Haber Merkezi

01/06/15

Tayyip Amcadan peri masalları

 

Geçtiğimiz hafta  Daniel Pipes'ın yazdığı "Tarih boyunca Kudüs ve Müslümanlar" yazı dizisini tercüme edip yayınlamıştık. Pipes, bu yazısında Kudüsüm Müslümanlar için dinsel değil politik olduğu tezini savunuyor, ve tarihten örneklerle bunu ispatlıyor.

 

Pipes bu yazısını 2000'letin başında yazmış. Günümüzde bu yazıya eklemer yapsaydı, Davutoğlu ve Erdoğanın, savunduğu teze en büyük ispat olarak getireceği kuşkusuzdur.

 

Burak Bekdil'in dünkü yazısı da çok bariz olan bu tezin 2015 teki uygulamasının özeti.


Burak Bekdil

Kaynak: Gatestone

§  Siyasi bilimler profesörü Türkiye Cumhuriyet Bşabakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İslamiyetin doğuşundan bin sene öncesi bir tarihe dayanan Kudüsün, bir İslam şehri olduğuna inanması gerçekten çok ilginç.

§  Davutoğlu (ve Erdoğan) için sanki Kudüs 1187 den önce yoktu. Ama eğer gerçekten yok idiyse, neden Türkler Kudüsün (işgal veya istila yerine kullanmayı tercih ettikleri) “fethi”nden söz ediyorlar?

§  Erdoğan kendini 21. Yüzyılın Selahaddin Eyyubi’si olarak görebilir. Müslüman kardeşleri ve Katardaki müttefikleri de buna inanabilirler. Fakat İslam dünyasının geri kalanı için bunların hepsi “Tayyip amcanın peri masalları” olmaktan ileri gitmiyor.


 

Siyasi bilimler profesörü Türkiye Cumhuriyet Bşabakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İslamiyetin doğuşundan bin sene öncesi bir tarihe dayanan Kudüsün, bir İslam şehri olduğuna inanması gerçekten çok ilginç. Türkiye Cumhurbaşkanına göre ise – Suudiler kızmasın ama – “Kudüs Müslümanların en önemli Mekkesidir”. Kudüsün Türk İslamcılarının kalbindeki yeri bambaşkadır. Fakat seçim öncesi heyecanı, Kudüs saplantısını bambaşka bir boyuta taşımış.

 Türkiyedeki İslamcılar Mısırın ikinci Cumhurbaşkanı Arap milliyetçisi Cemal Abdül Nasır ve subayları gibi hareket ediyorlar. 16 Mayıs 1967 de Nasır BM kuvvetlerine Sina yarımadasındaki tampon bölgeden çekilmeleri için 48 saat süre tanımıştı. BM kuvvetleri komutanı Indar Jit Rykhye’nin, Nasıra “bunun sonuçlarının neler olabileceğini düşündünüz mü” sorusuna Nasır “Tel Avivde öğlen yemeğinde buluşuruz” demişti. BM kuvvetleri tampon bölgeden çekildiler, ve İsrail Mısırla karşı karşıya kaldı. Bu makalenin yazarı Nasırın ertesi gün nerede öğlen yemeği yediğini bilmiyor, fakat kesinlikle Tel Avivde  yemediğini biliyor [6 gün savaşı diye bilinen bu savaşta Arap ordularu muazzam bir yenilgiye uğramışlardı]. Buna rağmen, Nasır’ın sözleri Türk liderlerine ilham vermiş olabilir.

Eski dışişleri, bugünün Başbakanı Davutoğlu, 2009 da hükümete girdiğinden beri  pek çok kez “Filistinin başkenti Kudüsteki el Aksa’da namaz kılacağız” dedi. Bu rüyası şimdilik gerçekleşmedi. Fakat gerçekleşmemesi Türk liderlerin Kudüs saplantılarının dozunu arttırmaması demek olmuyor.

Kürt asıllı bir politikacı bir mitingde “Kudüs Yahudilerin kutsal şehridir” dediğinde, çok hiddetli bir Davutoğlu düzenlediği mitingde “Kudüs bizim kutsalımızdır. Kudüsün İslam karakterinin değişmesine izin vermeyeceğiz” diye bağırdı.

Davutoğlu, diğer bir seçim mitinginde şunları ekledi: “El Aksa bir gün mutlaka hürriyetine kavuşacaktır...Kudüs sonsuza kadar bizim davamızdır”. Başka bir mitingde ise Davutoğlu “Kudüs davamız olduğu için hükümetimize karşı birçk darbe girişimi olmuştur "dedi.

Daha da başka bir mitingde Davutoğlu Kudüste en son barışın “bizim (Osmanlıların) zamanımızda” olduğunu söyledi. Daha daha başka bir mitingde ise “Selahattinin ordusundaki şanlı Kürtler, Türkler, Zazalar ve Arapları” andı. Bir yanda Davutoğlu (ve Erdoğan) için sanki Kudüs 1187 den önce yoktu. Ama eğer gerçekten yok idiyse, neden Türkler Kudüsün (işgal veya istila yerine kullanmayı tercih ettikleri) “fethi”nden söz ediyorlar?

Cumhurbaşkanı Erdoğanın sözleri daha az uçuk değil: Ona göre Kudüs “Müslümanlar için en kutsal yerdir ve Filistinlilerindir”. Son günlerdeki bir konuşmasında “Yahudilerin dağ kamplarında (gizlice) Zerdüşt dinini öğrettiklerini iddia etti. “İspat etmek için delilimiz var” demesine rağmen bu delilleri sunmadı.

15 Mayısta yaptığı bir mitingde Erdoğan “Ne yazık ki biz Müslümanlar Kudüs hedefimizden saptık. Gözlerimizdeki sular dondu be bizleri kör etti. Kudüs için çarpması gereken kalplerimizde rekabet ve bir birimizle savaş var” dedi.

Diğer bir deyimle, Erdoğan ümmeti Muhammedi aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp Kudüs için cihada çağırıyor. İdeolojisini neredeyse bire bir Müslüman Kardeşlerin ruhani lideri Muhammed Badie’den alanTürkiyenin politik İslamında bu çok garip değil: Muhammed Badie de Mısırın El Ahram gazetesinde çıkan bir yazısında “Siyonistler sadece kuvvetten anlarlar” ve Araplar adaleti “görüşmelerde veya Birleşmiş Milletler koridorlarında bulmayacaklar” demişti:

“Kudüs ve Filistin için Müslümanların tek bir kişi etrafında birleşmelerinin zamanı geldi. Yahudiler topraklara hükmettiler, dünyaya yolsuzluk yaydılar, kendilerinin bile kutsal addettikleri yerlere tecavüz ederek müminlerin kanlarını akıttılar...Siyonistler sadece güçten anlarlar ve kolay kolay da pes etmeyeceklerdir. Bunu ancak Kutsal Cihat ve önemli feragatler vererek başarabiliriz. Bizim bu yolda Allahın adına cihad bayrağının altında birleşip yürüdüğümüzü gördükleri gün zulümleri sona erecektir”

 Acaba Müslümanların Kudüs ve Filistin sevdasına etrafında birleşecekleri kişi Erdoğan mı? Erdoğan kendini 21. Yüzyılın Selahaddin Eyyubi’si olarak görebilir. Müslüman kardeşleri ve Katardaki müttefikleri de buna inanabilirler. Fakat İslam dünyasının geri kalanı için bunların hepsi “Tayyip amcanın peri masalları” olmaktan ileri gitmiyor

 

Tarihte sadece Yahudilerin başkenti olan bu şehir İsrail Yahudi Devletinin başkentidir. Ne zamandan beri bu şehir sizin oluyor? Ayıp olmuyor mu?
www.hasturktv.com
www.hasturktv.com/yahudilik/

 

12 May 2015 ... RAFAEL SADI. Aynı bağlamda sorsalar Costantinopolis veya Prenkipos kimindir deseler ne diyeceğiz? Ha bir de şu mesele var. Hangi şehir ...

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi