Haber Merkezi

27/08/14

Dünyanın en önemli olaylarının içyüzünü anlamak

 

Kaynak: Tabletmag

Matti Friedman

Bir zamanlar Associated Press’de (AP) çalışan gazeteci dünya basınının İsraili neden bu kadar yanlış anladıklarını, ve yanlış anlamanın önemli olduğunu anlatıyor.

 

 

İki bölümlü yazının ilk kısmını sunuyoruz

İsrail hikayesi

İsrail ve Gazzehakkında  yazılmayan herhangi birşey kaldı mı? Bu yaz basında bu olaydan başka pek az habere yer verildi. Olayları TV den seyredenler rüyalarında patlamalar ve yıkılmış evler görüyorlar. The New Yorker mecmuasının bir muhabiri bu yazın olaylarını, Nijerya ave Ukraynadaki felaketlere birer satır, İŞİD in deli soykırımcılarına dört satır, ve geri kalan otuz satırın İsrail ve Gazze çatışmasına yer verildiği bir makaleye benzetiyor.

 

     

 

Dünya girdiği histeri krizini atlattığı zaman,  bu yaz  Gazzedeki olayları önemli birşey olarak hatırlamıyacak. Aralarında pek çok masumun olduğu, çoğu Filistinli pek çok insan öldü.Bu çatışmanın, batılı bir ordunun son yıllarda benzer bir düşmana karşı yaptığı savaşlardan tek farkı, vatandaşların batılı ülkelerin tersine tehlikede olmaları ve, her ne kadar etkisiz olmasına rağmen karşı taraftaki sivillere zarar vermemek için gösterilen çabalar.

Bu yazki olayların önemi, savaşın kendisi değil.  Önemi daha çok bu  savaşın dünyaya nasıl gösterildiği, ve bu tefsirin dünyanın tarihin derinliklerinden gelen, Yahudilere düşmanca  çarpık tavırlarını nasıl tekrar su yüzüne çıkarttığı. Bunun sorumluları da cihatcı webmasterler, komplo teorileri kuranlar veya radikal aktivistler değil. Kabahati öncelikle, dünya basınını oluşturan genellikle  iyi eğitim görmüş, çoğu saygın bazıları eski meslekdaşlarım olan basın mensuplarında aramalı.

Dünyanın İsrailin yaptıklarına çıldırması doğal bir tepki değil. Bunu nedeni   saygın gazeteci  ve editörlerin neyi nasıl gösterdikleri.  Dünyanın tepkisi olanlara değil, haber örgütlerinin bu olayları tasvirine. Bu garip tepkiyi anlamanın sırrı, İsraildeki basının nasıl hatalı çalıştığını anlamakta.

2006 dan 2011 e kadar dünyanın iki büyük haber ajansından biri olanAP nin Yeruşalayim bürosu haber editörüydüm. İsraile 1995 te taşındım, ve 1997 den beri bu ülkeden dünyadan haber yaptım.  İsrailden gelen haberlerin doğru anlaşılması için neler yapılması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

İsrailde olanların dünya için önemi

Bir haber ajansında çalışanların sayısı, o ülkeye verilen önemi gösteren en önemli ölçüdür. AP de olduğum senelerde İsrail ve Filistinde haber yapan 40 gazetecisi vardı.  Bu sayı, AP nin Çin, Rusya, Hindisyan veya Afrikada Saharanın güneyindeki 50 ülkenin tümündeki gazeteci sayısından çok daha fazlaydı. “Arap  Baharı” olaylarının geçtiği Arap ülkelerindeki tüm gazetecilerden de daha fazlaydı.

Bir karşılaştırma gerekirse, Suriyede iç savaştan önce AP nin Suriye bürosunda Esad rejiminin onayladığı tek bir gazeteci vardı. AP Suriyeye, İsraile verdiği önemin kırkta birini veriyordu. Konu AP değil. Bu ajans sadece bir örnek. Basın genellikle sürü mantalitesiyle düşünür, ve ajansların her ülkedeki gazeteci sayısı birbirlerine benzer. Arap ülkelerinde isyanlar başladığında İsraildeki gazetecilerden bazıları oralara tayin edildiler. Fakat İsraildeki olaylar patlak verince gazeteciler, oradaki daha vahşi savaşları bırakıp İsraile geri çağırıldılar. İsraildeki olaylar, diğer tüm olaylardan daha önemlidirler.

Fazla bir olay olmadığı zaman bile, İsraildeki gazetecilerin ürettiği haber sayısı,  olanları olduklarından çok daha abartmalı gösterir . Örneğin 2013 senesinde İsrail Filistin çatışmasında 42 kişi hayatını kaybetti. Yani her ay Chicagodaki cinayet kurbanları kadar. Çatışmalar şehri olarak tanınan Yeruşalayimdeki senelik şiddetli ölüm olayları, Amerikanın Oregon eyaletinde güvenli şehirlerinden biri olan Portland’dan biraz daha az. Tam bir tezat olarak Suriyedeki iç savaşta ölen 190,000 kişi yüz yıl önce başlayan Arap İsrail çatışmalarında ölen toplamdan 70,000 fazla.

Herşeye rağmen haber ajansları Arap İsrail çatışmasına, örneğin geçen sene Pakistanda öldürülen (271 i tecavüz edildikten sonra, 193 ü diri yakılarak) kadından, Tibetin Çin komünist partisi tarafından süregelen imhasından, Kongodaki katliamdan (2012 ye kadar 5 milyon ölü), Orta Afrika Cumhuriyeti, ve Meksikada 2006 – 2012 arası 60,000 kurban veren esrar savaşlarından daha fazla önem veriyorlar. Hindistan ve Tayland’daki ismi duyulmamış yerlerdeki savaşlardan kimsenin haberi bile olmuyor. Haber ajansları İsrailin dünyanın en önemli haberi olduğuna inanıyorlar. En önemlisi değilse, ikinci en önemlisi.

İsrailden hangi haberler önemli?

Burada çalışan yabancı bir gazetecinin, İsrail Filistin çatışmasında önemli haberlerin sadece İsrail tarafındaki haberler olduğunu çabucak anlar. Ana basın kuruluşlarını takip ederseniz Filistin toplumu, ideolojileri, profilleri, silahlı grupları hakkında analizler, veya Filistin Hükümeti hakkında herhangi bir araştırma bulamazsınız. Filistin kendi kaderini tayin eden bir toplum olarak kabul edilmez. Batı Filistinlilerin İsrailin yanıbaşında bir ülke istediklerine karar vermiş, ve bu kararını sanki Filistinliler de istiyor gibi kabul etmiş. Kanımca, Filistinlileri biraz tanıyan herkes, olayın hakkıyla bu kadar basit olmadığını bilir. Fakat basın için ne oldukları ve ne istedikleri çok önemli değildir. Yazılan hikayede, ipleri başkalarının elinde olan zavallı kurban rolündedirler. 

Örneğin, Filistin Yönetiminde yolsuzluk, Filistinliler için önemlü bir sorundur. Fakat diğer bir muhabire bu konuda bir yazı yazmasını önerdiğimde, büro şefimiz bu konunun “önemli hikayeye ait olmadığını” söylemişti.

İsrailin her yaptığı enine boyuna tartışılır, eleştirilir, İsrail toplumundaki her kusur defalarca konu edilir. 8 Kasım 16 Aralık 2011 arası yedi haftalık dönemde, büromuz tarafından yayınlanan İsrail toplumunun, basını kısıtlama kanunu girişimleri, Ortodoks Yahudilerin giderek artan etkilerini, izin verilmeyen yerleşimleri, kadın erkek ayrımcılığını gibi olumsuz yönlerinin yayınlandığı yazıları araştırdım. Yedi haftada 27, veya ortalama her iki günde İsrail hakkında olumsuz bir haber yapmışız. Çok tutucu bir tahminle,bu rakkam Filistin toplumu, hükümeti, İslamcılar ve Hamas konularında büromuzun üç senede yaptığı toplam olumsuz haberden daha fazla.

Hamasın kuruluş belgesi, sadece İsrailin yıkımını değil, tüm Yahudilerin öldürülmesini emrediyor, ve Yahudileri her iki dünya savaşını, Fransız ve Rus ihtilallerini başlatmakla da suçluyor. Bu belge, Hamas’ın bir seçim kazanmasına ve bölgenin önemli güçlerinden biri haline gelmesine rağmen benim AP de çalıştığım süre içinde hiçbir habere konu edilmedi. Bunun, yazın olan olaylarla alakası nedir?  Son yıllarda Hamas  Gazzede sivil yerleşimlerin içinde askeri bir altyapı geliştirdi. Bir sonraki savaşın nasıl olacağı, ve sivil kayıpların çok olacağının kolayca tahmin edileceği bir gelişme olduğu için,  şehirlerdeki askeri altyapının haber değeri tartışılmazdır diye düşünebilirsiniz. Öyle değil. Hamasın ne yaptığı önemli değildi ve göz ardı edildi. Önemli olan İsrailin onlara saldırma kararıydı.

Hamas’ın muhabirlerin gözünü korkutmayı denediklerinden epeyce bahsedildi. İsrailde çalışan her gazeteci bunun gerçek bir tehdid olduğunu bilir. AP de editörken buna kendim de şahit oldum.  2008 2009 daki Gazze çatışmasında, Hamas savaşçılarının sivil kıyafetler giydiklerini, ve zayiat rakkamlarında sivil olarak sayıldıklarını, Gazzedeki muhabirimize yapılan tehdidler sonucu şahsen silmek zorunda kaldım. (O zamanki kural, sansür sadece İsrail tarafından ise bir haberin sansürlendiğini söylemekti. Bu kural hala geçerli. Geçtiğimiz ay bir gazeteci Hamasın muhabirleri tehdid ettiğini haber yaptı. Haber yayınlanmadı ve derin buzluğa atıldı ).

Gazetecilerin Haması eleştirmeye can attığını fakat kabadayılardan ve tehdidlerde korktukları için bunu yapmadıklarını düşünmeyin. İsteyen, tehlikesiz yollardan (örneğin İsrail kaynaklarına dayanarak) da bunu yapabilirler. Gazeteciler istediklerinde çok şey becerirler.

Hamasın gazetecileri tehdidi çok önemli değil, çünkü biraz evvel söylediğimiz gibi Filistinlilerin ne yaptıkları çok önemli değil. Çoğu muhabir Gazzedeki görevinin İsrailin Filistinlilere yaptığı zulmü belgelemek için orada olduklarına inanırlar. İsrail hikayesini ana fikri budur.  Ek olarak, muhabirler genellikle halkın dilini konuşmazlar, zaman kısıtlamasıyla çalışırlar ve tehlikede de olabilirler.  Olan biten hakkında her zaman çok doğru bilgilere sahip olmayabilirler. Bu durumda, Hamas taraftarı veya Hamastan korkan (veya her ikisi de) Filistinli meslekdaşlarına güvenirler. Kısacası, muhabirler Hamasın tehdidi olmadan da anlatmaya gönderildikleri basit hikayeyi (İsrailin sivillere zulmu) karmaştıran gerçeklerden uzak durabilirler.

Hamas savaşçılarının, veya yerleşim merkezlerindeki roketlerin resimlerini çeken az sayıda gazetecinin, beklenildiği gibi Gazzede daimi bürosu bulunan büyük haber ajanslarından olmaması tesadüf değil. Bunlar genellikle derme çatma, ikinci derecede önemli ajanslarda çalışan ve bölgeye ilk defa gelen  gazetecilerden oluşuyorlar: Finli, Hintli ve birkaç tane daha. Bu arkadaşlara kimse Gazzede davranış el kitabını vermemiş.

II Kısım: Bizim ahlaksız bugün ne becerdi

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Adınız
28/08/14 07:13
çok sevdiğimiz bir deyim vardır. "Her horoz kendi çöplüğünde öter". Bu muhabirlerin kendilerini rahat hissetmelerinin nedeni de bu diğer yerlerde bir iki muhabir bulunurken buralarda kırk tane bulundurmaların nedeni de bu. Ancak başka bir deyim de vardır "Erken öten horozu keseler"Bu muhabirlerin kendilerini İsrail dışındaki bölgelerde rahat hissetmemelerin nedeni de bu İsrail de kırk muhabir bulunurken oralarda bir iki tane bulundurmaların nedeni de bu.

Haber Merkezi