halife ilan başkanı eden Ebu Bekir El Bağdadi iki ay önce ne diyor? “Müslümanların dünyanın her tarafında hükümran olacakları gün yakın. Müslümanlar dünyaya terörün ne demek olduğunu öğretecekler vedemokrasi putunu kıracaklar”

Hamasın başı Halid Meşal’in söylediklerine de bakalım: İslam için aynı şeyleri istiyor: “Batıya şunu diyoruz: Allahın izniyle sizi yenceğiz. Yarın ümmetimiz tahta oturacak.” Hamasın kuruluş belgesi çok açık. İlk gaye İsraili imha etmek. Fakat asıl gaye aynı İŞİD gini Halifeliği kurmak. 11 Eylülde binlerce Amerikalının öldüğünde Hamaslıların Gazze sokaklarındaki sevinç gösterilerinin nedeni buydu. Liderlerinin “kutsal savaşçı” dedikleri Usame Bin Ladenin ABD tarafından öldürülmesini kınamalarının da nedeni buydu.

Kısacası gayelerine bakarsak göreceğiz: Hamas İSİS’dir, İSİS de Hamas. Ortak yönleri,  tüm İslami militanların da paylaştıklarıdır: Nijeryada Boko Haram, Somalide El Şibab, Lübnanada Hizbullah, Suriyede Al Nusra, Yemen Libya Filipinlerde Hindistanda ve diğer ülkelerdeki  El Kaide. Bazıları köktendinci Şii, diğerleri köktendinci Sünni. Bazılar 7 ci yüzyılortaçağ öncesi halifelik ilan etmek istiyor; diğerleri 9 uncu yüzyıldaki bir İmamın tekrar canlanacağını bekliyorlar. Dünyada değişik yerlerde çatışırlar, kurbanları da değişiktir. Hatta üstünlük savaşında birbirlerini de öldürürler. Fakat onları birleştiren fanatik ideolojileridir: Her tarafta radikal İslamın hüküm sürdüğü, hürriyet ve hoşgörü olmayan, kadınların esir olduğu, Hıristiyanların imha edildiği ve azınlıkların boyun eğdiği – müslüman ol veya öl denildiği gitgide büyüyen bölgeler yaratmak.

Bunlar için, dindaşları müslümanlar dahil herkes kafir olabilir.

Bayanlar ve baylar,  radikal İslamın dünyaya hakim olma fikri çılgınlık gibi görünüyor. 80 ene önce  yükselen diğer bir gücün de böyle bir gayesi vardı. Naziler üstün bir ırka inanırlardı. Militan İslam, üstün bir inanca inanıyorlar. Tek anlaşamadıkları nokta, aralarından hangisinin bu üstün inancın en üstünü olacağı. Cidden tek anlaşamadıkları nokta bu. Dolayısıyla bizim cevap vermemiz gereken soru militan islamın bu hırsını gerçekleştirmeye gücü olup olmayacağı sorusu. Bu, bir ülkede çok yakında gerçekleşebilir: İran İslam devletinde.

İran

35 senedir İran, kurucusu Ayetullah Humeyni tarafından belirlenen amaca ulaşmak için durmadan çalışıyor. “Devrimimiz tüm dünyada “la ilahe illallah” yankıları duyulana kadar dünyanın her tarafına götüreceğiz” demişti. O zamandan beri rejimin zalim koruyucuları “devrim muhafızları” aynen bunu yaptılar. Şimdiki komutanları Muhammed Ali Jafri “İmam devrimimizi sadece bu ülkeye sınırlamadı. Bizim görevimiz dünyayı bir İslami hükümete hazırlamaktır” diyor.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani geçen hafta bu kürsüden “terörün küreselleşmesi”nden yakındı ve timsah gözyaşları döktü. Bu sahtekarlık yerine belki de Devrim Muhafızları komutanıyla bir konuşması daha yararlı olurdu. Ondan İranın dünyadaki terör operasyonlarına son vermesini isteyebilirdi. İranın terörü sadece 2011 5 kıtada de 20 küsur ülkede faaliyet gösterdi. İran Cumhurbaşkanının terörden yakınması herhalde tarihin en büyük iki yüzlülüklerinden biri. Bazıları İran terörünün sadece ortadoğuda olduğunu, ve bunların aşırılar tarafınan yapıldığını söylüyorlar. Geçen seneki seçimleri göstererek İranda bazı değişiklikler olduğunu idda ediyorlar. İranın yumuşak konuşan Cumhurbaşkanının sadece tonun değil konuşmasını içeriğini de değiştirdiğini düşünüyorlar. Ruhani ve Zarif’in İslam devriminde vaz geçip batıyla anlaşmak istediği kanaatindeler. Cidden mi?

Dışişleri bakanı Zarif’in birkaç sene önce yayınladığı kitabına bir göz atalım: “Batıyla temelde bir sorunumuz var. Özellikle Amerikayla. Bu sorun bizim olma nedenimiz, davamızdan ileri geliyor. Örneğin – çoğunluğu müslüman olan  - Malezyanın neden bu sorunu yok? Çünkü Malezya uluslararası ortamı değiştirmek istemiyor” İşte sizin ılımlı İranınız.

İranın sempatik laflarına kanmayın. Bu lafların sadece tek bir amacı var. Yaptırımları kaldırıp İranın nükleer bomba geliştirme yolundaki engelleri kaldırmak, ve nükleer bir güç olmak. Dünyanın en tehlikeli yerindeki en tehlikeli rejimin elinde en tehlikeli silah olacak. Buna izin vermemiz bizi en tehlikeli tehdidle karşı karşıya bırakır.

Ellerinde kitle imha silahları olan İslami militanlarla savaşmak ciplerde kalaşnikoflu İslami militanlarla savaşmaya benzemez. Geçen sene buradaki herkeste Suriyedeki kimyevi silahların teröristlerin eline düşeceği kaygısı vardı.  Başkan Obama sayesinde bu gerçekleşmedi. İslam Devleti İŞİD’in elinde kimyevi silahlar olsa ne kadar daha tehlikeli olurdu düşünün. Şimdi de İran İslami Cumhuriyetin elinde nükleer silah olduğun düşünün.

İŞİD’in ağır su imal edecek santrifüjler, kıtalar arası roketler geliştirmesine razı olur muydunuz? Tabiki hayır. O zaman İranın da bunları yapmasını izin vermemelisiniz. İran nükleer bombaya erişince bütün gülümsemeler, nezaket birden bire kaybolacak ve yerine Ayetullahlar hakiki suratların gösterip dünyaya fanatizmi yayacaklar.  İran’ın askeri nükleer tesisleri tamamen yıkılmalıdır.

(alkışlar)

Yanlış anlamayın. İŞİD’e karşı savaşı kazanmalıyız. Fakat İŞİD’i yenip İranı nükleer bombanın eşiğinde bırakmak muharebeyi kazanıp savaşı kaybetmek gibidir.

(alkışlar)

Hamas

Bayanlar ve Baylar. Militan  islama karşı savaş bölünmez. Militan islam bir tarafta başarılı olduğunda diğer yörelerde kuvvetlenir. Bir yerde yenilgiye uğradığında diyer bölgelerde de düşüşe geçer. Dolayısıyla İsrailin Hamasa karşı savaşı sadece İsrailin değil sizin de savaşınızdır. İsrailin Hamas’a karşı savaşı beliki de sizi kendi ülkenizde yarın yapacağınız bir savaşın bir parçasıdır. Geçtiğimiz yaz 50 güniçinde Hamas İsraile, çoğunun İrandan geldiği on binlerce roket attı.  Sizin ülkenizdeki şehirlere on binlerce roket düştüğünü düşünün. Sizin vatandaşlarınızın günlerce sığınaklara gitmek için birkaç saniyesi olduğunu düşünün. Siz, şehirlerinize böyle saldırılmasına müsaade etmezdiniz. Teröristlerin sınırlarınızın altından vatandaşlarınıza saldırma amaçlı onlarca tünel kazmasına da izin vermezdiniz. İsrail kendisini hakkıyla roket saldırılarına ve terör tünellerine karşı korudu.

(alkışlar)

Fakat İsrailin karşısında propaganda savaşı da var. Dünyanın sempatisini kazanmak için Hamas sivilleri canlı kalkan olarak kullandı. Okulları – hatta BM okullarını, evleri, camileri, hatta hastaneleri bile cephanelik ve roket üssü olarak kuıllandı. İsrail bunları cerrahi bir şekilde vurduğunda, Filistinliler maalesef – fakat kasit olmadan öldürüldüler. Korkunç resimleri hepimiz gördük. Fakat bunu yanında İsrail kasten sivilleri vuruyor gibi temelsiz suçlamalarla da karşı karşıya kaldık.  Bunu kesinlikle reddediyorum. Her sivil ölüm bizi derinden üzer. Gerçek şu: İsrail siviller en az zarar vermek için elinden geleni yaptı. Hamas ta gerek İsrailli gerek Filistinli sivillere en çok zarar vermek için elinden geleni yaptı. İsrail broşürler, kısa mesajlar telefonlarla, Filistin televizyonunda arapça bildirlerle sivil halkı tehlikeden korumak için ikaz etti. Tarihte hiçbir ülke veya ordu düşmanın sivil halkına zarar vermemek için bu kadar çaba sarfetmedi

(alkışlar)

Filistinli sivillerin hayatına bu hadar önem verilmesi, İsrailli sivillerin gece gündüz bombalanmasının yanında daha bir önem kazanıyor.  Hamasın bu alçak savaşına karşı İsrailin vatandaşlarından oluşan ordusu, çocuklarımız ve kızlarımız dünyanın en yüksek ahlaki standartlarında savaştılar.

(alkışlar)

İsrail askerleri kınama değil, saygın insanların hayranlığını hak ederler.

(alkışlar)

Hamas ne yaptı? Roketkerini evlerin yakınlarına koyup, halkına İsrailin uyarılarını kale almamalarını söyledi. Bu taleplerini yerine getirmeyenlere ders olsun diye de, Gazzede protesto eden Filistinlileri de öldürdüler. Daha da alçakça, Hamas roketlerini Filistinli çocukların yaşadığı ve oynadığı yerlere de yerleştirdiler.

Size bir resim göstereyim

France 24 TV nin çektiği resimde iki roket rampasınını yanında oynayan üç çocuk görünüyor. Hamas bunu gibi yüzlerce yere toket yerleştirdi.

Bayanlar ve baylar bu bir savaş suçudur.  Mahmut Abbas’a a dşunu diyorum: BU savaş suçunu senin hükümetine ortak olan Hamas işledi, ve bundan sen sorumlusun. Geçen hafta bu kürsüden konuştuğunda buna karşı konuşup bunu kınaman gerekirdi.

(alkışlar)

İsrailin çocukları sığınaklara koşarken, ve Demir Kubbe Hamasın roketlerini vururken İsrail ile Hamas arasındaki en önemli ahlaki farkdaha bariz olamazdı:  İsrail roketkerini çocukları korumak için kullanırken, Hamas çocuklarını roketlerini korumak için kullanması.

(alkışlar)

Hamas’ın değil İsrailin savaş suçlarını araştırmaya karar veren İnsan Hakları konseyi, en önemli ilkesi olan suçsuzu koruma ilkesini unuttu. Yaptıkları savaş kanunlarını alt üst etmektir.  Sivil halkı korumak için tarihte görülmemiş önlemleri alan İsrail kınanıyor. Hem siviller saldırıp, hem sivillerin arkasına saklanarak iki kere savaş suçu işleyen Hamas ise aklanıyor. Böylece İnsan Hakları Konseyi dünyadaki tüm teröristlere önemli bir mesaj gönderiyor: Sivilleri canlı kalkan olarak kullanın. Tekrar tekrar kullanın. Neden mi?  Faydalı oluyor. Teröristlere canlı kalkan kullanmayı meşru kılan İnsan Hakları Konseyi artık Terör Hakları konseyi olmuştur! Ve bunun da sonuçlarını göreceğiz. Bu sadece bizim değerlermiz bizim çıkarlarımız değil, sizin de.

İnsan Hakları Konseyi

Dünyanın çetin bir bölgesinde yaşıyoruz. Politik muhalifler İranda asılıyor genç kızlar Nijeryada kitlece kaçırılıyor, yüzbinlerce insan Libya ve Irakta katlediliyor.  Bütün bunlara rağmen, İnsan Hakları konuseyinin kararlarının yarısı sadece bir ülkeye, İsraile odaklanıyor. Ortadoğudaki tek demokrasi, herşeyin parlamentoda serbestçe tartışıldığı, insan haklarının bağımsız mahkemeler tarafından korunduğu, kadın, eşcinsel ve azınlıkların hür bir toplumda yaşayabildikleri İsraile.

