Haber Merkezi

01/08/14

Israel Defense

 

Kaynak: NRG

OBAMA NEDEN ERDOĞAN'I SEÇTİ...

Katar anlaşmasından sonra , Türkiye ile yapılan ve 4 milyar dolar tutarındaki Hava savunma anlaşmasını da bilmenizde yarar vardır. Erdoğan bu anlaşma ile Obama'yı heveslendirdi ve kendi istediği yola sokabildi.Obama da Güçlü Kaya harekatını Tahran'a karşı olan Nükleer  pazarlığına nasıl alet edebildi  ve Bibi'yi ne şekilde heveslendirebildi. Bibi de Obama'yo Yahudi lobisinin aracılığı ile İSK'ne zaman kazandırıp hem de ABD'nin İran'a karşı palyatif tutumunu değiştirtmek ve Nükleer pazarlıklardaki yaklaşımlarını değiştirmelerine sebep olabildi? 

YAZAR :AMİ ROHKAS DOMBA

Tercüme: Rafael Sadi

Obama  neden KATAR ve TÜRKİYE'yi güçlendirmeyi seçti?

İsrail basınında yazıldığı üzere ABD ile Katar arasında 11 milyar dolarlık bir silah anlaşması mevcut. Ancak bu  sorunun sadece yarısını açıklayabilir. Türkiye ile ilgili cevap nerede?  Neden ABD Başkanı Obama Türkiye Başbakanı Erdoğan'a  ipek eldivenler ile yaklaşıyor? Obama Erdoğan'ı antesimitik ifadeleri için kınamadığı gibi bir terör örgütü olarak tanıdıkları Hamas örgütüne verdikleri destek nedeni ile de hatta Güçlü Kaya harekatı sırasında aleni İsrail karşıtı çizgisini de eleştirmiyor. Bu tutumun arkasında da  aynen Katar'ınki gibi Amerikan Silah sanayinin alabileceği önemli bir silah anlaşması yatmaktadır.

ABD ÇİN'e karşı

Türkiyenin Hava savunma sistemlerini yenileme hayali 2008 yılında başlar.

90'lı yıllarda ABD Türkiye'ye Patriot sistemleri yerleştirmişti. Bu sistemler ABD ordusunca  kullanılmaktaydı ve 2003 yılında da sökülmüşlerdi Amerikanın  Türkiye'ye karşı mesafeş davranışı,Türkiye'nin Hava  Savunma Sistemlerini yenilerken ciddi şekilde satıcı aramaya çabalarından sonra olmuştur.

Türkiye'nin gündeminde ,Avrupa (Eurosam) , ABD ( Raytheon-Lockheed) ,Rusya (Rosoboronexport) ,ve ÇİN (Chına Precision Machinery Export-İmport Corp) vardı. Sözkonusu anlaşmanın parasal değeri  yaklaşık olarak 4 milyar dolar olarak değerlendiriliyor.

Türkiye'nin aslında bir NATO ülkesi olduğunu hatırlatmakta yarar var. Türkiyeye savunma sistemlerini satacak ülkenin, NATO için oldukça hassas olan gizli bilgilere de ulaşma imkanı da olacak.

ABD ve AVRUPA , ÇİN'in ve RUSYA'nın önünü kesmek istiyorlar. Bu ikisinin de istedikleri Ortadoğu'da bir köşe kapmak ve NATO ürünlerine ulaşabilmekti.

Bu anlaşma aslında çifte savunma hattı. Hem Rusya ve Çin'in batı teknolojisine yaklaşmasına ve bu bilgilerin dışarıya sızmasına (siyasi ve jeopolitik açıdan) engel olmak, hemde özellikle ABD açısından da hava savunma sistemleri pazarında önemli bir yer elde etmekti. .Raytheon şirketinin de durumunun aslında pek te parlak olmadığı ve özellikle dünyadaki rakipleri karşısında ve dünyada bütün ihalelerde  rakiplerine karşı sıkıntılar yaşadığı bilinmektedir. Bu nedenle ABD İsrail'in Polonya'daki ihaleden çekilmesini nezaket ile rica etmiş  ve Raytheon’un Avrupalılara karşı rekabet imkanını rahatlatmıştır. Polonyandaki anlaşma 13 milyar dolardır. İsrail Rafael şirketinin almış olduğu teselli mükafatı , Raytheon'un ihaleyi kazanması halinde ASA tipi KASAM  roketlerinin önleyici sistemlerini satmak olacaktır. Bu tabii ki söz konusu anlaşma değeri olan 13 milyardan çok daha azdır.

TEKNOLOJİ TRANSFERİ VE ORTAK ÜRETİM

ABD'nin Türkiye anlaşması ile ilgili olarak sorunların bir tanesi de bilgi ve teknoloji transferidir. Amerikalıların Güvenlik sistemleri ihracat ve gözetim takibini yapabilmek için gerekli tüzük çalışmasını ITAR adı  altında  yayınlamıştır.(Adeta bunu icat etmiştir)  Türkler de savunma sistemlerinin yerli üretime verilmesini öngörüyorlar. (Her ülke kendi iç pazarına ek çalışma ortamı  ve bilgi transferi yaratmak ister).

ABD'nin sorunlarından biri Turkiye'nin iki taraflılığı: Türkiye öncelikle NATO üyesidir İslamcı Erdoğan iktidardaki süre zarfında İran ile oldukça derin ilişkiler içinde. Türk Milli İstihbarat Teşkilatı MİT'in IRAK-SURİYE örgütü  IŞİD ile işbirliği içinde olduğu da belirtiliyor. Bu ABD için sorun.

Ancak ABD, masada PARA varsa her şeye HELAL belgesi çıkartılabilir. Nisan 2013'te Raytheon Gn. Müdürü Hürriyet Daily News'a verdiği demeçte ABD'nin Türkiye'ye Patriot füzeleri satışını VETO etmeyeceğini beyan etti. Bu haberin Erdoğan'ın Ocak 2013'te satın alma programında yaptığı ve ortak yerli üretimi satın alma şartlarına ekledikten 4 ay sonra gelmesi de manidardır. Yapılan bu değişiklikle Bilgi ve teknoloji Türkiye'ye verilecekti.

Türk ordusunun ARGE kuruluşu TÜBİTAK-SAGE SOM isminde ve 180km menzili olan bir roket geliştirmeye karar verdi. Erdoğan bu proje ile ülkesinin roket sanayindeki açığı kapatma ve diğer ülkelere karşı geri kalmışlığını gidermek arzusundadır. Bu diğer ülkeler arasında İsrail de var.

Amerikan baskısı Türkiye'ye karşı pek para etmedi ve Türkiye 2013 Eylül ayında ÇİN ile FD-2000. HQ-9 sistemlerinin ortak üretimi konusunda bir ön anlaşma imzaladı. BU kararın birkaç nedeni var:

Fiyat

Esneklik

Muhtemelen Erdoğan'ın sadece ABD'ye bağımlı olmama isteği.

Ancak ABD teslim olmadı.Türkiye'ye baskı presi durmak bilmedi. Raytheon fiyatta indirimler yaptı. Ortak üretim, geliştirme ve teknoloji transferini de kabul ettiler. Bu durum doğal olarak Çinlileri çok kızdırdı.

Dengelemek için bir eleman daha var. Savunma uzun mesafeli roketleri ve uçakları engelleme sistemlerini çalıştırabilmek için kesin bir istihbarat ağı gerekir. İstihbaratın çoğu radarlardan ve uydulardan  hatta  İHA ve erken uyarı sistemi olan uçaklardan (AWACS) gelir. Bu sistemdeki en önemli element UYDUdur. Ve Türkiye 16 uyduyu uzaya atmak istemektedir. Böylece istihbarat konusunda NATO'dan bağımsız  bir özgürlük  kazanacaktır. Roket engelleme sistemlerinin 2023 yılına kadar hazır olması talep edilmektedir.İstihbarat alt yapısının da aynı zaman diliminde hazır olması gerekmektedir. Bu nedenle de Türkiye'nin roket atar ve UYDU imal etmesi gerekmektedir. Roket atarlar ile ilgili teknolojiyi Rusya'dan talep edebilirler.Uydular ise çok daha sorunlu bir meseledir. Yeryüzündeki en önde gelen algılama , erken uyarı uyduları üretimindeki ülkeler ABD (NRO) FRANSA VE İSRAİL'dir. Bu uydu anlaşması Erdoğan'ın eksiklerini tamamlayalacak. Muhtemelen ABD bunu kendisine taahhüt etmiştir.

ABD teknolojisi konusundaki bütün kartları da masanın  üstüne koymuş oluyor. Çinlilerden daha pahalılar. Peki bu türden bir savunma sisteminin maliyeti nasıl düşürülebilir? Patriot bir roket atma rampasıdır.Ve bu rampada her türlü roketler  atmak mümkündür.Ve her tür için de farklı fiyatlar oluşacaktır.Ucuz olanlar olduğu gibi pahalı olanları da vardır. Mesela Asa tipi Kasam roketi engelleyecek roketler daha ucuzdur. Locheed Martin'e ait PAC3 roketleri engelleyecek roketler ise daha pahalıdır.

Ve daha ucuz roket atarlar ile işi almak ta mümkündür. Söylentilere göre Obama Raytheon konusunda oldukça ısrarcı.Yerli üretim ve daha ucuz roketler ile.Tabi bu Türkiye'nin bunları kime ve neye karşı kullanacağına bağlıdır.

Buna '' Her şey dahil '' türü bir anlaşma eklemek te mümkündür.

Roket Atar rampaları

Roket engelleyici roketler

Uydu Teknolojisi

Hatta belki de  İHA , veya savaş uçakları konusunda da yardım.

ABD Türkiye'ye 100 adet F-35 uçağı satmayı kabul etti. Roket Atar Rampalar konusunda İhaleyi Çinlilerin kazanması halinde muhtemelen F35 rakibi olan  J17 yi teklif edecekler. Wıng Loong da Patriot'un rakibidir. Çin Savaş sanayi Amerikalılar ile rekabet edebilecek durumdadır. Daha düşük seviyeli ürünler olsa da bir rekabet söz konusudur.

İran Nükleer programı ile Güçlü Kaya Harekatı arasındaki ilişki..

Türkiye anlaşması ABD'nin gözünde oldukça başarılı olarak ilerlemektedir. Ankaraya yapılan baskılar işe yaradı. Çinliler ile Ruslar kızdılar. Türkiye ile görüşmelerinde Raytheon Avrupalılar karşısındaki konumunu bile düzeltti. Ancak Erdoğan anlaşmayı imzalamadı, ve Amerikalılar  ile oynamayı tercih etti. Kesin kararı 13 Eylül 2013 ten beri  4 kez tehir etti. Son tarih 30 Haziran 2014 idi, araya cumhurbaşkanlığı seçimleri girdi.

Erdoğan ABD'nin desteğini istiyor.  Karat tarihinden bir kaç saat evveline kadar Erdoğan bu kararı 30 Ağustos'a bıraktı. Yani seçimlerden sonraya. Bu demektir ki OBAMA seçimlere kadar Erdoğanın cebinde.  

Obama açısından silah sanayinin desteği özellikle Raytheon, Lockheed-Martin'in faaliyette olduğu eyaletlerden oldukça önem arz etmektedir. Daha iki hafta öncesine kadar Raytheon Rod Island'da, Massachusetts te  işçi çıkartacağını beyan etmişti

Raytheon 63,000 işçi çalıştırıyor ve bunlardan  1000 tanesinin işten çıkartılma tehdidi var.Bu ise Obama açısından oldukça riskli bir durumdur. Obama'nın Türkiye ve Katar anlaşmalarından geri dönmemesi gerektiğinin de nedenidir.

