Haber Merkezi

21/03/12

NEFRET KONFEKSYON SUNAR : ŞUBAT 2012 MODELLERİ

NEFRET KONFEKSYON SUNAR : ŞUBAT 2012 MODELLERİ

 

 

Sanırsınız ki Yahudilerin insanüstü güçleri var, sanırsınız ki bunlar etten kemikten değil, uzaylı. İş, aş dertleri yok, savaş, ölüm hastalık, kaza, ayrılık gibi sorunları yok. Sanırsınız ki dünyadaki 13 milyon Yahudi ve İsrail hükümeti tüm işlerini güçlerini bırakmışlar, sadece var güçleriyle kime ne kötülük edeceklerini planlıyorlar. Evet, hastalıklı beyinler maalesef hayal güçlerinin, korkularının ve ırkçılıklarının esiri olmaya, Yahudi nefretini yaymaya devam ediyorlar.

 

 

- AİDS MİKROBUNU KİMLER YAYDI ?

 

http://www.islamiforum.com/index.php?showtopic=67174

 İslami Forum : Küresel Felaketçilerin Yalanı, eklenme tarihi   10.2.2012

 

« Son yıllarda gündemin modası haline gelen küresel ısınma, kuraklık ve kıyamet senaryoları gibi meselelerin aslı tam olarak anlatıldığı gibi değil… Hareket planı, tüm dünya insanlarının zihninde, kuraklığa bağlı küresel bir felaketin senaryosunu yerleştirmektir… Gerçek amaç Büyük Ortadoğu Projesinin temel sebebi olan Büyük İsrail Projesi ile bizzat alakalıdır. Bu korku havası ile İsrail, emelini gerçekleştirmek istediği topraklardaki insanları kendi istekleriyle ya da metazori olarak göç ettirmek istemektedir. Değerli madenler ve su yatakları bu projenin bir parçasıdır…. Bizim anlatmak istediğimiz küresel felaket senaryosunun aslında bir İsrail projesi olmasıdır. Tohumlarımızın nesli bilinçli şekilde tüketilmiştir. Genetik tarım adı altında İsrail`den tohum alınmaktadır. Genleri ile oynanmış bu tohumların Türk insanının genetik yapısına uygun hastalık hormonları taşıdığı ehlince araştırılsa ortaya çıkacaktır…. Karakıta Afrika`daki 12 ülkede, elmas madenleri yüzünden aynı şer güçler AİDS mikrobunu yaymışlardır. Ve tıpkı küresel felaket senaryo yalanı gibi AİDS hastalığı da büyük kampanyalar sonucu insanlığın zihnine enjekte edilmiştir…. 12 ülkede 35 milyon insanı öldüren AİDS mikrobu sadece siyahları öldürmektedir ve bu ülkelerdeki beyaz efendilere bu hastalık bulaşmamaktadır. Nedeni AİDS mikrobunun sadece siyahları öldürecek şekilde genlerine uygun olarak üretilmesidir…. Gelelim küresel felaket çığırtkanlıklarına. Burada yapılmak istenen yukarıdakilerle aşağı yukarı aynıdır: İnsanlar göç ettirilecek ve bu insanlar kuraklığa bağlı kolera, tifo veya adı sanı duyulmamış hastalıklar yayılarak telef edilecek(!) ve bu topraklar boşaltılıp İsraillilerin yerleşmesine zemin hazırlanacak. »

 

-  TÜH ! SİYONİSTLERİN TÜM PLANLARI DEŞİFRE EDİLDİ

 

http://yakintarihimiz.org/dunya-siyonist-teskilatinin-yirmi-maddede-topladigi-pek-ibretamiz-faaliyet-melanet-programi.html  Mustafa MÜFTÜOĞLU, 26.2.2012

 

Dünya Siyonist Teşkilatının yirmi maddede topladığı pek ibretamiz faaliyet (melanet) programı  

l) Genç nesilleri ahlaka mugayir telkinlerle ifsat etmeli,

2) Aile hayatını yıkmalı.

3) İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.

4) Sanatı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevî bir hale sokmalı

5) Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında reziline vakalar uydurmalı,

6) Hudutsuz bir lüks. baş döndürücü modalar icat etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik eylemeli,

7) Kalabalıkların vakitleri, eğlenceler ve oyunlarla geçiştirmeli, herkes düşünmekten alıkonulmalıdır,

8) Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalıklar meydana getirmeli, içtimai sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalıdır.

9) Aristokratlara müthiş vergiler koyarak onları bunaltmalı,

10) İş sahibeleriyle işçiler arasını bozmalı, grevler, sabotajlar tertip ettirilmeli.

11) Yüksek tabakanın manevi kuvvetini her çareye başvurarak kırmalı,

12) Sanayinin ziraatı ezmesine imkan vermeli, böylece köylü sınıfı ortadan kaldırılmalıdır.

13) Saçma nazariyeler ortaya atarak halkı, gayr-i-kabili-tatbik fikirlerle dolambaçlı yollara sevk etmeli,

14) Hayat pahalılığı körüklemeli,

15) Beynelmilel meseleler ihdas ederek milletler arasına kin ve nefret tohumlan serpmeli.

16) Milletlerin idaresini tahsil ve terbiyeden mahrum kimselerin ellerine tevdi ettirmeli.

17) Bütün hükümet şekillerini değiştirmeli, birçok sırları ifşa etmeli.

18) Siyasî ve iktisadi buhranlarla servetleri mahvetmeli.

19) Mali istikrarı bozmalı, iktisadi krizleri çoğaltmalı, spekülasyonlara, enflasyonlara yol açmalı, altını mahdut ellerde toplamalı, sermayeleri felce uğratmalı,

20) Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı, insaniyeti elem, ıstırap ve yokluk içine atmalıdır.

 

- COCA COLA KALP KASTALIĞI İÇİN YAHUDİ SİLAHIDIR, İÇİNDE EROİN BULUNDU

 

- Video :  http://www.youtube.com/watch?v=3KfEzSnJO0g 22.2.2012

 

- ANTİSEMİTİZM SAPLANTISININ SONUÇLARI :

HEDEF, İsraİl'İn çıkarlarına hİzmet eden Türk vatandaşları

 

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/02/11/faiz-lobisi-hakan-fidan-ve-israil#

Faiz lobisi, Hakan Fidan ve İsrail, Oguz Karamuk, 11.2.2012

 

« Her olayın ardında aynı adres: İsrail...

* Türk ekonomisine karşı atak yapıp dövizi, faizi yükseltmeye çalışan lobinin baş aktörleri küresel Yahudi diasporasının liderleri ve siyonizmin kurucuları çıkıyor...
* Akdeniz'de Rumlar'la yaşanan gaz-petrol arama çalışmalarının ardında yine İsrail duruyor...
* Ordudaki, bürokrasideki, yargıdaki temizlenme hareketinden en çok İsrail rahatsız oluyor...
* PKK'yı biraz deşince yine İsrail ve onun derin bağlantılarına ulaşılıyor. Hatta sorumluluğun MİT'e yıkılmaya çalışıldığı Uludere olayında da onların adı geçiyor.
* Türkiye, Müslüman dünyasında yaratılmaya çalışılan Sünni-Şii çatışmasına karşı çıkarken, alevlendirmeye çalışan isimler yine İsrail ve onun yandaşlarına uzanıyor.
(…)
* Fransa'da demokrasi suçu işlenerek gündeme getirilen sözde Ermeni Soykırımı'nı İnkâr Yasası'nın perde arkası Yahudilik bağlarına kadar ulaşıyor.

* One Minute'tan, Mavi Marmara'dan sonra Başbakan Erdoğan'dan en çok İsrail rahatsız oluyor...
* Devlet adına görevini yaparken şimdi 'ihanet'le suçlanmaya çalışılan Hakan Fidan'ı en baştan ve en çok İsrail istemiyor... (…)

Ancak normal olmayan bir durum var... O da İsrail'in çıkarlarına hizmet eden Türk vatandaşı-işadamı, kurum ve kuruluşlarının durumu... »

 

- PKK BİR ERMENİ VE YAHUDİ HAREKETİYMİŞ

 

http://www.milligazete.com.tr/makale/son-krize-cok-yukaridan-bakmak-230325.htm

Son Krize Çok Yukarıdan Bakmak, Mehmet Şevket Eygi, 16.2.2012

 

« Eskiden, Kürdistan denilen bölgede Kürtçe konuşan, Kürtler gibi yaşayan Yahudiler varmış. Bugün o bölgede açık kimlikli bir tek Kürt Yahudisi yoktur. Bunlar nerelere gittiler? Bir kısmı İsrail'e göç etti, peki ötekiler? Onlar da, Ermeniler gibi kılık ve kimlik değiştirerek Müslüman göründüler. 

(…)

Yayılmacı Ermeniler ve yayılmacı Yahudiler, amaçlarına ulaşmak için Kürt kozunu kullanıyor.

PKK bir Ermeni ve Yahudi hareketidir.

Türkiyedeki gerek Ermeni ve gerekse Yahudi Kriptolar, devletin çeşitli kadrolarına sızmışlardır.»

 

- YAHUDİLEŞME TEHLİKESİNE DİKKAT !

 

http://www.haber7.com/haber/20120210/Yahudilesmenin-neresindeyiz.php

Yahudileşmenin neresindeyiz?,  Arif Altunbaş  10.2

 

« İnsanın Yahudileşmesi için Yahudi anne ve babadan olması gerekmiyor. Beni İsraili lanetli bir kavim haline getiren Kuranda bahsedilen sıfatlarıdır. (…)

 Hangi ülkede, hangi makam ve rütbede, hangi entelektüel seviyede olursa olsun bazı Müslümanlar İslami değerleri ve ölçüleri terk edip Yahudi ve Hıristiyanları kendilerine rehber edinerek (farkında olarak veya olmayarak) her gün biraz daha Yahudileşmektedirler. (…)

Allaha kulluğu bırakıp paranın, makamın, mal ve mülkün önünde eğilen, ona kulluk ederek dünyevileşen Müslüman, dünyevileştikçe azgınlaşıyor, azgınlaştıkça ölçü ve sınır tanımıyor. Haksız kazanç, tefecilik, fırsatçılık, faizcilik, rüşvetçilik, kayırmacılık, ayrımcılık yaparak her gün adım adım Yahudileşiyor.

Allah’ın ve Resulünün çizgilerini çiğneyerek haram ve yasaklara yöneliyor, her şeyi meşru görmeye/göstermeye çalışıyor. Adeta haddi aşmakta yarışıyor. İslami ölçüleri çiğnemekte ve terk etmekte sınır tanımıyor.

Müslüman olsa da fitne çıkarabiliyor. İnsanları/insanlığı bir birine düşürüyor. Hangi din ve milletten olursa olsun onların hak ve hukuklarını gasp edip çiğniyor. İnsanlar arasında üstünlük taslayarak ırkçılık yapıyor. İsrail oğullarının sıfatlarını kuşanarak Yahudileşme yolunda Yahudilere bile taş çıkartıyor.. »

 

- BAŞKA BİR DEVLETİN BAŞŞEHRİNE GÖZ DİKENLER VE KUDÜS’ÜN MÜSLÜMANLIKTAKİ ÖNEMİ SAFSATASINA İNANDIRMAYA ÇALIŞANLAR

 

http://www.haber3.com/uluslararasi-kudusu-savunma-konferansi-1212849h.htm

Uluslararası Kudüs'ü Savunma Konferansı - 26.02.2012

 

« Katar'ın Başkenti Doha'da bugün başlayan 'Uluslararası Kudüs'ü Savunma Konferansı'na' Türkiye'yi temsilen katılan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay yazılı bir açıklama yaptı.

"Kudüs'teki mirasımıza sahip çıkmak, geçmişimize ve kimliğimize sahip çıkmakla birdir" diyen Başbakan Yardımcısı Atalay, Kudüs'ün Müslümanlar için taşıdığı anlamı kelimelerle ifade edebilmenin güç olduğuna dikkat çekerek şunları dedi:

"Kudüs demek, Miraç demektir; Kudüs demek ilk kıble demektir. Peygamber efendimiz Mescid-i Aksa'dan Allah katına çıkarılmıştır. Mescid -i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi, harem mescitlerinin üçüncüsüdür. Bununla birlikte, Türkiye'nin, Kudüs'e atfettiği önem, Mescid-i Aksa'yı barındıran Harem-i Şerif'in burada bulunmasıyla sınırlı değildir. Türk halkı için Kudüs, bir hoşgörü, barış ve kardeşlik şehridir. Bu anlayış bize tarihimizin bıraktığı bir mirastır. Birçoklarının unuttuğu bu noktayı, bugün Sultan Süleyman Han'ın inşa ettirdiği Kudüs Eski Şehri'nin duvarlarında bulunan, ayrıca Yafa Kapısı olarak da adlandırılan "Halil- ül Rahman" (İbrahim) kapısının girizgah kitabesi bize hatırlatmaktadır. Bu kapıdan şehre girenlerin okuyabileceği kitabeye, kelime-i tevhidin yanısıra, adet olduğu üzere, "Muhammed Resulullah" değil de, Osmanlı hoşgörüsünün bir göstergesi olarak, şehrin üç semavi din için de taşıdığı öneme binaen "İbrahim Halilullah" ifadesinin ebediyete kadar kazınmıştır. Bu durum bugün de aynen geçerli olan bakış açımızı yansıtmaktadır."

 

Kudüs'ün Müslümanlık için olduğu kadar, diğer semavi dinler için de kutsal olduğunu ifade eden Atalay şöyle devam etti:

"Kudüs'ün paylaşılamamasının nedeni de budur. Konuya sadece fiziki açıdan yaklaştığımızda dahi, Kudüs'ü sınırlarla ayırmanın ne kadar müşkül olduğu kolaylıkla görülebilir. Kudüs'ün tüm semavi din ve kültürleri bir potada öğüten yapısı, Müslüman, Hıristiyan ve Musevi mahalleleri ile kutsal mekanların birbirlerinden net bölgeler halinde ayrılmasına izin vermemiştir. Müslümanlar için Haram-ı Şerif, Hıristiyanlar için Kıyame Kilisesi, Museviler için Ağlama Duvarı Kudüs'te her üç din için kutsal olan birçok diğer mekanla birlikte yer almaktadır. Bu görünümün bizlere verdiği mesaj, dini ve kültürel miraslarımızın ortaklaşa korunması, şehrin tek bir din ve ulus merceğinden yeni ve suni bir düzenlemeye maruz bırakılmamasıdır.

 

Ancak ne acı ki, Kutlu Kudüs bugün esir bir şehirdir, İsrail'in elinde esirdir. İsrail, izlemekte olduğu politikalarla, Kudüs'ün binlerce yıllık Müslüman, Hıristiyan ve Filistin tarihini bir hamlede silme çabasındadır. Yürüttüğü kazılar kutsal mekanları tehdit etmektedir. Filistinlilere, kendi toprakları olan Doğu Kudüs'te inşaat izni verilmemektedir. Kudüs'teki Müslümanlara ait evler bir bir yıkılmakta ya da istimlak edilmektedir.

 

Doğu Kudüs, bugün Yahudi yerleşimleriyle tamamen çevrelenmiştir. İsrail tarafından inşa edilen Ayrım Duvarı ile Kudüs'ün Batı Şeria ile fiziki, siyasi, kültürel ve sosyal bağlantısı kesilmiştir. İsrail bu şekilde Kudüs'ü diğer Filistin topraklarından ayırmayı amaçlamaktadır.

Yerleşimlere aktarılan Yahudi nüfus ile şehirdeki nüfus dengesi değiştirilmektedir. Ayrıca, seçici ve zorlu ikamet politikalarıyla Kudüs'teki Müslümanlar adeta şehirden ayrılmaya zorlanmaktadır.Amaç, buranın gerçek sahipleri olan Filistinlileri yıldırmak, anavatanlarından söküp atmak, bu şekilde şehrin tarihi yapısını ve dokusunu değiştirmektir."

 

Bu politikalara müsamaha göstermelerin beklenemeyeceğini kaydeden Atalay, tepkilerini gerek ikili, gerek bölgesel, gerekse de ilgili çok taraflı platformlarda ortaya açıklıkla koyduklarını işaret ederek "Filistinli kardeşlerimize haklarını aramalarında yardımcı olabilmek amacıyla Osmanlı arşivlerini de kendilerine açtık. Bir taraftan, İsrail'in bu kabul edilmesi mümkün olmayan politikalarına karşı dururken, diğer taraftan, Filistinlilere ekonomik ve sosyal yardımları sürdürmemiz gerekmektedir. Ayrıca, Kudüs'ün tarihi geçmişinin mimari, sanat tarihi ve tarihi dokümantasyon açısından daha derinlemesine araştırılması ve uluslararası toplumda bu kültürel mirasa yönelik bir farkındalık yaratılmasına da büyük önem vermekteyiz"ifadesini kullandı.

 

Türkiye'nin Harem-i Şerif kompleksindeki tarihi Türk çinilerinin restorasyonundan, Kudüs'ün Müslümanlık simgelerinin en başında yer alan Kubbet-ül Sahra'nın kubbesinde yer alan altın yaldızlı aleminin yenilenmesine, Hz. Muhammed'in sahabelerinin bir bölümünün ebedi istirahatgahı olan Yusufiye Mezarlığı'nın çevre düzenlemesine kadar, bu yöndeki çabalarını da başta Filistinlilerle olmak üzere ilgili dost ve kardeş yetkililerle işbirliği halinde sürdürdüğüne dikkat çeken Atalay, "Ortadoğu'daki sorunların merkezinde Arap-İsrail ihtilafının, bunun özünde de Kudüs'ün yattığı bir sır değildir. Binyıllar boyunca farklı din, dil ve etnik kökenden halkların barış içinde bir arada yaşadığı Kudüs şehrinin bugün karşı karşıya bulunduğu olumsuz tablodan kurtulması sağlanmadan, Kudüs özgürleşmeden ne Orta Doğu'da, ne de ötesinde gerçek anlamda huzur ve istikrar sağlanabilir.

 

Üç büyük dinin en kutsal mekanlarının bu şehirde yer alması doğal olarak bu soruna diğer ihtilaflardan çok daha farklı ve çözümü zor bir boyut katmaktadır. Dolayısıyla, Kudüs sorunun çözümü siyasi iradeye bağlı olduğu ölçüde bölgede yaşayan halklar arasında geliştirilebilecek karşılıklı anlayış ve hoşgörü ortamına dayanmaktadır" dedi.

Sorunların diyalog yoluyla ve karşılıklı anlayış çerçevesinde ele alınması ve çözülmesinin temel ihtiyaç olduğunu ifade eden Atalay, şöyle devam etti:

 

"Bunun bir gereği olarak tarafların uluslararası hukuka ve birbirlerinin haklarına saygı göstermesi, endişelerini anlamaya çalışması ve bu ortak soruna ortak bir çözüm geliştirmesi önem taşımaktadır. Türk halkının kalbi, Kudüs konusu gündeme geldiğinde, daha heyecanla atmakta ve Türkiye bu konudaki tarihi sorumluluğu her zaman omuzlarında hissetmektedir. Bu kutsal şehirde Filistinli kardeşlerinin ne zaman canı yansa, halkımızın da canı yanmıştır. Bu dün böyle olmuştur, bugün de böyledir.

1516 yılından itibaren Osmanlı yönetimine geçen ve 19. yüzyılın ortalarında idari bakımdan doğrudan Bab-ı Ali'ye bağlanan Kudüs-ü Şerif, üç dine mensup halkların yüzyıllarca huzur içinde ibadetlerini yerine getirdikleri kutsal bir mekan olmuştur. Bu barış ve huzur ortamının bugün yeniden tesis edilmesi, Kudüs'ün bir küresel barış ve uyum merkezi ve sembolü halinde gelmesi en temel ve samimi arzumuzdur. Bu doğrultuda, Türkiye, İsrail-Filistin ihtilafının yoğun şekilde yaşanmaya başladığı yıllardan itibaren bölgenin barış ve huzura kavuşabilmesine yönelik çabalarını aralıksız sürdürmüştür. Bu çerçevede, Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 11 Aralık 1948 tarihli 194 (3) sayılı kararı doğrultusunda Filistin'de ilgili tarafların aralarındaki meseleleri halletmelerine yardım edecek gerekli tedbirleri almak üzere kurulan Uzlaştırma Komisyonu'nun ABD ve Fransa ile birlikte üyeliğine seçilmiştir. Kudüs'e ilişkin hassasiyetimiz bakidir, hep sürecektir. 2007 yılında Mescid-i Aksa'nın dış duvarında İsrail'in kazı çalışmalarını bölgeye teknik bir ekip göndererek yerinde inceleyen ve tespitlerini ilgili taraflar ve uluslararası kuruluşlarla paylaşan Türkiye, zamanında Kanuni Sultan Süleyman'ın inşa ettirdiği duvarlar içerisinde sağlanabilen karşılıklı saygı ve anlayışın bugün aynı duvarlar içinden tüm bölgeye dalga dalga yayılan bir sel olmasını arzulamaktadır. Bununla birlikte, gerek İsrail hükümetinin tek taraflı politikaları, gerek aşırı görüşlü Yahudi grupların provokasyonları şehirdeki uyuma zarar vermekte, bölgesel ve küresel temelde olumsuz yansımalar yaratabilmektedir.

 

Kudüs'ün bir çatışma alanı olmaktan çıkarılarak, zengin tarihi geçmişine yakışacak şekilde örnek alınacak bir hoşgörü ve birlikte yaşayabilirlik merkezine dönüştürülmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Zira, insanoğlu geçmişte yaşanan hata ve acılardan ders çıkardığı ölçüde daha iyi ve daha güvenli bir dünyada yaşayabilecektir.

 

Orta Doğu'da istikrar ve refah görmek isteyen Türkiye, Orta Doğu'nun yeniden barış ve huzura kavuşturulması konusundaki sorumluluğunun bilinciyle, bu yönde elinden gelen tüm katkıyı gösterecektir. Buna paralel olarak, Filistinli kardeşlerimize içinde bulundukları zor koşulların ve sıkıntıların aşılması yönünde sağlamakta olduğu maddi, manevi ve siyasal desteği de kararlılıkla devam ettireceğiz. Kudüs'ün, geçtiğimiz yüzyıl başına kadar olduğu gibi, tüm kesimlerin haklarının güvence altına alındığı, uyum sembolü niteliğini yeniden kazanması yolunda her türlü çabayı sürdüreceğiz. " »

 

- AUSTER KRİZİNİN VE KEL ALÂKANIN DEVAMI : ERDOĞAN’IN ÖNEMLİ AÇIKLAMALARI

 

http://www.stargazete.com/politika/erdogan-dan-cok-onemli-aciklamalar-haber-422655.htm    7.2.2012

 

« Kılıçdaroğlu'nun şimdi de yazar Paul Auster'i Türkiye'ye davet ettiğini belirten Erdoğan, "Ben buradan Sayın Kılıçdaroğlu'na bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Eğer o yazar davetine icabet eder de buraya gelirse lütfen Türkiye'den sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Şöyle Gazze'yi gören bir tepede birlikte piknik yapsınlar. Arkalarına dünyanın en büyük açık hapishanesi olan Gazze'yi alarak koro halinde o söylediklerini tekrar etsinler. 'İsrail'de tutuklu gazeteci ve yazar yok' desinler. İsrail'de tutuklu gazeteci ve yazar yok demek en hafif tabiriyle yalancılıktır, cahilliktir. Bunu söylemek, Gazze'ye haksızlıktır, Batı Şeria'ya haksızlıktır. Bunu söylemek, bir yardım gemisinde şehit edilen 9 masum insana haksızlıktır. O plajda güneşlenirken öldürülen o yavrucuklara haksızlıktır. Filistin davasına, Filistin mücadelesine, Filistin şehitlerine ve sürgünlerine haksızlıktır" diye konuştu. »

 

- BÜLENT GEDİKLİ İNCİLERİ : İNANMASI ZOR AMA BUNLARI SÖYLEYEN AKP  GENEL BAŞKAN YARDIMCISI 

 

. http://www.ntvmsnbc.com/id/25319754/    6.2.2012 - Auster, Ergenekon'la işbirliği yapıyor

 « Türkiye'de kaos, korku, kriz yaratmak istiyorlar. Ama Neocon-Ergenekon kardeşliği beyhude bir çaba içerisindedir. Türkiye'deki güven ve istikrar ortamını kimse yıkamaz. Türkiye hukuk devleti rotasındadır, demokrasi rotasındadır.

Bunların parolası, meşru iktidarı yıpratmak, mümkünse devirmek, darbe. Bu grubun şifresi ise sivil dikta. Bütün yapılanları, konuşulanları sivil diktaya bağlıyorlar, sürekli bunu işliyorlar. Paul Auster de bunun için devreye girdi. (…)

 

Neocon-Ergenekon kadrosunda teknik direktör Şimon Peres; kaleci, teröristbaşı Abdullah Öcalan; geri üçlüde, Nicholas Sarkozy, Angela Merkel, Benjamin Netenyahu; orta sahada, Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Yalçın Küçük; ileride de Kemal Kılıçdaroğlu ve Selahattin Demirtaş var.

Kulübün başkanları da finansal oligarklar. Finans lordları yani. Bunlar finansal operasyonlar yapıyorlar. Faiz lobiciliği yürütüyorlar ama AK Parti Hükümeti, kriz lobisini nakavt etti. Türkiye'de ilk kez kriz lobisi, faiz lobisi nakavt oldu. Türkiye'ye operasyon çektiler ama başarılı olamadılar.

Paul Auster'ın Şimon Peres, Salman Rüşdi gibi isimlerle gayet samimi pozları var. Bu zat bir kere Türkiye ve İsrail konusunda bir cahil. Türkiye'nin siyasi tarihini bilmiyor. Gazeteciler içeride diyor ama Türkiye'de daha önce neler olduğu konusunda en ufak bir fikri yok. Bu adama sormak lazım, sen Türkiye'deki darbeler tarihini biliyor musun ey Auster? Türkiye'de darbeler nasıl olmuş, darbeler nasıl teşvik edilmiş? Bu gazeteciler, bu tür girişimler konusunda neler yazmışlar, neler söylemişler, bundan haberin var mı? E-muhtıra olmuş, bu konuda ne düşünüyorsun? İktidar partisine kapatma davası açılmış, bu konuda fikrin var mı? Bu ülkede olan bitenleri biliyor musun da sen kalkmışsın hemen buradan bir beyanat veriyorsun? Paul Auster'ı muhtemelen dolmuşa getirmişler. Birden bire böyle bir açıklama yapması ilginç. »

 

Gedikli’nin bu açıklamalarına bazı okuyucu yorumlarını iletmeden edemeyiz :

 

http://haber.gazetevatan.com/akpli-gedikliye-gore-auster-ergenekoncu/429228/1/Haber

 

. vekil adaylarından sağlık raporu! psikolojik test isteniyor mu merak ettim!!!

. Haberim yok ama bendemi ergenekoncuyum acaba

. korku filmi gibi mübarek,her telden çalmış,nerdeyse akpli olmayan herkesi ergenekoncu yapacak..sinemaya korku filmine gitmeye gerek yok,bu satırları okumak bile ayrı bir korku filmi..

. AKP li GEDİKLİ, Hazır takım kurmaya başlamışken bi takım hırsız bademlerden bi takım da dolandırıcı fenercilerden kursaydın ya. Bekliyoruz...

. Kendi dediklerine kendi inanıyor mu acaba, yoksa milleti kör sağır mı sanıyor.

. Dindar gençlik böyle oluyor galiba.

. söylediklerine inanıyor mu inanıyormuş gibi mi yapıyor bu ergenekon hastalığı Atatürk ve cumhuriyet fobisiyle birlşince böyle oluyor. Bu şifa bulur bi durum değil.

. bu adam akp'nin genel başkan yardımcısı ve böyle saçmalıyorsa gerisini varın siz düşünün. yakında türkiye'nin kapısını dış dünyaya kapatırlar hepsi ergenekoncu diye. sahi ergenekon'un tam olarak ne olduğu belli mi? tam ileri demokrasi... :)

. DAHA NELER YARIN UZAYDAN YADA AYDAN ERGENEKONCU TÜRETİRLER.

AKP ELEŞTİRME EŞİTTİR ERGENEKON

. bunlar artik kendi golgelerinden bile korkmaya basladilar eceli gelen kopek cami duvarina isermis

. Bu adam genel baskan yardimcisimi? Hey ülkem hey, kimler yönetiyor bizi?

. Sabahtan beri ilk kez güldüm.Eminim Levent Kırca bile bu kadarını düşünemezdi.Şaka gibiler.

. Yabancı ergenekoncuya tutuklama kararı çıkartmazlarsa, ileri demokrasimizi, bütün dünya nasıl öğrenecek? Silivri'yi boylasın ki, AKP hükümeti rahatlasın...

 

- « COK GÍZLÍ » BÍLGÍLERE ULAŞTIKLARINI SANAN ZEHİR HAFİYELER : BAR MÍTZVA TÖRENİ SIRADAN YAHUDİLERE DEĞİL, HAHAM OLACAK ÇOCUKLARA YAPILIRMIŞ. VE AUSTER’A BU TÖREN YAPILMIŞ !!!

VAY  VAY VAY …

 

. http://www.tevhidhaber.com/author_article_detail.php?id=6921  Hasan Karakaya - 4.2.2012

 

 « Ankara muhabirimiz Ali Eyvaz'ın bugünkü Akit'te okuyacağınız haberi, Paul Auster denilen "gazeteci" görünümlü "haham adayı"nın ipliğini pazara çıkardı...

"Annesi Galiçya, babası Ukrayna Yahudisi" olan bu adam için, ergenlik çağında, Bar Mitzva, yani "Haham olacak çocuk" töreni bile yapılmış, iyi mi?..

Söyleyin Allah aşkına;

Böyle bir "Yahudi"den, "Türkiye lehinde" bir söz sâdır olur mu?..

Hele de, "Türkiye-İsrail ilişkileri"nin gergin olduğu bir ortamda!..

Adam, bir Yahudi!..

Elbette İsrail'i övecek!..

Elbette Türkiye'ye çamur atacak... AK Parti Hükümeti'ni elbette "tutuklu gazeteciler"(!) üzerinden vurmak isteyecek!..»


.
http://www.habervaktim.com/yazaroku.php?id=47375   Fatih Akkaya – 6.2.2012

 

« İnternette çok basit bir arama sonucunda, bu ismin Türkiye'ye nasıl bakabileceğini anlayabilirsiniz.
O bir Yahudi.

Ve sıradan bir Yahudi değil.

Küçüklüğünde kendisi için yapılan "Haham Olacak Töreni" doğrultusunda yetiştirilmiş biri.

Türkiye'ye objektif bir şekilde yaklaşması beklenemez.

(…)

Bunları yazdıkça, içimizdeki Auster'lerden "Bize yaşam alanı kalmıyor, en iyisi Türkiye'yi terk etmek" yollu çıkışlar gelmeye başladı. Sakın kanmayın bu masum laflara.
Zaten hiçbir zaman Türkiyeli olmamış bu Auster'ler, bölücü gayretlerini daha rahat sürdürecekleri "asli zeminlerine" dönüş planları yapıyorlar o kadar.

"Asli zeminleri"nde sürdürecekler mücadelelerini. »

 

-  BÜYÜK RESÍM : FİDAN’ΙN ÍFADEYE ÇAĞRΙLMASΙ DA İSRAÍLÍN MARÍFETÍYMÍŞ…

 

.  http://rasthaber.com/59311_-buyuk-resimde-siyonist-israil-var-.html   12.2.2012

 

MİT Müsteşarı Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Gül’ün "Büyük resme bakmak lazım" açıklamasını değerlendiren [Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili] Bülent Orakoğlu, "Bu işin arkasında İsrail var." dedi.

 

.  http://www.odatv.com/n.php?n=cemaat-mite-kim-adina-saldiriyor--1002121200 10.2.2012

 

« Sonuçta, mesele cemaatin MİT’i kontrol altına alma meselesidir. Amaç, İsrail’in politikalarına uyan bir MİT yaratmaktır....

Ama olayın bir diğer ayağı daha vardır.

Ve bu Başbakan Erdoğan ile yakından ilgilidir. Hiç uzatmayalım ve netlikle ortaya koyalım:

İsrail’in hedefinde Başbakan Erdoğan vardır. İsrail cemaat yardımıyla Başbakan Erdoğan’a karşı bayrak açmıştır. Mavi Marmara gemisiyle başlayan ayrılık bugün doruğa çıkmıştır.

(…)

Büyük resme bakmak gerekir... »

 

- ŞU SÍYONÍSTLER NELERE KADÍRMÍŞ

 

. http://www.milligazete.com.tr/makale/siyonist-oyunun-farkinda-misiniz-230776.htm

Siyonist oyunun farkında mısınız? Şakir Tarım – 21.2.2012

 

« Siyonistler, Osmanlı içindeki aydınları (!) seferber ederek İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurdurdular. Jön Türkleri seferber ettiler. Abdülhamid Han'a karşı geniş bir muhalefet oluşturdular. 1908'de Abdülhamid'i tahttan indirmeyi başardılar ve birinci hedeflerine ulaştılar.

1. Dünya Savaşı'nı çıkaran Siyonistler'dir. Sinsi oyunlar sonucu, Osmanlı savaşın içine girmek zorunda bırakıldı. Bu sırada İttihat ve Terakki ile Jön Tükler yine devredeydi. Bildiğimiz tarihi gelişmelerden sonra, Osmanlı'yı hakikaten planladıkları 25 sene içinde yıktılar.

Üçüncü hedefleri olan İsrail devletini kurmaya giriştiler. Başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin desteğini almaya çalıştılar. İngiltere'nin de desteğiyle Filistin'e gizli Yahudi göçleri başlatıldı. Filistin bölgesinde belirli bir Yahudi nüfus oluştuktan sonra İngiltere ve ABD'nin de desteğini alarak Filistin konusunu BM'ye götürdüler. BM, 1947'de Filistin'de, biri Yahudi, diğeri Araplara ait iki ayrı toplum oluşturulmasına karar verdi. 14 Mayıs 1948'de de İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiler. Böylece 3. hedeflerine de ulaşmış oldular.

Sıra Arz-ı Mev'ud'a ulaşmaya gelmişti. Ekonomi, ticaret ve eğitim alanındaki faaliyetlerini artırdılar. Bazı uluslararası kurumları, bankaları, basını ve gizli servisleri kontrollerine almayı başardılar. Başta Afrika olmak üzere, dünyada büyük bir sömürü ağı oluşturdular. Savaş ve bölgesel çatışmaları teşvik ettiler. Büyük İsraili'i kurmak için her çareye başvurdular.

Basel'de, 100 sene sonra Büyük İsrail Devleti'ni kurmayı karalaştırdıkları tarih 1997 idi. Türkiye, hedefleri için stratejik konumdaydı. Kaderin cilvesine bakın ki, o tarihte tam Abdülhamid kafasında, yine bir karış toprak vermek istemeyen Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Türkiye'de başbakandı.

Erbakan, 1969'dan beri İslam alemi ve insanlığı Siyonist tehlikeye karşı uyarıyordu. İslam alemindeki pek çok lider "Erbakan bize Siyonizm'le mücadeleyi öğretti" diyordu. Milli Görüş'ün kararlı tutumu sebebiyle, Siyonistler bugün için100 senelik hedeflerine ulaşmakta 15 sene geciktiler. Halbuki, ilk üç hedeflerine zamanında ulaşmışlardı

Erbakan ve Milli Görüş'ün İslam alemi ve insanlığa yaptığı en büyük hizmetlerinden biri de, dünyayı Siyonist tehlikeye karşı uyarması olmuştur. Hoca, onların niyet ve tuzaklarını bir bir deşifre etmiş, planlarını bozmuştur. Milli Görüş var olduğu sürece, kendilerini "dünyanın efendisi" ve kendilerinden olmayanları "köle" yapmak isteyen Siyonizm hedefine ulaşamayacaktır. Erbakan Hoca'nın sık tekrarladığı bir söz var: "Tanıyan herkes Milli Görüşçü olur." »

 

.  http://www.milligazete.com.tr/makale/turkiye-nin-kimyasini-bozan-guc-siyonist--mason-ittifaki-231008.htm

Türkiye'nin kimyasını bozan güç Siyonist Mason ittifakı - Burhanettin Can   24.2.2012

 

« Bütün bunlar, Türkiye'nin kimyasını bozan gizli gücün, Mason-Siyonist, işbirlikçi bir gücün varlığını ortaya çıkarmaktadır. Bunlar gizli ve/veya açık olan küresel güçlerle birlikte çalışmaktadırlar. (…)

Sonuç: Bu Şeytani ittifakın teşhir edilip tecrit edilmesi

Türkiye'de yönetimde gözüken insanların hata yapmasına sebebiyet veren, devletin bir bütün olarak hareketini engelleyen ve halkla devleti karşı karşıya getiren bu gizli gücün varlığı üzerinde insanlarımızın düşünmesi bugün tarihi bir sorumluluktur.

Şeytanın yolundan gidenlerin başını Sabatayist-Mason ittifakı çekmektedir.

Öncelikle bu gizli yapının varlığının görülmesi, bunların çalışma mantığının ve politikalarının iyi bilinmesi gerekmektedir.

Müslümanlara düşen en temel görev; bu gizli şeytanı şebekenin varlığını, bu ülkenin her kesimine anlatarak toplumsal uyanışı, toplumsal dayanışmayı sağlayıp topyekün bir mücadelenin ortaya çıkmasını temin etmektir. »

 

-  TEHDÍTLER…

 

http://www.facebook.com/siyonist.israel

Facebook’ta  ''KahRoLsuN İsRAiL-SİYONİST Israel'' sayfasından :

 

EYY İSRAİL !!!!

BUGÜN BAYRAĞINIZI YARIN SİZİ YAKACAĞIZ… !!!!

 

 

 

-  Sınırsız Gençlerle Kudüs'e Yolculuk

 

. http://www.habereditor.com/news_detail.php?id=82780   20.2.2012

 

Yafa'dan Kudüs'e, Al-Halil'den Beytüllahim ve Eriha'ya... Kardeşlerimiz, Filistin'i anlattı...

« 16 Temmuz Gençlik Hareketi tarafından düzenlenen "Sınırsız Gençlerle Kudüs'e Yolculuk" programı Etiyopyalı misafirin Kur'an tilavetiyle başladı…. Mavi Marmara gazilerinden Pakistanlı İbrahim kardeşimiz programımızı renklendirdi. Bugünki program tam bir ümmet şöleni oldu…. Kara Panterler Hareketi'nin efsane Müslüman lideri Dhoruba Bin-Wahad ve Hakan Albayrak ağabeyimiz de bizimleydi. … 20 yıldan fazla İsrail zindanlarında kalan mücahitler programımızın onur konuğuydular. … Zindan hatıralarını bizimle paylaşan Filistinli kardeşlerimiz Kudüs'ün bir gün özgür olacağına olan inancımızı daha da pekiştirdiler. »

 

. http://www.reyhaber.com/siviltoplum-haberleri/sinirsiz-genclerle-kuduse-yolculuk.html    22.2.2012

“İHH Merkez binası konferans salonunda gerçekleştirilen programda Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı anlatan gençler konuklara duygulu dakikalar yaşattı. (...)Filistin’de 20 Yıl İsrail zindanlarında tutuklu kalan ve esir takasıyla özgürlüğüne kavuşup Türkiye’ye gönderilen Harun Nasreddin: "20 sene tutuklu kaldığım süre içinde şunu hayal ettim. Bir gün bu zindandan çıkacağım. Filistin topraklarında secde edeceğim. Fakat özgür kaldığımda bunu maalesef yapamadım. Fakat bu topraklara geldiğimde ve başımı secdeye koyduğumda sanki Filistin topraklarında secde ediyormuş gibi hissettim" dedi.”

 

- KIBRIS ZIRVALARI : VAADEDÍLMÍŞ TOPRAKLAR BÜYÜYOR !

 

 

. http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/72459/PageName/KIBRIS_HABERLERI  8.2.2011

 

Mamalı, Yahudilerin Kıbrıs topraklarına olan ilgisini değerlendirdi 8.2.2012

« Yaptığı araştırmaların bir ırka saldırı gibi görülmemesini isteyen Mamalı, Yahudi kökenli insanların Kıbrıs topraklarına ilgi duymalarına sebep olabilecek etkenler olduğuna işaret etti. Olaya öncelikle dinsel açıdan bakılması gerektiğine vurgu yapan Mamalı, “Yahudiler Tevrat’a inanır. Tek tanrılı dinler açısında baktığımızda, diğer dinlerden çok daha eskidir ve Tevrat’ın yorumlarının yapıldığı Talmud isimli kitaplar vardır. Bunlar da Yahudilerin aslında günlük yaşamlarındaki anayasalarıdır. Bu açıdan hem Tevrat’ı birkaç kez okudum hem de Talmud’la alakalı yazılmış kitapları inceledim. Tevrat’a baktığımızda tanrının seçmiş olduğu insanların İsrailoğulları olduğu söylenmektedir ve tanrı onlara seçilmiş olduklarından ötürü de bazı bölgelerdeki toprakları da bahşetmiştir. Tevrat’ı incelediğinizde bunları hikayeler şeklinde görürsünüz. Mutlak surette o bölgeyi temizlemektedirler. Giderler, vaat edilmiº toprak üzerindeki insanları katlederler ve kendileri yerleşirler. O açıdan baktığımızda bu vaat edilmiş topraklar içerisinde Kıbrıs’ın yer aldığını da söyleyebiliriz. Tüm yorumlarda Kıbrıs da vardır. Bu, dinsel bir noktadır” diye konuştu. (…)Mamalı sözlerine şu şekilde son verdi:

“Yahudi gruplarının dünya üzerindeki güçlerini ortaya koymak açısındanbir bilgi vermek gerekirse, 1917 Bolşevik İhtilali yapılırken bir kadro üzerinden yapılmaktadır. Bunların yüzde 99’u Yahudi’dir. O kadro Ekim Devrimi’ni gerçekleştirdikten sonra kurulan yönetimde yer alan insanların yüzde 80’i de yine Yahudi’dir. Lenin hariç tüm kadronun Yahudi oldukları söylenmektedir. Ekim devrimini yaptıranlar arasında yahudilerin oldukları söylenmektedir. Siyon liderlerin protokollerinden bahsedilmektedir. Yahudiler tek dünya devleti kuracakları ve dünyayı idare edecekleri söylenmektedir. Bu çerçevede dünyada varolan bütün imparatorlukları yıkacakları söylenmiştir. Hepsine finansal destek sağlamaktadır. Fransız Devrimi’nde de, Ekim Devrimi’nde de olmuştur” dedi. »

 

.  http://haber5.com/guncel/siyonist-israil-kibrisi-ele-geciriyor

Siyonist İsrail, Kıbrıs'ı ele geçiriyor! 21.2.2012

 

“Siyonist İsrail'in Kıbrıs'ı ele geçirmeye yönelik emelleri ile ilgili her gün yeni bir ihanet bilgisi ortaya çıkıyor. Son yıllarda Kıbrıs'ı hedef seçen İsrail'in adada güçlenen Yahudi lobisi ile KKTC'de yabancılara arazi satışı ve kiralanması ile ilgili yasal düzenlemeyi değiştirerek 99 yıla kadar çıkarttığı, Türk şirketlere 49 yıllığına arazi kiralanırken İsraillilere 99 yıllığına kiralandığı iddia ediliyor.”

 

. Yeni Akit’te Antisemit karikatür

 

http://kehaber.org/2012/02/19/5568/

 

 

 

- KISKANÇLIK MI BU KADAR SAÇMALATAN?

 

. http://www.milligazete.com.tr/makale/nobel-baris-odulu-catirdiyor-mu-230489.htm

 

Nobel barış ödülü çatırdıyor mu? Doğan Bekin – 18.2.2012

 

«Yüzyılı aşkın bir süre zarfında, sekiz yüz altmış kişi Nobel Barış Ödülü sahibi oldu. Bunların içerisinde yüz yetmiş kişinin Yahudi asıllı olması dikkat çekicidir.

(…) 

Aklın almayacağı şekilde ( Ab absurdo) her yolu mubah görüp, bütün dünyaya hükmetmeye ve dünya barışını dahi kendi karanlık emelleri için formatlamaya çalışan İsrail Devleti, geçmişte bütün dünyaya hükmetme hakkının sadece Habsburg Hanedanı'na ait olduğunu iddia eden ve hanedanlık armasına da bunu A.E.İ.O.U.( Alles Erdreich İst Oesterreich Unterthan) olarak yazdıran Avusturyalılar gibi dünyayı yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

Nobel Barış Ödülü adı altında dünyada yıllardır sergilenen maksatlı ve İsrail çıkarlarına hizmet eden bu ödülün, artık hiçbir şekilde barışa hizmet etmediği bizzat ödülü tevzi eden ailenin bireyleri tarafından da verilen çarpıcı ve anlamlı ifadelerle de artık tescillenmiş durumdadır.

Aslında bir sanayici olan Alfred Nobel adına verilen bu ödüle karşı, dünyada taşları yerinden oynatan ve insanlığın fikir dağarcığının önünü açan, milli sanayi ile sanayi sömürgeciliğine baş kaldıran, sadece siyaset adamı değil, bir bilim adamı olarak ta çok şey ortaya koymaya çalışan, Prof.Dr. Necmettin Erbakan adına her yıl "Uluslar arası Necmettin Erbakan Ödülü" ihdas edilmesi yerinde ve zaruri bir karar olur düşüncesindeyiz. »

 

- FRANSA DA YAHUDİLERIN ELİNDE

 

http://www.haber7.com/haber/20120213/Yahudi-soykirimini-Fransa-yapmis.php?gID=843725  Fatih KARAKAYA – Fransa, 13.2.2012

 

« Fransa’nın (diğer ülkelerde olduğu gibi) en önde gelen şirketleri ya Yahudilere ait ya da Yahudi kökenliler yönetiyor. Dolaysıyla da sermaye ellerinde olunca istedikleri gibi konuşturuyorlar.

Eğer Türkler yurtdışında da marka haline gelmiş ürünler satmıyor, milyonlarca kişiye istihdam eden şirketler kurmuyor ve medya alanına girmiyorsa hiç bir başarı elde edemez. Ama bırakın yurtdışında medyayı elimizde olanları yine siyonistlere satıyoruz. Akıl mantık işi değil bunlar. »

 

- ŞEHADET GECELERİ 

 

. http://www.haberfx.net/hur-der-subat-ayi-sehadet-ayidir-haberi-420010/ 7.2.2012

 

İnsani Hak ve Hürriyetleri Derneği (Hür-Der), yüzlerce âlim ve dava liderinin Şubat ayında şehit olduğu için bu ayın şehadet ayı olduğunu hatırlatarak "En büyük temennimiz Allah yolunda şehid olmaktır" diyen şehidleri rahmetle andı.

« DİYARBAKIR - Tarih boyunca ilahi kelimetullah uğruna can verenler olmuş ve nice dava önderleri, âlimleri şehadet kervanına katılarak Peygamberlerin bile gıpta ettiği makamlara yükseldiler. Özellikle şubat ayında birçok âlim şehit edildiği için bu ay "Şehadet Ayı" olarak biliniyor.
İşte Bu Şehidlerden Bazıları

40 bin Hama şehidi, İskilipli Atif Hoca, Erbilli M. Esad Efendi, İmam Hasan El-Benna, Seyh Said ve arkadaşları, Malcolm X, El-Halil Camii şehidleri, Şeyh İzzeddin El-Kassam, Seyyid Abbas Musavi, Şeyh Ragıb Harb, Şeyh Şamil, Süleyman Akyüz, Metin Yüksel, Molla Giyasettin Barlak, Molla Zeki Atak…


Şubat Ayı Şan ve Şeref Ayıdır

Konu ile ilgili yazılı bir açıklama yapan İnsani Hak ve Hürriyetleri Derneği (Hür-Der), yüzlerce âlim ve dava liderinin Şubat ayında şehit olduğu için bu ayın şehadet, şan ve şeref ayı olduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında, "Bu ayda zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek Müslümanların izzet ve şereflerini korumaya çalışan gerçek Müslümanlar zalimlerin gaddar ve hain mermilerine hedef olmuşlardır. Asrımızda da nice dava önderleri, âlimleri şahadet kervanına ulaşmışlardır. Bugün İslam coğrafyasında Tahrir Meydanı gibi onlarca meydanda milyonlarca Müslüman'ın bir okyanus gibi topluca namaz kılıp İslami bir yaşamı arzuladıklarını haykırıyorlarsa, Lübnan'da Siyonist İsrail tankları Müslümanların ayakları altında eziliyorsa, Filistin'de İslami direnişinin ufkunda özgür Kudüs'ün ışıltılarını görüyorsak, tüm bunlar Şehitlerin pak ve mukaddes kanlarının bereketlerindendir" denildi. »

 

.  http://www.pirsushaber.com/konyada-sehadet-gecesi-ile-sehitler-anildi-291536n.html 13.2.2012

Konya'da "Şehadet Gecesi" İle Şehitler Anıldı

Halk Eğitim Dayanışma ve Araştırma Derneği (HEDA-DER) tarafından Konya'da düzenlenen "Şehadet ve Şahitlik Gecesi" ile İslam şehitlerini anıldı.

Şubat ayının Şehadet ayı olduğunu belirten Heda-Der Genel Başkanı Muammer Durmaz, "Şubat ayı bizler için en önemli aylardan birisidir, Şubat ayı Şehadet ayıdır." ifadelerini kullandı.

Muammer Durmaz Bey'in konuşmasından sonra program Şehit olanlara ve Şehadeti tadanlara ithaf edilen sinevizyon gösterisiyle devam etti. Sinevizyon gösterisinin ardından yapılan Şehid yoklaması sırasında katılımcıların coşkulu anları gözlerden kaçmazken, sinevizyon gösterisinin devamında şehadet konulu ezgiler seslendirildi.

 

.  http://www.konyayenigun.com/haber/40434/Amerikanin_atiyla_Osmanli_kilici_sallanmaz.html    19.2.2012

Şehadeti Bulanlar gecesi isimli konferans veren Nurettin Şirin, Müslümanların ılımlı İslam projeleri ile kandırıldığını belirterek, Sayın Başbakan Amerikan atına binip Osmanlı kılıcı sallanmaz dedi

« Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Meram İlçe Temsilciliğinin organize ettiği ‘Şehadeti Bulanlar’ gecesi Alaaddin Keykubat Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşti. Programa konuşmacı olarak katılan Araştırmacı Yazar Nurettin Şirin’in yanı sıra, Saadet Partisi Selçuklu İlçe Başkanı Mustafa Derbentli, AGD Konya Şube Başkanı Yusuf Güneş, AGD Meram İlçe Temsilcisi Şükrü Mehmet Müslümoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hafız Zübeyir İnce’nin Kur-an’ı Kerim Tilaveti ile başlanan programda açılış konuşmasını yapan AGD Meram İlçe Temsilcisi Şükrü Mehmet Müslümoğlu, Şubat ayının Müslümanlar için şehitler ayı olduğunu söyledi. (…) Şubat ayının önemli bir ay olduğunu ifade eden AGD Konya Şube Başkanı Yusuf Güneş ise, şubat ayından Necmeddin Erbakan’ı kaybettiklerini belirtti. Necmeddin Erbakan’ın nasihatleri ile moral bulduklarını dile getiren Güneş, “Yıl 1987 idi. Seçimlere girdik. Seçimlerden yüzde 7. 2 oy aldık. Moralim çok bozuktu. Ankara’ya hocamızı ziyarete gittik. Hocamız bize orada şu hadisi söyledi, ‘Cihat kıyamete kadar devam eden bir ibadettir” bu hadis bizlerin moral kaynağı ve ümit ışığı oldu” dedi. Allah’ın dini hakim kılınana kadar mücadele edeceklerini vurgulayan Güneş, ABD ve İsrail zulmünün biteceğini, zaferin inanların olduğunu ifade etti. Konuşmalar sonrası katılımcılara ‘Şehadeti Bulanlar’ isimli sinevizyon gösterisi izletildi. Gösterinin ardından Çağrı Efe Kuşçular isimli çocuk babası kulağına ezan okurken öldürülen Filistinli bir çocuğa yazılmış şiiri okudu.

(…)
Müslümanların ılımlı İslam projeleri ile kandırıldığını belirten Nurettin Şirin şunları kaydetti; “Sayın Dışişleri Bakanı Amerika’ya ‘size minnettarız, teşekkür ediyoruz’ diyor. Bir zamanlar one minute diyenler, İsraillilere katil diyenler nerede. Bunun cevabı İsrail’in savunulması için kurulmuş olan füzelerin bulunduğu Malatya Kürecik’te. Bu nedenle bizleri ılımlı İslam projelerine bağlamaya çalışanlardan korkmalıyız. İngiltere, İsrail ve ABD’den değil. Bunların ne olduğu zaten belli. Olayla ilgili olarak bir toplantıda gazetecinin birisi başbakan böyle projeleri anlatırken dedi ki ‘Sayın Başbakan Amerikan atına binip Osmanlı kılıcı sallanmaz’ bu söz olayı özetlemektedir” »

 

. http://www.takvahaber.net/makaleler/islami-yazilar/4402-sehit-ve-sehitlik.html 14.2.2012

 

« Şehit olmak için ilk ve en önemli husus, Allah yolunda, O’nun dini uğrunda mücadele ederken ölmektir. Yüce Allah'ın indirdiği Tevhidi esasların insanlara ulaştırılması için çalışan kimseler, bu yolda ölür ya da öldürülürlerse şehittirler. (…) İslâm'ın devlet haline gelmesi halinde, İslâm devletinin başlattığı cihada katılan ya da İslâm devletine yapılan saldırılara karşı savaşan kimseler şehit olurlar. Çünkü İslâm devletinin çalışmaları Allah yolundadır ve bu devlete hizmet etmek de Allah yolunda yapılan bir hizmettir. »

 

. http://www.dunyabizim.com/?aType=haberYazdir&ArticleID=8804&tip=haber   20.2.2012 (Istanbul, DÜZENLEYEN KURULUŞLAR: Birnesil-Der, Davet-Der, Gençlik-Der, Hay-Der, İnsan-Der, Kalem-Der)

 

« “Şehadet ve Şahitlik Gecesi”ndeydik cumartesi akşamı (18 Şubat 2012). Şubat ayının şehadet ayı oluşunu hatırlatan ve “sözünde duranlar ve sırasını bekleyenler” sloganıyla salona çağıran program Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Sinevizyon gösterisinde salondakilere şehitler hatırlatıldı. Görüntülerde Fethi Şikaki, Hasan el- Bennâ, İskilipli Atıf Hoca, Bilal Yaldızcı, Hâlid el-İslambûli, İzzeddin Kassam, Malcolm X, Metin Yüksel, Ömer Muhtar, Şeyh Said, Emir Hattab, Selami Yurdan, Abdulaziz Rantisi, Seyyid Kutup, Şamil Basayev, Nizar Reyyan, Ahmet Yasin vardı. Şehitlerin hatırlatılmasından sonra Ahmed Kalkan konuşmasını yapmak üzere konukları selâmladı. Kalkan’ın konuşmasından bazı notları sizlerle paylaşalım:

Salonlar tekbir seslerine hasret idi

"Size hoşgeldiniz demeyeceğim. Size Seyyid Kutub ‘hoşgeldiniz’ diyor. Size canlı şehitlerin önderi Muhammed (a.s.) ‘hoşgeldiniz’ diyor. Canlı şehit nasıl yaşarsa öyle yaşayacağımıza birbirimizi şahit göstererek toplandık. İslâm'ın izzetini üzerinde taşımak, Allah'tan başkasından korkmadığını ispat etmek üzere burada toplandık. Kuru bir ‘şehitleri anma gecesi’ değil bizim yaptığımız. İnşallah söz verenlerden, sözünün eri olanlardan olacağız. Bu salonlar uzun zamandır tekbir seslerine hasret idi.»

 

. http://www.habereditor.com/news_detail.php?id=82813    22.2.2012

 

« Akdeniz İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu şehadet ayı münasebetiyle "Şehadet Gecesi" etkinliği düzenledi. Seyhan Kültür Merkezi`nde gerçekleşen etkinliği, bay ve bayanlar ayrı bölümlerde izlerken, programda 1 ve 2 numaralı salonlar dar gelince yüzlerce konuk programı ayakta ve kapı önünde izledi. Salona sığmayan konuklar için ise programı takip edebilmeleri için dışarıya sinevizyon sistemi kuruldu.

Programın açılışı, Kur`an-ı Kerim tilaveti ile yapıldı. Daha sonra şehitlerle ilgili sinevizyon gösterimine geçildi. Sinevizyon gösteriminde, asrımız şehidlerinden Hasan El-Benna, Şeyh Ahmed Yasin, Abdullah Azam, Malkom X, Şeyh Said, İskilifli Atıf Hoca, Metin Yüksel, Molla Zeki, Ubeydullah Durna ve Mavi Marmara Gemisi şehitlerinin şahadet olayları kısaca işlendi. »

 

. http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=8921

 

« Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu tarafından düzenlenen Şehidler Gecesi, 28 Şubat gecesi Bağlarbaşı'nda gerçekleşti. Kur'an tilavetiyle açılışı yapılan program 'Geceniz hayra kalsın.' cümleleriyle başladı. 11 şehidin anıldığı geceye Grup Genç de ezgileriyle eşlik etti. Gecede konuşma yapan ilgi çekici isimlerinden biri ise Şehid Şeyh Ahmed Yasin'in oğlu Abdulgani Yasin'di. (…) Şeyh Ahmet Yasin'nin mücadelesini anlatan tanıtımdan sonra Filistin'den AGD'nin daveti üzerine gelen Ahmet Yasin'in oğlu Abdulgani Yasin konuşmasını yaptı. Konuşma sırasında not alabildiklerimi şöylece toparlayabilirim.

"Abdülhamid'in torunlarına selam olsun" diyerek konuşmasına başlayan Yasin 'Kudüs’ten,Gazze’den buraya gelirken şehitlerin, yetimlerin ve Ahmet Yasin’in evinden selam getirdim' diyerek devam etti. Abdulgani Yasin AGD Gençliği özelinde tüm Müslümanlara hitap etti. Gecede anılan şehitlerin isimlerini teker teker telaffuz ettikten sonra “Bu gecede burada olanlara ne mutlu!” seslenişiyle konuşmasını sürdürdü. 'Kudüs sizleri bekliyor, Kudüs'ü ve Filistini sizler özgürleştireceksiniz' diyerek konuşmasını nihayetlendirdi.

Bu konuşma sonrasında salonun ne kadar coşkulu olduğunu anlatmaya ayrıca gerek yok sanırım. Ben daha önce AGD'nin düzenlediği programlara katılmaya fırsat bulamamıştım ancak hiç bir programda bu kadar coşkulu bir salonda da bulunmamıştım. Sürekli tekbir seslerinin yükseldiği, Grup Genç'in söylediği marşlara onlarla birlikte eşlik eden oldukça hareketli ve genç bir salondu.»

 

.  http://www.8sutun.com/Ey-%C5%9Fehadet-seni-bekliyorum_125069.html

Ey şehadet seni bekliyorum!   Mehmet Gündüz    28.2.2012

« Ey şehadet, seni bekliyorum. Her duamın başına eklediğimsin sen! Gelişini dört gözle beklediğim, yolunda, uğrunda yürüdüğümsün, duamsın sen.

(…)
Tekerlekli sandalyedeyken bile İsrail’i tir tir titreten, ümmetin suskunluğunu Allah’a şikayet eden Şeyh Ahmet Yasin’e yakıştığın kadar bana da yakışacak mıydın? Seni o mübarek insanın gülümsemesinde gördüm ben. Sen de beni gör artık ey şehadet!


“Şehadet mi, annem mi?” diyen, Mavi Marmara gemisinde acımasızca şehit edilen Furkan’ın gençliğinde ve cesaretinde buldum seni. Furkan’da durduğun kadar masum durur muydun bende? Furkan da beni bekliyor mudur orada, benim seni beklediğim gibi ey şehadet?

Gazze’de küçük bir çocuğun gülümsemesinde, eli sapan tutan o çocukların bakışlarında bulurum seni.

(…)
Bir gün gelecek Kudüs’te seninle birlikte doğacak güneş, gün gelecek seninle birlikte toprağa girecek zulüm. Şam’da, Kahire’de, Moro’da, Patani’de seninle birlikte yürüyeceğiz meydanlarda ve şehadet yumruklarımız kaplayacak gökyüzünü, sloganlarımız inletecek bu dünyayı. Sen bize Hz. Muhammed (SAV)’in dualarıyla gel ey şehadet!

Seni bekliyorum ey şehadet. Ya da çağır beni geleyim sana. Kim bilir buluşuruz belki seninle hayra giden bir yolda, belki zalime karşı durduğum bir safta. Sen gelmezsen ben sana geleceğim ey şehadet! »

 

 

Alegresse Delail

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
Gever
18/11/12 17:06
Necip Fazil Kisakurek'in ( her tasin altinda Yahudi'yi aramak lazim) sozu ve Turkiye'de "Turk Islam Sentezli/Soslu, Kapitalist Islam Modeli" olan AKP nin ortulu odenekleri ile destekledigi onlarca Cemaat ve Vakif gozler onunde.Bu turden " her tasin altinda Yahudi ve Kürtlerin isbirligini "arama hastaligi oyle yayginlasmis ki , buna ben "Nefret Ekonomisi" adini koydum.Saygiyla en degerli paylasimlarini takip ediyoruz sevgili dostum.
Mesut SÖNMEZ
05/10/12 19:05
Yahudilerden gerektiği gibi nefret etmesi bilen müslümanlar da var. Bazılarının amatörce çıkışları sizi rahatlatmamalı, yahudiler tüm önlemlerini almaya, envai çeşit silahları geliştirmeye devam etmeli, kendilerini zor günlerin beklediğini iyi hesap etmeli.
kerem demir
15/08/12 16:29
Shlomo Hayim isimli eleman asla ve kat'a senin gibi olmak çocuk katili olmak istemiyorum hiç bir Türkte istemez hastalıklı zihniyetinizi meşrulaştırmak için kendinizi büyük göstermeye kalkmayın büyük dedenizi tokatlayan bir Abdulhamit daha gelir elbet
mustafa
07/05/12 17:12
anlayamadığım birşey var yahudiler madem bu kadar herşeyi yönetebilecek kabiliyetteydi neden 2.dünya savaşındaki soykırıma engel olamadılar.madem yahudiler çok üstün hatta tanrı gibi birşey 2.dünya savaşında 1 milyon yahudi rus ordusunda savaşmış.bunu hiç anlayamadım israil denen yerde 20-25km2 bir toprak dünyayı yöneten bir ırk ancak bu kadar toprağamı sahip olur o toprakki hala üzerinde fırtınalar kopuyor gelecek 100 yılda yahudilere bırakılacağı şüpheli topraklar.bunu cevabını bilen varmıdır
halit sönmez
07/05/12 08:32
yani zaten yahudilerin tanrısı yok.hepimizi birer küçük tanrıyız birleşince voltranı(tanrı) oluşturuyoruz felfesindeler.ama yahudilerden islami kesim in bu denli nefretinin nedeni yahudilere özenemleri asla olamaz shlomo nun dediği gibi sen git biraz sosyoloji ve psikolji çalış bence,asıl nefret noktası israil gibi küçük bir ülkenin nasıl olurda müslümanlara eziyet çektirir bunu abd yapınca sineye çekiliyor zira dünyanın patronu.ama benim islamcı vatandaşım abd=israil yada israil zaten adb nin uydusu yada vücutundan bir parça bunu anlayamıyor.arapların 1970 lerde yenemedi yahudiler değil,ki savaşcı millet olsalar binlerce yıl ordan oraya sürülmezlerdi,70 lerde araplar amerikayla savaşdı perde gerisinde.
adım adım
30/03/12 19:41
yukardaki yazıları okuyunca yahudilere daha saygı duymaya başladım.adeta tanrı gibiler.
Shlomo Hayim
26/03/12 07:49
Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni,senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesindendir..(Victor Hugo)
Zeliha Koz.
23/03/12 13:01
BUNCA ŞEYİ BECEREBİLİYORLARSA, TÜM DÜNYADAKİ İSTANBUL KADAR NÜFUSLARI İLE; EH TEBRİK ETMEK LAZIM. BEN YAHUDİ OLSAYDIM KENDİ KENDİMLE GURUR DUYARDIM. YAPILMAYA ÇALIŞILAN YAHUDİ NEFRETİ OLUŞTURMAK. AMA GERÇEKTEN YAPILAN BU BİR AVUÇ İNSANI GÖKLERE ÇIKARMAK. BU YAHUDİ DÜŞMANLARINA ALLAH AKIL-FİKİR VESİN. BENİM TÜRKİYE'DE TANIDIĞIM YAHUDİLERİN TÜMÜ KENDİ İŞLERİNDE-GÜÇLERİNDE ORTALAMA İNSANLAR. ÖYLE İNSANÜSTÜ GÜÇLERE SAHİP OLANA RASTLAMADIM.
yehuda beit halachmi israel
21/03/12 23:07
Hey beyinsiz Yahudi dusmanlari sebepsiz kin ve nefretinizin icinde yanacaksiniz. PATLAYIN CATLAYIN.
metin
21/03/12 12:46
Once bayragi sonra sizi diyenlere dikkat edin,onlar Sivasta bizi yaktilar.Daha dun uc'u cocuk 4 Fransiz'i oldurduler.Ara sira boyle sacmaliklari yazin da gulelim..Yillar once Emin Colasan yazmisti tavlanin yahudi icadi diye kitap dagitmislar ve bu oyun Islam'a karsi gibi .Izin verin bi Yahudu dusmanligida ben yapayim.Efendim Yahudiler MARS gezegenini ele gecirip orda us kurmuslar,Cok guclu ozel sapan ve taslarla islam alemine savas baslatacaklarmis.Bu Yahudiler bizim bilmedigimiz bir teknikle okullarda ogrendigimiz prizmalardan mum isiklarini guclendirerek Islam ulkelerini vuracakmis,ey muslumanlar dikkat edin.hahahahahahahah

Haber Merkezi