Haber Merkezi

04/08/14

Prof. Dr. Talip Küçükcan'dan çarpıcı İsrail analizi - ve gerçekler

 

Star gazetede yayınlanan bir röportajı, ve bu röportaja yorumlarımızı sunuyoruz. Yazıyı çok uzatmamak için cevaplarımızı kısa tutmaya çalıştık. Bu röportajın aksine, her iddiamızı ispatlayabiliriz

Prof. Dr. Talip Küçükcan'dan çarpıcı İsrail analizi ve gerçekler 

 

Stargazete.com › GÜNCEL Haberleri › Prof. Dr. Talip Küçükcan'dan çarpıcı İsrail analizi haberi

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Küçükcan, İsrail’in şiddet politikasını eleştirdiği için Türkiye’yi Yahudi karşıtı olarak göstermeye çalışan kesimlerin var olduğu söyledi.

Prof. Dr. Talip Küçükcan'dan çarpıcı İsrail analizi

 

Kaynak: Stargazete 

Gerçekler: HASTURK


 

stargazete.com-özel


Prof. Dr. Talip Küçükcan: Antisemitizmin ana vatanı İslam dünyası değil!

TRT Türk ekranlarında Betül Soysal Bozdoğan’ın sunduğu Manşetten programına konuk olan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Küçükcan,  İsrail’in şiddet politikasını eleştirdiği için Türkiye’yi Yahudi karşıtı olarak göstermeye çalışan kesimlerin var olduğu söyledi. Türkiye’nin dünya savaşlarında Yahudilere kucak açtığını, korumacı bir politika izlediğini anlatan Küçükcan, “Antisemitizm Avrupa’da ortaya çıkmış, Batı dünyasının bir eseridir” dedi.

Uluslar arası medya kuruluşlarının ve Batı dünyasının konu İsrail olunca korumacı bir politika izlediğini ifade eden Küçükcan, Filistin’de binlerce kişinin hayatını kaybetmesini görmezden gelen medyanın ve Batı ülkelerinin söz konusu İsrail’in esir alınan askeri olunca çifte standart uygulayıp bunu ana gündemine taşımasını eleştirdi.  

İSRAİL HAMAS’I BAHANE EDEREK FİLİSTİNİ İŞGAL EDİYOR

Betül Soysal Bozdoğan(B.S.B): Gazze’de BM’ye ait okulun vurulmasından sonra uluslar arası camiadan yükselen tepkiler daha da arttı. ABD’nin baskısıyla İsrail 3 günlük ateşkesi kabul etti ama 2 saat sonra ateşkesi bozdu. İsrail’in insanlık dışı eylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir soruda nasıl yalan söylenirin güzel bir örneği. Son Gazze operasyonunda 6 kere ateşkes ilan edildi. Sonunucusu dahil İsrail hepsini Kabul etti, Hamas hepsini ihlal etti.

Prof. Dr. Talip Küçükcan(T.K): Gazze’de çok büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Bir tarafta hayatını kaybeden  bin 500’e yakın  Filistinli var diğer tarafta 1-2 askerinin kaçırılmasını dünya gündemine taşıyan İsrail var.

1-2 asker kaçırılmadı. Bir askerin cesedinin parçaları kaçırıldı. Hamas’ın bu parçaları kaçırmasının nedeni de ileride İsrail ile pazarlığa girip geri vermek için fidye istemek.
İsrail’in dünya gündemine taşıdığı ise, Hamas’ın bir asker kaçırmak için ateşkes ilanından bir saat sonra bir saldırı yapıp üç askeri öldürmüş olmasıdır.

Bir tarafta 1 İsrail askerinin kaçırılması dünya gündemine getiriliyor,  birinci haber olarak servis ediliyor.  Kerry, İsrail askerinin bırakılması konusunda Türkiye ve Katar’ı Hamas’a baskı yapması için devreye sokmaya çalışıyor. Son ateşkes sağlandıktan yaklaşık yarım saat sonra T.C Dışişleri sitesi gururla Türkiyenin taraflar arasında ateşkes sağladığını belirtti. Türkiyenin burada kimi temsil ettiğini hatırlatmaya gerek yok. Ateşkesi sağlayan taraf bir bakıma garantör olduğundan, Kerry’nin bu taleple gelmesine şaşmamalı. Ateşkesler, eğer hukuki bir yaptırım yok ise, gerek BM gerekse bölgesel aktörlerin ortaya koyacağı bir yaptırım yok ise pek de geçerli olmuyor. Krizin başladığı andan itibaren yaklaşık 3 haftadır zaman zaman ateşkes yapıldığını duyuyoruz ama bunu ilk delen İsrail oluyor. Tekrar yalan! Yukarıda belirttiğimiz gibi ilan edilen altı ateşkesi de Hamas bozmuştur. Bunlardan biri “insani nedenler” den olup, İsrailden Gazze halkına yardım gönderilirken sınır kapısına saldırarak olmuş, bu saldırı sonucu sınır kapısı kapanmış ve Gazze halkı yardımsız kalmıştır.

İsrail’in politikasına bakınca neden böyle davrandığını görmek mümkün. İsrail, 3 vatandaşının kaçırılarak öldürülmesini gerekçe göstererek saldırılara başladı. Ama bu kişilerin Hamas tarafından öldürülmediği ortaya çıktı. Kuyruklu çifte yalan. Saldırılar Hamas’ın günlerce süren roket ateşlerine son vermemesi sonucu başladı. Bu cümledeki diğer yalan 3 İsrail vatandaşını (ikisi si 16 biri 18 yaşında siviller) kaçırarak öldürenlerin kimlikleri belli ve bunlar aranmakta olan Hamas teröristleri.

Hamas bölgede önemli bir aktör olmasına rağmen, İsrail’in politikalarının meşrulaştırılması için kullanılıyor. Hamas İsrailin politikalarının meşrulanması için kullanılmıyor. Hamas saldırıyor İsrail kendini svunuyor.

İsrail karşısında muhtemel bir Filistin devleti görmek istemiyor. 1967 sınırlarına çekilip 2 devletli çözüm konusunda müzakereler devam ediyor. YALAN! İsrail karşısında bir Fİlistin devleti görmek istemese müzakerelere başlamazdı ve 1967 öncesi Ürdünün yaptığı gibi Batı Şeria yı ilhak ederdi. Filistin BM’de üye olmayan ama gözlemci devlet statüsünde kabul edildi. Bu Filistin’in meşru bir devlet kabul edilmesi açısından önemli bir gelişmeydi.

DÜNYA, MAVİ MARMARA SAYESİNDE FİLİSTİN’İ GÖRDÜ

B.S.B: Filistin’in gözlemci devlet statüsüne kavuşmasında Mavi Marmara’nın rolü var mıydı?

T.K: Elbette ki olmuştur. Mavi Marmara, Filistin meselesini dünyanın gündemine getiren en önemli olaylardan bir tanesi. Filistin devlet meselesinin dünya gündeminde yer alması, kamuoyunda tanınmasında bir dönüm noktasıdır. Hadi buna yalan demiyelim kendini dev aynasında görmekten doğan hüsnü kuruntu diyelim. Mavi Marmara’dan sonra Türkiye İsrail ilişkileri gerildi. Türkiye, çeşitli platformlarda Filistin’in yanında yer aldı. Bütün bunlar Filistin’i dünya gündeminde tuttu. Mavi Marmara İHH tarafından planlı bir şekilde Türkiye İsrail ilişkilerini bozmak amacıyla yapılmış bir eylemdir. Fakat Filistinin dünya gündeminde kalması için Mavi Marmaraya gerek yoktu. İsrail yargılanamaz bir ülke olmaktan çıktı, özür dileyen bir ülke oldu. Mavi Marmara, İsrail Filistin ilişkilerinin dönüm noktasıdır. İsrail yargılanamaz, kanun üstü veya özür dilemeyen bir ülke değildir. Meraklılarına tarihten örnekler sunulur.

İsrail’i kaygılandıran bir diğer noktaysa El Fetih ve Hamas’ın birleşerek mutabakat hükümeti kurmaları oldu. Bu İsraili “kaygılandırmadı”. Sadece Hamas’ın hala İsraili tanımadığını ve imhasını istediğini hatırlatarak barış görüşmelerini böyle birisiyle yürütemiyeceğini bildirdi

İsrail saldırılarını Hamas’ı ortaya koyarak başlattı. Filistinlilerden Hamas’a olan siyasi ve duygusal desteği çekmesini istedi.  Ama bu gerçekleşmedi, birliktelik hala korunuyor. Buna da yalan değil cehaletten doğan yanlış diyelim. Hamas’ın İrandan aldığı maddi yardım ve İhvan yönetiminde bir Mısırdan aldığı destek yok olunca bu terrorist grubun maddi olarak hayatta kalabilmesi için Fİlistin Yönetimiyle birleşmesi elzemdi. Fakat birleşmenin ertesi günü sorunlar başladı ve bu birleşme hayata geçirilmedi. İnanmayanlar Mahmud Abbas’ın son demeçlerine bakabilirler. )arada, duygusal destek "din kardeşi" kadar manasız bir laf. Mahmut Abbasın elinden gelse Hamas'a Kanuninin şehzadelerine  gösterdiği duygusallığı göserir!Çünkü artık Batı Şeria’da insanlar da bu dramdan etkilendi. Batı Şeria ve Hamas Gazze’deki bir takım problemler nedeniyle birlikte hareket edemiyorlardı. İlerde bir Filistin devleti olacaksa bunu ne Hamas ne de El Fetih tek başına temsil edebilir. Taraflar bunu gördüler ve mutabakat sağladılar. Bu da İsrail’i korkuttu. Burada doğruluk payı var. İleride olacak bir Fİlistin devleti halkın çoğunluğunu temsil etmelidir. Filistin devleti ancak İsrail ile yapılacak bir barış sonucu kurulacaktır. Filistin halkının büyük bir kısmı İsrail ile barış yapmak istemiyorsa bu, çatışmanın daha çok uzun seneler süreceğini gören bir İsrailli olarak beni üzer.

DOĞU AKDENİZ DOĞALGAZINDA FİLİSTİNLİLERİN HAKKI VAR

İsrail’in saldırılarının üçüncü sebebi de Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynakları oldu. Temelsiz kuyruklu yalan! İsrail bitmez tükenmez roket saldırılarından vatandaşlarını korumak için saldırdı. Normal şatlarda bir devlet olsa, buradaki doğal gazı kullanma hakkı Filistinlilerin olacak. Yalan. Her ülkenin “Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB), denizden olan komşularıyla karşılıklı anlaşmalar dahilinde belirlenir. İsrailin gaz rezervleri Gazzenin (MEB) inin dışında, İsrail bölgesinde. İleride kurulacak Fİlistin’in bu bölgelerde hiçbir talebi yok ve olamaz.  Ama şuan bu mümkün değil. İsrail karşısında paramparça olmuş, birleşememiş bir Filistin istiyor. Bu İsrailin isteği değil, son 65 senede Arapların bitmez tükenmez saldırıları ve yenilmeleri sonucu oluşan gerçek. İsrail güvenlik meselesini bahane ederek kolonileşmeye devam ediyor. İşgal ettiği topraklara Yahudileri yerleştiriyor. Hadi bunu da cehalete bağlayalım. Bu topraklarda Osmanlıdan sonra hiçbir devlet egemen olmadığından, işgal sözü yanlıştır. Fİlistinlilerin özel mülklerine ise el konulmaz. Bu yerleştirme uluslar arası hukuka uygun değil YANLIŞ. Biraz önceki anlattığımız nedenden uluslararası hukuk bu konuya karışamaz. ama İsrail 1948’den bu yana bu politikayı devam ettiriyor. Yerleştirme politikası gerçekleştikten sonra yapacak pek bir şey kalmıyor çünkü orası İsrail toprağı oluyor. Doğru. Araplar 1948 den beri İsraile dört büyük ve şimdiki Gazze çatışması gibi birkaç “yerel” savaş açtılar. Açtıkları her savaşta toprak kaybettiler. İsrail de savaşta “fethettiği” bu topraklarda yerleşimler kuruyor. Şİmdi savaşta alınan yerleri neden geri vermedi diye sorarsanız, bu savaşları Arapların kazanması durumunda ne olacağını bir dakika düşünmenizi isterim.
Bu politikanın doğru olup olmadığı tartışılabilir. Fakat uluslararası hukuğa göre, Kıbrıs’tan günümüzde KKTC olarak anılan bölge işgal edişmiştir, Batı Şeriada işgal durumu yoktur.

ABD, AB ve BM İSRAİL’İN ŞİDDETİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR

B.S.B: Filistin’de işgal dışında pek çok sorun var. Filistinler kendi topraklarında özgürce yaşayamıyor. 50 yaş altındakiler Mescidi Aksa’ya gidip ibadet yapamıyor. Soru Sorarken Yarım Yalan: İsrail, güvenlik durumlarının hassas, etrafın karışmasına bir kıvılcımın yettiği zamanlarda olası bir çatışmayı önlemek için gençlerin Mescidi Aksaya gelmelerini önlüyor. diğer zamanlarda 50 yaşının altı Müslümanlar iremez diye bir kural yok. Aynı Gezi parkının bazı durumlarda kapatıldığı gibi.                                Bunu sorun olarak görenler, 1967 öncesi Ürdün Yahudilerin ağlama duvarını ziyaret izinlerine bir göz atsınlar. Veya Ürdünün Yahudilerin kusal yerlerini nasıl talan ettiğine. Filistinliler kendi topraklarındaki haklarını nasıl geri alabilecekler? Bu soru mu cevap mı?

T.K: Bu çok kolay bir şey değil. Çünkü Filistin sorununu STK’lar, entelektüeller ve aydınlar dile getiriyor. Ama kamuoyu devletlerin politikasını etkileyemiyor. Bu sorunun cevabı, İsrail ile barış görüşmelerinin tek çözüm olduğunu anlayıp bu yolda devam etmektir. Dünyanın mesuliyet sahibi devletleri bunu destekliyorlar. Bunu anlamayan entellektüel ve aydınlar, veya İsrailin yokolmasını isteyenler değişik yollar arayışı içinde olabilirler.

Diğer bir sorun da Batı, işin ucunda İsrail olunca korumacı bir politika izliyor. YALAN .Birleşmiş Milletlerin İsraili koruduğunu söylemek hakikatleri görmemek demektir.. Bu saldırıları İsrail değil de başka bir ülke yapmış olsaydı uluslar arası STK’lar devreye girmiş olurdu, BM Güvenlik Konseyi’nden kararlar çıkmış olurdu hatta BM Barış Gücü oraya müdahale ederdi. Bir ihtimal “batı” bu saldırıları İsrailin değil (son senelerde) Hamas veya Hizbullah’ın başlattığını görüyor ve bu nedenle “İsrailin kendisini korumaya hakkı vardır” diyorlar? Yanılıyor olabilir misiniz acaba? Ekonomik yaptırımlar uygulanırdı. Ama konu İsrail olunca bunların hiçbiri yapılmıyor çünkü İsrail’i kurduran Batılılar ve devam etmesi konusunda da ısrarlılar. Düzeltelim: İsraili kurduran değil,İsraili kuran Yahudilerdir. 26 Kasım 1947 de de Birleşmiş Milletlerde yapılan bir oylamada dünya milletleri İsraili kabul etmişlerdir. Batı Yahudileri özümseyemediği, içselleştiremediği için önce onlara soykırım uyguladı sonra da bu topraklar zaten size vaat etmişti deyip barınmaları için İsraillileri yerleştirdi. İsrailliler topraklarını Tanrı’nın kendilerine verdiğine inanıyor bu yüzden de korumak için her şeyi yapıyorlar. Nihayet bir doğru bulundu. Binlerce sene "seni unutursam ey Yeruşalayim, sağ elim tutmaz olsun... dilim damağıma yapışsın...."  ilahisini söyleyen  Yahudi halkı ülkelerini korumak için her yeyi yaparlar.

Uluslar arası arenaya baktığımızda Filistinlilerin yanında olan ülkeler İsrail’in yanında olan ülkelere göre daha güçsüz. BM, ABD, AB “İsrail savunma hakkını kullanıyor” dediklerinde şiddeti meşrulaştırmış oluyorlar. BM, ABD, AB bu konuda haklı. Hiçbir ülke bir ayda 3,000 tane roket saldırısı altında olmayı kabul edemez. Devletlerin vatandaşlarını korumaları bir hak değil görevdir. Reyhanlıya iki top mermisi düşmüştü. Bir hatırlayın iki top mermisinin ufak bir kasabaya etkisi ne olmuştu! Buradaki gibi Haması meşru görmek şiddeti meşru görmektir.

İHVAN OLSAYDI İSRAİL BU KADAR CESUR OLAMAZDI

İslam dünyasının Filistinlilerin yanında olması gerekiyor ama Filistin konusunda Müslüman ülkelerin birleşmiş bir konsensüsü yok. Çünkü İslam dünyası parçalanmış vaziyete.Mısır’a baktığımızda İhvan’ın düşürülmesiyle bazı şeyler değişti. Bugün ihvan olsaydı İsrail bu kadar rahat hareket edemezdi. Ya da saldırmadan önce iki kez düşünürdü. Yanlış: (1) Artık tekrar etmekten yorulduk. İSRAİL SALDIRMADI. (2)İhvan veya İŞİD, Entebbe veya Gazze, İsrail vatandaşlarını her durumda korur. İsrail’in katliamına seyirci kalan ülkeler en az İsrail kadar suçlu. Filistin Yönetimi BM temsilcisinin bile Hamas'ın insani suçlar işlediğini söylediği bir ortamda bunu ancak Türk basını bukadar tek taraflı verir. Türkiye hem insani yardım konusunda hem de Filistin’in uluslar arası gündemde tutulması konusunda çabalıyor. YALAN Mahmut Abbas ve Mısır, 10 gün önce bir ateşkesin sağlandığını, fakat Türkiye ve Katarın Hamasın bundan caydırdığını söylüyorlar. Eğer bu doğruysa, suç hangi ülkelerde?

B.S.B: İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu’nun resmi sitesinde yayınlanan yazıda Türkiye’de antisemitizmin yükselişte olduğu iddia edildi. Türkiye’nin saldırılara tepkisi ve İsrail’i eleştirmesi antisemitizm olarak yorumlanıyor. Nasıl değerlendirirsiniz?

T.K: Antisemitizmin, Yahudi karşıtlığının ana vatanı Türkiye ya da İslam dünyası değil. Yahudi karşıtlığı Avrupa’da ortaya çıkmış, Batı dünyasının bir eseri. İslam dünyasının Yahudilerle ilişkilerine bakıldığında iyi ilişkiler söz konusuidi. Çok eskilerden. Antisemitizm 19. yüzyılın sonlarından itibaren Türkiyeye girdi. 1950 lerden beri islam dünyasından 700,000 Yahudi kovuldu. Bunlar kendilerinden bahsedilmeyen Ortadoğunun diğer mültecileri oldular. Özelikle Türkiye dünya savaşında Yahudilere kucak açmış bir ülke. YALAN Türkiye Dünya savaşında kendine uygununu yaptı. Bazı diplomatların şahsi gayretleri dışında devlet bir “kucak açma politikası” yürütmedi. Ama şunu görmek lazım İsrail’in politikaları ne zaman eleştirilse Yahudi kuruluşları antisemitizm yükseliyor yaygarasını koparıyorlar. YALAN Ortaköy sinagogunun önünde gösteri yapmaki sinagoga yumurta atmak, Yahudileri hedef göstermek, tehdid etmek, ikide bir Hitler hayranlığını dile getirmek ANTİSEMİTİZMDİR VE İSRAİLLE YAKINDAN UZAKTAN ALAKASI YOKTUR. Hâlbuki burada çok açık bir ayrım var. İsrail’in şiddet politikasını sadece Müslümanlar eleştirmiyor. Londra, New York sokaklarında da eleştiriliyor. Hatta İsrail’in politikalarını eleştiren Yahudiler de var. Bunlar antisemitist mi değil. NEREDE OLURSA OLSUN HİTLER HAKLIYDI DEMEK, YAHUDİLERE ÖLÜM DEMEK ANTİSEMİTİZMDİR. Diğer yandan da İsrail’i eleştirirsem bana antisemitist derer korkusu da ortadan kalkmaya başladı. İsrail politikalarını eleştirenleri antisemitist olarak nitelendirmek modası geçmiş bir yaklaşımdır. İsrail eleştirilebilir. Şeytanlaştırılmadan, çifte standart uygulamadan ve ayrım yapmadan. Fakat kasitli olarak yanlış bilgi veren bir basından bunları beklemek tabiki zor. Bu kriterlere göre bu röportajda hangisini yaptığınıza siz karar verin. İsrail eleştirisi mi antisemitizm mi.

 

 

Please enter the text shown in this picture:

Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin
ersin altuğ
19/04/15 04:51
evet hitler haklıydı gerçekten bütün yahudilerin kökü kazınmalıydı masum çocuk bebek demeden katleden ve biz ülkemizi koruyoruz diyen bir siyonist rejimin karşılaştırırsak hitler gerçekten haklıydı. kimse kusura bakmasın
Funda
08/08/14 04:41
Isak cok dogru
fahribaba
06/08/14 20:18
Isak Sıvı ya kısmen katılıyorum. Evet Beyinleri yıkanmış kimselere tartışmak boşuna zaman kaybetmektir ancak beyinsizlerle tartışmakta akıntıya karşı kürek çekmektir. Değilmi isakçığım...
Yehuda Beit - Halachmi
06/08/14 15:34
Isak beyin dedigi gibi beyni yikanmislarla tartismak hakikatten zaman kaybetmektir .Genede yazi hakikatleri tum ciplakligiyla ortaya cikariyor,belki turkiyede hala beyinleri yikanmamis olanlar icin yararli olabilir.
Isak sıvı
05/08/14 00:13
Beyinleri yıkanmış kimselere tartışmak boşuna zaman kaybetmektir..

Haber Merkezi