Artık manasını kaybetmiş “İnsan hakları konseyi”nin İsraile karşı taraflı tutumu dünyanın en eski önyargılarından birisinin tekrar ortaya çıkmasıdır. Avrupada kitleler Yahudilerin gazlanmasını istiyor, liderleri İsraili Nazilerle karşılaştırıyor. Bunların nedeni İsrailin politikaları değil. Bunların nedeni rahatsız beyinler. Bu rahatsızlığın bir adı var: Antisemitizm. İleri toplumlarda İsrail eleştirisi kisvesi altında ilerliyor. Asırlar boyu Yahudiler kan iftirasıyla şeytanlaştırıldılar. Tanrıyı, peygamberleri katletmekle suçlandılar.

Günümüzde ise Yahudi ülkesi soy ayrımı iftirasıyla, soykırımla suçlanıyor. Soykırımla! Hangi dünyada soykırımda düşmanın sivil halkı bombalanan bölgeden uzaklaştırmek içim haber verilir? Veya binlerce roket saldırısı altında olduğumuzda tonlarca insanı yardım gönderilir? Yaralılarına yardım için bir sahra hastanesi kurulur? Herhalde bu, birisinin holokosta iftiralarla dolu bir doktora tezi yazdığı dünya olmalı. Aynı kişi, kurulacak Filistinin Yahudilerden arıtılmış olacağını da söylüyor: “Judenrein”.  Utanmadan bu kürsüden İsraili soykırım ve etnik temizlikle suçluyor.

Geçmişte, Yahudilere karşı iğrenç yalanlar birçok Yahudinin öldürüldüğü pogromların habercisi olmuşlardı. Fakat artık değil! Bugün biz, Yahudi halkı kendimizi koruyabiliyoruz. (alkışlar) Kendimizi savaş alanında düşmana karşı koruyacağız, yalanlarını dünyanın gözlerinin önüne sereceğiz. Gururla dik duracağız ve başımızı eğmeyeceğiz (alkışlar).

Filistinle Barış

Bayanlar ve baylar, bütün sorunların yanı sıra, elimizde ciddi bir fırsatın geçtiğini de görüyorum. Onlarca yıldır İsraili düşman gören Arap ülkeleri gitgide beraberce aynı tehlikelerle karşı karşıya olduğumuz görüyorlar:  Nükleer bir İran ve gitgide kuvvetlenen militan İslam. Yapmamız gereken bu ortak çıkarlamızı bölgemizi daha güvenli, barışlı zengin bir Ortadoğu haline getirebilmek. Beraberce su, tarım, taşıma, sağlık, enerji ve daha birçok projeleri gerçekleştirebiliriz. Bu girişim İsrail ile Filistin arasında bir nbarışa da yardımcı olur. Senelerce tersi düşünüldü. Fakat bu günlerde, Arap dünyasıyla İsrail arasında geniş bir yaklaşma Filistinle barışı kolaylaştırabilir. Bu barışa erişmek için sadece Yeruşalayim ve Ramallah’a değil, Kahire, Amman, Abu Dabi Riyad ve diğer başkentlere de bakmalıyız.  Politik, maddi ve diğer vazgeçilmez destek verebilecek tüm Arap ülkelerle çalışmalıyız.

Tarihi bir ödün vermeye hazırım. İsrailin yabancı bir toprağı işgal ettiğinden değil. İsrailliler İsrailde işgalci değiller.  (alkışlar) Tarih, arkeoloji ve mantık bu topraklarda 3,000 senelik bir geçmişimiz olduğunu gösterir. Barışı halkım için daha iyi bir gelecek yaratmak için istiyorum.  Fakat samimi bir barış olmalı. Birbirni tanıyan, karşılıklı kaya gibi sağlam güvenlik anlaşmaları olan bir barış. Nedeni de şu: İsrail Lübnan ve Gazzeden çekildi. Sonuç: Sınırlarımızda bize onbinlerce roket atmış olan iki radikal İslami grubun kurulması. Bu iki tecrübemiz topraklardan çekileceğimiz zaman gereken güvenlik taleplerimizi arttırıyor.

Güvenlik endişemiz bugün daha da büyük: Etrafınız abakın: Devletler yıkılıyor, militan İslamcı gruplar da boşluğu dolduruyorlar. İsrail çekileceği toprakları Gazze ve Lübnandaki gibi militan İslami grupların doldurmasına izin veremez. Bu, İŞİD ve benzerlerinin halkımızın %80 inin birkaç kilometre yakınına gelmesi demek olur: 1967 sınırı ile Tel Aviv mesafesi buradan Times square a kadar olan mesafedir (3 km kadar).

İsrailin her zaman kendi başına bütün olabilecek tehlikelere karşı kendini koruyabilmesi ilkesinde her zaman ısrarcı olacağım. (alkışlar) Ve herşeye rağmen bazıları İsrailin güvenlik sorunlarını ciddiye almıyorlar. Ben bundan vaz geçmeyeceğim. Çünkü İsrail başbakanı olarak Yahudi halkının ve ülkesinin geleceğinden sorumluyum ve bu sorumlulukdan feragat etmeyeceğim.

Komşularımızdan gelecek yeni bir yaklaşımla olan tüm güçlüklere rağmen barış yolunda ilerleyebiliriz. İsrailde imkansızı becerme alışkanlığımız vardır. Sadece insanımızn zekasıyla, çok az tabii kaynaklara rağmen çölü münbit toprak haline getirdik. İsraili dünyanın teknoloji ve yaratıcılık merkezi yaptık. Barış, İsrailin gerçek gücünü ortaya koyacak, ypabileceklerini gösterecektir. Sadece kendi için değil, sade Filistinliler için değil bölgedeki tüm halkların yararına. Fakat eski barış kalıplarından vaz geçmeliyiz. Yeni gerçekler, Arap komşularımızın yeni rollerini ve sorumluluklarını da görüşmeliyiz.

Bayanlar ve Baylar. Yeni bir Orta Doğu var. Yeni tehlikeler gibi yeni fırsatlar da var. İsrael Arap komşuları ve dünya milletleriyle bu tehlikelere karşı durmaya ve bu fırsatlardan yararalanmaya hazırdır. Militan İslamı yenmeli, İranın nükleer  güç olmasını önlemeli, ve Arap ülkelerinin Filistinlilerle yapılacak bir barıştaki vazgeçilmez rollerini de görmeliyiz.

Bütün söylediklerim mantıksız görünebilir fakat gereçektir. Ve gerçekler her zaman, özellikle Birleşmiş Milletlerde söylenmelidir. (alkışlar)

Büyüh barışçı peygamber İsaiah 3,000 sene önce şu gerçeği dile getirmiş “Adaletin ışığı parlamadıkça ve kurtuluşumuz  yanar bir meşale gibi olmadıkça Sion için susmayacağım. Yeruşalayim için durmadan çalışacağım.”

Bayanlar ve baylar ortak geleceğimizi güvenlik altına almak için adalet ve dürüstlük meşalesini yakalım. Teşekkür ederim (alkışlar)

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Yehuda Beit - Halachmi
08/10/14 12:56
Ihsan bey ve samir bey,Webmaster'in bazi yorumlarinizi yayinlamadigi icin lutfen yakinmayin herhalde bir bildigi vardir benimde bir cok yorumum yayinlanmadi ,ama ben hic bir zaman yakinmadim.Ayriyetten bu sitede Israel ve Yahudilere karsi nefret ve kin dolu bir cok yorum yapiliyor ,bu yorumlarin bir cogu sitede yayinlanan yazilar ile ilgisi olmadigi halde yayinlaniyor. Turkiyeli yorumcular burada yasamadiklari icin ve Israel ve Yahudiler hakkinda TURKIYE'DE YAYINLANAN YALAN DOLAN HABERLERDEN kaynaklanip bizler hakkinda yanlis bilgiler ediniyorsunuz. Yalniz Arap ve Turk medyasinda degil dunyanin bir cok yerinde Araplarin bizler hakkinda yaptiklari karalama maksatli yalan propagandalarla maalesef dunyada bir cok insanin aklini celmeyi basariyorlar. ISRAEL'DE yasiyanlar hakikatleri ve uzerimizde cevirilen entrikalari cok iyi biliriz .Bu yuzden sizler gibi ARAPLARIN TONGASINA DUSMEYIZ. ISRAEL DAVASINDA HAKLIDIR, ARAPLAR ISRAEL'I YOK ETME HULYALARINDAN VAZGECMEDIKCE, ZATEN BU YUZDEN ISRAEL'E KARSI TEROR EYLEMLERINDE BULUNUYORLAR, BARIS ISTEYEN TERORDEN VAZGECMELIDIR. FRANKOS'a.... O dedigin arazi gaspedilmedi Arap sahibinden ozel kisiler tarafindan satin alindi, Israel'de yasiyan araplarin toprak sati alma haklari varda neden bir Yahudi bir Araptan toprak satin alamasin? BUNA DUPEDUZ IRKCILIK DENIR.
Adınız
08/10/14 11:28
can ile canan a gelince acaba kendi yaptıkları bir hatayı başkalarına ihale etmek kompleksinden ne zaman kurtulacaklar??sizle yani teröristler pür ü pak temizsiniz sizler çoook masumsunuz, âmâ sizler o kadar akılsızsınız ki o çoook akıllar sizleri kullanarak sizlere o çoook akılılara karşı terör yaptırıyorlar. Ya can ile canan sizleri anlamak mümkün değil. Ya o masum teröristler çok akılsız, ya da kendi ayaklarına kurşun sıktıran çooook akıllılar akılsız, ya da sizler akılsızsınız bu komplo teorileri etrafında dolandığınız için.
Adınız
08/10/14 11:17
samir ve ihsan gibi dangalaklar (dangalak küfür değildir özal sık sık kullanırdı) kendi ülkelerinde mavi Marmara için özeleştiri yapanların hangi yorumları yayınlanmıştı gazetelerde veya medyalarınızda ? hele bir söylesinler. Sonra bu sitede yorumlarımız yayınlanmıyor diye ağlaşmasınlar. Asıl Yahudileri veya İsrail aydınlatacaklarına önce kendileri hamas terörü Filistin terörü işid terörü uluslararası İslam terörü konusunda biraz aydınlansınlar. En ılımlı en batıcı yazar bile gazetelerde açık açık yazamıyorlar mavi Marmara hatasını. Yazılarında hep "evet ama..." diye bitiyor hatalıyız ama İsrail daha çok hatalı dercesine... şamaroğlan ve ihsanoğlan durumlarınız gösterecek hiç bir cesaretli medya yok ülkenizde. Onun için bizim aydınlanmamızdan çok sizin daha çok çooook aydınlanmaya ihtiyacınız var.
ihsan
02/10/14 14:59
Evet sanırım aynı saygısızlık bana da yapılıyor.Başka sayfadaki bir yorumum gene yayınlanmamış
frankoss
02/10/14 12:31
doğu kudüste 6 dönümlük bir araziyi barışcıl hükümetiniz gasp etmiş. Sebep? bahanenizi merak ettim
webmaster
02/10/14 02:06
Samir küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içermeyen tüm mesajlar, hernekadar gerçekten uzak ve tahrikçi olsalar bile yayınlanırlar. Bu son mesajınız da hoş olmamakla beraber yayında. Sistemde yayınlanmamış veya silinmiş bir mesajınız bulunmamaktadır. Lütfen saygıda kusur etmeyin.
samir
01/10/14 19:43
Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret İÇERMEYEN dünyanın israile karşı düşüncülerine paralel israil aleyhtarı mesajlarım işgüzar webmaster tarafından sebebi açıklanmadan engelleniyor ...mesajların yayınlanmaması ne TÜRKLERİN israile olumsuz bakışına nede israilin şidddet ve katliam politika algısına engel olamaz...belki mesajlarımı okuyan yahudiler ve israil yanlıları ilk tepkilerinden sonra düşünme fırsatı bulduklarında israil yönetiminin HATALI BARIŞTAN UZAK ŞİDDET EĞİLİMLİ uygulamalarını vicdanlarıyla tespit edebilir ülke yöneticilerine bu konuda uyarılarda bulunabilirler diye YAZIYORDUM!!! siteniz taraflı oalbilir ama israil sorunu ve gerçekler hakkında DÜŞÜNCE VE ELEŞTİRİLERE biraz daha anlayış göstermeniz karşıt görüşlere katlanabilmeniz belki sorunu çözmez ÇÖZÜLMESİ için ilerlenen yolda israilin yaptığı hataları yahudi halkının görmesini sağlar AMACIYLA YAZIYORDUM! yazdıklarımın en fazla okyanusta bir damla kadar etkisiz olduğunu bilerek ümitsizce yinede YAZIYORDUM..lütfen bana saygısızlık yapmayın fikirlere engel omayın mesajlarımı yayınlayın.
canilecanan
30/09/14 22:27
IŞİD tam zamanında sahneye çıkmışa benziyor. "Şii düşmanı" olduğunu söyleyip saldırı yönünü başka tarafa çeviren, dünyada uzun zamandır körüklenen İslam düşmanlığını besleyen, "örgüt" denip "devlet" olma yolunda ilerleyen bu yapı en çok İsrail'in pozisyonunu güçlendirmişe benziyor. Dahası İsrail'e diğer bölge ülkelerine kıyasla oldukça uzakta bir güç. Hal böyle olunca sayın liderin bu sözleri söylemesi kolaylaşıyor.

Haber Merkezi