Haber Merkezi

25/05/15

Türk gemilerine kimler saldırabilir?

 

Türk gemilerine kim saldırabilir?

 

“Tarihte ilk defa yabancı bir güç barış zamanında sivil Türk vatandaşlarını öldürüyor”

2010 Mayısında İsrail silahlı kuvvetleri Gazze açıklarında Mavi Marmara baskınında dokuz Filistin yanlısı aktivisti öldürdüğü zaman yandaş basın bu manşetleri atmıştı.

Okuyan, Türkiyenin İsrail ile savaşa girmeye hazırlandığını sanardı.

Zamanın Dışişleri bakanı, Başbakan Davutoğlu ısrarla “Bu olay Türkiyenin 11 Eylülüdür” diyordu.

Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunun acil toplantıya çağırılmasını taleb etti. Başka kurumların da kapısını çaldı: NATO, AB, Arap ligi ve İslam Ülkeleri Konferansı. Zamanın Başbakanı, Cumhurbaşkanı erdoğan Mavi Marmara krizini konuşmak için ABD Cumhurbaşkanı Obama ve Almanyan Başbakanı Merkel’i telefonla aradı.

Erdoğan bu olayı “devlet terörü”, “dünya barışına bir saldırı”, “korsanlık”, “serseri devlet” ve “katliam” olarak nitelendirdi. Ona göre:

·         İsrailin cezalandırılması lazımdı

·         İsrail çok yüksek bir bedel ödeyecekti

·         İsrail masumları demizin ortasında öldürmüştü, ve

·         (İsrail vatandaşlarına itaben) İsrail sizin güvenliğinizi tehlikeye atıyor.

Bu olaydan beri Türkiye İsrail ilişkileri normale dönmedi. Büyükelçiler hala yerlerinde değiller. İsrail tazminat ödeyip özür dileyene ve Gazze ablukasını kaldırana kadar (ki akabinde kurulan bir BM komisyonu ablukayı meşru bulmuştu) Türkiye uluslararası arenada İsraili yanlızlaştırmaya and içti.

 

 

İlk bakışta, Türkiyenin bu öfkesi anlaşılır gibi: Yabancı bir kuvvet, her ne nedenle olursa olsun sivil bir gemiyi hedefleyip yolcuları öldürüyor. Bu gemi İsrail kıyılarını bombalayacak bir Türk gemisi değildi. Dolayısıyla Türkiyenin bu öfkesi İslami liderlerin yaradılışlarında olan antisemitizm ile alakalı değildi. Cidden öyle mi?

Erdoğan İsraile “terörist devlet” der. Ama diğer bir Akdeniz ülkesi için kafası biraz karışık: 2010 da pür neşe bir Erdoğan Libyanın seçkin lideri Kaddafi’den “Uluslararası El Kaddafi İnsan Hakları ödülü” nü alıyordu.

 

Bu lütfu, Libyalı diktatörü düşürmek için kurulan, ve linç edilmesiyle sonuçlanan bir ittifaka katılmakla geri ödedi. Fakat bu ittifaka katılmadan az önce Erdoğan “NATO’nun Libyada ne işi var” diyerek bu ittifakı eleştirmişti.

Türkiye aynı Filistinde ve bu grupların olduğu diğer dünya ülkelerinde takıntısı olduğu gibi, Libyada da İslamcıları destekledi.

Buna cevap olarak, Libya geçici hükümeti başbakanı Abdullah el Thinni Türkiyeyi birçok kez Libyanın iç işlerine karışmakla suçladı, ve Türk şirketlerinin Libyadaki yatırımlarına son vermekle tehdid etti.

“Türkiyenin 11 Eylülü”nden beş sene sonra, 10 Mayıs günü bir Libya sahilinden açılan bir ateş ve Libya uçaklarının saldırısı sonucu Türk gemisinin üçüncü kaptanı öldü ve birçok denizci yaralandı.

 

 

Tuna-1 adlı bu gemi uluslararası tanınan Libya hükümetinin başkent ilan ettiği Tobruk’a İspanyadan alçı götürürken sahilden 13 mil uzaklıkta uluslararası sularda bombalandı. Gemiye daha sonra iki defa havadan da saldırıldı. Libya ordu sözcüsü Reuters ajansına gemiye Libyanın Derna şehrine yaklaşmaması ikazı yapıldıktan sonra saldırıldığını açıkladı.

Fakat bu sefer Türkiye BM Güvenlik konseyinden acil toplantı istemedi; AB NATO Arap ligi, İslam Ülkeleri Konferansına, Obamaya, Merkel’e baş vurmadı. Terörist devlet, korsanlık, katliam dünya savaşına tehdit laflar havada uçuşmadı. “Katiller” denmedi. Libyalılara “güvenliğiniz tehlikede” denmedi  ve pek tabiidir ki bu olay “Türkiyenin 11 Eylülü” olmadı.

Olan, 11 Mayıs günü TC Dışişlerinden cılız bir protesto. Saldırının uluslararası kanunları ihlal etmek olduğunu iddia edip kanuni muamelelere başlanmasını istedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun tek yapabildiği, Türkiyenin Libyaya bir fırkateyn gönderip Tuna-1 i Türkiyeye geri getirdiğinş açıklamak oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğanın, bir Türk gemisine yabancı bir ordunun saldırmasına tepkisi kayda değerdi “Eğer gemi Türk bayrağı taşısaydı işler değişik olurdu”. Demek istediği, eğer gemi Cook adaları yerine Türkiyede sicilli olsaydı Libya Türkiyenin gazabını tadacağıydı.

Peki ya Mavi Marmara hangi ülkenin bayrağını taşıyordu? Komor adaları.

Hala Türkiyenin sesinin Mavi Marmara olayında neden bu kadar gür çıktığını anlamadınız mı? Türkiyedeki islamcılar için ne yapıldığı değil olayı kimin yaptığı önemlidir.

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi