Haber Merkezi

21/03/15

Terlikler sessiz postallar gürültülü

Kaynak: http://www.exsit.be/wp/author/daniel/ 

Terliklerin sessisliği postalların gürültüsünden daha tehlikelidir -  Martin Niemöller (1892-1984)

 

 

Dünyayı tehlikeli bir yer haline getiren kötülük yapan insanlar değil, bu kötülüklerin yapılmasına tepki göstermeyip sessiz kalanlardır - Albert Einstein

 

II Dünya savaşı öncesi soylu bir Almanın birçok mülkü ve fabrikası vardı.

Ona kaç Almanın cidden Nazi olduğu sorulduğunda, günümüzde bizim fanatiklerle ilgili görüşümüze yakın bir cevap verirdi:
   
 

“Gerçek Naziler pek azdır” derdi. “Fakat Almanların tekrar dik durmalarına sevinenler çok; kendi işleriyle meşgul olup olan bitene dikkat edecek zamanı olmayanlar daha da çok. Nazilerin deli olduklarını düşünürdüm. “Sessiz çoğunluk” onları sadece seyretti ve yaptıklarına karışmadı. Olup bitenin farkına vardığımızda bizi avuçlarını içine almışlardı, yapabileceğimiz hiç birşey kalmamıştı ve dünyanın sonu gelmişti”.

“Ailem bütün varlığını kaybetti. Ben bir toplama kampına gönderildim ve müttefikler fabrikalarımı bombaladılar.”

Komünist Rusyada halkın çoğunluğu sadece huzurla yaşamak isteyen insanlardan oluşurdu. Fakat buna rağmen komünistler yirmi milyon kişiyi katledebildiler. Huzur isteyen çoğunluk oralı olmadı.

Çindeki o muazzam nüfus da huzur istiyordu. Komünist Çinliler  -inanılması zor- yetmiş milyon kişiyi katlettiler.

İkinci dünya savaşı öncesi tipik bir Japon da sadist bir savaş çığırtkanı değildi.  Fakat Japonya güney doğu Asyada, çoğunluğu süngü veya kılıçla on iki milyon insanı keskin bir orak gibi biçerek katletti.

Bir mezbahaya dönüşen Ruandayı kim unutabilir? Herhalde Ruandalıların çoğu “sevgi ve barış” isteyenlerdendi.

Tarihin bize öğrettiği dersler çok açık. Basit olduğu kadar da acımasız dersler. Fakat tüm algılarımıza, mantığımıza rağmen en basit gerçekleri göremiyor, bu derslere kulak asmıyoruz: Barış isteyen müslümanlar sessiz kalıyorlar ve önemlerini yitiriyorlar.

 

 

Bugün birçok uzman ve düşünür bize İslamın aslında bir barış dini olduğunu, ve Müslümanların büyük çoğunluğunun sadece huzurlu bir hayat istediklerini tekrarlayıp duruyorlar. Bu iddiaları doğru olsa bile hiçbir değeri yok. Bizi rahatlatmak için tekrarlanan bu sözler İslam adına dünyaya yayılan fanatik İslam canavarını olduğundan küçük ve önemsiz göstermek için edilen laflar.

Gerçek şu ki, günümüzde İslama fanatikler yön veriyorlar. Öne çıkanlar hep fanatikler. Dünyadaki elli küsur silahlı çatışmayı maddi olarak besleyenler bu fanatikler. Afrikada sistematik olarak Hıristiyanları ve yerli kabileleri öldürüp İslami bir tsunami gibi bu kıtayı ellerine geçirenler de bu fanatikler.

Tuzak bombalarını koyanlar, kafaları kesenler, katliamları ve şeref cinayetlerini işleyenler de bu fanatikler. Ard arda tüm camileri tek tek ellerine geçirenler bu fanatikler. Tecavüz kurbanlarını ve eşcinselleri taşlamayı, asmayı  ve katletmeyi savunanlar bu fanatikler. Görünen acı gerçek “huzurlu yaşamak isteyen çoğunluk”, “sessiz çoğunluk” müslümanlar hiç oralı değil, ve arazi olmakla meşgul.

“Huzur isteyen Müslümanlar” eğer bu fanatilkere tepki göstermezlerse sonunda düşmanımız olacaklar: Aynı fabrikaları müttefikler tarafından bombalanan Alman arkadaşım gibi bir gün uyandıklarında fanatiklerin hedefi olduklarını ve dünyanın sonunun geldiğini görecekler.

Barış aşığı sadece huzur isteyen Almanlar, Japonlar, Çinliler, Ruslar, Ruandalılar, Sırplar, Arnavutlar, Afganlar, Iraklılar, Filistinliler, Nijeryalılar, Cezayirliler ve bunlar gibi birçok diğer barış aşığı sessiz kalıp çok geç olmadan tepki vermediklerinden hayatlarını kaybettiler.

Bütün bunları görüp ne yapmamız gerektiğini düşünen bizlere gelince: Hayat tarzımızı tehdit eden sadece tek bir gruba dikkat etmeliyiz: Fanatikler.

Bu sözleri ciddiye almayıp sessiz ve pasif kalan “sadece huzur arayanlar” sorunun daha da büyümesine yardımcı olacaklarını bilsinler.

“Komünistleri almaya geldiklerinde sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim”

“Yahudileri almaya geldiklerinde sesimi çıkarmadım çünkü Yahudi değildim”

 “Sendikacıları almaya geldiklerinde sesimi çıkarmadım çünkü sendikacı değildim”

“Katolikleri almaya geldiklerinde sesimi çıkarmadım çünkü katolik değildim”

 “Nihayet beni almaya geldiklerinde sesini çıkaracak kimse kalmamıştı”

Bu satırların yazarı Martin Niemöller (1892 – 1984):   1937 de tutuklanıp Sachenhausen toplama kampına gönderien protestan rahip. 1941 de Dachau’ya gönderildi ve 1945 te kampın kurtarılmasıyla hürriyetine kavuştu.

 



 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi