Haber Merkezi

27/10/12

Hile, şaşırtma ve yanlış tanıtma

 

 

Ugur Ümit Üngör (Savaş ve Soykırım Araştırmaları merkezi, Amsterdam)


Published on H-Genocide (March, 2012)


Commissioned by Elisa G. von Joeden-Forgey

Türk Pasaportu adlı dokümanterin eleştirisi

 

                         

 

Amsterdam ikinci Türk film festivali (ATFF) Kasım 2011 de De Balie kültür merkezinde yapıldı. Sunulan filmlerden birisi Burak Arliel'in yönettiği 90 dakika süren "Türk Pasaportu" adlı dokümanter film. Filmin konusu II Dünya savaşı sırasında Fransa elçilik ve konsolosluklarındaki Türk diplomatların iddiaya göre, çoğu Türk tebaalı birçok Yahudiyi kurtarmaları. Hayat kurtarma hikayelerini anlatmak için bu dokümanter birçok tarihi belgenin yanı sıra, hayatta kalanların anlattıklarına da dayanıyor.

 

Buı film, ATFF ye katılan diğer filmlerden birçok konuda pek farklı. Öncelikle, festivaldeki tek tarihi film olması. Daha da önemlisi, diğer filmlerde yeni nesil başarılı Türk yapımcıların cesurca cinsel ilişkiler, suç, etnik kimlik ve esrar kullanma gibi tabu konuları işleyebilmiş olmaları.  Türk Pasaportu filmi ise, kendisini dev aynasında gören milliyetçi motifleriyle işlediği konuya objektiflikten ve hatta gerçekçilikten uzak kalıyor.  Filmin tarzı, fakat daha da önemlisi içeriğinde sorunlar var. Bu kısa  eleştiride filmdeki noksan ve kusurların altını çizeceğim.

Fimin tarzı hakkında söylenecek fazla bir şey yok. Tarihsel olayları meydana geldikleri yer ve dekorda canlandırıyor. Fakat her nedense karakterler konuşmuyorlar. Türk diplomatlarla, Nazilerle, ve Yahudilerle olan toplantılarda, bu olaylar hakkında yorumlar anlatılıyor. Başka bir deyimle, bu dökümanter BBC2 nin yeni şaheseri "Kapalı Kapılar ardında II Dünya savaşı " gibi diyalogları ve artistik canlandırmaları olan bir dokümanter değil, sessiz bir dokümanter.

 

Türk Pasaportu filminde birçok klişeleşmiş tip var. Sadist ve üstün ırk görünüşlü Naziler; iyi eğitim almış, gözlüklü Yahudiler, ve yumuşak kalpli, fedakar, çocukları seven, okşayan Türk diplomatları. Film, zaten çok duygusal bir konuyu çocukları kullanarak daha da acıklı hale getiriyor. Başlangıç sahnesi bir çocuğun hayatını kurtarmak için kaçması. Film boyunca da çocukların anneleriyle ilişkilerini duygusallığı vurgulanıyor.

İsraildeki Yad Vashem Holokost müzesi, Holokost  sırasında dört türlü hayat kurtarma tanımlıyor: Yahudileri kendi evlerinde veya mülklerinde saklama;Yahudilerin kaçmalarına yardım etme; çocukları kurtarmak ve zulüm gören Yahudilere sahte evrak temin etmek. Bu sonuncusu "kendi ülkelerinin talimatlarını tersine Yahudilere vize ve pasaport temin eden diplomatlar"ı da kapsıyor. Tek bir Türk diplomat , Selahattin Ülkümen (1914 – 2003) Yad Vashem tarafından yahudileri kurtaranlara verilen "Uluslarararası Dürüstler" ünvanıyla onurlandırılmıştır (yeri gelmişken, bu sayı Ermenistanda 10 dur).  Bu filmde, Ülkümen'in adı bile geçmezken diğer üç diplomattan bahsediliyor: İsmail Necdet Kent (1911-2002), Behiç Erkin (1876-1961), ve Namık Kemal Yolga (1914-2001).

 

İddialar şöyle: Kent, 1941 – 44 arası Marsilyada ikinci katipken, düzinelerce Yahudiye Türk vatandaşlığı vererek hayatlarını kurtarmış. Erkin Pariste Vichy zamanında 1939 – 43 arası Türk Elçisiydi, ve yetkilerini Türk Yahudilerini, veya Türkiyeye herhangi bir bağlantı ispat edebilen Yahudileri kurtarmış. Kendisine ikinci katip Yolga da yardım etmiş; hatta Yolga Nazilerle münakaşa ederek Drancy hapishanesinden kendi arabasıyla Yahudileri çıkartıp emniyetli bir yere götürmüş.

 

1940 Haziranında Naziler Fransayı işgal edince yahudilerin toplanıp sürülmesi hızlandı. Film bu üç kişinin yaptıklarını detaylarıyla anlatıyor: Türk vatandaşı olup 1933 ten beri Fransada yaşayıp, artık Fransız sayılabilecek Yahudilere pasaportlarını verip sürülmelerini engellemişler.

 

Bazı olağanüstü olaylar bilhassa dikkate alınmalı. Filme göre, Kent, Polonyaya gitmekte ve içinde 81 Türk Yahudisi olan bir trene binerek, bu Yahudiler indirilmeden trenden inmemiş. Kasım 1942 de Erkin Türk diplomatları ve Türk Yahudilerinin Fransadan çıkmaları için bir tren ayarlamış, ve bu tren 11 gün sonra Türkiyeye varmış. Şüphesiz, bu olaylar gerçekse nedenleri ne olursa olsun bu insanlar gerektiği gibi onurlandırılmalıdırlar.

 

Fakat birçok soru cevapsız kalıyor: Yad Vashem neden Erkin, Yolga ve Kent'i onurlandırmıyor? Anladığımız kadarıyla İsreldeki Türk cemiyetleri'nin Yad Vashem'e yaptıkları baskılar sonuçsuz kalmış. Yad vashem birisine "Uluslarararası Dürüst" ünvanı vermek için şu şartları arıyor: 1) Bir veya birçok Yahudiyi ölüm veya sürgün tehlikesinden kurtarmak için bilfiil çalışmış olmak 2) Kurtaranın hayatı, mevkii veya hürriyetini tehlikeye atmış olması 3) Bunları maddi kazanç, din değişimi vs sağlamak için değil, sadece zulm gören yahudilere yardım maksadıyla yapılmış olması, ve 4) bu yapılanların tanıkları veya ispat  eden evrakların bulunması. Dokümanter bütün bu şartların yerine getirildiğini öne sürüyor; buna rağmen Türk diplomatlar Yad Vashem tarafından tanınmıyor.

 

Türkiye ve Holokost  hakkında birçok araştırmalar yapmış olan Corrie Guttstadt, Türk diplomatların Yahudileri para karşılığında kurtardıklarını öne sürüyor; dolayısıyla Yad Vashem'in 3 üncü şartı yerine gelmemiş. Dahası, Necdet Kent'in Yahudileri sürgün eden bir trene binmiş olduğunun hiçbir kanıtı yok. Uzun lafın kısası, tamamen uydurma!

Bu cevapsız sorularla birlikte, filmde sosyal ve tarihi sorunlar da var. Film, diplomatların Yahudilere yardım nedenlerini sorgulamadan, bu yardımı sadece mükemmel tek boyutlu bir ahlak ve insanli duygulara atfediyor. Filme göre Kent, Yolga ve Erkin yahudileri sadece  kendilerinin evrensel insan hakları ideallerine bağlılıkları nedeniyle kurtarıyorlar. Bu iddia sadece çok saf değil, herhangi bir deili olmadığından, ve zamanında Türkiyenin Kemalist rejimle yönetildiğini göz önüne alınırsa aynı zamanda sahte.

 

Filmde aynı zamanda birçok irili ufaklı tarihi yanlış ta var: Naziler 19 eylül 1942 de, 31 Ocak 1943 e kadar Türk Yahudilerinin tahliyesine izin  verdiler. Bu tarih birkaç kere uzatıldı. Dolayısıyla, Türk yahudilerinin üzerindeki baskı geçici bir süre için de olsa azaldı ve göç imkanları oluştu. Rutin diplomatik işlemlerin yapılması "kurtarma" değildir. Başka bir deyişle, eğer sürgün tehir edildiyse, diplomatların yaptığı teknik olarak bir kurtarma değildir.(Film yapımcılarının kolay kolay girilemiyen Dışişleri arşivine nasıl girebildikleri de ayrı bir soru).

 

Diğer bir hata, yapımcıların istisnayla kuralı birbirine karıştırmaları. Nazi istilası sırasında Fransada Türk Osmanlı doğumlu en az 20,000 Yahudi yaşıyordu, ve bunların 10,000 i Türk vatandaşıydı. Film bunların hepsinin diplomatlar tarafından kurtarıldığını, veya bunları kurtarmak için herhangi bir çaba sarfettiğini iddia etmiyor. Örneğin Klarsfeld'in Mémorial de la  Déportation des Juifs de France adlı araştımasına göre 939 u resmen Türk olarak tanınan 1,300 Türk Yahudisi Naziler tarafında sürgüne oradan da ölüme gönderilmişler. Bu önemi detay dokümanterde yer almıyor.

Üçüncü olarak, Türk hükümetinin bilfiil Yahudileri kurtarma politikası güttüğü iddiası tamamen yanlış. Üstüne üstlük, dokümanter Türkiyenin Holokost  ve Yahudilere karşı tutumunu da görmemezlikten geliyor. Struma trajedisi, toplama kamplarınıdan kurtulanları mülteci olarak kabul etmemekten bahsedilmiyor, ve film Stanford Shaw 'ın çok tenkid edilen Türkiye ve Soykırım kitabındaki tezleri kabul ediyor. Bu konudaki en kapsamlı araştımayı yapan Corrie Gutttady seneler süren çok detaylı bir çalışmayla bu konuda çok başka sonuçlara ulaşıyor.

Guttsdatd'a göre Türk yetkililerin Yahudilere karşı düşmanlığa yakın duyguları vardı. Guttstadt, savaş sırasında 3,000 ile 5,500 Türk Yahudisinin vatandaşlıktan çıkartıldığını öne sürüyor, ve Nazilerin 2,500 Türk Yahudisini Auschwitz ve Sobibor'a, ve 400 tanesinin de çalışma kamplarını sürdüklerini ispatlıyor. Bu gerçeklerin ışığında Türkiye'nin Yahudileri kurtarma politikası olduğu söylenemez.

Dokümanterdeki en büyük ihmal, Türkiyede 1923 – 50 arası hükümetlerin Yahudiler karşı yaptıklarından hiç bahsedilmemesi. Korkutma, asimilasyon denemeleri, çalışma kamplarına gönderme ve birçok haktan mahrum edilenlerden bu filmde iz yok. II Dünya savaşındaki Varlık vergisi, 1934 teki bir hahamın ölümü ve 15,000 Yahudinin evlerinden kaçmalarıyla sonuçlanan Trakya olaylarından bahsedilmiyor. Filmin sonunda tren Bulgaristan Türkiye sınırını kurtulan Yahudilerin sevinç gösterileri yer alıyor. Fakat bu trenin 1934 teki olaylardan sonra etnik olarak Yahudilerden temizlenmiş bir Trakya'ya girdiğinden bahsedilmiyor!

 

Bu filmde şaşırtıcı bir öğe de, Türkiye yanlısı en kuvvetli görüşlerin Türk Yahudileri tarafından savunulduğu. Türk milliyetçi tezini etnik veya dini azınlıklara savundurmak Kemalist rejimin başarılı bir taktiğidir. Fakat, Türk veya Türk Yahudileri tarafından savunulsun, yanlış yanlıştır. Guttstadt'a göre filmin temel aldığı kitap, bu hikayeyi yaymak, ve Ermeni soykırımını reddetmek için Yahudi politikacıların desteğini sağlamak amacıyla yazılmıştı. "Türk Yahudi toplumu ileri gelenleri de buna yardımcı oldular"diyor. Türkiyedeki etnik azınlıkların tutumu, kendi güvenliklerinin ancak hükümete körü körüne bağlılıklar gerçekleşebileceği hissi, diğer adıyla Stokholm sendromuyla açıklanabilir. Dokümanterde röportaj yapılan pek çok Türk Yahudisi, ve proje müdürü Yael Habif'de buna istisna değil.

 

Bu filmin Ermeni soykırımıyla alakası çok bariz. Hiçbir ilgisi olmamasına rağmen, ve herhalde akademik bir ağırlığı katmak için için Ermeni soykırımını reddeden tarihçi Heath Lowry de filmde yer alıyor. Garip bir iddia öne sürerek, Türkler haricinde Holokost da Yahudileri kurtaran herkesin bundan gururla bahsettiğini öne sürüyor. Türklerin bundan bahsetmemesi, Lowry'ye göre "tevazu ve kendini küçümsemek", Türk milli karakterinin bir parçası. Bu ırkçı yaklaşıma göre: 1) Milli karakter denen birşey vardır; 2) Tamamen değişik kişiliklere sahip onlarca milyon adamda aynı karakter vardır, ve 3) Tevazu milli bir eğilimdir. Tabiki bu iddiaların hiçbiri ciddi bir tez olarak kabul edilemez. Fakat önemli olan,dokümanterde iddia edilen Behiç Erkin'in ahlakı ve dürüstlüğü: Erkin 1915 lerde Osmanlı demiryolları şirketini Ermenilerden temizlemekle sorumluydu. Bu nu yaparken birçok Ermeni çalışana zulmetti, işinden çıkardı ve sürgüne gönderdi. Bu dökümanter Ermeni soykırımına karışmış birisin sütten çıkmış beyaz kaşık gibi ak gösterme niyetinde.

 

Bütün bunlar, Türk toplumunda daha derin bir soruna işaret: Holokost u kavrayamama. Soğuk, hislerden uzal bir analiz yerine, duygusal bir hikaye görüyoruz. Şahısların yaptıklarının nedenlerini araştırma yerine, azizlere yakışacak tek boyutlu masallar görüyoruz. Gerçekler yerine, yalanlarla besleniyoruz. Peki o zaman soralım. Bu film neden yapıldı ve neden şimdi? Eğer diplomatların hikayeleri yıllarca biliniyorsa gerek içerik gerekse zamanlama sorgulanmalı.

Proje müdürü Yael Habif'e göre bu film Türkiye İsrail ilişkilerini düzeltme amacıyla yapıldı. Prodüktör Burak Arlıel "Bu mücadelenin kökü Anayasaya 'dır: Din, dil, ırk ayrımı olmadan Türk vatandaşlarıyız....Yüzyıllarca bir geleneğimiz var. Her zaman beraber olduk, beraber olmaya devam edeceğiz". Bu sözler tarihin etnik gruplar arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Erkin'in torunu "Aramızda politik bir problem var. Milletler arası sorun yok...dolayısıyla bu tip hikayeler sık sık anlatılmalı ve herkes olanları hatırlamalı"sözleri,  politikanın akademik çalışma veya gazetecilikten daha önemli olduğunu söylüyor. Yani, "barış için gerçeği yalanlarlar örtebilirsiniz. Gerçeklerin acı olması önemli değil"

 

Bu dokümanterin zamanlaması da ilginç 2010 da Fransız yapımı  Sara'nın anahtarı gibi filmler Holokost  konusun tekrar gündeme getirdi. Öyle ki, Yahudilere yardım eden herkes melek, etmeyenler de şeytan olarak görünüyorlar. Belki de bu film, bilhassa Fransa'da Türkiyeyi iyilerin tarafında göstermek için çekildi. Fransız Ermenilerin de Pierre Guédiguian ın yaptığı Suç ordusu adlı filmi bu aynı nedenlerle çekilmiş. İki filmi karşılaştırmak doğru olmayabilir fakat her ikisi de tarihte sadece tezlerine uygun olayları hatırlıyorlar.

Son olarak, belki bu dokümanter İran TV sindeki 2007 deki popüler "Sıfır Derece Dönüş" (Madare Sefr Darajeh) adlı serisinin Türk versyonu. Bu seri İranın savaş zamanı Paristeki konsolosu Abdül Hüseyin Serdari'nin hayatını konu alıyor. Serdari, İranlı ve İranlı olmayan Yahudilere pasaport vererek  onların hayatını kurtarmış. İran hükümetinin bu filmi destekleyip finanse etmesinin neden ise, Yahudilerle Siyonistleri ayırabilmek: Sıfır derece dönüş, İranın Anti Siyonizmini antisemitizminden ayırabilmesi çabası. Türk Pasaportu 'nun da çekim nedeni bu olabilir.

 

 Yukarıdaki iddialar göz önüne alındığında, filmin web sitesinde dendiği gibi film objektif, tarafsız ve hilesiz değil, tam tersine hile, şaşırtma ve yanlış tanıtmayla dolu.

 

Referanslar

[1]. Behiç Erkin, Hâtırat 1876-1958 (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2011). Erkin’s grandson recorded his story in a biography. Emir Kıvırcık, Büyükelçi (Istanbul: Timaş, 2010). This was followed by another biography of unstinting praise: Arnold Reisman, An Ambassador and a Mensch: The Story of a Turkish Diplomat in Vichy France (Lexington, KY: Arnold Reisman, 2010).

[2]. Şalom, October 19, 2011. See also www.turkisrael.org

[3]. http://www1.yadvashem.org/yv/en/righteous/index.asp

[4]. “Enttäuschte Hoffnung--verweigerte Rettung,” interview with Corry Guttstadt, Jüdische Zeitung, February 2009.

[5]. Jacques Sémelin, Claire Andrieu, and Sarah Gensburger, eds., La résistance aux génocides: De la pluralité des actes de sauvetage (Paris: Les Presses de Sciences Po., 2008), 21-22.

[6]. Serge Klarsfeld, Le mémorial de la déportation des juifs de France (Paris: Klarsfeld, 1978).

[7]. Stanford Shaw, Turkey and the Holocaust: Turkey’s Role in Rescuing Turkish and European Jewry from Nazi Persecution, 1933-1945 (New York: New York University Press, 1993).

[8]. Corinna G. Guttstadt, Die Türkei, die Juden und der Holokaust (Berlin: Assoziation A, 2008).

[9]. Rıfat N. Bali, Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945): Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri (Istanbul: İletişim, 1999).

[10]. Corinna Guttstadt, “Depriving Non-Muslims of Citizenship as Part of the Turkification Policy in the Early Years of the Turkish Republic: The Case of Turkish Jews and Its Consequences during the Holocaust,” in Turkey Beyond Nationalism: Towards Post-Nationalist Identities, ed. Hans-Lukas Kieser (London: I.B. Tauris, 2006), 50-56.

[11]. Ayhan Aktar, Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları (Istanbul: İletişim, 2002).

[12]. Hatice Bayraktar, “The Anti-Jewish Pogrom in Eastern Thrace in 1934: New Evidence for the Responsibility of the Turkish Government,” Patterns of Prejudice 40, no. 2 (2006): 95-111.

[13]. “Enttäuschte Hoffnung--verweigerte Rettung.”

[14]. Ziya Gürel, “Kurtuluş Savaşında Demiryolculuk,” Belleten 44, no. 175 (July 1980): 539-73.

[15]. Şalom, October 19, 2011.

[16]. Radikal, September 28, 2011

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Bilal
16/06/15 01:01
https://en.wikipedia.org/wiki/Behi%C3%A7_Erkin burada ingilizce wikide behiç erkinden bahsediyor yaklaşık 20 000 yahudiyi kurtardığından bahsdiyor..anti kemalist kininiz sizi böyle konuşmaya itmiş dürüstlüğünüzden ödün vermişsiniz
Sabeh Kamal Efendioğlu
11/06/15 10:51
Yazıyı yazan her kimse demagoji yapmayi biraksin, bu yaziyi yazarken hangi vasiflarla ve zihniyetle yazdigi asikar.Bende bir ornek uzerinden hareket edeyim; '' Boraltan Vakkasinda '' kendi soydaslarini geri iade eden bir yonetim II.Dunya savasi gibi global bir felaket vuku bulmuşken bazi hatalar yapmis olabilir; yalniz Turk insani bireysel olarak yardim severdir; bunu tum ictenligimle ve tarafsizligimla soylemek isterim. Keza defaatle politikalar o donemin sartlarinda Yahudilere bazi yardimlarin tam manasiyla yapilmasina olanak vermemis olabilir ancak saydiginiz tum o zevat yaradilana olan saygisindan yani insana olan saygi ve hormetinden dolayi can guvenliklerini hice sayarak defalarca yardimda bulunmuslardir. Bu insanlar Yahudi dunyasinin odulleri yada para pul icin yapmamistir bunlari , o donem dunyada kaybolan insanlik onuru adina yapmislardir. İsmail Necdet Kent ile ilgili tum bilgileri oglu beyefendi Muhtar Kent'e danisabilirsiniz eminimki size bu konuda tarafsiz olacaktir. Beyhudeliklerle yazilan bazi paragraflara Ermeni olaylarini da sikistirmaniz sizin tarihe olan yanli bakisinizi net olarak ortaya koyuyor, bu konu sizin tekeliniz yada savunma limaniniz degildir; bu husus tarihi bir olgudur ve yapilan karsilikli nahos hareketler birbirinin pesi sira cereyan etmistir. Kamalist doktirini yargilayan siz, sevgili Albert Einstein'in Kamal Ataturk ile olan mektuplarina goz atiniz, olusturuldugu donemi degerlendiriniz yoksa abuk subuk konusmalar ve isaretlerle hedeflestirmek ancak Dogu Pakti mahsulu Siyonist dusuncelerinin dengesiz manevra mahsuludur. Ve devamli Musevi cemaati ile Turk cemaatlerini karsi karsiya getiriyorsunuz, zaten Uluslararasi sularda vuku bulan Mavi Marmara saldirisi sonrasi gerilen iliskiler ve katledilen onca Turk vatandasi varken, siz ve sizin gibi ne yidugu belirsiz kisi yada kurum yada organizasyon tarafindan baris ve sevgi mesajlari verilecek yerde antipatik ve hakaret icerikli kisacasi dusmanlastirici adimlar atmaniz dusundurucu?! Tarih karanlik bir tunel gibidir; bu tunelde yururken sadece onunuze bakmayın isigi da yakin zira zifiri karanlikta olanin onune bakarak yurumeside abestle istigaldir. Ve unutmayin ki dusunebilme yetisi-kabiliyeti dunya uzerinde yalnizca insanogluna bahsedilmistir. Dusunun kuzum, detayli dusunun!!!
Adınız
07/01/14 17:20
YAZINIZDA REFERANS VERMIYORSUNUZ DEMISTINIZ ; Le 1er novembre 2005, il est honoré, comme tous les diplomates turcs qui ont empêché la déportation des juifs séfarades, par la Fondation internationale Raoul Wallenberg dans le cadre d'une cérémonie commémorative à New York2,3. TERCUME ETMEME GEREK VAR MI arastirmanizi derinlestirmenizi dilerim
cengaver
02/01/13 19:28
Bizde güzel bir söz vardır. İYİLİK YAP DENİZE AT
Mehmet
04/12/12 17:15
Ayıptır yahu, gerçekten ayıptır. O beğenmediğin "Kemalist" rejim yüzlerce insanı kurtardı. İnsanları bifiil kurtaranların başındaki Behiç Erkin de o "Kemalist" rejimin mimarlarındandır, dünyayı değiştiren Çanakkale Savaşları'nın lojistik komutanıdır. Onu çok seven(?) Almanlar bile onu defalarca Demir Haç ile onurlandırmak zorunda kalmışlardır. Ayıp.... Tek kelimeyle Ayıp!
Alon
25/11/12 22:01
çelebi ne bu şimdi ? bize martaval mı anlatıyon ?
Çelebi
22/11/12 01:34
Kimi Yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar (4/46)
gandalf
04/11/12 23:22
insanlar yıllarca birbirlerini vahşice öldürdü. Güçlü güçsüzü sürdü, katletti. Sen yahudisin öyleyse ölmelisin, sen müslümansın öyleyse sürülmelisin, sen bilmem hangi dindensin küçücüksün, öldürülmeyi hakediyorsun. Biz osmanlıyız, biz türküz, biz yahudiyiz, biz bilmem neyiz tarzında orta çağdan kalma bir ahlak anlayışıyla tartışmak tam anlamıyla ilkelliktir. İnsanların dinini, dilini, ırkını ve kültürünü seçemediğini unutarak, sanki herkes bilerek ve isteyerek türk, kürt, yahudi, ermeni olmuş gibi, birbirinin ırkını yada dininin küçümsemeye çalışıyorsunuz. Tarih boyunca savaşlar, katliamlar milliyetçilik ve din üzerinden yürüdü. milyonlarca insan öldü kimse ders almadı. Kendi dinini ve milliyetini diğerlerinden üstün gören zihniyet… umarım bir gün toprağa gömülürsün ve seni kimse hatırlamaz.
İlan
04/11/12 14:06
İhsan bey iyi niyetinizden şüphem yok. Osmanlı tarihi hakkında söylediklerinizi gayet iyi anlıyorum, kurtuluş savaşından sonra huzur içinde yaşamayı da. Ne var ki, kabul edin hiç birşey tam siyah veya tam beyaz değil. Bu sitede de diğer sitelerde olduğu gibi fikirler çarpışıyor, ve ne yazık ki "benim babam senin babanı döver" e geliniyor. Öyle olunca da karşı tarafın siyahları daha çok yüz üstüne çıkartılıyor. Bütün bunları tarhihi perspektifte görsek de Osmanlının da Cumhuriyetin de azınlıklara karşı kabul edilemeyecek davranışları olmuştur (Ermeni olayları, Dersim, Trakya olayları, 20 sınıf ihtiyat, varlık vergisi vs.) Bunları ne "hadi canım yalan" deyip göz ardı etmek, ne de tüm tarihin bunlardan ibaret olduğunu iddia etmek doğru değil. Bakın bu sitede dini Yahudi Türk vatandaşı diye bir yazı yayınlandı. Aramızdan pek çoğunun hislerine tercüme okumanızı tavsiye ederim. Sağlıcakla
ihsan yıldırım tarhan
03/11/12 19:53
Günlerdir bu sitede osmanlıyla ilgili hiç te sempatik olmayan seviyesizce tartışmalar yapılıyor.Anlamıyorum arkadaş osmanlıyla alıp veremeğiniz ne bu nefret niye osmanlı sevabıyla günahıyla bizim evimizdi,çatımızdı,devletimizdi hatta birazda sizin devletinizdi. Yehuda Beit - Halachmi aşağıdaki çakma hakime cevap vermişsiniz iyi güzel, egonuzu tatmin etmişsiniz.diyorsunuz ki".OSMANLI IMPARATORLUGUNUN ISRAEL TOPRAKLARI VE ORTA DOGUYU 400 YIL SOMURMUS OLMALARI TURKLERE BURALARDA HAK TANIMAZ.ONLARDAN EVVELDE BURADA NICE IMPARATORLUKLAR HUKUM SURUP BURALARINI SOMURDULER SONUNDA GELDIKLERI GIBI GITTILER"Doğru imparatorluklar gelip geçicidir.Ama osmanlının sömürge siyasetini çok ciddi incelememiz lazım.bir kere sömürge siyasetini oldu mu?Avrupalıların afrikayı soyması gibi ciddi bir soygunu madenleri alıp taşıması gibi oldu mu?Tamamen eyalet yönetimine,haraç yönetimine dönük bişey di bu.Bunların altına girildiği zaman örneğin mısıra bir ağabeylik bir üstünlük sağlıyacağımız açıktır.Bu yüzden siyasi birliğimiz otomatikman kuruldu.Mısır bize kapılarını açtı bizde onlara açtık.Yani gümrük duvarlarını indirerek biz otomatik bir birlik sağlarız.Oysa batılılar birliği sağlıyabilmek için bir gümrük standardı oluşturmak zorunda"Sendeki malı şöyle yapalım bendeki malı böyle yapalım.yüzde 1-2 kota kayalım"Ayrı bi tartışma.O yüzden anadolu topraklarının büyük bir şansı vardır.Bu pazarlarda,çarşılarda,şehirlerde bölüşme şansıdır.Bunu aşkla açıklayabiliriz,aşkda bunu çok güzel biçimde tamamlar.Bizim leyla ile mecmun ,ferhat ile şirin gibi,binlerce yıldır uzun kış gecelerimizde anlatılmış hikayelerimiz vardır.Bugün bile yüzlerce türkümüz bu hikayelerden alınmadır.Aslı ile keremin hikayesinin güzel bir tarafı vardır.kerem müslüman çocuk aslı papazın kızı.Bunun ermeni versiyonuda varmış,oradada tam tersi papaz kızını kereme vermez ve kerem kayseriye kadar aşkının yollarına düşer.Bunlar çok acı çeker ve buluşamazlar.Hikayenin sonunda çok enterasan bişey olur.Aslı gerdeğe girmek için düğmelerini çözerken elbisesi alev alr yanar kerem de yanar.Aşkla yanarlar yine buluşamazlar.Fakat hikaye burdada bitmez.Kerem ile aslının külleri kalır ve külleri birbirine yapışır.Ben anadolu topraklarının kayserinin bursanın erzurumun iskenderunun kerem ile aslının külüolduğunu düşünüyorum.Bu topraklarda annennelerimiz dedelerimiz birbirinin külüne karıştık.Biz burda insanlığın külüne karıştıkEn çok girilen çıkılan,en çok ziyaret edilen tarihin en çok mezar adları taşıyan,sandukalarının,kral mezarlıklarının evliya türbelerinin en çok olduğu topraklardayız.Bu topraklar kerem ile aslının külüdür ve bu külün bizi ilahi tutkalla bağladığını düşünüyorum.Şimdi bize etnik ayrımcık dayatıyorlar.Bizi biyolojinin ve zoolojinin kavramlarıyla tartışıyorlar.Oysa biz insanız sosyolojinin kavramıyla konuşmamız lazım.Siyaset bilimi,sosyolojinin konusudur.Siz bir siyaset yapıyorsunuz ama bunun bir hayvanat bahçesinin dili gibi değerlendiriyorsunuz.Sokaklarımızı ikiye ayırıyorsunuz.Hiçbirimizin annesi babası aşık olurken inşallah çerkezdir yada boşnaktır demedi.Ama hepimizin annesi babası örneğin birbirinden habersizken bir düğünde karşılaştıkları zaman "seni yaratan ne güzel yaratmış ben sana kurban olayım demiştir"Biz allahın yarattığı her insana kurban oldukGüzelliğine allahın güzelliğine kurban olacağız.Biz şehirlerimizi böyle kurduk.Kurtuluş savaşı bunun en güzel örneğidir.Sarıkamışta kaç çerkez öldü kaç boşnak öldü bunun hesabını hiç yapmadık.Biz çanakkalede cephe arkadaşımızın mezhebini kitabını sormadık.düşünmedik.Bu topraklarda moğollara, haçlılara olduğu gibi ingilizlere karşıda onların afrikadan hindistandan getirdiği yoksul kölelere karşı beraber birlikte savaş verdik.Bizim birliğimizin temelinde bu aşk felsefesi bu evliyalar ve bizi kardeş yapan bu halaylar şarkılar ve kemençeler yatıyor.30-35 yaşındaki avrupalı bizi şöyle görüyor"Burada büyük bir askeri diktatörlük var,bu askeri diktatörlük bu birliği tutuyor.Biz askere karşı gelip bu birliği yıkarsak,birlikleri dağılır"Birilerinin onlara bu birliğin harcının kardeşlik kültür ve coğrafyanın kültürü olduğunu anlatmalı.Bizi birlikte tutan askeri diktatörlük değil;aşktır kervan yollarıdır,büyük şehirlerimizdir,gelenek ve göreneklerimizdir.Ve son olarak biz bu topraklarda yüz yıl önce bir kurtuluş savaşı verdik vebu savaş yüzyıl huzur içinde yaşatıyor.Bu topraklarda bağımsılığı bağımsız yaşamayı öğrendik kimse bizlerle tarihimizle alay edemez aşağılayamaz.Bunu en çok ülkemden giden türk yahudilerde görmek isterdim.
Hakime Hanım a
03/11/12 14:54
Konuşmanızı seviyorum ama işi dine hadislere soktunuzmu sizden ayrılıyorum..Dinlere inanmıyorum..Zira..
toryum
02/11/12 22:45
Bosverin
Yehuda Beit - Halachmi
02/11/12 14:40
YAHUDI DUSMANLIGIYLA BEYINLERI IYICENE YIKANMIS BU HAKIM BOZUNTULARI (SITEDE GUYA HAKIM NURTEN GIBI DAHA BIRKAC HAKIM VE AVUKAT VAR) BUNLARIN ISRAEL VE YAHUDILERLE NE ALIP VEREMEDIKLERI VAR? BIR DAHA HATIRLATMAK ISTERIM IMPARATORLUKLARIN ZAMANI GECMISTIR.OSMANLI IMPARATORLUGUNUN ISRAEL TOPRAKLARI VE ORTA DOGUYU 400 YIL SOMURMUS OLMALARI TURKLERE BURALARDA HAK TANIMAZ.ONLARDAN EVVELDE BURADA NICE IMPARATORLUKLAR HUKUM SURUP BURALARINI SOMURDULER SONUNDA GELDIKLERI GIBI GITTILER. ISRAEL YAHUDILERINDIR.YERUSALAYIM 3000 YILLIK TARIHI ILE YINE HAKIKI SAHIPLERI YAHUDILERIN BASKENTIDIR,VE DAIMA OYLE OLACAKTIR. AYNEN KIRAL DAVID VE SHLOMO'NUN BASKENTI OLDUGU GIBI .BU YUZDEN KIMSE BU TOPRAKLARI SAHIPLENMEGE KALKMASIN SONRA HUSRANA UGRARLAR .SELAMLAR VE SAYGILAR.
Alon
02/11/12 12:18
Sayın Hakim NURTEN hanım...Çok özür dilerim...Niyetim asla ve asla sizi ürkütmek değildi..Üzüntü mü nasıl ifade edeceğimi inanın bilmiyorum...Size bütün samimiyetimle şunu söylemek isterim ki, sizin bu siteye geleceğinizi bildigimden , ürkmeyesiniz diye kurdelayla fiyonk yaparak bağlamıştım...:-((((((((
Kocaeli 3.ncü Ağır Ceza Hakimi Nurten Guzide Ersun
02/11/12 00:35
Gunlerce Hukuki olarak iceledigim bu Radikal sitede gozume carpan azılı dort kisi beni hayli urkuttu Basel,Alon,Rudolf,Yehuda ya siz kimsinizki Koskoca Osmanli Imparatorluguna dil uzatiyorsunuz bu gucu ve tekkarüzu nereden alıyorsunuz goreviniz nedir, ben bunlari bir Hukuk Kadini olarak bilmek istiyorum Reziller sizi aslinda sizi yargilamak lazim ayağa kalkın ayağa kalkin ve ifadenizi verin bu ne cürret ve mühtehlim el üm el anila Osmanli sancağı altında yıllarca korkudan kuzu gibi emrimizde yasadiniz simdi aslan mi kesildiniz basimiza fakaaat er gec size ulaşacağız ve tekrardan Osmanlinin adaletli kılıcını tadacaksınız bu sure tecelli edecektir Kuranı Kerimdeki ayetlerdede bu Peygamber efendimiz (C.C) SALAVATU EL ŞERİFTE DE BUYURULMAKTADİR Bakalim o zaman nereye kacacaksiniz sizi mğsteglifler sizi Müslüman hukucular olarak bu messeleyi elimize alıyoruz ve son noktayı koyuyoruz ben sahsen bu konuda müteferrih olarak sizi takip ve teaklüm edecegim Kocaeli Müslüman hukukcular adına soz veriyorum mütregazitler sizi.
Alon
01/11/12 22:45
Pardon ????? Nerede hakaret var ??? Tarihiniz hakkında bilmediklerinizi söylemek mi hakaret ??? Ben türkiyeyi de israeli de çok iyi tanıyorum.Ama sizler israeli hiç tanımıyorsunuz..Yalakalardan duyduklarınızla tanıdıgınızı bildiğinizi zannedip ahkam kesiyorsunuz..Dolayısıyla ben maça 2-1 önde başlıyorum...Ben olayım, Basel, Rudolf, Yehuda veya başka birileri, bunlar hepsi türkiye yi tanıyan insanlar..Sizden farkımız , hiçbir zaman türk, osmanlı tarihini sizler gibi kuzu masalıymış gibi dinlemedik..Aslında daha bilmediğiniz o kadar çok şey var ki tarihinizde, inanın bilmek istemezsiniz..Hele ki türkler islamiyeti nasıl kabul etti duymak bile istemezsiniz...Ama bunlar türkiyede okullarda öğretilmiyor..Araştırın öğrenin eger sonuçlarına katlanabilirseniz.. Tarih-i Taberi yi okuyun..o dönemin arap tarihçisi, din alimi .....Size sizi nasıl müslüman yaptıklarını anlatsın...Kısaca , burda söylediğim hiçbirşey uydurma değildir, hepsinin kaynağı vardır..Bana cevap verseniz ne olur vermeseniz ne olur ?? Doğru olan doğrulardır...Tarihin, yaşananların ta kendisidir...
Rudolf
01/11/12 21:08
Salamona ''' Peki Salamon sen hangi gruba dahilsin ????
Alon
01/11/12 17:00
hehehee boşver muhattab ayaklarını..Cevap veremezsin zaten...cevap verirsen eger rezillikleriniz çıkar ortaya :-))
Salamon
01/11/12 15:10
Benimde muhattabım degil..bir Amerikan dergisinde okumuştum..Yahudi devletinin kurdugu gizli bir savunma örgütü varmış..Bütün işleri eleştirilere göre savunma yapmak..yapamayacakları savunamıyacakları durumda,karşıya hakaretler yagdirarak susturmakmiş...Bu Alon,Rudolf,Basel Yeahuda ların bu gruptan oldukları kesin..
ihsan yıldırım tarhan
01/11/12 02:38
Alonnnn:))Muhatabım değilsin:)ÇATLAA
Rudolf
31/10/12 21:11
KEDI ERISEMEDIGI CIGERE MUNDAR DERMIS,, turklerde bu nevidendir iste boyle
Zeitgeist
31/10/12 13:50
Ayrıca bir şeyi daha ifade etmek istiyorum.Acımasız eleştirilerle dolu bu yazıda struma olayından bahsedilmiş.Dönemin siyasi ortamına bakacak olursanız Türkiye'nin mültecileri kabul etmemesi bence gayet normal.Belki gemideki yahudi göçmenleri kabul etseydi Nazi Almanyası Türk topraklarını işgal edecekti.Bu göze alınamayacak bir risk. Madem öyle Osmanlının İspanya'da ki yahudileri kurtardığına neden değinmiyorsunuz?Lütfen çifte standart yapmayalım.
Zeitgeist
31/10/12 13:20
Sonuç olarak iyi yada kötü soykırımı anlatan yani yahudi toplumunu destekleyen bir film yapılmış.Yıllardan beri hollywood II.dünya savaşı ile ilgili bir sürü film yaptı.Filmin kritiği yapılırken amacın; bozulan Türk-İsrail ilişkilerini tamir etmek olduğu söylenmiş.Bu film devlet destekli bir film değilki bu amacı taşısın.
Yehuda Beit - Halachmi
31/10/12 12:41
Bedros efendi....O dedigin Hancuryak ordusu ancak salvarina yapar.
Adınız
31/10/12 05:55
içinden cevap vermek gelmez çünki kızılderili nazariye si FOS çıktı.sonsuza dek yolun açık olsun...:))
Alon
31/10/12 00:02
Pusulası necip fazıl kazmakürek olan birinden adam gibi yorum yapmak beklenemez de bi soralım...Zeyinyağını, tereyağını , başınızdaki Avarel Dalton a kullanın da...sen asıl anadoluya girdikten şimdiye kadar kaç medeniyeti, halkı abrakadabra yaptınız onu söyle bilgilenelim:-))
ihsan Yıldırım Tarhan
30/10/12 22:35
Haklısın salamon kardeş cevap yazmak gelmiyor içimden bu zeytinyağlara "Biri size yobaz diyorsa demekki doğru yoldasınız"Necip Fazıl Kısakürek
ihsan Yıldırım Tarhan
30/10/12 22:17
SALAMON adamımsın
Bedros Papazyan
30/10/12 21:50
Evet şanlı Hancuryak Ordusu EL-Kuds e yaklasıyor yahudiler kaçın Filistinli Kardeslerimizle EL-Kuds,tekrar alicağız ve sizleri oradan süpüreceğiz
Yehuda Beit - Halachmi
30/10/12 13:53
Hakikatler Salamon rumuzlu ile Ihsan efendilerin hosuna gitmiyor. Roma surgununden sonra nerede olursa olsun hic bir sebep olmadan hor gorulup hirpalandilar ,oldurulduler. Yahudileri gunah kecisi gibi kullandilar. Bugun allaha bin sukur tekrar tarihi topraklarimizda kendi vatanimizi yeniden kurduk ve kendimizi mudafaa edebilecek kuvvetimiz var. Bu yuzden Salamon Rumuzlu ile Ihsan gibileri bunu cekemiyorlar,artik yahudiler kendilerini koruyabiliyorlar ,istedikleri gibi (Nasil olsa Yahudidir vur oldur) o zamanlar Yahudiler kendilerini koruyacak gucleri yoktu .Bugun ise bunu kolaylikla yapamazlar,Bunu yapmaga kalkisanlarinda eninde sonunda yakasina yapisip cezasini keseriz.
Alon
29/10/12 19:18
Salamon !!!! ayrıca unuttuklarına ilave yapalım.... Başka halkların topraklarını işgal edip bunu FETİH diyerek süslemek yalancılıktır...İsraele gazzeden roket atılırken ya ne olacak yaaa deyipte Akçakaleye düşen trışkadan 2-3 bomba için çaçaron gibi bağırmak palyaçoluktur.....Kuranda bile yazmasına ragmen yahudilere ait toprakların çapulculara ait olduğunu söylemek dansözlüktür...İsrael-gazze çatışmalarında meydana gelen ölümleri kana susamışlıkla suçlamak yerine sadece Sudanda islamcıların katlettiği 300.000 kişiyi görmek istememek şerefsizliktir, adiliktir... DAHA İLAVE EDEYİM Mİ SALAMON ????
SALAMON
29/10/12 14:32
Israil yada Yahudiyi eleştirn:KISAKANÇTIR.. Yahudi Tarihini inceleyen.:CAHİL CÜHELA dır.. Yahudi dinini eleştiren solcu dur.. Yahudi Soykırımına abartılı bulan..Antisemit dir..
Alon
29/10/12 07:48
Hey gidi İhsan !!! insan hakları savunucusu..Tüm zamanların en insancıl kişisi..Bir eleştiri de 1071 den sonrasına yapsana ?????? türkler orta asyadan anadoluya geldiklerinde anadolu bomboştu desene..Doğu anadoluda ermeniler, batıda ve karadenizde rumlar , türkler anadoluya girmeden önce buraları zaten terketmişlerdi desene ??? Aya Sofya hiçbir zaman kilise değildi, sadece batılıların palavrasıydı desene??? Heryıl milyonlarca turist çeken antik yerler eski yunan medeniyetleri değil türk medeniyetleriydi desene ?? Bugün keyifle yediğin kefal, çipura , levrek yunancadan türkçeye girmemiştir desene ? Olur mu hiç öyle şey kardeşim , biz bu medeniyetlere çöreklenmedik, 1071 den evvel bütün o halklar buhar olup uçmuşlardı de bari...
Adınız
29/10/12 06:13
cahil cuhela tarhan kardeş.sen kızılderilelere benzetiyorsun ammma.....amerika da kızılderilerden önce batılılar amerika da yaşamamışlardı.batılılar mayflower ile oraya göç ederken.. bu topraklarda yaşayan o dine ait kişileri batılılar(yani romalılar) tarafından mö 70 yıl önce titus zamanında o topraklardan göç etmeyi zorlandılar.yani tehcir edildiler.batılılar amerika ya mayflower ile göç ederken yeni geldikleri topraklarda kendilerine ait hiç bir şey bulamadılar.ama o dine ait kişiler kendi öz topraklarına göç ederken o topraklarda kendilerine ait çok şey buldular diğer taraftan o savunduğun sentetik topluluğa(güruha) ait hiç bir şey bulunmazken...bu kuran dahil kutsal kitaplar bu toprakları bu dine mensup kişilere tapulamıştır o "sentetik millet" uydurulmadan çoook önce. yani sen olayı ne kadar daramatize edersen et yine de biz beşbin sıfır öndeyiz.boşuna uzun uzadiye yazılar yazarak kendini yorma...sana yazık oluyor:)
İhsan Yıldırım Tarhan
28/10/12 13:44
II. Dünya Savaşı’ndan sonra, sinemalarla, romanlarla, tüm dünyaya “soykırım”sözcüğünü Yahudiler öğretti. Şimdi aynı Yahudiler tüm dünya basınını ablukaya alarak “soykırım” ve “katliam” sözcüklerini yasaklamak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar.İttihatçı subaylar da “soykırım”la suçlanıyor; hâlâ I. Dünya Savaşı yıllarında “Ermeni”göçü tartışılıyor! Oysa, Filistin cephesinde Türk subayları savaşı kaybetme sebebiolarak “centilmenlik”lerini gösteriyor, anılarında!Kudüs’ü I. Dünya Savaşı sonunda 1917’de kaybettik. Bugün tam bir mezarlığa ve siyasikaosa dönüşen Filistin topraklarını düşmana nasıl bıraktığımız “anılarda” sorgulanıyor!Bölgenin komutanı İttihat’ın en ünlü paşalarından Cemal Paşa’dır. Süveyş’te İngilizler’lesavaştık, yetmedi, Yemen’de, Hicaz’da, Irak’ta İngilizler’le savaştık. Ardarda Arapayaklanmalarıyla karşılaştık. Başta Mustafa Kemal, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy gibiİttihat’ın ve sonra KuvayıMilliye’nin ünlü paşaları bölgede görev yaptılar ve bize sadeceanılar bıraktılar.Cemal Paşa savaş yılları içinde bölgede bayındırlık hizmetleri, yollar, köprüler, okullar,arkeolojik araştırmalar yaptı, onca fakru zaruret içinde yetmedi, Arap şeyhlerini altına boğdu.Süveyş’ten geri çekilip Kudüs’te tutunabilirdik. Cemal Paşa, İş Bankası yayınlarından çıkananılarında Kudüs’ü vermemizin en büyük sebebi olarak Enver Paşa’nın bölgeye atadığıAlman komutan Falkentayn’ı suçlu bulur. Kudüs, paşalarımıza göre Falkentayn yüzündenelden çıkmıştır. Falkentayn’ın iki büyük hatası şunlar: Birincisi, Kudüs’teki kutsal mabetler zarar görür diye Kudüs’te bir savaşı göze alamaz. Cemal Paşa da aynen böyle düşünür, ancak “karşımızdaki İngilizler Kudüs’te savaşmayı göze alarak geliyor, onlar hiç düşünmüyorlar.kutsal mabetleri, biz ise zarar görür diye endişeleniyoruz, oysa, Kudüs’ün çok önlerindedüşmanı karşılayabilirdik.İkinci sebep, Türk paşalarının ahaliyle kurduğu yakın ilişkiler. Falkentayn Arapları hiç tanımıyordu ve onlara bir komutan gibi davranıyordu. Türk paşaları Arapların büyük bir bölümünü parayla, iknayla, propagandayla kendi yanlarına almıştı.Cemal Paşa anılarının 261. sayfasında şöyle der:“Bölgede ahali rahatsız olur diye silah araması yaptırmıyorduk. Çünkü vereceğimiz silah arama görevi askerler tarafından çığırından çıkarılıp Arapları rencide edebilirdi.Türk paşaları, bölgede, kıyım, sürgün değil, bir silah aramayı bile ince ince düşünürler. Tarihiayrıntılarıyla dikkatlice okuyalım. “Soykırım”la suçlanan İttihat Paşalarının bölgedecentilmenliklerinin kurbanı olduğunu görürüz.Kutsal mabetlere mermi düşmesin, ahali rahatsız olmasın derken, Kudüs elimizden çıktı!Osmanlı paşalarının yüzyıl önce ince ince düşündükleriyle şimdi İsrail tanklarının niyetlerinive katliamlarını karşılaştırın!İsrail, bu toprakların hakiki sahiplerine bugün “terörist” diyor.Osmanlı paşaları, bugünkü Filistinlilerden sayıca, daha çok ihtilalci Arapların ayaklanma ve suikastleriyle başbaşaydı. Cemal Paşa günlerini Araplara nasihat ederek geçirdi:“Ben Türk ve Arap gençliğine hitaben şunu söylüyorum: Bu iki millet birbirinden ayrılırsa, ikisi de yok olmaya mahkumdur...”Nitekim öyle araplar bugün hala çekiyor.Filistin tarihi.. Yeryüzü topraklarında Kızılderililer’in kaderine bu kadar benzer bir tarih bulunamaz. Kızılderililer gibi, aynen, topraklarından çıkarıldılar. Aynen Kızılderililer gibimülteci kamplarına yerleştirildiler. Aynen, kamplarda yoksullaşıp ölüme terk edildiler.Aynen, kamplardaki hastalıkları ve yoksulluklarıyla alay edildi. Aynen, yoksulluğu vekamptan çıkamamanın acısıyla birçok Kızılderili genç soygunlara başladı. Aynen, ABD,Kızılderililer’i yok etmenin, aşağılamanın gerekçesi olarak bu soyguncuları gösterdi.Manitu’dan umutlarını kesen Kızılderililer dini bir buhrana sürüklendiler. Hayali bir din icatolundu. Bu dine göre İsa inecek ve ölmüş Kızılderililerle birlikte hepsini kurtaracak.Umutlarını kesen Kızılderililer bu dinin bir töreni olan “hayalet dansı”na başladı. Her akşam,İsa’yı beklediler. Aynen, FKÖ’den umudunu kesen Filistinlilerin aşırı dinsel ideolojilere bağlanmaları gibi. Aynen, Kızılderili tarihi
Ayşe Günaysu
28/10/12 12:40
İngilizcesini okumuştum, Türkçeye çevrilmesine çok ama çok sevindim!

Haber Merkezi