Raytheon'un gelirinin %29'u ihracattan kaynaklanıyor. ABD içinde bile 915 milyon dolarlık bir ihale kaybetti. Uzayda takip sistemi ihalesini alamadı. Yurt dışından alacağı siparişler  daha son ay içinde hisselerinin kaybettiği %2 'yi geri getirebilir.

 Bütün bunlar olurken İsrail Gazze'de  bir harekat'a kalkıştı ve Obama'nın kartlarını karıştırıverdi. Amerikan Silah sanayinin en önemli iki müşterisi Katar ve Türkiye birden bire HAMAS'ın yanında yer alıverdiler. Katar Haması finanse etmekte , Türkiye ise lojistik destek ile hatta başka şeyler de vermektedir. Obama kendisini bir sorunun içinde bulmuştur. İsrail'e mi yoksa kendisine mi destek vermelidir? Başbakan Binyamin Netanyahu ile bu haftaki İsrail TV'si kanal 1 deki konuşması bu silah anlaşmalarını içermemektir anlaşıldığı üzere. Ancak Obama'nın üzerindeki baskı hissediliyor. Kerry'nin de  ateşkes sağlamak için telaşı belliydi. Kerry hayali bir anlaşmaya bile evet diyebilmekteydi. Bu ifade Haaretz gazetesinin yazarı Barak Ravid'e aittir.

 

ABD'nin İsrail'e olan desteği ve silah sevkiyat taahhüdü sadece Başkan'ın değerlendirmesine bağlı olmadığının bilinmesinde fayda vardır. Başkan işi zorlaştırabilir ancak ne iptal edebilir ne de savaş zamanı silah sevkiyatını engelleyebilir. Özellikle Kippur Savaşındaki travmadan sonra. Obama kamuoyunu kullanarak İsrail'i dizlerinin üzerine çökertmeye çalışabilir , siyasi oyunlar da oynanabilir. Dün İran ile nükleer pazarlıklar (5+1)  konusu ilan edildi ve ABD bu kararı BM de veto etmedi.

 

Böylece Obama İran Nükleer pazarlıkları Gazze Harekatına bağlamış oldu. Gazze'de devam eden her savaş günü İranlıların Nükleer programlarını geliştirmek için kazandıkları bir gündür. Aslına bakacak olursak Netanyahu Gazze'nin Hamas'tan temizlenmesi ile İran'in Nükleer silahlardan arındırılması arasında sıkışmış durumdadır.

Kuşkusuz  Güçlü Kaya harekatı devam ederken Obamayı oyunun içine çekebilmek için Hava Kuvvetlerine de İran nükleer santrallerini bombalama emri verebilir, ama bunun olasılığı düşükten de ötedir. İSK şu anda savaştadır ve Netanyahu Obama'ya aynı şekilde ile cevap vermektedir. Amerika'daki Yahudi Lobisi ABD'nin laçkalaştığını aralıksız olarak basında ilan etmektedirler.

 

Netanyahu'nun baskısı ile ilintili midir  bilmiyorum dünkü önemli bir haber ise ki bunun Kongre  John Boaner'e (Basın Sözcüsü) Başkan Obama'yı Sağlık sisteminde yaptığı yasal olmayan değişiklik konusunda dava etme yetkisi verdi. Obama bu konuda gücünü yasal dayanağı olmadan kullanmıştı. Hesaplanmış siyasi  engelleme. İhtimal dahilindedir ve muhtemelen de öyledir ki son günlerin Obama'a ya karşı strateji Netanyahu'yu perde arkasından bırakarak İSK'ne zaman kazandırıp Hamas ile ilgilenmesini temin ediyor. Aynı strateji gerek Gazze ile gerekse İran'ın Nükleer Silahlanma konusunda görüşmelerde bulunacak olan Amerikan ekiplerine farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. Günün sonunda ise hem de Güçlü Kaya harekatının  başarısı doğrultusunda İsrail Devleti gerek Hamas gerekse İran'ın Nükleer silahsızlanmasında bugünkünden çok daha iyi bir anlaşma ile çıkabilecektir.

 

 

 

 

   

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi