Haber Merkezi

23/02/11

Türkiye Aşığı Şeyh Karadavi

 

 

 

               


Müslüman Kardeşler Örgütünün manevi lideri Şeyh Yusuf Karadavi 30 yıllık aradan sonra memleketine döndü ve Tahrir Meydanında milyonlara Cuma namazı kıldırdı.

 

 «MÜBAREK’i deviren Mısır’da halk devrimi, Müslüman Kardeşler’in ideolog ve imamlarından, El Cezire televizyonunun ünlü vaizi Şeyh Yusuf el Kardavi’nin başkent Kahire’de Tahrir Meydanı’nda vaaz vermesiyle yeni bir milada girdi. Zafer yürüyüşü’ne çıkan 2 milyondan fazla Mısırlı, sürgünden dönen ilk Müslüman Kardeşler liderinin, iktidarı elinde tutan orduyu yumuşak bir uslûpla uyaran sözlerini dinledi. Uydudan yayın yapan El Cezire’de ‘Şeriat ve Yaşam’ adlı program hazırlayıp sunan ve Arap dünyasında 40 milyondan fazla taraftarı olduğu belirtilen Şeyh Kardavi, siyasi tutukluların derhal serbest bırakılmasını, yeni bir hükümet kurulmasını ve en hızlı şekilde seçimlere gidilmesini istedi.

Terörü destekleyen fetvaları nedeniyle İngiltere ve ABD’ye girişi yasaklanan Kardavi, Kral Faruk ve Cemal Abdülnasır dönemlerinde, Müslüman Kardeşlere üye olmaktan 4 kez hapse girdi. (…) Kardavi, uzun yıllar Katar şeyhinin himayesinde yaşadı ve Katar’da Şeriat Fakültesi’ni kurarak dekanlığını yaptı. Kitapları Türkçe’ye de çevrildi.» (1)

 


Tahrir’deki Konuşmasında özel olarak Filistin sorununa da değinen Karadavi, Müslümanların Kudüs’ü tekrar fethedebilmesi için Mısır ordusundan Refah sınır kapısını açmasını istedi ve El-Aksa camiide Cuma hutbesi vermek istediğini bildirdi. (2)

 

Karadavi, Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği (UMAB), Avrupa Fetva Araştırmaları Kurumu (AFAK) ve amacı Hamas’a finansal destek yapmak olduğundan ABD tarafından terörist örgüt listesine alınan İyilik Birliği (Union of Good- Itilaf al-Khayr) gibi örgütlerin başkanıdır. (3)

 

Müslüman Kardeşlerin kendisine Başkanlık teklifi ettiğini, fakat onun tüm ümmetin manevi rehberi olmayı tercih ettiğini söyleyen Karadavi, « Müslüman Kardeşlere katıldım, Imam el-Benna ile çalıştım, ve Benna’nın ılımlı fikirlerinden etkilendim » dedi. (4)

 

İmam el-Benna, Mısır’da Müslüman Kardeşlerin kurucusudur (1928). Karadavi’nin « ılımlı » olarak tanımladığı görüşlerini tek cümlede özetlemek gerekirse, amacının Müslümanların bulunduğu  tüm ülkelerde tek bir Şeriat yönetimini hakim kılmak olduğunu söyleyebiliriz:

 

“İslam ümmetini, yeniden uluslararası alanda var kılabilmek için gayret sarf etmenin, Hasan el-Benna'nın İslam için çalışma anlayışı arasında önemli bir yeri vardır.

 

Bu da ancak şu şekilde olur:

 

-Islah ve tecdid çalışmalarını yaygınlaştırmak,
-İslam dünyasını oluşturan toplulukların sözbirliği etmesi,
-İslam ülkelerini kültürel, fikri, ilmi ve iktisadi olarak birbirine yaklaştırmaya çalışmak,
-Böyle bir çalışma siyasi yakınlaşmada etkili olacak olan önceki yakınlaşmalar için bir sonuçtur. Çünkü bunların tümü, Müslümanların sözünü bir araya getirecek ve onlardan hedef ve gayeleri bir olan tek İslam milleti yapacak olan İslam hilafetini yeniden kurma yolundaki siyasi adımlar ve gerçek hazırlıklardır.

 

İmam el-Benna'nın İslam için çalışma anlayışının arasında şu da yer almaktadır: İslam prensiplerini adalet ve şefkatle öncü kılmak ve tüm dünyaya lider yapmak için Allah'ın sözünün, şeriatının ve yönteminin yeniden gelmesine çalışmak.” (5)

                             

Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiğini söyleyen Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Karadavi ve Başkan yardımcısı Ali Karah Daghi, Başbakan Erdoğan’a da hayran :


                         
                             Vakit, Haziran 26, 2010

Karadavi :

« Bizler Türkiye'de, Dar'ul İslam'da, kendi vatanımızdayız. »
«Burada o kadar güzel bir atmosfer var ki 4. Genel Kurul'umuzu da İstanbul'da yapacağız gibi gözüküyor. Bu kentte bir Cemal ve Celal sıfatı var. Çok seviyorum bu şehri. İstanbul, aydınlık geçmişimizin, Eyüp el-Ensarî hazretlerinin, Fatih Sultan Mehmed hazretlerinin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın şehridir. » (6)

 

Ali Karah Daghi :

 

«Âlimlerin kongresinde Peygamber varislerine destek veren Türk hükümetine ve halkına teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Onların desteği ve Allah’ın izni ile İslam Birliği kurulacak.» (6)

 

Karadavi :

« Türkiye’yi Filistin konusunda gösterdiği duyarlılık ve desteklerinden dolayı tebrik ediyoruz. Bu toprakların sahibi Selahaddin Eyyubi ve Nureddin Zengi’ler daha önce Haçlı seferlerine karşı durmuştu. Şimdi de İsrail’e karşı mücadele ediyorlar. » (7)

 

Ali Karah Daghi :

 

 « Cihat, medeniyet ve şeriat şehri olan İstanbul’da olmanın haklı gururunu yaşadığını » söyledi. (8)

 

Karadavi:

« İslam dünyasının önemli alimlerinden Prof. Dr. Yusuf El Karadavi, 'Türk ve Arap gibi söylemleri de bırakmamız gerekiyor. Biz tek bir ümmetiz' dedi.

Kuveyt’in başkenti Kuveyt’te düzenlenen ve açılışını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Kuveyt Başbakanı’nın ortaklaşa yaptıkları Türk Arap Konferansı’nın ilk günkü oturumlarında Türk Arap kardeşliğinin tarihsel süreci ve bu kardeşliği bozan unsurlar konuşuldu. İslam dünyasının önemli alimlerinden Prof. Dr. Yusuf El Karadavi « “Türkler; Selçuklular, Zengiler ve Osmanlılar döneminde aslında bir anlamda İslam’ı da kurtardılar. Yaptıkları Dört Büyük Halife dönemi ile kıyaslanabilecek işlerdi” şeklinde konuştu. Ümmetin yeni bir bilince ihtiyacı olduğunu söyleyen Karadavi, şöyle devam etti: “Türk Arap ilişkilerini bozan yanlış bilgilerden kurtulmamız gerekmekte. Mesela okul kitaplarını düzeltmemiz lazım. Biz Katar’da okul kitaplarından Türk Sömürgesi ifadesini çıkarttık. Türk dönemi demeye başladık. Onlar bizi Batılılara karşı korudular. Sömürülmekten kurtardılar. Bu hakkı teslim etmemiz gerekmekte.” » (9)

 

Karadavi :

 « İslam dünyasını tam anlamıyla idare etmek için Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlere ihtiyaç var.» (10)

 

Sık sık İstanbul’a gelerek « ılımlı » fikirlerini Türk halkıyla paylaşan Karadavi, Amerikada veya İsrail’de hutbe vermeyi hayal ederken, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (IDSB - 2005’te İstanbul’da Bakanlar Kurulu kararıyla kuruldu, 45 ülkeden 185 İslami STK üyesi var) ve benzeri kuruluşlar onu misafir etmeğe devam ettiği müddetçe, Türkiye’ye gelmeye devam edecek gibi gözüküyör. Türkiye’de yapılan, Karadavi ve birçok diğer İslamcının bulunduğu toplantılardan sadece bazıları :


 

- 1-2 Temmuz 2006 Avrupa Müslümanları konferansı, Ceylan Intercontinental

       
                   


Konferansa katılan ünlü isimlerinden bazıları Şeyh Abdullah Bin Bayyah, Şeyh Yusuf El Karadavi, Şeyh-ül-İslam Dr Muhammed Tahir-ül-Qadri, Şeyh Hamza Yusuf, Prof Tariq Ramadan, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Bosna Müftüsü Mustafa Ceriç, Şeyh Nuh Keller, Şeyh Abdal Hakim Murad ve Yusuf İslam. (11)

 

Bu konferansa katılanların masrafları için İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın 300'000.- Sterlin ödemesi, ve bilhassa « Radikal İslamın ideolojik motoru Müslüman Kardeşler Örgütünün manevi lideri Karadavi’nin » bunların içinde olması, İngiltere’de büyük bir polemiğe yol açmıştı. 2008 de Karadavi’nin İngiltere’ye girişi resmen yasaklandı.
http://www.dailymail.co.uk/news/article-395592/Taxpayers-fund-radical-Muslim-clerics-Turkey-trip.html
http://uk.reuters.com/article/2008/02/07/uk-britain-cleric-idUKL0748920320080207)
                     

 

 - 15-17 Kasım 2007 Uluslararası Kudüs Buluşması, Feshane Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı

 

Bakın Türk topraklarında, Türk halkına neler aşılanıyor:

 

Bu ayın ortalarında İstanbul'da Kudüs davasıyla ilgili geniş çaplı bir uluslararası toplantı düzenlenecek. Merkezi Beyrut'ta olan Uluslararası Kudüs Müessesesi (QII), Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) ve Filistin Dayanışma Derneği (FİDDER) tarafından ortaklaşa düzenlenecek toplantıya (12) ayrıca içlerinde HAMAS ve el Fetih başta olmak üzere çeşitli Filistinli grupların yetkilileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve 1948 yılında işgal edilmiş Filistin topraklarından gelen heyetler de katılacak. Bu toplantının 2001 yılında Durban’da düzenlenen ve siyonizmin ırkçılık olarak kabul edildiği konferansa benzer bir işlev üstleneceği ve Kudüs’ün mazlumiyeti, mağduriyeti ve Kudüs’e ilişkin uluslararası tavrın ortaya konması açısından son derece önemli olacağı belirtiliyor.(13)

 

Buluşmanın, mütevelli heyeti başkanlığını Yusuf Karadavi’nin yaptığı Uluslararası Kudüs Müessesi ile Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın ortak organizasyonu olduğuna dikkat çekiliyor.(14)

 

Hizbullah ve Hamas gibi örgütlerin temsilcilerinin de katıldığı İstanbul'daki 'Uluslararası Kudüs Buluşması' toplantısında, 'Kudüs'ün şiddet kullanılarak Siyonistlerden geri alınması' çağrısı yapıldı. İstanbul'daki Feshane Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı dün "Kudüs'ün şiddet kullanılarak Siyonistlerden geri alınması" yolundaki çağrıları içeren sloganların atıldığı, çoğu yabancı İslamcı örgüt ve kuruluş üyesi 3 bin kişinin katılımıyla "Uluslararası Kudüs Buluşması" adı altında düzenlenen bir toplantıya sahne oldu. Salondakilerin konuşmaların arasında sürekli tekbir getirdikleri ve sık sık Arapça "El Aksa için milyonlarca şehidiz", "Ruhumuzla, kanımızla El Aksa'yı koruyacağız" şeklinde slogan attıkları toplantıda Lübnan'daki Hizbullah ve Filistinli Hamas gibi örgütlerin üst düzey temsilcileri de yer aldı. (15)

 

 « Buluşmanın tanıtımı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan TGTV Başkanı Necati Ceylan, "kutsal bir kent olan Kudüs'te birçok peygamberin hayatının bir bölümünü geçirdiğini, Allah'ın Kudüs'ün mukaddes bir yer olduğuna işaret ettiğini" söyledi. Ceylan, "Kudüs bugün mahzun ve mazlumdur. Çünkü işgal altındadır. Kudüs'ün sadece Arapların ve Filistinlilerin davası olduğu yönünde bir yanlış algılama var. Kudüs davası, Müslümanlar'ın davasıdır. Kudüs davası, tüm tevhid inancını temsil eder. Kudüs davası, tüm insanlığın davasıdır" dedi.

 

Kudüs Müessesesi Temsilcisi Ekrem Adluni de Kudüs'ün herkesin bir arada, kardeşçe yaşamasının bir örneği olduğunu, hatta Kıyamet Kilisesi ve Mescidi Aksa'nın yan yana yer aldığını dile getirerek, ancak Kudüs'ün işgal altında bulunduğunu belirtti. (...)  Adluni, "Kudüs'ün yahudileştirilmesi illegaldir ve işgal zaman aşımıyla meşrulaştırılamaz" dedi.
Kudüs'teki insani, tarihi, dini ve kültürel haklardan taviz verilemeyeceğine de vurgu yapan Adluni, "Tüm insanlığı Kudüs'ü korumaya çağırıyoruz" diye konuştu.
İstanbul'da gerçekleşecek buluşmada da ayrılığın değil, birleşmenin hedeflendiğini dile getiren Adluni, "Kudüs tektir, bizimdir. Hepimizin Kudüs için birlik ve beraberlik içinde olması gerekiyor. Kudüs'ü ancak bu şekilde koruyabiliriz" dedi. »(16)

 

Bu toplantının son gününde, 7 Zülkade 1428 tarihli “İstanbul Bildirgesi” yayınlandı

 

Kudüs’e Destek İçin İstanbul Bildirgesi Açıklandı
17 Kasım 2007 / 7 Zülkade 1428
« Siyonist işgalciler Kudüs’ün batısını 1948’de doğusunu da 1967’de işgal etmişlerdir.
Bu, ırkçı, yerleşimci, mütecaviz, tarihin akışına karşı, terörist bir işgaldir.

(…) Bu sebeple işgale, zulme ve sömürgeciliğe karşı olanların Filistin halkının vatanının özgürleştirilmesi için verdiği mücadeleyi desteklemesi gerekir. (…) Siyonizm ırkçı, terörist bir harekettir. 2001 yılında ünlü Durban Konferansı’nda alınan BM kararında bu tescil edilmiştir. (…) Tüm İslam ülkelerinden, Arap ülkelerinden ve barışı seven tüm dünya ülkelerinden, uluslar arası kuruluşlardan Kudüs’teki siyonist işgalin sona ermesi için gayretlerini yoğunlaştırmalarını istiyoruz. (…) Hepimiz Kudüs için çalışıyoruz. El ele omuz omuza Kudüs’e giden yolda ilerliyoruz. Zaman uzasa da büyük fedakarlıklar gerekse de direnmeye devam edeceğiz. Bugün Kudüs için birlikteyiz İnşallah yarın Kudüs’te birlikte olacağız. »(17)

 

Müslüman Kardeşler Örgütünün Başkanı Muhammed Mehdi Akif İstanbul’da imzalanan bu bildirgeye tüm desteğini vermiştir

 

« Müslüman Kardeşler Hareketi Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif, bu haftaki mesajında İslam ümmetinin Kudüs ve Filistin davası karşısındaki sorumluluğuna bir kez daha dikkat çekerek, İstanbul`da gerçekleştirilen Kudüs Buluşması`nın işgal bitene kadar direniş tüm çeşitleriyle devam etmesi yönünde net bir mesaj olduğunu vurguladı.

 

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah ve Yusuf Karadavi`nin gibi Muhammed Mehdi Akif`te Eyüp`te, 15-17 Kasım arasında düzenlenen Kudüs Buluşması`na katılan İhvan-ı Müslimin yetkilileri aracılığıyla kısa bir mesaj göndermiş ve katılımcıları selamlamıştı. Muhammed Mehdi Akif`in Mısır rejimince yurtdışına çıkmasını müsade edilmiyor.

 

Müslüman Kardeşler Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akifin mesajı:

 

(…) Şüphesiz Kudüs-ü Şerif bir İslam beldesidir ve öyle de kalacaktır. Kudüs, İslam ümmetinin onurudur. O, bir buçuk milyar Müslümanın boynundaki bir emanettir. Hür, izzetli ve saygın bir şekilde Müslümanlara dönecektir. Üzerinde binlerce yıl olduğu gibi hürriyet, adalet ve tevhid bayrağı dalgalanacaktır.(…)

Şüphesiz Müslüman Kardeşler(İhvan-ı Müslimin) ellerindeki tüm imkanları Filistin davasının hizmetine sunmuştur. Müslüman Kardeşler ümmetin her karış toprağında Allah kelimesinin yüceltilmesi için çaba harcamıştır. Bu toprakların başında da Kudüs gelmektedir. Tüm Filistin topraklarının özgürleştirilmesi öncelikli hedeflerden biridir. İşgal edilmiş bu toprak ümmete geri dönmelidir. (…)

 

Bizler, İstanbulda Kudüs-ü Şerifin desteklenmesi amacıyla ilan edilen bildirgeyi destekliyoruz. Siyonistlerin hem doğu hem de batı Kudüsü işgal ettiğini vurguluyoruz. Bu ırkçı, yerleşimci, kendisi için herşeyi mübah gören terörist bir işgaldir. Tarihin hareketine karşıdır. Sömürgecilikten kalan, zulüm, baskı ve hak ihalalleri üzerine kuruludur. Kudüsteki, Filistindeki, Golandaki, Şeba çiftliklerindeki işgal bitecektir. Yine aynı şekilde dünyadaki sömürgecilik ve işgalin izleri de silinecektir. Aynı şekilde mültecilerin, sürgün edilenlerin ve hicret edenlerin Kudüse ve tüm Filistine dönme hakkına da vurgu yapmaktayız. Bu hem ferdi hem de toplumsal bir haktır. Hiçkimse bu hak üzerinde pazarlık yapamaz, bu haktan tenazül edemez. (…)
Buluşma, ümmetin topraklarını savunma hakkına yeniden vurgu yapmıştır. Her şekilde direnişin doğal bir hak olduğunu, İslama göre, uluslararası yasalara, anlaşmalara ve teamüller göre meşru olduğunu ifade etmiştir. Toprak kurtarılana ve işgal bitene kadar bu direniş devam etmelidir.

 

İslami Hareket Lideri Şeyh Raid Salah, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, çok yakın bir zamanda Kudüs buluşması sadece Beyrut, Kahire, Tahran`da değil biz bu konferansı Kudüste yapacağız diyerek Kudüs`ün özgrleşmesinin yakın olduğunun altını çizdi. » (18)


           

 - 21-23 Mayıs 2009 Uluslararası Filistin Sivil Dayanışma Konferansı, Kaya Ramada

Vakit gazetesinden Mustafa Özcan’ın özeti:

 « (…) Karadavi, Gannuşi, Cevad Halisi, Muhyiddin Karadaği, Ahmet Raşid, İsam Beşir ve Suvaruzzeheb, Ömer Aşkar, Elifüddin Turabi gibi isimler vardı. Kısaca Keşmir ile Fas arasındaki İslâm kuşağından veya Daru’l İslâm’ın parçalarından ve onun ötesinde Batı aleminden birçok katılımcı vardı.

Sonuç bildirgesinin hazırlanmasında fizibilite çalışması mahiyetinde olan atölye çalışmalarına da katıldım. Dayanışma ile alakalı olan atölye çalışmalarında Kuveyt Vakıflar Bakanlığı’ndan katılmış bir zatın sözleri bana fena halde dokunaklı geldi. Tarihten yola çıkarak şöyle bir ufuk taramasında bulundu ve şunları söyledi: “Türkler Arabistan’a dönmedikçe Filistin Araplara dönmez...” Iraklı ayetullahlardan Cevad Halisi de, “Filistin meselesi bir ümmet projesidir. Ümmet projeye katılmadıkça Filistin yetim kalmaya mahkumdur...” dedi.

Gerçekten de Kudüs meselesi Muhammed Gazali gibilerin de belirttiği gibi bir akide ve inanç meselesidir. Elbette bunun başka boyutları da vardır. Bu boyutlardan birisi de insani boyuttur. Bu insani boyutta da mazlumların ittifakı vardır. Sudanlı İsam Beşir bunu yeni bir ‘hilfu’l fudul’ olarak tanımladı. Hilfu’l fudul aslında erdemliler ittifakı demekse de bunun başka bir açılımı mazlumların ittifakıdır. Abdulaziz Rantisi’nin eşi de bu bağlamda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı selamladığı gibi, Venezüela Cumhurbaşkanı Chavez’i de selamlamıştır. Mazlumlar ittifakının tabii üyelerinden birisi Chavez’dir.

 

(…) Türklerin Şam’a ve Arabistan’a yeniden girmeleri Kudüs’ün kurtarılmasının en temel şartı yani İttihad-ı İslâm’ın gerçekleşmesidir. Kapanış konuşmasında da Karadavi neredeyse Kudüs’ün geri alınmasını elle tutulur bir gerçek (re’ye’l ayn) gibi anlattı. Yeter ki esbabı hazır olsun. Bu sebeplerden birisi Kuveytli zatın atölye çalışmalarında anlattığı meseledir.

 

Cuma hutbesini de Kaya Ramada Otel’de Karadavi’nin ağzından dinledik. Uzun bir konuşma yaptı ve konuşmasının mihverinde Türklerin Kudüs’e yaptıkları hizmet vardı. Selçukluların kalıntısı olan Musul Atabeyleri olmasaydı Kudüs’ün fethi müyesser olmazdı. İmadüddin Zengi’nin açmış olduğu çığır ve süreç ile birlikte Nureddin Zengi’nin çabaları Kudüs’e giden yolu ardına kadar açmıştır. (…)

Yusuf Karadavi, Nureddin Zengi ve babasının ve Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’le ilgili hizmet ve yararlılıklarını anlattıktan sonra meseleyi Sultan İkinci Abdulhamid’e getirmiştir. Murat Bardakçı gibiler bu sultanın Filistin’e hizmetlerine kesif gölge bulutları düşürmeye çalışsalar da Arap dünyasını Sultan İkinci Abdulhamid’i bir Filistin kahramanı olarak biliyor. Bunu kimse Arapların zihninden silemez. Doğrusu da budur. » (19)

           

İDSB Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu ve beraberindeki heyet Uluslararası Filistin Sivil Dayanışma Konferansına katıldı. Programın son oturumuna Genel Necmi Sekreter Sadıkoğlu söz alarak kapanış konuşması gerçekleştirdi :

« 19 Cemaziyelevvel 1430 / 23 Mayıs 2009 – Kaya Ramada Hotel / İstanbul

 

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdulillahi Rabbil Alemin, Vesselatu Vesselamu ala Resulina Muhammedin ve ala Alihi ve Sahbihi Ecmain,

 

Çok Muhterem Üstadlarımız, alimlerimiz, kanaat önderlerimizi, değerli yazarlarımız, akademisyenlerimiz, gönüllü teşekkül temsilcileri, dünyanın birçok yerinden ve ülkemizden konferansı teşrif eden saygıdeğer misafirler, hepinize bu önemli tarihi konferansı onurlandırmanızdan dolayı hoş geldiniz diyorum.

 

Arzın en mukaddes üç bölgesinden biri olan Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü bünyesinde barındıran, 1948’ten beri modern dünya tarihinin gördüğü en uzun süren ve çeşitli şekiller alarak varlığını sürdüren bir nekbe’nin varlığını sürdürdüğü, şerefli, onurlu ve her şeye rağmen ayakta kalan bir Filistin için toplandık.

(…)

Ne yazık ki I. ve II. Dünya Savaşlarının yaşanması, İngilizlerin büyük oyunlarıyla ortamı müsait hale getirmesinin hemen akabinde yıllarca sistematik bir şekilde kendilerince büyük güne hazırlanan Siyonist terör örgütlerine gün doğmuştur. Neticede yaşanan yürek yakıcı hadiseler, binlerce şehidimiz, sayıları milyonları aşan mülteciler ve Mescid-i Aksa, Kudüs başta olmak üzere işgale edilmiş Filistin toprakları…Acı, gözyaşı, zulüm ve işgal derken geride 61 yılı bırakmış bulunuyoruz. Şimdi bu yarım asrı aşan işgalin getirdiği olumsuzluklara direnen onurlu Filistin halkının yanında olduğumuzu, Filistin davasını en ehemmiyet arz eden bir davamız olduğunu, her ne yaparlarsa yapsınlar zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olduğumuzu göstermek, Gazze özelinde Filistin’in ayağa kalkması için somut adımlar atmak üzere bir araya gelen yüzlerce katılımcıyla hayırlı bir konferansı tamamlamış olduk.

 

Muhterem Hazirun,

 

Genel sekreterliğini yapmış olduğum İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) olarak Filistin davasını temel bir mesele olarak görmekte olup bu yönde kurulduğumuz 2005 yılından bu yana çok önemli programlara imza attık. İşte şu salonda birçok tanıdık simasını gördüğüm değerli katılımcıların yer aldığı, başkanlığını Muhterem Şeyh Yusuf Karadavi’nin yaptığı Uluslararası Müslüman Alimler Birliği’nin II. Genel Kurul Toplantısı, Filistinli tutsak milletvekillerinin serbest bırakılması için 1 milyon imza kampanyası, Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerimize 100 tır yardım kampanyası, Uluslararası Kudüs Buluşması bunlardan sadece bazıları.

 

Bu tür hayırlı hizmetlere sizleri ve bizleri koşturduğundan dolayı Cenab-ı Mevlaya sonsuz hamd ediyoruz.
(…)

 

30-31 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul’da düzenleyeceğimiz bu sempozyumla tarihi süreçte Filistin sorununu, Filistin’in siyasi yapısını, medya ve Filistin algısını, İsrail’in hak ihlallerini ve savaş suçlarını, Filistinli mülteciler sorununu, Filistin’e insani yardımlar ve STK’ların etkinliğini, Özgür Filistin’e doğru çözüm önerilerini alanında uzman akademisyenler, ilim adamları, gazeteciler, STK temsilcileri ve uzmanlar ile masaya yatıracağız.(20)


 

- 30-31 Mayıs 2009 Uluslararası Yaşayan Filistin Sempozyumu, İstanbul Grand Cevahir Hotel

            

 

 

« Sempozyumla ilgili olarak basın mensuplarını bilgilendiren İDSB Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu, İstanbul’da birbiri ardına düzenlenen Filistin sorunu ile ilgili sempozyumlarla toplum bilincinin arttırılmasının hedeflendiğini belirtti. (...) Sempozyum süresince konser ve sergilerin yer alacağı faaliyetler de düzenleneceği belirtildi. Sempozyum programına göre, Filistin’deki tarihî eserlerin durumları ve mültecilerle ilgili fotoğraf sergisi, karikatür ve Filistin’den siyah beyaz fotoğraf sergisi, Türkçe İngilizce ve Arapça şiirlerden oluşan Şiir Sergisi ve Osmanlı Arşivlerinde Filistin’le ilgili belgelerin yer aldığı sergi aynı mekânda bütün katılımcıların ilgisine sunulacak. Sempozyuma farklı ülkelerden 150’yi aşkın sivil toplum temsilcisi iştirak edecek.  » (21)

 

 « İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Filistin’in siyasi tarihi, sosyal ve siyasi yapısı ve Filistin sorununa yaklaşımlar, son gelinen noktadaki hukuki durum, medyanın bu soruna yaklaşımları, Kudüs’ün statüsü ve tarihi mirasın korunması meselesi, mülteciler sorunu, uluslararası örgütlerin Filistin sorununa yaklaşımları ve sivil toplum kuruluşlarının çözüme katkıları gibi konuların tartışıldığı ‘Uluslararası Yaşayan Filistin Sempozyumu’ geniş bir katılımla gerçekleşti. » (22)

 

 « Türkiye, Ortadoğu, Amerika, Avrupa gibi dünyanın bir çok farklı coğrafyasından önemli isimlerin yer alacağı sempozyum katılımcılarından bazıları şu şekildedir;
Prof. Dr. Muhammed Şarkavi (Suudi Arabistan), Prof. Dr. Samir Kantakcı (Norveç), Doç. Dr. Ferhan Mücahit Çak (Katar), Doç. Dr. Berdal Aral (Türkiye), Ahmed Azzam Abdurrahman (Malezya), Prof. Dr. Hale Hassani (Cezayir), Prof. Dr. Cemile Şanti (Filistin), Mahmud Halid el Hanefi (Lübnan), Rashaad Yaqoob (İngiltere), Muhammed Naim Akbik (Suriye), Tevfik Cebbarin (Kudüs), Ahmet Varol (Türkiye), Mustafa Özcan (Türkiye), Hüsnü Mahalli (Türkiye), Ali Ebu Nimah (ABD), Dr. Enver Ebu Taha (Suriye), Prof. Dr. Ali Gatit (Mısır), Hasan Mahmud Ebu Heniyye (Ürdün), Dr. Azzam Tamimi (İngiltere), Aytunç Altındal (Türkiye), Hassan Abu Nimah (Ürdün), Dr. Gulam Nabi Fai (ABD), Abdulmecit Ağbariye (Kudüs), Prof. Dr. M. Lütfullah Karaman (Türkiye), Prof. Dr. Ş. Tufan Buzpınar (Türkiye), Ahmed Cebbarin (Kudüs), Prof. Dr. Ahmet Ağırakça (Türkiye).  »  (23)


 

- 3 Temmuz 2009 Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi (AFAK) Toplantısı, İstanbul Grand Cevahir Hotel

 

« İslam Dünyası STK’ları Birliği’nin  ev sahipliğinde (IDSB) Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi (AFAK) 19. dönem toplantısı İstanbul Grand Cevahir Hotel’de başladı.

 

Başta Prof. Dr. Yusuf el Karadavi olmak üzere Prof. Dr. Ali Muhyiddin Karadaği, Şeyh Hüseyin Halava, Emin Saraç Hocafendi, Halil Gönenç Hocaefendi ve birçok değerli alimin katıldığı program Fatih Cami imam-hatibi olan Osman Hoca’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

 

Kur’an tilavetinin ardından söz alan İDSB Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu katılımcıları selamladı ve toplantının önemine değindi.

 

Sadıkoğlu’nun ardından AFAK Genel Sekreteri Şeyh Hüseyin Muhammed Halava söz alarak AFAK hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Avrupa’daki Müslümanların karşılaştığı sorunlara çözümler bulmak, meselelere İslam’ın ışığında fetvalar vermek gibi çalışma alanlarıyla uğraşan AFAK’ın 19. dönem toplantısını yönetim kurulu üyeleri ile “Küresel Krize İslam Şeriatı Açısından Bakış” konusuyla yapacaklarını söyledi.

Halava’nın konuşmasını takiben Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Dr. Seyyid Ali Topal, Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ve son olarak Uluslararası Müslüman Alimler Birliği başkanı Prof. Dr. Yusuf el Karadavi söz aldı. » (24)

 

Karadavi’nin İnternet sitesinde toplantıyla ilgili rapora göre, toplantıda, uluslararası politikaların, milyonlarca Filistinlinin vatanına geri dönüş hakkını göz önünde tutmamaları ve bu yüzden Filistin davasının tasfiyesi,  Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırılar ve Kudüs’ün Yahudileştirilmesi gibi tehlikeler ele alındı. Konseye göre, en ciddi tehlike, Siyonist Varlığın Kudüs'ün ilhakını kabul edebilecek uluslararası politikalardır. (25)

 

« Ev sahipliğini İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliğinin (İDSB) yaptığı  Avrupa Fetva ve Araştırma Komisyonu üyeleri Genel Sekreter Necmi Sadıkoğlu başkanlığındaki bir heyetle gelen talep üzerine Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile akşam yemeğinde buluştu.

 

İDSB Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu başkanlığındaki heyet Prof. Dr. Yusuf el Karadavi, Prof. Dr. Muhyiddin Ali Karadaği, Prof. Dr. Ömer Zübeyr, Muhammet Ahvari, Abdulğaffar Aziz gibi önemli alim ve mütefekkirlerden oluştu. Türkiye adına görüşmede muhterem Emin Saraç Hocaefendi ve Hamdi Arslan hoca hazır bulundu. 
Avrupa Fetva ve Araştırma Komisyonun (AFAK) olağan yıllık toplantısının yapıldığı Grand Cevahir Hotel’de programın açılış konuşmasına 54. Hükümetin Başbakanı ve Milli Görüş hareketi lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı temsilen Hasan Bitmez iştirak etti. Prof. Dr. Erbakan’ın katılımcıların şahsında Şeyh Karadavi’ye hitaben yazdığı özel tebrik mesajını ileten Bitmez sayın Erbakan’ın alimlerle görüşme isteğini Genel Sekreter Sadıkoğlu’na nakletti. Alimler ile Prof. Dr. Necmettin Erbakan arasında gerçekleşecek bir görüşmeden onur duyacaklarını  belirten Sadıkoğlu randevu talebini kabul etti. Bunun üzerine Beykoz Hidiv Kasrında Sadıkoğlu başkanlığındaki heyet ile Prof. Dr. Necmettin Erbakan akşam yemeğine bir araya geldi. » (26)


                 

 


 

- 29 Haziran- 2 Temmuz 2010 Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği (UMAB) Genel Kurulu ve Avrupa Fetva Araştırma Kurumu’nun (AFAK) toplantıları, İstanbul Grand Cevahir Kongre Merkezi

 

Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği (UMAB) Genel Kurulu ve Avrupa Fetva Araştırma Kurumu’nun (AFAK) toplantıları İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) misafirliğinde İstanbul Grand Cevahir Kongre Merkezi’nde dün binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Program Fatih Camii imam-hatibi hafız Osman Şahin’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Açılışta Başbakan Erdoğan'ın gönderdiği mesajı da okundu. Mesajında katılımcıları "en kalbi duygular" selamladığını bildiren Erdoğan, toplantıların da birlik beraberlik içinde gerçekleşmesini temenni etti. Ayrıca 10 bakan da toplantıya mesaj göndererek destek verdi.

 

Büyük coşkuyla başlayan programda Müslüman âlimlerden tüm dünyaya önemli mesajlar gönderildi. Özellikle Gazze’deki gayriinsanî durumdan bahsedildi ve herkesin Gazze’nin çağrısına kulak vermesi gerektiği vurgulandı. Bu arada Gazze’ye insani yardım götüren gemilere baskın yapılması sonrası Türkiye’nin tüm uluslararası arenalarda bu işin peşini bırakmayacağını deklare etmesi ve İsrail’i yalnızlaştırma politikası takdirle karşılandı.

Karadavi, konuşmasında ayrıca İstanbul'a aşık birisi olduğunu belirterek, İstanbul'un Allah'ın cemil ve cemal isimlerinin tecellilerinin olduğunu ifade etti. "Burası bir zamanlar evrenin başkentiydi. Yeryüzündeki en güçlü ordu karargah olarak burayı seçmişti." diyen Karadavi, ikinci ve üçüncü UMAB Genel Kurul toplantısı gibi dördüncü toplantının da İstanbul'da düzenleneceği bilgisini verdi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Uluslararası Müslüman Alimler Birliği'nin yaptığı Türk malları alın ve Türkiye'ye seyahat yapın çağrısına teşekkür etti. Vardan'dan sonra sahneye çıkan Müslüman Alimler Birliği'nin (UMAB) Başkanı Katarlı İslam alimi Yusul El Karadavi "Asıl biz size teşekkür ederiz. Bunun için teşekküre gerek yok. Türkiye bunları hakediyor" dedi. Karadavi İstanbul'a aşık olduğunu Erdoğan'ın kenti olan İstanbul'u çok sevdiğini söyledi.

Yussef Al Karadawi,

 “Buradan tüm dünyaya sesleniyorum: İkinci bir filo kalkacak ve bizler de bugün Müslüman Âlimler olarak o filoya katılacağımızı söyleyelim. » dedi. (27)

 

- 23-26 Eylül 2010 Avrupa Müslüman Âlimler Birliği Şura Konseyi (Federation of Islamic Organisations in Europe- FIOE) toplantısı, İstanbul

 

Konsey kapanış bildirgesinde, dini rehberlik ve fetva konularında Avrupa Fetva Araştırma Kurumu’nun referans olarak kabulünün güçlendirilmesi kararlaştırmıştır. Ayrıca konsey, İsrail işgal makamları ve yerleşimci çeteler tarafından, etnik temizlik, ırkçılık ve sömürgeci yayılmacılık olarak sınıflandırdığı, Al-Quds (Kudüs)  çevresindeki saldırı ve ihlallerden duyduğu derin huzursuzluğu dile getirmiş, ve Gazze Şeridi'nde Filistin halkına empoze edilen haksız ablukanın derhal kaldırılmasını talep etmiştir.(28)


 

- 22-23 Ekim 2010 Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu, WOW Otel

 

İslam dünyasından 300'ü aşkın âlim, İstanbul'da düzenlenecek olan Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu"nda bir araya geleceği belirtildi.


Sempozyumda İslam’ın insanlığa yüklediği değer ve hedeflerin müzakere edileceği belirtildi. Hindistan Hayderabad Al Mahad Ul Aaali Ali İslami Üniversitesi ve Marifet Derneği tarafından düzenlenecek organizasyonda; Eş Şeyh Halid Seyfullah Rahmani, Cüppeli Ahmet Hoca, Dr. Yahya Abdurrahim, Yusuf El Karadavi, Muhammed Avvame, Kays El-Mubarek, Dr. Faruk Hamade, Şeyh Abdullah Bin Beyyeh, Şeyh Erşad Medeni ve bütün âlimler adına Şeyh Usame Rifai (Lübnan Akar Müftüsü) tebliğlerini sunacağı ifade edildi.
Ana sponsorluğunu Caprice Gold’un üstlendiği sempozyum 22-23 Ekim 2010 tarihlerinde WOW Otel Konferans salonunda düzenlenecektir. 24 Ekim 2010 Pazar saat 19.00’da ise Sinan Erdem Spor Salonu’nda Mahmut Efendi’ye İslam’a Üstün Hizmet Ödülü takdim edileceği bildirildi. (29)

 

- 6-9 Ocak 2011 Avrupa Müslüman Âlimler Birliği Şura Konseyi (Federation of Islamic Organisations in Europe- FIOE) toplantısı, İstanbul

 

Kapanış bildirgesinde alınan kararlar arasında, Konsey, Filistin halkının çektiği acılar hakkında ve özgürlüklerinin, haklarının sürekli çiğnenmesi, toprak ve kaynaklar üzerindeki egemenlikleri konularında derin kaygılarını ifade etmektedir. Konsey, İsrail işgali tarafından silahsız sivillere yönelik olarak  işlenen korkunç suçlar ve ırkçı politikalar açısından zayıf uluslararası pozisyonları kabul edilemez değerlendirmektedir. Konsey, sakinlerin sürülmesi, evlerinin  yıkımı,  meclisin seçilmiş üyelerinin  zorla kaldırılması dahil, al-Quds’da (Kudüs) etnik temizlik döngüsünü durdurmak için Avrupa’yı etkili baskı yapmaya çağırmaktadır.(30)

 

  

Centre for Islamic Pluralism (CIP), ılımlı Müslüman din uzmanları, gazeteciler ve yazar ile topluluk liderlerinden oluşan uluslararası bir ağdır. İslam‘ın hem Sünni hem de Şii yorumuna inananları ve Tasavvuf geleneğinin katılımcılarını içerir. CIP’nin yayınladığı « Şeriat Kanunu ve Batı Avrupa‘da İslamî İdeoloji Rehberi 2007–2009» raporuna göre,

 

« El Karadavi fıkıh el-ekalliyet kavramını merkezi eskiden Dublin‘de şimdiyse Brüksel‘de bulunup El Karadavi önderliğinde 33 üyesi bulunan kökten dinci Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi (ECFR - European Council for Fatwa and Research) için hazırladığı ilk fetva koleksiyonunu yayınlarken kullanmıştır (…) Almanca adı Islamitische Gemeinschaft Millî Görüş (IGMG) olan Millî Görüş İslamî Topluluğunun şu anda Almanya‘da 200.000 destekçisinin olduğu belirtiliyor. Bünyesinde cami dışında özel yerleri de içeren 400–600 civarında ―ibadet alanı olduğuna inanılıyor. Millî Görüş, El-Kardavi‘nin grubunun 1999 yılında Köln‘de gerçekleştirilen üçüncü istişare oturumundan beri ECFR ile ilişkilendirilmektedir.
 

(…) İkinci koleksiyondaki bir fetva (No. 36) da Kudüs‘ün herhangi bir kısmının işgal edilmesi ya da Filistin topraklarının Arap olmayanlara satılmasına karşıdır. (…)

 

ECFR (Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi), Avrupa‘daki İslamî Kuruluşlar Federasyonu‘nun (FIOE) desteğiyle kurulmuştur.

 

(…)TAVSIYE 7: Batı Avrupa’daki Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi (ECFR), Cemaat-i Tebliğ, Türk Diyaneti, Millî Görüş, Magreb devlet din kurumları ve diğer yabancı İslamî kurumlar yakından izlenmelidir. Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve İran’ın radikal İslamcı gruplara mali destek vermesi yasaklanmalıdır. » (31)


2004 yılının Ekim ayında, 23 ülkeden 2.500 Müslüman aydın, Birleşmiş Milletler’e, köktencilik, hoşgörüsüzlük ve şiddete teşvik eden İslam ilahiyatçılarını kınayan bir dilekçe verdi. “Ölüm şeyhleri” adıyla anılan bu ilahiyatçıların arasında Karadavi’nin ismi de vardı. Müslüman aydınlar mektupta Karadavi’nin, bebekleri büyüdüklerinde İsrail ordusuna katılacaklarından dolayı, hamile Yahudi kadınlarının öldürülmesine izin veren fetvasını ve Irak’ta sivil veya asker tüm Amerikalıların öldürülebileceğine dair fetvasını kınıyorlar.(32)

 

« Ilımlı » Karadavi’nin ağzından...

 

http://www.centerforsecuritypolicy.org/upload/wysiwyg/article%20pdfs/Shariah%20-%20The%20Threat%20to%20America%20%28Team%20B%20Report%29%2009142010.pdf

Avrupa’yi fethedeceğiz, Amerika’yi fethedeceğiz ! Kılıçla değil, dava ile.
Laikliğin kabulü, Şeriattan vazgeçme ve Allah'ın emirlerini reddetme anlamına gelir ve Müslümanlar arasında laiklik için çağrı yapmak  İslam'ın reddine eşittir.

 

http://www.youtube.com/watch?v=RDLinMUhn3Q&NR=1
Konstantinopolis fethedilmiştir, şimdi kehanetin ikinci bölümü olan Roma'nın fethi kalmıştır. Bu demektir ki, Avrupa'ya İslam tekrar geri dönecektir. Belki bu sefer fetih dava ve fikirlerin fethi olabilir. Fetih kılıçla olmak zorunda değildir. Biz bu ülkeleri ordusuz fethedebiliriz. Bize dava vaizleri ve öğretmen orduları gereklidir.

 

http://www.memritv.org/clip/en/1592.htm
Avrupa, maddecilik, rasgele cinsi münasebet felsefesi ve ahlaksız düşüncelerle sefil durumdadır. Avrupa İslamdan başka hayat kurtarıcı bulamaz. İslam Avrupa’yı acı çektiği azgın materyalizmden kurtaracaktır. Bu, rasgele cinsi münasebet felsefesinin izin verdiği erkekle erkeğin evlenmesi, kadınla kadının evlenmesi ürkütücüdür. İslam, bir küresel denge mesajıdır ve dolayısıyla ben bir sonraki fethin dava yoluyla olacağına inanıyorum. Ama tabii ki Müslümanların dünyayı fethetmek için harekete geçmeleri gerek.

 

http://www.youtube.com/watch?v=HStliOnVl6Q
Tarih boyunca Allah Yahudileri cezalandırmak için insanlar yaratmıştır. En son cezayı onlara Hitler vermiştir. Bu ilahî bir ceza idi. Allah isterse, bir dahaki sefere bu, müminlerin elleriyle yerine getirilecektir.

 

http://www.memri.org/report/en/0/0/0/0/0/0/4445.htm
Müslüman Kardeşleri kuran Hassan El Banna’nın ‘ölüm endüstrisi’ diye adlandırdığı şeyi canlandırmalıyız. Ümmetin bugün kendini feda edenlere ihtiyacı vardır… Müzakereler boşunadır ; Siyonist  Varlık yok edilmelidir.

 

http://www.youtube.com/watch?v=il5xam68ams
İslam hukukuna göre, istila edilmiş ve kâfirler tarafından işgal edilmiş bir ülkede, tüm yöre halkının ellerindeki bütün imkanları kullanarak işgale karşı direnmesi gerekir. Yargı kararlarına göre, bir kadın, Cihat yoluna kocasının izni olmadan gidebilir. Bir çocuk, Cihad yoluna, babasının izni olmadan gidebilir. Bir köle de sahibinden izinsiz yapabilir. Herkes Cihad yoluna çıkmalıdır. Bir canlıya itaat etmek için Yaradan’a karşı gelinmez. (...) Ben barış sürecine karşıyım.


  

 

http://www.youtube.com/watch?v=zWppx61BJUw&feature=youtu.be&a
Hayatım sona ererken ümit ettiğim tek şey, Allahın bana, tekerlekli sandalyede olsam bile, Cihad ve direniş topraklarına gitme şansını tanımasıdır. O zaman, Allahın düşmanlarına, Yahudilere kurşun sıkacağım. Onlar bana bir bomba atacaklar ve böylelikle hayatımı şehadetle damgalamış olacağım.

 

Hamas’ı, İslami Cihad’ı ve Hizbullah’ı destekliyorum.

Biz din adına, İslam adına savaşıyoruz, bu yüzden Cihad, tüm ümmet için kişisel bir görevdir ve Cihad’ta ölen şehit olur. Allah uğruna olduğu için şehadet faaliyetlerine izin verdim. İslam ile savaşı birbirinden ayırd edemeyiz, İslam adına savaşıyoruz.

 

http://www.youtube.com/watch?v=FuAlVMZcsUU&feature=channel
İnsanların kendi kendilerine bu zelzelenin neden bu bölgede olduğunu ve başka bir yerde olmadığını sorması gerekir. Neden ? Kim bu bölgeleri incelerse turizm bölgeleri olduğunu fark eder. Turizm bölgeleri yasak davranışların, alkol ve uyuşturucu kullanımının çok olduğu, iğrenç eylemlerin yapıldığı yerlerdir. Bunlar Allahın cezasını hak etmiyorlar mı ?

 

Homoseksüeller diğer sapıklar gibi cezalandırılmalıdır, fuhuş suçu işleyenlerle aynı şekilde. Önemli olan, konuyu suç olarak ele almaktır.

 

Karısını dövmek mecburiyet değildir fakat kocanın buna hakkı vardır. Her kadına yararı dokunmaz, ama bazıları için uygundur.


 

Kaynaklar


1- http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=197673
2-http://www.memri.org/report/en/0/0/0/0/0/0/5020.htm
3- http://en.wikipedia.org/wiki/Union_of_Good
    http://en.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Al-Qaradawi
4- http://www.ikhwanweb.com/article.php?id=3537
5- http://www.islamigundem.com/ehadetinin-62yildonumunde-hasan-el-banna-haber-28370.html
6- http://www.on5yirmi5.com/genc/content.aspx?c=20235
7- http://www.birikimhaber.com/Haber/Gundem/26062010/Kardavi-Turkiyeye-lider-ulke-Daha-cok-Erdogana-ihtiyac-var.php 26.6.2010
8- http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=3977

9- http://gunluk-haberler.blogspot.com/2011/01/muslumanlar-tek-ummettir.html

10-http://www.birikimhaber.com/Haber/Gundem/26062010/Kardavi-Turkiyeye-lider-ulke-Daha-cok-Erdogana-ihtiyac-var.php

11-http://www.minhaj.org/english/tid/274/Shaykh-ul-Islam-to-address-key-International-Conference.html
http://www.setav.org/public/HaberDetay.aspx?Dil=tr&hid=13570&q=muslims-of-europe-conference-challenges-and-opportunities
12- http://www.islamiforum.com/index.php?showtopic=26665
13- http://www.islamiyonelis.com/haber_detay.php?haber_id=27777
14- http://www.cemaat.com/uluslararasi-kudus-bulusmasi-istanbulda-basliyor
15- http://www.alquds-forum.com/tr/index.php?s=35&ss=35&&id=91
16- http://www.haberpan.com/uluslararasi-kudus-bulusmasi-istanbulda-haberi/
17- http://www.aaargh.codoh.info/turk/kudus.pdf 
     http://islamvehayat.com/668_Kudus-Bulusmasi-Istanbul-Bildirgesi-tam-metni.html
18- http://www.tumgazeteler.com/?a=2479210&cache=1
19- http://www.haber7.com/haber/20090525/Turkler-donmedikce.php  

20-http://www.theunity.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=417:dsb-uluslararas-filistin-sivil-dayanma-konferansnda&catid=1:haberler&Itemid=2
21- http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=57752

22- http://www.theunity.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=402:filistin-sempozyumu-sona-erdi&catid=1:haberler&Itemid=2
23- http://forum.islamiyet.gen.tr/dini-sohbet/75537-filistin-ve-iskencesalih-mirzabeyoglu-8.html
24-http://idsb.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=419:afak-toplants-yapld&catid=1:haberler&Itemid=2
    25- http://globalmbreport.org/?p=1569  
 http://www.qaradawi.net/site/topics/article.asp?cu_no=2&item_no=7053&version=1&template_id=238&parent_id=237
    26-http://www.theunity.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=448:prof-dr-erbakan-afak-heyetiyle-&catid=1:haberler&Itemid=2
    27-http://www.on5yirmi5.com/genc/content.aspx?c=20235
http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=30.06.2010&i=265631
28-http://www.euro-muslim.com/En_u_news_Details.aspx?News_ID=394
29-http://www.medya73.com/haber/istanbulda-alimler-bulusmasi.html
30-http://www.euro-muslim.com/En_u_news_Details.aspx?News_ID=400
31-http://www.islamicpluralism.org/documents/shariah-law-turkish.pdf
32-http://archive.arabnews.com/?page=4&section=0&article=53683&d=30&m=10&y=2004
« Stop Terror Sheikhs, Muslim Academics Demand »

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Yehuda Beit - Halachmi
16/09/13 14:54
KARADAVI MILYONLARCA KISIYE NAMAZ KILDIRABILIR,FAKAT NAMAZLARDANDA HEMEN SONRA VERDIGI SEYTANI VAAZLARLA ALLAHA YARANDIGINI SANIYORSA COK YANILIYOR, CENABI HAK DINI INSANLIGA SEYTANLIK OGRENMELERI (DOLAYISIYLE SANA BENZEMIYENLERE KARSI KIN VENEFRET YARATACAK VAAZLAR VEREREK DIGERLERINI SEYTANLASTIRMAK VE ONLARA KARSI TEROR EYLEMLERINDE BULUNMAK ICIN VERMEMISTIR.) BU YUZDEN KARADAVI GIBI AHMAKLAR INSANLIGIN KARAYUZUNDEN BASKA BIRSEY DEGILDIR.

Haber Merkezi