Haber Merkezi

03/06/16

6 gün savaşı ve tarihi tekrar yazma çabaları

 

 

 

David Harris

Birisine “Tarihte...” diye lafa gir esnemeye başlar.

Arkasından Orta Doğu dersen, zaten herkes herşeyi bilir, veya bildiğini sanar. Fakat gerçekleri hakikaten bilmeden ve anlamadan bugüne nasıl geldiğimizi anlamak zordur.

 Kırk altı sene önce bu hafta 6 gün savaşı patlak verdi.

Bazı savaşlar unutulur gider. 6 gün savaşı ise, 1967 de ne kadar güncelse günümüzde de öyle.

Herkes “1967 sınırlarından” bahseder, fakat kimse bu sınırların nasıl oluştuğunu bilmez. Bu bilinmeyince de bazı şeyler anlamsız gözükebilirler.

İlk olarak, 1967 de bir “Filistin devleti” yoktu. Tarihte hiç bir zaman da varolmadı. 1947 de Birleşmiş Milletler bir Filistin devletinin kurulmasını önerdiklerinde, Arap devletleri kurulacak bu devletin yanısıra bir Yahudi devletinin de kurulmasını beraberinde getireceği için, Filistin devletinin kurulmasını reddettiler. Dolayısıyla Filistin devleti kurulmadı.

İkinci nokta: günümüzde “Batı Şeriya” 1967 de Ürdünün elindeydi. Yapılan anlaşmaları çiğneyerek, Ürdün, 1949 dan beri hakimiyetineki Doğu Kudüse Yahudilerin kutsal yerlerini ziyarete izin vermiyorlardı. Daha da beteri bu kutsal yerlerin bir çoğunu zaten yıkmışlardı.

                          

               

Aynı sene, Gazze Mısrın elindeydi ve 1949 dan beri bitmek bilmeyen bir sıkı yönetim uygulanıyordu.

Hemen altlarındaki İsrail şehir ve kasabalarının devamlı bombalandığı Golan tepeleri de Suriyenin elindeydi.

 

Üçüncü nokta: 1949 dan 1967 ye kadar Arap ülkeleri Doğu Kudüs, Batı Şeriya ve Gazze’de bir Filistin devleti kurabilirlerdi. Kurmadılar. Bunun lafı bile geçmedi. Bugün Kudüse bağlılık yemini eden Arap liderler, o zamanlar bu şehri pek nadiren ziyaret ettiler. Ettiklerinde de bunu önemsemediler.

Dört: Bugün haber başlıklarından düşmeyen “1967 sınırları”, 1949 dan kalan ve “yeşil hat” diye bilinen bir ateşkes sınırıydı. Neyin ateşkesi mi? 1948 de beş Arap ordusunun İsraili yoketmek amacıyla saldırdıkları savaşın ateşkesi. Yok edemediler. Ateşkes hatları çizildi, fakat bunlar resmi sınırlar değildi. Olamazdı da, çünkü Arap ülkeleri yenilgiye uğradıktan sonra bile İsrailin varlığını, ve varolma hakkını kabul etmeye yanaşmadılar. Olmayan bir devletin sınır mı olur?

              

 Beş: Filistin Kurtuluş Örgütü 1967 savaşından üç sene önce, yani 1964 te kuruldu ve savaşta Araplara destek verdi. Bu neden mi önemli? Çünkü kuruluş amacı İsraili yok etmekti. 1964 te, yani 1967 den önce varolan yerleşimler sadece İsrailin kendisiydi.

Altı: Savaştan önceki haftalarda, Mısır ve Suriye başkanları bir savaşın kaçınılmaz olduğunu, ve savaşın amacının İsraili haritadan silmek olduğunu defalarca tekrar ettiler. Yani Holokost’tan 22 yıl sonra başka bir düşman Yahudi ülkesini yoketmekle tehdit ediyordu. Burada bir yanlış anlamaya, yanlış tefsir  yok. Liderlerin o günlerdeki demeçleri kayıtlarda.

           

                                Ürdün Kralı Hüseyin ve Nasır

Kayıtlar, savaştan önce İsrailin ısrarla Ürdüne, ABD ve Birleşmiş Milletler kanalıyla olası bir savaşa katılmaması çağrısı yaptığını da gösterir. Ürdün kralı Hüseyin bu çağrıya kulak asmadı, ve Mısır ve Suriyeyle kader birliği yaptı. Ürdün ordusu İsraile karşı tutunamadı, ve Ürdün Batı Şeriya ve doğu Kudüsü kaybetti.

Yedi: Mısır başkanı Gamal Abdül Nasır, on senedir bölgede bulunan ve olası bir çatışmayı önlemekle görevli BM barış gücünün çekilmesini talep etti. Birleşmiş Milleler bu talebi utanmadan kabul etti. Böylelikle, saldırı hatlarına ilerleyen Arap ordularıyla Mısırın ellide biri yüzölçümü, ve en dar yeri 12 km olan İsrail arasında hiçbir engel kalmadı.

 

Sekiz: Mısır, İsrailin Asya ve Afrikaya çıkan tek deniz yolu Tiran boğazını kapatarak İsraile abluka uyguladı. Bu, İsrailde bir savaş ilanı olarak kabul edildi. ABD, diğer ülkelerle birlikte ablukayı kırmaktan bahsettiyse de herhangi bir girişimde bulunmadı.

Dokuz: İsrailin en önemli silah ve cephane tedarikçisi Fransa, savaştan hemen önce İsraile silah ambargosu uygulamaya başladı. Uzun bir savaş halinde, bu, İsrail için çok tehlikeli bir durumdu. Sadece savaştan bir sene sonra ABD İsraile silah temin etmeyi kabul etti.

İsrail bugün harp akademilerinde okutulan taktiklerle kendisinde sayıca kat kat üstün Mısır, Suriye ve Ürdün ordularını altı gün içinde yok etti ve “6 gün savaşı” nın kazanan tarafı oldu.

Kendini müdafa etmek için giriştiği bu savaştan galip çıkınca İsrail savaşta kazandığı toprakları geri verip komşularla barış yapmayı teklif etti. 1 Eylülde bu teklife resmi cevap geldi. Arap Zirve Konferansı Hartum’dan üç hayır’lı meşhur cevabı verdi: İsrail ile barışa hayır, tanımaya hayır, görüşmelere hayır

 Günümüzde tarih tekrar yazılmaya çalışılıyor.

Dünyayı bir zamanlar bir Filistin devleti olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Böyle bir devlet hiçbir zaman varolmadı.

Bu olmayan devletle İsrail arasında sabit sınırlar olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. “1967 sınırı”, Ürdünle İsrail arasında Batı Şeriya ve Doğu Kudüste olan bir ateşkes hattıydı.

1967 savaşını İsrailin başlattığına inanmanızı istiyorlar. Savaş, ülkeyi yok etme tehditlerine karşı bir kendini savunma savaşıydı. İsrail Mısırın deniz ablukası yapmasından, BM in barış gücünü çekmesinden, Suriye ve Mısır güçlerinin saldırı durumuna geçmesinden sonra saldırdı.

Her savaşın sonuçları vardır. Fakat saldırgan Arap devletleri kendi başlattıkları bu eylemlerin sonuçlarına katlanmayı reddettiler.

Dünyayı, Arap İsrail anlaşmazlığının ana nedeninin 1967 den sonra İsrail kontrolüne geçen bölgelerdeki yerleşimler olduğuna inandırmak istiyorlar. 1967 savaşı, ana sorunun Arapların yanıbaşlarında bir Yahudi devletini kabul edip etmemeleri olduğunu gösterdi. Bu kabul edilirse, diğer bütün sorunlar çözülür.

Yapabildikleri an Yahudilere ait kutsal yerleri yıkan Araplar, İsraile karşı bir kin beslemediklerine inanmanızı istiyorlar.

Başka bir deyimle, Arap İsrail çatışmasından bahsederken, tarihi unutmanızı, geçmiş olaylar hiç yaşanmamış var saymanızı istiyorlar.

Bu noktadan iler gidilebilir mi? Tabiki. Bunu ispatı İsrailin Mısırla 1979 da ve Ürdünle 1994 te imzaladığı barış anlaşmaları. Her anlaşmada İsrail bu ülkelerin 1967 de aldığı topraklarını iade etti.

Fakat 6 gün savaşının nedenleri ve sonuçları barışa erişmenin ne kadar çetin olduğunu gösteriyor.

Huffington Post’tan düzenleme

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi