Haber Merkezi

17/04/15

Türkiyeden sembolik jestler

 

 

Kaynak: Haaretz

Louis Fishman

 

 Louis Fishman

 

Sinagoglar açmak, Holokost’u anmak iyi de Türklerin Yahudilerden nefret ettirmeyi önlemenin yerine geçmiyor.

 

 

26 Mart günü Edirne Büyük Sinagogunun açılışı, sayısı 15,000 i geçmeyen Türk Yahudi cemaatı için bir bayram günüydü. Edirnede Yahudi kalmadı. Açılış için İstanbuldaki Yahudi cemaatı otobüslere dolarak Edirneye gittiler. Hükümet yetkilileri de bir zamanlar Avrupanın üçüncü büyük sinagogunun açılışı için oradaydılar.

 

 

Sinagog açılışı akıllara, “acaba Türkiyenin Yahudilere davranışında bir dönüm noktası mı olacak?” sorusunu getiriyor. Eğer öyleyse gerçekten çok iyi. 2013 Gezi olaylarından beri Türkiyede iktidar partisi ve hükümet yetkililerin antisemit çıkışlarında ciddi bir artış var. Geçtiğimiz yaz  yaşananGazze çatışmasında, bazı yetkililer Yahudileri tehdide kadar gitmişlerdi. Üstüne üstlük hükümete yakın basın, “Yahudiler dünyayı yönetiyor” komplo teorilerini sık sık yayınlıyorlar.

Büyük Edirne sinagogu 1909 da açıldı.Birinci dünya savaşından sonraki pogrom ve diğer Yahudi karşıtı hareketler sonucu Yahudilerin şehirden ayrılmaları sonucu yavaş yavaş harabeye dönüştü. 34 Trakya olayları Yahudilere karşı olsa bile genel resmin bir detayıydı.Türkleştirme politikası uygulamasında 1942 Varlık Vergisi, 1955 teki 6 Eylül olayları da gayrimüslimlerin kitle halinde ülkeden ayrılmasına neden oldular.

Böylesine antisemit propaganda yapan bir hükümetin, 2.5 milyon dolar harcayarak bir Sinagogu restore etmesi çelişkili görülebilir. Fakat hükümetin icraatlarına bakarsak, Edirne Sinagogu restorasyonu’nun hiç şaşırtıcı olmadığını görebiliriz. 2003 te iktidara geldiğinden beri Recep Tayyip Erdoğan modern Türkiyenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını tek tek silmek peşinde.  Bu plana Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan haksızlıkları bilhassa ön plana çıkartıp düzeltmek te dahil.

Bu açıdan baktığımızda,  Erdoğanın Yahudilerin (veya restore edilen kiliseler söz konusu olduğunda Ermeniler ve Rumların) kültürel mirasların restore etmesi onlar hakkında iyi şeyler düşündüğünden değil; çok daha büyük bir planın sadece bir parçası olduğunu anlarız. AKP nin tarihe bakışı da keza seçicidir, ve tarih Atatürkün kurduğu layik CHP nin meşruiyetini sorgulamak için kullanılır. Tarihteki bütün haksızlıkların CHP nin eseri olduğunu iddia etmek soytarılıktan başka birşey değildir. Türkiyede gitgide büyüyen antisemitizmi araştırmak için meclis soruşturması isteyen, ve sembolik olarak bunu Yahudi yeni yılına rastlayan günde yapan CHP milletvekili Aykan Aydemir değil miydi.

Erdoğanın  Büyük Edirne Sinagogunun açılışına gelmemesi dikkat çekici ve hatta iyi de oldu. Bundan sadece iki ay önce Erdoğan Yahudilere duyduğu nefret ve aşağılamayı, Türk Roman cemaatinde ırkçılığı, İslamofobiayı ve ayrımcılığı kınayan konuşması sırasında yapmıştı. Kadınlara karşı despotluğuna yapılan eleştirilere karşı koyarken “Bütün dualarında, her gün 'Ey Tanrım, beni iyi ki kadın yaratmadın' diyen Musevilere karşı niye sesinizi çıkarmıyorsunuz? ..... Kadını bu kadar aşağılayan bir anlayış, bir mantık olabilir mi?” demişti. Ne yazık ki bu gereksiz saldırı Erdoğanın yaptığı ilk antisemit konuşma değildi.

Büyük Edirne sinagogu açılışında hükümeti temsilen bulunan Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanının aksine daha sıcak bir konuşma yaptı. Erdoğanla birlikte AKP nin kurucuları arasında olan Arınç, Erdoğanın yakın çevresinin gitgide radikalleşen antisemit tutumlarına karşı mantığın sesi oluyor.

Türkiyenin Yahudilere daha olumlu yaklaşması AKP nin içindeki ılımlılarla radikaller arasındaki anlaşmazlığın gitgide büyümesi zamanına da rastladı: Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı yetkilerini aşınca Arınç ona açıkça karşı çıktı. Sonuçta bu tutumu onu sinagogun açılışından birkaç gün öncesinde, antisemit laflar etmekten hiç çeninmeyen başka biri, Ankara belediye başkanıyla basın yoluyla sözlü kavgaya kadar götürdü.

Geçtiğimiz aylarda Sinagogun açılmasından az  önce Türk hükümeti Yahudi Cemaatinin düzenlediği iki anma törenine katıldı. Bu davranış, AKP yi daha modern ve liberal bir yöne çekmek isteyen Davutoğlunun politikalaryla uyum içinde.

Yahudi cemaatine jestler mutlaka Avrupa ve ABD de olumlu görülecektir. Fakat Sinagogun açılış töreninin aksine, Türkiye’nin BM Holokost anma günündeki törene, ve Struma felaketini anma törenine katılımı pozitif adımlar olsalar da bu adımlar beklentilerin altında kaldılar. Holokost anma töreninde Meclis başkanı Cemil Çiçek herkesi Gazze ve Mavi Marmara’dan bahsederek şaşırttı. Bu sözlerin altında Türk Yahudilerin tam vatandaş olmadığı ve çifte sadakatleri olduğu iddiaları  var.

Aynı şekilde Struma felaketini anma töreninde hükümetin resmi bildiri yayınlaması övgüyle karşılandı. Fakat Türkiye bu felakette aktif bir rol oynadığını kabul etmedi. Doğru. Geminin Sovyet denizaltısı tarafından torpillendiği biliniyor. Fakat bu, Türkiyenin yolcuları kabul etmeyip, gemiyi Karadenize çekmesinden sonra oldu.

Bu eksikliklere rağmen, büyük resme baklıdığında Büyük sinagogun açılışı ve bu anma törenleri Türkiyenin tutumunda bir değişikliği işaretliyor. Yeterli mi? Tabiki değil. Türkiye antisemit sesleri susturmak için somut adımlar atmalı. Ancak o zaman bütün bu güzel jestlerin değeri ortaya çıkar.

Eğer hükümet Yahudilerle ilişkisinde cidden yeni  bir sayfa açmak istiyorsa, belkide resmi hava yolu olan THY de Yeni Akit’i dağıtmaya son verebilir. Geçen sene bütün muhalefet gazetelerini THY den çıkartan hükümet geçtiğimiz yaz olduğu gibi uçaklarda Hitlerin resimlerinin dağıtılmasına da son verebilir.

Veya Davutoğlu hükümet taraftarı A Haber gibi TV kanallarına kendilerine çeki düzen vermelerini emredebilir. Daha geçen ay A Haber, köşe yazarı Mustafa Akyol tarafından “Siyon protokollerinin devamı” diye adlandırılan  “Üst Akıl” adlı belgeseli sundu. Veya belki de, baş danışmanı Etyen Mahçupyandan böyle nefret propagandasını desteklememesini talep edebilir.

Bunlar, Türk hükümetinin antisemitizmle savaşmak için yapabileceklerinden bir iki örnek. Gerçek şu ki bu admılar atılmadan sinagogları açmak, veya anma törenlerine katılmak sadece vitrin süslemesi, veya ciddi bir problemi hasır altı etme çabaları gibi duracak: Sinagogu restore etmek fevkalade bir hareket. Fakat Türk Yahudilerini uçsuz bucaksız nefretten koruyamaz. Kısacası hakiki bir değişim olmadan yeni bir başlangıçtan bahsedemeyiz.

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
mehmet murat
23/04/15 20:56
Değerli Gonor, 'alçak koltuk krizinde' büyük elçimizi aşağılayan Liberman değil, yardımcısı Ayalon'du. Binyamin Netanyahu da kendisinin beyin ölümünün gerçekleştiği konusunda bizimle hemfikir olmuş olmalı ki görev süresini uzatmadı..
Adınız
22/04/15 22:44
GONOR ANLAŞILAN KRONOLOJİKSİON HASTALIĞI VAR SİZDE.2010 DAN EVVEL 2009 GELMESİ GEREKİR.2009 DA NE OLDU?MEŞHUR "ONE MINUTE".EĞER ARTEROSKLROZ DEĞİLSENİZ RTE BEYEFENDİ NE DEMİŞTİ?"SİZLER ADAM ÖLDÜRMEYİ ÇOK İYİ BİLİRSİNİZ".HAL BÖYLE OLUNCA SEVGİLİ DONOR EFENDİ 2009 DAN EVVEL 2010 OLMAYACAĞINA GÖRE HASTALIĞINIZA RAĞMEN ÖNCE ONE MINUTE'U BİR YIL EVVELE ALMAK ZORUNDAYIZ.HELE HELE GEZİ DEN HİÇ BAHSETME.FAİZ LOBİSİ DERKEN MUTAASIP KESİMİ KASTETMEDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ.SENİ BİLMEM BEN EN AZINDAN BUNU ANLAMAYACAK KADAR DANGALAK DEĞİLİM.
Haim
18/04/15 12:30
Iyi de İsrail ile alaka? Yazıda Türk Yahudilerinden ve antisemitizmden bahsediyor. Siz de Cemil Çiçeğin yaptığı gibi sapla samanı karıştırmışsınız. Bence yazıyı bir daha okuyun. Bahsettiğinizi "klasik türk" antisemitizmi sizde de var mı?
Gonor
17/04/15 15:54
"2013 Gezi olaylarından beri Türkiyede iktidar partisi ve hükümet yetkililerin antisemit çıkışlarında ciddi bir artış var." ifadesiside ne demek? Bu kadar cahilce yazılmış bir analizle mi Türkiye'deki İsrail karşıtı tutumu? AKP Hükümetinin anti semitik anlayışı her Türkteki klasik anlayıştan farklı değil. AKP Hükümeti ve Erdoğan 2013'teki Gezi Eylemleriyle İsrail karşıtı olmadı. İsrail savunma kuvvetlerinin 2010'da uluslararası sularda gerçekleştirdiği Mavi Marmara saldırısı ve hemen öncesinde kabzımal kılıklı Liberman'ın Türk Büyükelçisini aşşağılaması ile kesin safını belirledi. Bu adamın masa başı cahilce hazırlanmış analizini okuyup vaktime ve zihnime yazık ettim.

Haber Merkezi