Haber Merkezi

19/07/11

İsrail Yahudi Devleti olabilir mi?

 

Kaynak: Elliot Abrams

 


İsrail ile FKÖ arasındaki müzakereler birçok nedenden dolayı durdu, ancak asıl sorun, Filistin bölgesi Araplarının  İsraili "Yahudi devleti" olarak kabul etmeyi reddetmesidir.

 

BM Genel Kurulunun 181 no.lu kararına göre, 1947 yılında Filistin Mandası bölgesinin bölüştürülmesinin ana fikri, bir "Arap devleti" ve bir "Yahudi devleti" kurmaktı. Ortadoğu çatışmasının merkezinde Arapların İsraili bir Yahudi devleti olarak  kabul etmemesi vardır. Sorun İsrail'in bölgede kalıcı varlığının reddedilmesine dayanır, ancak bu, daha rahat kabul gören “haklar” kavramının arkasına saklanmıştır.

 

 

Bunu açıklamak için bir haber metnini örnek alabiliriz: “Filistinli müzakereciler İsrail'in var olma hakkını tanıdılar ancak bir Yahudi devleti olarak değil. Yetkililer bunun mültecilerin geri dönüş hakkına zarar vereceğini ve İsrail'in Yahudi olmayan mukimlerinin haklarını ihlal edeceğini söylüyorlar."

 


Diğer bir deyişle burada iddia edilen, İsrail bir "Yahudi devleti" ise, kesinlikle ve kaçınılmaz olarak, mutlaka Yahudi olmayanlara karşı ayrımcılık yapılacağıdır. Bu argumanın kullanımındaki sorun, onu kullanan kişilerin sadece İsrail için geçerli olduğunu söylemeleri, hiçbirinin İslama dayalı devletlerde Müslümanların lehine yapılan ayrımcılık hakkında bir endişe belirtmemeleridir.

 

 


İsimleri bile dini referans içeren dört devlet vardır: Afganistan İslam Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Moritanya İslam Cumhuriyeti. Bundan da öte, her Müslüman çoğunluklu ülkede anayasa İslam için özel bir rol beyan eder. Ürdün anayasası "İslam Devlet dinidir " ve "Müslüman olmayan ve anne-babası Müslüman olmayan kimse tahta çıkamaz" der.  Ancak Ürdün’de nüfusun % 5-7 sini oluşturan Hristiyan bir azınlık vardır (Doğu Ortodoks, Çerkez, Melkite ve diğer mezhepler).

 

 


Mısır % 10, hatta  % 15 oranında Hristiyan (Kıptiler) olmasına rağmen, bugünkü geçici anayasasında "İslam, devletin dinidir ... İslam hukuku ilkeleri (Şeriat) yasaların başlıca kaynağıdır" diye yazar.  Ayrıca, bunun değişeceği de olası değildir: Batılılaşmış ve ılımlı olarak görülen başkan adayı Muhammed El Baradey, yakın zamanda, "İslam, devletin dini olacaktır ... Şeriat mevzuatın ana kaynağı olacaktır" cümlelerini içeren yeni bir Mısır anayasası sürümü yayınlamıştır.

 

Ülkenin sadece yaklaşık yüzde altmışı Müslüman olmasına rağmen, Malezya anayasası, "İslam Federasyonun dinidir" der. Bu ülkenin kabaca yüzde yirmisi Budistlerden, yüzde onu Hristiyanlardan,  yüzde altısı Hindu ve diğer dinlerden oluşur.

 

Buna benzer birçok örnek vardır. Umman, Katar ve Müslüman olmayan nüfusun yüzde onbeş olduğu düşünülen Kuveyt’te, devlet dini İslamdır ve bu liste daha çok uzatılabilir. Afganistan anayasasında, "kutsal İslam dini Afganistan İslam Cumhuriyetinin dinidir" ve " Afganistan'da hiçbir yasa İslam'ın kutsal dini ilkelerini ve hükümlerini ihlal edemez" diye yazar. Ülkenin Başkanı Müslüman olmalıdır.  Suudiler bir anayasanın varlığını bile reddederek daha da ileri gider: "Suudi Arabistan Krallığı, dini İslam, Anayasası Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti olan egemen bir Arap İslam devletidir...."

 

 


Dini bağları olan devletler sadece Müslüman devletler değildir. Örneğin Danimarka anayasasında, “Evanjelist Lutheran Kilisesi Danimarkanın Kilisesidir ve Devlet tarafından desteklenecektir” ve "Kral Evangelist Lutheran Kilisesinin üyesi olacaktır" diye yazar. Norveç’te de durum aynıdır: "Evanjelik-Lutheran dini, devletin resmi dini olarak kalacaktır " ve "Kral her zaman Evanjelik-Lutheran dinini ikrar eder". Ve tabii ki, İngiltere Kraliçesi "inancın koruyucusudur" ve inanç Anglikan Hıristiyanlıktır.

 

O halde?

 

 

İsrail'in Yahudi devleti olarak  tanınmasına karşı kullanılan argümanlar ikiyüzlü ve aldatıcıdır. Tüm Arap devletleri İsrail’in Yahudiliğinden daha fazla İslamcıdır. Bunun en ufak örneği, İsrail cumhurbaşkanının ya da başbakanının göreve başlamadan din imtihanı geçirme zorunluluğunun olmamasıdır. Ayrıca, Suudi Arabistan’daki tek bir kilise dahi inşa etme yasağından veya  Mısır ve Pakistan’da Hristiyanların maruz kaldığı şiddetli saldırılardan bilindiği gibi, İsrail’de dini azınlıklara yapılan muamele Müslüman devletlerinkinden çok daha iyidir.


Bazı laik profesörlerin tüm devletlerin dinsel kimlikten yoksun olmaları gerektiğini savunması adil ve ilkeli bir iddia olabilir. Fakat Arap siyasi liderlerinin İsrail'i bir Yahudi devleti olarak asla kabul etmeyeceklerini söylemeleri bir argüman değildir. Bu, onların sürekli olarak Yahudi devleti ile barışı ve Dar-ül-İslam olarak gördükleri bir yerde Yahudilerin bir devletinin olması düşüncesini reddettiklerini gösteren bir hatırlatmadır.

 

 

Tercüme: Alegresse Delail

 

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin

Haber Merkezi