Haber Merkezi

16/02/12

Sayın Davutoğlu artık yeter!!

HAKLISINIZ SAYIN DAVUTOĞLU, ARTIK YETER !

 

 

Terörist örgüt Hamas’ın bir kanadı, FKÖ’yü ve dolayısıyla yurtdışından gelen sadakaları ele geçirmek ve seçimlerde tek başına iktidara gelmek amacıyla Fatah’la birleşmeye yanaşıyor. Bu birleşme perspektifi bir taraftan İsrail ile barış umutlarını uzaklaştırırken, diğer taraftan Hamas’ı parçalıyor. Bu belirsizlik ortamında, her nedense, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu kendinde, İsrail’e « Enough is enough ! » mesajı gönderme hakkı buluyor, ve dünyaya bomba gibi bir flaş haber veriyor : Hamas bundan böyle barışçıl bir siyaset yöntemi uygulama kararı almış !

 

 

Sayın Davutoğlu’nun konuşmasına geçmeden 4 gün evveline gidelim:

 

6 Şubat 2012’de Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile Hamas siyasi lideri Halid Meşal, Katar Emiri Hamad bin Halife el Tani'nin huzurunda, 'Doha Deklarasyonu'nu imzaladılar. Buna göre, tarafsız teknokratlardan oluşturulacak bir hükümet kurulup seçimleri hazırlayacak. Bu hükümetin Başbakanı Abbas olacak. Anlaşmaya göre, tüm siyasi tutuklular serbest bırakılacak.

 

Bu anlaşmada sorun yaratacak pek çok belirsizlik var. Öncelikle, Başkanlık ve Başbakanlık makamlarının aynı kişiye verilmesi anayasaya aykırı. Ayrıca, metinde uygulama takvimi diye bir şey yok. Seçimin Mayıs’ta yapılması düşünülüyordu, fakat daha şimdiden, henüz belli olmayan bir tarihe ertelenmesi kararlaştırıldı. Metin, İsrail ile barış görüşmeleri konusuna değinmiyor. 18 Şubat'ta Kahire'de FKÖ’nün yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir toplantı yapılacak. Nasıl bir yeni yapı öngörüldüğü ve tarafların bu önemli konuda uzlaşıp uzlaşamayacağı belli değil. Anlaşmada, Gazze Yönetiminin ve Hamasgüvenlik güçlerinin” Ramallah'taki merkezi hükümete itaat zorunluluğu belirtilmemiş. Hükümeti oluşturacak « tarafsız » teknokratların isimlerinde de henüz mutabakat sağlanmış değil.

 

Anlaşmanın ertesi günü,  Filistin siyasi yelpazesinin her kanadından eleştiriler gelmeye başladı (1). Filistinli siyasi analistler, Mart 2003’te Filistin Yönetimi Başkanının aynı zamanda Başbakanlık görevi yapmasını önlemek için anayasada değişiklik yaptıranın Abbas olduğunu hatırlatarak, bu uzlaşma anlaşmasının, hem Temel Kanunu, hem de geçtiğimiz Mayıs ayında Mısır’da imzalanan ve bağımsız kişiler tarafından yönetilecek bir hükümetin kurulmasını öngören anlaşmayı ihlal ettiğini söylediler.


Ramallah'ta Fatah’ın bir üst düzey yetkilisi, hem kendi grubunda, hem de FKÖ içinde, 76 yaşındaki Abbas'ın başbakan olarak atanmasına "güçlü bir muhalefet" olduğunu bildirdi ve  Abbas’ın, Arap dünyasının diktatörlere karşı halk ayaklanmalarına tanık olduğu bir zamanda, mutlak yetkilere sahip bir otokrat haline dönüşmesinin kabul edilemez bir skandal olduğunu söyledi.

Abbas, Filistin Yönetimi başkanı, FKÖ Yürütme Komitesi Başkanı, El Fetih Merkez Komitesi Başkanı ve Filistin Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanı görevlerini yürütmektedir.

 

Anayasa uyarınca Başkanın Başbakanı atayacağı anı gösteren aşağıdaki fotoşoplu mizah resmi bugünlerde İnternette dolaşıyor (2)

 

 

Anlaşmadan 2 gün sonra, Parlamento Bloku adlı grup Abbas’ın Başbakan olmasına karşı çıktı :

 

 « Hamas fiilen bölündü

 

Hamas lideri Halid Meşal'in liderlik için yeniden aday olmayacağını açıklamasıyla ilk kez açıkça ortaya çıkan örgüt içindeki parçalanma Katar'da yapılan Hamas-El Fetih uzlaşma anlaşmasıyla kesinleşti.

 

Hamas'ın Gazze kanadını temsil eden İsmail Haniye ve Mahmud el-Zahar, Meşal ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasında önceki gün varılan ve mayıs ayında yapılması planlanan seçimlere kadar geçici hükümetin başbakanlık görevini Abbas'ın üstlenmesini öngören anlaşmaya karşı çıktı. 'Parlamento bloku' olarak adlandırılan Gazze kanadından dün yapılan açıklamada, "Filistin uzlaşma görüşmelerini düzenleyen partilere kararlarını yeniden gözden geçirmeleri ve Filistin kanunlarını by-pass etmemeleri çağrısında bulunuyoruz." denildi. Hamas'ın kendi içinde bölünmesi durumunda uzun süredir Filistinli tarafları uzlaştırmaya çalışan Katar'ın önceki gün taraflara imzalattığı anlaşmanın bir hükmünün olamayacağı belirtiliyor. » (3)

 

Bu belirsizlik ortamı devam ederken Hamas Başbakanı Haniye ne yaptı dersiniz ?

 

İsrail’i haritadan silmek için ikinci bir Holokost planlayan Ahmedinejat ile el ele poz vermeye Tahran’a gitti. Amaçları bir olan ve bunu açık açık tekrarlayan kişilerin buluşmasından doğal ne olabilir ?

 

 

 

Haniye, İran İslam Devrimi'nin 33. yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki Azadi Meydanı'ndaki törende halka hitap etti. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile el ele tutuşarak kürsüye gelen

Haniye, « Azadi Meydanı’ndan ilan ediyorum, İsrail’i hiç bir zaman tanımayacağız », « al-Quds dahil bütün Filistin toprakları özgürlüğe kavuşana kadar ve tüm mülteciler geri dönene kadar,  direniş devam edecektir », dedi. (4)

 

« ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik tehditlerinin karşısında da duracaklarını vurgulayan Haniye, İsrail'in sadece Filistin halkı ve topraklarına saldırmakla kalmadığını, diğer İslam ülkelerine de saldırmak istediğini belirtti. (…)

Haniye, ''Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü için tek yol cihat, direniş ve mücadeledir'' dedi.

(…) Haniye'nin konuşması, sık sık ''İsrail'e ölüm'' ve Filistin lehinde atılan sloganlarla kesildi. » (5)

 

Haniye, İran İslami İnkılap Rehberi Ali Hamanei tarafından da kabul edildi.

« Heniyye, “ ‘Nil’den Fırat’a kadar’ Filistin topraklarının tamamının özgürlüğü, direniş ve uzlaşma diyalogunun kabul etmemek ve de Filistin olayının İslami olması” unsurlarının Filistin devletinin üç esas prensibi olduğunu söyledi.

 

Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, Filistin halkının zaferi ve Siyonist Rejim’in ortadan kalkmasına dair ilahi vaadlerin kesinleşmesi konusundaki imana vurgu yaptı ve İslami İnkılap Rehberi’ne hitab ederek “Sizin de defalarca buyurduğunuz gibi; biz, Bedir ve Hayber devresindeyiz; hiç bir açıdan Şeb-i Ebu Talip döneminde değiliz” dedi. » (6)

 

 

Haniye’nin tekrarlamaktan bıkmadığı bu « barışçıl » sözler Hamas’ın bundan böyle « barışçıl siyaset » yapacağını beyan edenlere kapak olsun diyoruz.

 

 

 

 

 

Siyasi analist Mekhimar Abu Saada, El Arabiya’da, bu ziyeretle ilgili olarak Haniye-İran ilişkileri konusunda görüşlerini belirtti (7) :

 

" Hamas liderleri arasındaki anlaşmazlıklar, El Fetih ve Hamas arasında Kahire'de imzalanan uzlaşma anlaşması sonrasında netleşmeye başladı", “ Haniye’nin bu seyahati ve Gazze liderlerinin benzer yönde atabileceği adımlar mali faktörlere bağlıdır.”


Ebu Saade, Gazze'deki Hamas’ın,  dış güçlerin maddi yardımına ihtiyacının fazla olduğunu ve bu yüzden İran ile çelişkiye girmemenin yararına olacağını söyledi: "Bu durum ve Meşal ile Abbas arasındaki yakınlaşma, İran Suriyeyi desteklemesine rağmen, Haniyeyi İran ile güçlü lişkileri devam ettirmeye teşvik edecek.”

 

Sayın Davutoğlu’nun « iyimser » söylemlerine  geçmeden, bir açıklama daha gerekli :

 

Gazze’deki Hamas liderlerinden  Mahmoud Al-Zahhar,  31 Ocak 2012 tarihinde, Palestine Today TV’de şöyle dedi :

 

“Halk direnişi, yürüyüşler yapmak, taş atmak, grev yapmak demektir. Bunları birinci İntifada’da denedik. Silahlı mücadele de bir halk direnişi türüdür. Tüm halkın katıldığı bir direniş biçimidir. Filistinlilerin tüm direnişleri - barışçıl direniş diye adlandırılanı olsun, veya silahlı mücadele olsun - halk direnişidir.

(...)

Barışçıl direniş bugün için Gazze’ye uygun değildir, çünkü Gazze işgal altında değildir.” (8)

 

 

Bu sözler de « Gazze işgal altında diyenlere »  kapak olsun.



 

Diğer yönden, İsrail Başbakanı Netanyahu, Abbas'ın Hamas’ın içinde bulunduğu bir hükümete katılmasının barış yolunu terketmek olduğunu söyledi ve "Ya Hamas ya da İsrail ile barış yaparsınız, ikisiyle birden yapamazsınız" dedi.  

 

Evet durum bu.

 

Haniye’nin Tahran’a vardığı gün, yani 10 Şubat Cuma günü, Sayın Davutoğlu Washington'daki düşünce kuruluşu Center for Strategic and International Studies’deki ingilizce konuşmasında neler dedi ?

 

Alıntılar : (9)

 

- “Ve bugün biz, Miloseviç’e karşı Saraybosna halkının yanında durduğumuz gibi,  İsrail’e karşı Gazze halkının yanında durduğumuz gibi, Humus halkının yanındayız.”

 

Davutoğlu, Miloseviç ve Esad ile İsrail yetkilileri eşdeğerdedir diyor. Suriye’den konuşurken tamamiyle gereksiz olan, İsrail’i konuya karıştırma ihtiyacı bir yana, karşılaştırılması imkânsız durumları (cinayet ve halkını müdafaa etmek) birbirlerine eşit kılarak, İsrail’e ağır hakarette bulunuyor.

 

- « Bölgemizde olan hiçbir olay Filistin’e ve Kudüs'e atıf yapılmadan anlaşılamaz. »

 

Bu cümlede Davutoğlu, ingilizce konuşmasına rağmen, Jerusalem değil, türkçe olan « Kudüs » kelimesini kullandı. Tabii ki konuşmanın metnini yazan kişi birşey anlamadı. Ve konuşmanın transkripsiyon metnine parantez içinde « Kurdish ? » yazdı. Keşke Sayın Davutoğlu arapça el-Quds kelimesini kullanıp istediğini tam olarak anlatsaydı…

 

Ayrıca, İslam dünyasının her tarafında kan gövdeyi götürürken, insanlar iş ve aş peşinde kıvrandığından yardımların oluk oluk aktığı Filistin kimsenin umurunda değilken, Sayın Davutoğlu’nun Filistin’i ve Yahudiliğin merkezi olan bir şehri bu derece önemsemesi cidden göz yaşartıcı.

 

Aslında tüm sorunların kaynağında İsrail’i göstermek yeni bir icat değildir. Halklarını yıllardır İsrail öcüsüyle uyutan Arap liderlerine alışmıştık, fakat Türk liderlerinin bu tür alışkanlıkları yoktu.

 

- « Şimdi yeni bir Ortadoğu ortaya çıkıyor. Bu krizlerin odağında Filistin sorunu bulunur. Dolayısıyla, bu yeni dönemde Filistin-İsrail sorununa yeni bir girişim, yeni bir yaklaşım gerekir. »

 

Arap Baharıyla yeni bir Ortadoğu’nun şekillendiği doğrudur, fakat bu « krizlerin » kaynağında Filistin yoktur. Arap ayaklanmalarıyla Filistin sorununun en ufak bir ilgisi yokken, Sayın Davutoğlu gene herşeyi en sevdiği konuya bağlamaya çalışmaktadır…

 

 

- « Her şeyden önce, ilk hedefimiz Filistinli grupların uzlaşması olmalıdır. ... Bu  iyi bir haberdir. Ve bu ulusal uzlaşmayı desteklemeliyiz. Böyle bir ulusal uzlaşma olmadan, anlamlı bir barış süreci olamaz. Ve bu ulusal uzlaşmada kritik terim, her iki tarafın kabul ettiği barışçıl direniş’tir. Bu, Hamas’ın artık barışçıl bir siyaset yöntemi benimsediğinin açık bir göstergesidir, ancak aynı zamanda, Mahmud Abbas direnişi kabul etmektedir. Bir ülke, bir halk çok uzun yıllardır işgal altında ise, kendilerini savunmak, direnmek onların hakkıdır, ancak bu barışçıl bir şekilde ve barış olana kadar yapılmalıdır. »

 

Hamas’ın ne derece « barışçıl » bir siyaset yöntemi benimseme niyetinde olduğunu bu yazının başında gördüğümüzden, bu sözlere yapılacak yorumu bulmakta güçlük çekiyoruz. Ancak bir soru sormadan edemeyeceğiz : Hamas’ın kendisi bile böyle bir çaba göstermezken, Sayın Davutoğlu NİÇİN bu azılı teröristleri barışçıl göstermeye çalışmaktadır ?

 

- « Filistinliler kendi devletlerini hak ediyor. Burada çok samimi olmam gerekiyor. Rusya’nın Suriye ile ilgili vetosu yanlıştı. Filistin devletinin tanınması konusunda Amerikan vetosu yanlıştı. »

 

Daha önce de yaptığı gibi, Davutoğlu, Rusya’nın Esad’ın  zulümlerini onaylamasıyla, İsrail'in duruşuna (Filistin devletinin karşılıklı görüşmeler sonucunda kurulması) verilen Amerikan desteği arasında ahlaki eşitlik kuruyor.

 

- « Artık yeter ! İsrail-Filistin meselesinin uzamasının bedelini, Türkiye de dahil olmak üzere bölgemiz halkı ödüyor. İsrailliler artık ne istediklerine karar vermelidir. ‘Tek bir devlet’ mi istiyorlar ? Filistinlilerin demografik yükselişinden korkuyorlar ve ‘tek devlet’ istemiyorlar.

 

1967 sınırlarına dayanan -bundan az değil-, Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğu 'iki devletli' çözüm mü istiyorlar ? Bu, Güvenlik Konseyinin ortak görüşüdür. Hepimizin ortak görüşü olan ‘iki devletli’ çözümü istiyorlarsa, o zaman, 1967 sınırlarındaki Filistin bölgelerine yeni yerleşim yerleri inşa etmek yerine, masaya gelmelidirler.

 

Eğer 'devlet olmasın' diyorlarsa, bunu açıkça söylemelidirler ki böylece kimin barış istediğini, kimin istemediğini bilelim.

 

Bu yeni bölgesel atmosfer Ortadoğu Barış süreci için yeni bir umut yaratmaktadır. Umarım herkes bu tarihin yeni mantığını, tarihin akışını anlayacak ve Filistinlilerle İsraillilerin birlikte karşılıklı saygı bağlamında yaşadığı, fakat  tam anlamıyla bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin var olduğu, iki devletli bir çözüm için buna göre davranacaktır. » 

 

Tebrikler Sayın Davutoğlu. Abbas bile Filistin davasını bu kadar şevkle müdafaa etmiyor ! Kafa kurcalayan soru belli : Neden acaba ?

 

« İsrail-Filistin meselesinin uzamasının bedelini, Türkiye de dahil olmak üzere bölgemiz halkı ödüyor», ne demektir ? Bölge halkı ne bedel ödüyor ? Hele Türkiye NE bedel ödüyor ?

 

« Umut veren yeni bölgesel atmosfer » ve « tarihin yeni akışı » da nedir ? Hamas ile Fatah’ın birleşmesi mi ? Bu, en azından şimdilik, bir hayalden ibarettir. Hamas’ın barışa yönelmesi mi ? Bu, hayal dahi edilemez. Müslüman Kardeşlerin bölgede iktidarı ele geçirmesi mi ? Bunun İsrail için pek de umut verici olduğu söylenemez…

 

1967 sınırlarına gelince, birkaç sorumuz var :

 

1) 67 savaşında toprak kaybeden İsrail olsaydı, siz bugün 67 sınırlarını aynı şevkle müdafaa edecek miydiniz ?

2) Diyelim ki (Allah korusun), 5 komşu devlet Türkiye’yi haritadan silmek üzere bir saldırı başlattı. Savaşta Türkiye galip geldi ve topraklarını genişletti. Konuyla hiçbir ilgisi olmayan bir devlet kalkıp « Yeter artık ! Toprakları geri ver ! » deseydi, siz ne cevap verirdiniz ? (Ki İsrail bu toprakların bir bölümünü kalıcı barış karşılığında geri vermekten çekinmemiştir)

3) Herkes gibi siz de Hamas’ı ilgilendiren toprakların « Akdeniz’den Ürdün nehrine » uzandığını biliyorsunuz. Hiçbir devletin kendisini yok etme amacını ilan eden canilerle konuşmayacağını bilmenize rağmen (ne konuşsun ki ?), neden İsrail’i kurtlarla masaya oturmaya çağırıyorsunuz ?

 

Haklısınız Sayın Davutoğlu. Artık Yeter ! Araplara yaranmak için İsrail’i kullanmak yeter.

 

 

Alegresse Delail

 

 

1-http://www.jpost.com/MiddleEast/Article.aspx?id=256888

2-http://elderofziyon.blogspot.com/2012/02/by-way-abbas-becoming-prime-minister.html

3-http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1242493&title=hamas-fiilen-bolundu

4-http://en.ammonnews.net/article.aspx?articleNO=15597  

5-http://www.haber7.com/haber/20120211/Ismail-Haniye-Iranda-direnis-sozu-verdi.php  

6-http://www.abna.co/data.asp?lang=10&Id=296110  

7-http://english.alarabiya.net/articles/2012/02/12/194144.html  

8-http://www.memritv.org/clip/en/3300.htm

9-http://csis.org/files/attachments/Event%20Transcript%20Statesmen's%20Forum%20Turkish%20FM.pdf  

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
groll
13/10/12 14:07
Yusuf kardeş bizim ülkedeki(Türkiye) dezenformasyon dolu haberlere inanmışsın sen.İsrail in gücü yok mu sence vaad edilen toprakları almak için ?Kime gücü yetmiycek Suriye ye mi?Irak a mı?Lübnan a mı?Gzze ye mi?Bu adamların kıç kadar toprağına 6 ülke birden saldırmadı mı?Buna rağmen İsrail sina yarımadasından çekilmedi mi hem de galip gelmesine rağmen?Bak haaretz de bugün ne yazıyor.Netanyahu Suriye nin Hizbullahla ilişkilerini kesmesi halinde Golan tepelerini müzakere edeceğini söylüyor.Sence her seferinde İsrail ortadan kaldırılmalı diyen kuşbeyinli radikal,ağzı kana susamış İslamcılar mı haklı yoksa bir avuç toprağını bile kalıcı barış için müzakereye açan İsrail mi haklı?Benim ülkeme her yandan bu kadar tehdit olsa İsrailin yaptığından çok daha fazlasını yapardım.
suat durdu
16/07/12 21:10
her söylem ve söyleyişi saygı duymanız gerekmiyor değilmi saygılar
Basri
14/06/12 18:30
evet sayın davutoğlu haklıdır
yusuf
11/05/12 21:06
alon kardeş hamas ın eti ne butu neki israil i yok etsin.soba borusunda yaptıkları roketlerlemi bunu yapacaklar akıllım.araplar savaşmayımı biliyor sanki.gücünüz yetiyorsa fratın altındaki toprakları istiyorsunuz ya saldırın türkiyeye benim kürt kardeşlerim bakın sizi kalbura çevirmiyormu.
yehuda beit halachmi israel
05/05/12 13:10
Bu DALKAVUKOGLU'da artik kabak tadi vermege basladi .
Alon
26/03/12 22:42
Şu yazıyı okuyorum ve şaşıyorum..Amacım yazarı küçümsemek değil..Bu tip bir yazı , eğer karşında bir yönetici, politikacı varsa yazılır ..Anlaşma olur veya olmaz...Burda herkes dürüst olsun..Sizin bu karşınızdaki adam kim ? Kimsenin nedense söylemek istemediği azılı bir yahudi düşmanı...Onun başındaki soytarı kim ? O da aynı mokun laciverdi...Size daha kısa özetliyeyim.. Bu tipler Hamastan daha tehlikeli gürühtur..Hamas en azından ne yapmak istediğini söylüyor...Ama bu erdoğan ve saz arkadaşları sözüm ona cicli bicili laflarla bizi yemeye kalkıyor..Bu düzenbazlar bilmiyor mu Hamasın amacını ? israilin yok edilmek istenmesini ? Bal gibi biliyorlar...Ama bi tarafları yemediği için bunu açık açık söylemezler..Orda burda ahkam keserler, pehlivanlık taslarlar..Bunların şefi zaten edepsiz biri, herkesle dalaşan kabadayı gibi...İsrail sustukça bunlar daha çok anırıyor..Benim açıkça demek istediğim, moderator, yazar veya diğer arkadaşlar bunları politikacı, diplomat olarak görmesinler..Bunlar sadece cami çıkışlarında küfür edip bayrak yakanların daha modern görünme çabası içinde olan tipleri....

Haber Merkezi