Haber Merkezi

09/11/12

Tamgaz Yalan Propaganda

 

 

Shrulik TelAviv 9 Kasım 2012

 

Türk adaletinin, Yahudileri rahatsız etmediğine karar verdiği hitlerli reklam özetle şöyle diyordu:

 

“Bakın nasyonal sosyalizmin takdirine mazhar olmuş hitler (yimah şmo ve zihro aleyhisselam) bu sabunu kullanıyor, ey millet sende Yahudilerden sabun yapan hitleri seviyorsan bu şampuanı kullanırsın”

 

Sonuç :

“Kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak    delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya mahal olmadığına”   deyip   bu reklamın bir yahudiyi rencide etmediğine karar vererek takipsizliğin altına e-imza atan cumhuriyet savcıma mahsus selam eder, hemi gözlerinden hemi her bi yerinden saygıda kusur etmeden öperim.

 

Yalnız mülkünüz azıcık temelsiz kalmış ta, uyanınız balığa çıkalım.

Dikkat edelim o temel bir gün hepimize lazım olabilir.

 

Aman boş verin canım, biz zaten yahudiyiz, pek öyle kamudan falan da sayılmayız, mülkün temeline ihtiyaç mihtiyaç ta duymayız değil mi ?

 

Gözünün yağını yediğim muhteşem yüzyıl dizisi olmasa, Ebussuud ağzından dinlediğimiz adaletin, adaletli bir şekilde dağıtılması hususundan bihaber olacaktı ahali. Hani çiçeğe su vermezsen kurur, fazla su verirsen yine kurur misali kararında verilmesi gereken su misali adaletten bahseder müfessir Ebussuud, anlayana.

 

Saygın adaletimizin aldığı bu karardan sonra ben olsam hitlerli reklam patlaması yaşatırdım memlekete. Örnek olsun dünya aleme. Cümle dünya delikanlı adalet uygulayan memleket görsün.

 

Hatta Türk reklam dünyasının empati yapabilme yeteneğini sergileyebilmesi açısından, tarihte   Türkleri yağlı kazığa oturtarak hunharca öldürtmesiyle nam salmış kazıklı Voyvoda, Rumenlerin deyişiyle 3. Vlad Tepeş’i de kullanırdım mısır özü yağı reklamlarımda.

 

Nasıl sayın savcım ?

 

Böyle bir tarihi kişilik kullanılarak oluşturulacak bir reklamın sizce ahali üzerinde bir rahatsızlık yaratır mı ?

 

Yoksa diğer kararı emsal göstererek, “Kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak    delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya mahal olmadığına”   deyip, bu reklamın ahaliyi rencide etmediğine karar verecek takipsizliğinin altına aynı e-imzayı atar mı sayın Cumhuriyet savcım ?

 

Hmm ?

 

Çok mu kazık sordum ?

 

Oraya kadar mı çalıştın sayın adalet dağıtıcım ?

 

Bu arada unutmadan sorayım.

 

Memlekette ırksal takibat ne zaman başlayacak ?

 

E malum Naziler kristal night diye bilinen melun bir kasım gecesinde başlattıkları pogrom ile basmışlardı soykırım düğmesine.

 

Ancak nedense lehte propaganda için hiçbir fırsat kaçırmadan, “Yahudilere biz kucak açtık, onları nazi zulmünden biz koruduk” diye işletilen propaganda, Alman Türkolog Corry Guttstadt   gibi ciddi araştırmacılar eliyle örülmüş gerçekler duvarına çarpınca kolay çökertildi.

Çünkü yarım söylenmiş doğrular, dünyanın en büyük yalanlarıdırlar.

 

Eh yani, sen kalkıp 1938’de başlayan Yahudi soykırımına karşı 1933’te cereyan etmiş bir olayla kendine Yahudileri soykırımdan kurtardım şeklinde prestij sağlamaya kalkarsan, azgın nazi mezalimine karşı “Yahudileri Naziler yok etmesin diye memleketimize kabul ettik” dersen biri de çıkar;

Hani Ankara hükümetinin Behiç Erkin’e “buraya kafileler halinde Yahudi vagonları göndermeyin” talimatını ifşa edip gerçekleri söyleyi söyleyivererek adamın gözüne gözüne soku sokuverir gaari.

 

Buyurun azıcık vakit ayırıp izleyin bakalım daha neler duyacaksınız.

Anadolu'da Türkler'den önce Yahudiler yaşıyordu (1)

http://www.youtube.com/watch?v=tW_6ow-qq5Q

 

Anadolu'da Türkler'den önce Yahudiler yaşıyordu (2)

http://www.youtube.com/watch?v=zVs-YV_JMDU

 

Anadolu'da Türkler'den önce Yahudiler yaşıyordu (3)

http://www.youtube.com/watch?v=OCB9OHKpC-A

 

Jöleli yiğidim aslanım genel yayın yönetmenliğinden kovulmuş olmasaydı habertürk’teki doğru açı programı   Belkıs Kılıçkaya’nın, bu söyleşisini hayatta yayınlayamazdı. Burada, Belkıs Kılıçkaya ve söyleşiyi gerçekleştirdiği Alman Türkolog Corry Guttstadt’a ilaveten, topluma dayatılmış ezbere karşı duruşundan dolayı bir teşekkür de söyleşiyi gerçekleştirip yayınlayanlara.

 

Velhasılkelam,

 

1-Türkiye’deki genel kanaatin aksine, Anadolu’daki Yahudi mevcudiyeti Türkler gelmeden evvel zaten vardı. Bu topraklardaki Yahudi mevcudiyeti İspanya engizisyonundan kaçan Yahudilerle sınırlı olup, padişah 2.Beyazıt’ın   kucak açmasından ibaret değildir. Bu kabul ediş, genel panaromanın sadece sefarad ayağını teşkil etmiş, ayrıca ülkenin bir çok alanda gelişmesini olumlu yönde etkilemiştir.

 

2-İkinci dünya savaşı esnasında yaşanan Yahudi soykırımı, Nazilerin ırksal takibatı nedeniyle yaşandığı bir vakıadır. Ancak “mazlumun yanında yer aldık, Nazilere kafa tutup Avrupa’daki Yahudilere Türk pasaportu vererek onları kurtardık, hayatlarını bize borçlular” türünden kasıla kasıla anlatılan abartılmış hakikatler olup, maalesef çoğu eksik ve tarihi gerçekler karşısında safsata sınıfındadır. Bırakın ecnebi vatandaş olan Yahudileri bir kenara, Türk vatandaşı olan Yahudileri dahi sudan ve keyfi sebeplerle vatandaşlıktan çıkartarak ülkelerine dönme şanslarını ellerinden almak suretiyle ölümlerine sebebiyet vermek gibi müteselsil bir sorumluluğu taşıyor dönemin Ankara hükümeti. Tıpkı nazi vahşetinden kaçmak isteyen 769 yahudiyi taşıyan Struma gemisinin motorsuz bir şekilde Karadeniz açıklarında kaderine terk edilip torpillenmesine ve 768 insanın hayatına mal olmasına yol açmak sorumluluğunun da omuzlarında olduğu gibi. Gerçek bu işte.

 

Bununla mı övünülecek ?

 

Kurtardık ha ?

 

Neyi kurtardık ? Hamamın namusunu mu ?

 

İnsanlık onurunu kurtaran bir tek Rodos konsolosu Selahattin Ülkümen çıkmış. Hemde Ankara hükümetinin Behiç Erkin’e yolladığı artık açığa çıkıp ifşa olmuş olan   “buraya Yahudi kafileleri göndermeyin” talimatına rağmen. Kendisini hürmetle   anıyor aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Biz demir ağlarla ördüydük ana yurdu dört baştan.

 

Tayyiban da suntalarla ördü maşallah.

 

Taksimi çembere almışlar yaya trafiğine de kapatmışlar.

 

Ne tesadüf yarın 10 Kasım.

 

Maazallah birileri çıkar Atatürk heykelinin önüne çelenk koymaya kalkar.

Ve tabii 10 Kasım anma törenlerini, 19 Mayıs gençlik ve spor bayramı Cumhuriyet bayramı kutlamalarını yasaklayan zihniyete inat, buradan saat dokuzu beş geçe bir dakikalık saygı duruşunda bulunacağım.

 

Taksimde olmasam da;

 

Gönlümdeki heykeline çelenk koyacağım be Mustafa’m.

 

 

 

BÖLÜM 1

BÖLÜM 2

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi